9. Bölüm: İlk Çarpıntı
"Söyle o kalbine, böyle gümlemeye devam ederse her an kaburganı kırıp çıkabilir Yurim."
~~~
Okuldan sonra üstümdeki yorgunluktan kurtulmaya çalışarak Seungmin'in evine gittim. Kapıyı çalacaktım fakat odasındaki şarkı seslerinin oluşturduğu gürültüden duyacağını sanmıyordum.
Şansımı deneyerek kapıyı çaldım. Kapı açılınca Kim Soorin teyzeyi görmem ile kaşlarım çatılmış sonrasın da sevinerek sarılmıştım.
"Tontonum?!"
“Tontonum” Kelimesi benim favorimdi. Kim Soorin teyze zayıf ve güzel bir vücuda sahipti. Kendine özenmeyi çok severdi. Fakat yanaklarındaki tombul kısımlar çok hoşuma giderdi.
Kim Soorin teyze ne kadar ona tontonum dememden hoşlanmasa da, ben çok seviyordum. Yanaklarıma öpücük bıraktı. "Sen bana “tonton” dedikçe üzülüyorum ama," dedi abartarak.
Kahkaha attım ve ben de onun tombul yanaklarına öpücük bıraktım. Özlemiştim tontonumu. Neredeyse dokuz ay olmuştu. Gülümsedi ve saçlarımı karıştırdı.
"Seungmin oda da. Git yanına istersen."
Hızla tontonumu onaylayıp, yanından ayrıldım ve hızla merdivenlerden çıkıp Seungmin'in odasına girdim. Seungmin şarkıya eşlik ederken beni gördü an da kaşları havaya kalktı.
Bozuntuya vermeyerek şarkıya eşlik ede ede yanıma geldi ve elimden tutup kendi etrafımda döndürdü. Gülümsedim ve onu kırmamak için eşlik ettim.
Yavaşça Seungmin'in bedeninden ayrılıp bilgisayarın yanına gittim. Hem mimar, hem de şarkıcı olan bir arkadaş(!) Gülümsemem solmamışken Seungmin'e döndüm. "Şarkını tamamlamışsın?!"
Gülümsedi. "Eh işte. Şarkıcı olmak istemesem bile uyduruyorum bir şeyler." Gözlerimi devirdim. Bu uydurmuş haliyse....
Seungmin'in kendine olmayan güvenine çok kızıyordum. Ayağımda ki terliği çıkarıp Seungmin'in kafasına fırlattım. Seungmin hızla yerde duran terliği alıp yanıma geldi ve ayağıma terliği tekrar giydirdi.
"Yastık bitti, terlik başladı. Terlik giyinmen için var. Silahın olarak kullanıp her seferinde kafama atman için değil," dedi.
。・:*:・゚★,。・:*:・゚☆
Gururla çizdiğim resime bakıp içten içe kendimi övdüm. Cidden ressam olmak için doğmuşum. Enerjimi ikiye katlamak adına bu gün Seungmin ile birlikte söylediğimiz şarkıyı açtım.
İlk defa dinlememe ve daha adını bile bilmeme rağmen aşırı sevmiştim. Bu kadar popüler bir şarkıyı benim gibi bir instagram kullanıcısının bilmemesi şaşırtıcı aslında.
Tuvalimi kuruması için pencerinin yanına koyup çalan telefonumu açtım. Kim olduğunu bilmiyordum ayrıca umrumda da değildi. Kulağıma Yeji'nin sesinin dolması ile birlikte ufak(!) çaplı bir şok geçirdim.
"Aloo~"
Derin nefes al, ver... Hadi Yurim! "A..Alo?" Gülümsediğini hissetiğim an ben de gülümsedim. Onun gülümsemesi her şeye değerdi.
"Bize gelebilir misin? Lütfen~ Hem bugün olanlar... Biraz morelim bozuk."
Beni görüyormuş gibi kafa salladım. Gülümsemem biraz daha büyümüştü ama aklıma gelen şey ile gülümsemem solsada Yeji'yi görmek için Bay Hyunjin'in yüzünü görmeye dayanabilirdim..
"Hmm hmm, gelirim."
Sevinç sesi geldikten hemen sonra bir çırpı da bir şeyler anlattı. "Sen eve geç kapıyı sana açarlar. Ben şimdi bizim evdeki yeni gelen çalışanı arar söylerim. Çünkü bir işim var iki dakika içerisin de gelirim."
Bu kadar heyecanlı olmasına şaşırarak kafa salladım. Yurim, mal mısın kızım? Kız seni görmüyor. Kendi kendime gülümseyerek kafamı olumsuz salladım.
"Sorun değil, Yeji.."
。・:*:・゚★,。・:*:・゚☆
Kapıyı çaldığım sıra da sarı saçlı, mavi gözlü, oldukça güzel ve tahminimce yabancı olan kadın kapıyı açmıştı. Gülümseyerek içeri girdim.
Utançtan nereye gideceğimi bilmiyordum. Bu yüzden kadın bir şey demeden gidince kuyruk gibi peşine dolandım. Mutfağa geldiğimiz de bana bir şeyler söylemiş yukarı çıkmıştı.
Tek anlamadığım hangi dili konuşmuştu?
Kendi kendime gülüp su içmek için ayağa kalktım. Kısa boyluluğum sâyesinde tahminimce “bardakların olduğu kısımı” açmak için zıplıyordum.
Sinirle nefes verip durduğum sırada birisinin göğüsü, sırtıma sürtmüştü. Üstümden uzanıp dolabı açtı ve bir bardak çıkarıp tezgaha koydu.
Yeri rahatmış gibi hiç kıpırdamamıştı. Şaşkınlığımı kalp ritimlerim ve irislerim gösterirken hızla arkama döndüm. Yüz yüze gelmiş olmamız beni gererken, kendisi rahat biçimde beni süzdü.
Yutkundum. Resmen nutkum tutulmuştu. Ayrıca bir tek nutkum değil dilimde tutulmuştu. Olduğum yerde sabitlenmiş şaşkınca onu izliyordum.
Alayla gülümsedi ve bu kadar yakın olmamız yetmiyormuş gibi bana biraz daha yaklaştı.
"Söyle o kalbine, böyle gümlemeye devam ederse her an kaburganı kırıp çıkabilir Yurim."
Tatmin olmuş bir şekilde benden uzaklaşıp tezgaha koyduğu bardağı aldı ve sürahiden su doldurdup, kafasına dikti. Ne yaşamıştım ben demin?
"Hırsız felan mısın? Ne işin var evimde? Ayrıca benim haberim felan yok, kim aldı seni içeri?"
Gözlerimi üzerine diktim fakat demin ki olay yüzünden utanarak geri kaçırdım ama ciddiyetimi bozmadım. "Yeji çağırınca kırmak istemedim. Ayrıca hırsız değilim ben! Kapıyı yabancı, sarışın olan kadın açtı.."
İçtiği bardağı tekrar tezgaha koyup, kafasını kaldırarak bana baktı. Kaşları havaya kalkık bir şekilde bana bakmaya devam etti. "Sen hırsız değilsen kim hırsız?"
Şaşkınca kaşlarımı çattım. "Sizi anlamıyorum Bay Hyunjin."
Anlamama göz devirip kalbini gösterdi. Hala anlamamış şekilde kaşlarımı çatılı görünce sabırlı bir nefes verip ayağa kalktı ve yanıma geldi.
"O gün kalbimi çaldığın senin hırsız olduğunun kanıtı bence?"
Bölüm sonu...