Gönderen: Tanımsız numara
Freddy, titreyen parmaklarıyla telefonunun ekranına bakarken zihninin içinde bir görüntü belirdi. Hayır, tartışmalar değil… Bu sefer başka bir anı. Daha yumuşak, daha gerçekti. O gece, yağmurdan hemen sonra, birlikte taksi bekledikleri an.
Irina’nın ince montunun üzerine düşen küçük damlalar hâlâ netti zihninde. İkisi de konuşmadan, sadece yan yana durmuş, arada göz göze gelip gülümsemişlerdi. O gün o kadar çok şey konuşmuşlardı ki ama o bir saatlik bekleyiş… bir dakika gibi geçmişti. Freddy, “Taksi hâlâ gelmedi mi?” bile dememişti. Çünkü gitmek istememişti.
O an göz kapakları yavaşça ağırlaştı.
Zihninde Irina’nın yüzü silikleşti. Gülümsediği o ifade… şimdi bulanıktı. Arka planda ise bir fısıltı beliriyordu. Bu kez daha netti:
Freddy’nin gözleri büyüdü. Bu bir şaka mıydı? Kimdi bu? Irina mı? Ama o değildi. Kalbi hızlı atmaya başladı. Mesajı tekrar okudu. Yanıt vermedi. Telefonun sinyal çubuğu bir anlık kayboldu, ekran kararır gibi oldu. Şarjı %40’tı, ama telefon bir anda kapanıp yeniden açıldı. Logo geldi, ama bu sefer garip bir şekilde parladı ve sonra düz siyah ekranda bir yazı belirdi:
“Hatırladığın şey, gerçek değil.”
Freddy ayağa kalktı. Nefesi daralmıştı. Kalbi göğsünü zorluyordu. Denize bir daha baktı. Yaşlı adam gitmişti. Sanki orada hiç olmamış gibiydi. Arkasına döndü, yürümeye başladı. Sahil yolu bomboştu.
O sırada, telefon bir kez daha titredi. Bu sefer bir sesli mesaj gelmişti.
Gönderen: Baykuş
Ama o bir şey söylememişti… sadece rüzgar sesi ve… uzaklardan gelen boğuk bir fısıltı:
“Freddy, uyan artık…”
Freddy olduğu yerde durdu. Elindeki telefonun ekranı buğulanmış gibiydi. Elleri terlemişti. Gözlerini kapadı, derin bir nefes aldı. Sonra kendine fısıldadı:
“Ben neyin içindeyim?”
Freddy, dizlerinin titrediğini fark etti. Nefesi düzensizdi. Kalp atışları kulaklarında yankılanıyor gibiydi. Etrafındaki dünya bir anlığına bulanıklaştı. Sanki her şeyin renkleri solmuştu.
Yavaşça ilerlemeye devam etti, ama ayak sesleri kendisine ait değilmiş gibi geliyordu. Sanki başka bir bedenin içindeydi. Adımlarını duyuyor ama hissetmiyordu. Her şey gittikçe daha sessizleşti. Sahilin sesi, denizin sesi, hatta rüzgâr bile kesilmişti.
Telefonun ekranı tekrar yandı.
Bu kez yazı daha netti:
“Bir karar vermelisin.”