Tabii Freddy ona o şekilde hitap ediyordu. Gerçek ismi Irina’ydı. Mesajda sadece üç kelime yazıyordu:
“Beni aramışsın Freddy.”
O an Freddy’nin içinden geçenleri anlatmak kolay değil. Kesilmiş, donuk bir tavuğa dönmüştü adeta. “Onu mu aramıştım dün gece?” diye geçirdi içinden. Kafası o kadar güzeldi ki, hatırlamıyordu bile. Ne yazacağını bilemedi. Kendi kendine kızdı. “Aptal mısın Freddy? Neden yaptın ki bunu?” diye homurdandı. Bir yandan utanmış, diğer yandan hayal kırıklığına uğramıştı. “Lanet olsun Freddy,” dedi aynaya bakarken, “aklından ne geçiyordu ha?”
Mesaja o gün cevap vermedi.
Telefonu yatağın kenarına bırakıp kalktı, duş aldı, aynaya baktı ama kendini tanıyamıyordu. Aynadaki adam bitik, pişman ve kafası karışmış biriydi. Kahvaltı etmek yerine dışarı çıktı, sahile indi, ayakkabılarını çıkarıp kuma bastı. Deniz uzaktan masum görünüyordu ama Freddy’nin içindeki fırtınaya benzeyen hiçbir şey yoktu o manzarada.
Bir sigara yaktı. O an içinden bir ses “Yaz” dedi. Ama ne? “Nasılsın?” mı? Çok sıradan. “Dün seni neden aradım bilmiyorum” mu? Fazla açık. Sessizce telefonunu cebinden çıkardı, ekranı açtı, Irina’nın mesajı hâlâ oradaydı. Düşündü. “Bir şansın daha olsa, aynı hatayı yapar mıydın Freddy?” diye geçirdi içinden.
O an yazdı, ama göndermedi. Şöyleydi mesaj:
“İtiraf edeyim… Seni hâlâ unutamadım. Belki de sadece sesini duymak istedim. Ama bunu yapış şeklim yanlıştı. Özür dilerim.”
Gönder butonuna parmağını götürdü. Bekledi. Nefesini tuttu. Göndermedi.
Telefonu tekrar cebine koydu ve güneşin kumlara vurduğu o anı izlemeye devam etti. Freddy için bazen hiçbir şey yapmak, bir şey yapmaktan daha doğru geliyordu.
Ama içindeki savaş daha yeni başlıyordu.
Freddy, güneşin yavaşça yükseldiği sahilde, kumlara oturmuş öylece dalıp gitmişti. Gönderilmeyen mesaj hâlâ telefonunun taslaklarında duruyordu. Kararsızlık, pişmanlık ve sessizlik… Hepsi birbirine karışmıştı. Birkaç adım ötede, yaşlı bir adam elinde eski bir dürbünle denize bakıyordu. Freddy’nin dikkatini o çekti. Adamın hareketleri tuhaftı. Sanki bir şey izliyordu, ama denizde hiçbir şey yoktu.
Freddy bir süre daha bakakaldı, sonra başını çevirdi. Gökyüzü bir anda kararır gibi oldu; oysa yağmur yoktu. Hava durgundu. Bir uğultu duymaya başladı. Dışarıdan mı geliyordu, kafasının içinden mi bilmiyordu. Gözlerini kapattı, bir şeyler hatırlamaya çalıştı.
O an telefon titredi.
Freddy hızla cebinden çıkardı.
Yeni bir mesaj vardı.
“Freddy, seni hâlâ izliyorlar. Onlara sakın güvenme.”
Gönderen: Tanımsız numara