Altında iki seçenek belirdi. Ama uygulama gibi değil… sanki ekran onun zihninden bir şeyleri okuyor gibiydi.
Hatırlamaya devam et
Uyan ve unut
Freddy bir an elini ekranın üzerine götürdü ama parmakları terden kaydı. İçinde bir ses bağırıyordu: “Sakın dokunma!”
O sırada, bir çocuk kahkahası duydu. Arkasını döndüğünde, birkaç metre ötede bir kız çocuğu denizin kenarında oturmuş, kumla oynuyordu. Elinde Freddy’nin çocukluğuna ait gibi görünen eski bir oyuncak vardı. Freddy onu görünce gözleri büyüdü.
Mavi elbiseli tek kulağı kesik küçük ayıcığıydı.
Aynı oyuncağı yıllardır görmemişti.
Kız başını kaldırıp Freddy’e baktı. Yüzü buğulu gibiydi. Tanıyamıyordu. Ama gözleri… o gözlerde bir tanıdıklık vardı.
Kız, sessizce konuştu:
“Unutursan, bir daha asla geri dönemezsin.”
O anda Freddy’nin zihninde bir şeyler koptu. Ani bir baş ağrısı, bir görüntü patlaması gibi zihnini sardı.
• Bir hastane odası…
• Irina’nın umursamaz hali…
• Bir kaza…
• Ve Freddy, bir sedyede…
Sonra her şey tekrar karardı.
Freddy dizlerinin üzerine çöktü. Gözlerinden yaşlar geldiğini fark etmedi bile. Kız gitmişti. Oyuncak da yoktu. Kumda sadece küçük bir iz kalmıştı.
Telefonu bir kez daha titredi.
Ekranda tek bir kelime belirdi:
“Zaman doluyor.”
Freddy ağzından şu cümle döküldü:
“Eğer bu bir rüyaysa… neden hâlâ acıyor?”
Ve o an, denizin içinden biri çıkıyormuş gibi bir silüet belirdi. Yavaş adımlarla sahile yaklaşıyordu. Gözlerinde parlak bir ışıltı vardı. Freddy geri geri yürümeye başladı. Kalbi yerinden fırlayacak gibiydi.
Ses, önce rüzgârla geldi:
“Gerçek… senin sandığın gibi bir şey değil.”
Freddy, zihninde bir çığlık atar gibi bağırdı:
“Ben kimim!?”
Ve karanlık çöktü.
Gerçeklik yer değiştirdi.
Gözlerini açtığında ilk fark ettiği şey tavandı.
Düz, beyaz, hareketsiz bir tavan.
Arkasından, hafif bir bip sesi geldi. Nabzını takip eden monitörlerden biri…
Sonra burnuna steril alkol kokusu çarptı. Soluk, ağır ve gerçek.
Boğazında bir kuruluk vardı. Konuşmayı denedi ama sesi çıkmadı.
Etrafa bakmak için başını oynattı ama kasları zayıflamıştı.
Gözleriyle etrafı taradı: Sol tarafında serum askısı, sağda bir monitör.
Bir pencere vardı ama perde kapalıydı. Gün mü gece mi, bilmiyordu.
Hiç kimse yoktu.