İçeriğe geç

Frame | Hwang Hyunjin

Bölüm 8 · 4 dk okuma

Frame | Hwang Hyunjin

Bölüm 8

8. Bölüm: Yaramaz Kalp

8. Bölüm: Yaramaz Kalp

"Sen benden saklanıyor muydun yoksa bana mı öyle geldi, Yurim-shi?"

~~~

"Bilmiyorum Seung!"

İki gün geçse bile içim içimi yiyor mesaja nasıl cevap vereceğimi düşünüyordum. Normal de atar geçerdim ama bu sefer doğruları söylemek ve bu zorlu süreçten bir an önce kurtulmak istiyordum.

"Neden bana sormak yerine mantığını kullanmıyorsun? Küçücük beynin her lafa yetiyor ama bir cevaba yetmiyor(!)"

Keskin bakışlarımı Seungmin'e gönderip derin bir nefes aldım. Telefon elimde iki saattir ne yazabilirim diye düşünüyordum. Derin bir nefes alıp telefonu kapattım.

Neden bu kadar strese gireyim ki?

Seungmin telefonu elimden aldı. Ne yaptığını göremesem bile bir şey ile uğraşıyor, kontrol ediyordu. Her ne gördüyse gözleri açıldı ve alayla güldü.

"Kızım, sen mal mısın? Çevrim içi olduğun ayrıca sohbette çevrim içi olduğun gözüküyor!"

Tamamen boku yedim işte... Ağlamaklı ifademi silip, ciddiyetimi takındım. Hızla Seungmin'in elinde ki telefonumu alıp cebime koydum. Seungmin bana anlam veremeyen bakışlarını atarken ayağa kalktım.

"Sanane! Gidiyorum ben," diyerek ayağa kalktım ve hızla evden çıkıp kaldırımda kendimce yürüneye başladım. Eve gidip duş almak daha sonra gidip boya ve tuval almak istiyordum.

Tuval ve boya fiyatları artık ağır bir şekil de pahalanmıştı. Bu yüzden bazen boya bazen tuval alıyordum. Ama bugün annem karta para atmıştı. E tabi bende "hayır" demedim.

Sokağı döndükten sonra görüş açıma kendi evim ve... Hwang Hyunjin girmişti. Şaşkınca etrafıma bakındım. Annem evde olmadığı için şaslı hissediyordum. Hemen yüzümü sakladım.

Beni görürse neler olacağını tahmin etmek istemiyordum. Beni sorguya çeker miydi? Yada darlar mıydı? Hiç gelemezdim hem sorguya çekilmeye hemde darlanmaya..

Eliyle yüzünü kavrayıp arabaya binecekti ki- Ben bakış açısına girdim. Beni gördüğü an ağzımdan küfür savurup gülümseye çalıştım. Tatlı tatlı el sallayarak yanına gittim.

Alayla güldü. Bu adam yirmi üç yaşında! Bu karizma ona fazla!

"Sen benden saklanıyor muydun yoksa bana mı öyle geldi, Yurim-shi?"

Yutkunarak bakışlarımı kaçırdım. Cidden sinir edici huyları vardı -Gine de çekiciliğini kaybetmiyordu- Mahçup şekil de Hyunjin'e baktım. Anlatacak mıydım?

Bana göz devirerek, bir adım attı. Eğilerek yüzünü benimle hizzaya getirdi. Ama aramızda mesafe vardı. Kalbimin ritmi her saniye için de ritimden ritime girerken yutkundum.

"Tekrar soruyorum. Yeji ile aranız da ne var... Dı?"

Hiç haraket etmeden onu izledim. Her kusursuzluğunu inceledim. Dolan gözlerimi görmemesi için bakışlarımı başka tarafa çevirdim.

Derin bir iç çekti ve, "Bu sefer görüldü atamazsın veya iki gün cevap vermemezlik yapamazsın, Yurim," dedi.

。・:*:・゚★,。・:*:・゚☆

Ciddi ciddi hiç bir detayı atlamadan Hyunjin'e, Yeji ile benim aramda olanları anlattım. Tabi gözlerim tamamen dolmuş artık ağlayacak kıvama gelmiştim.

Hyunjin ise dikkatla beni dinlemiş daha sonra üzüntü için de bir süre sessiz kalmıştı. Bana acınmasını sevmezdim. Kısacası bana acımasını istemiyordum.

Eğdiğim kafamı sonuna kadar kaldırıp göz yaşlarımı dindirdim. İnce ve temiz ellerimi gözlerimin altına götürüp göz yaşlarımı sildim. "Bana acımayın Bay Hyunjin," diyerek ayağa kalktım.

Evimin kapısını açıtıktan hemen sonra ona baktım. "İşimiz bitti, her şeyi anlattım siz de dinlediniz. Lütfen şimdi gidin ve benim dinlenmeme izin verin," dedim.

Yalnız kalmak şu an ihtiyacım olan tek şeydi. Zaten hep yalnızdım.. Bu yüzden yalnızlığa alışkındım.

Hyunjin'in kaşları havaya kalktı. Bir süre yüzümü inceledikten sonra yutkundu. Anında bakışlarını başka yere çevirip kafa sallayarak, ayağa kalktı.

Bir şey demeden açtığım kapıdan dışarı çıktı.

。・:*:・゚★,。・:*:・゚☆

Mutsuz bir şekilde, aldığım boyaları ve tuvalimi koltuğa koydum. Hızla tuvalı plastik korumasından ayırıp halıya koydum. Buruk bir gülümsemeyle boyalara bakıp gülümsedim.

Onlar Seungmin'den sonra yanımda olan tek arkadaşımdı. Boya, tuval, hayal, duygu.. Her gün, her an, her zaman yanımda olan şeylerdi.

Resim yapmaktan bıksam bile benim hayatım resimden ibaretti. Yada ben öyle sanıyordum.

Kapı çalınca söylene söylene kapıya gittim. Annem neden hiç bir zaman anahtar taşımıyordu? Ah... Doğru eve doğru düzgün bile geldiği yoktu (!)

Hızla kapıyı açtığımda, sarhoş olan annemi gördüm. Sinirli bir şekilde kendisine baktım. Kızmıştım. Kızı ona sinirliyken bir de içip gelmişti eve.

Dışarıda ne haltlar yiyordu annem? Omuzundan tutarak onunla içeri kadar eşlik ettim. Koltuğa oturduğunda, ben de yanına oturdum.

Şarkı mırıldanıyor, değişik değişik hareketler yapıyor, gözünü hiç açmıyordu. Yüzümü buruşturarak anneme baktım. Ne hallerde olduğunu biliyor muydu acaba? Ya da fakın da mıydı?

Tuval ve boyaları odamdaki, sanat alanı olarak ayırdığım bölüme koyduktan sonra mutfağa gidip annem için kahve yaptım. Kahvenin kokusu bile ayıltırdı onu.

Kahveyi annemim kupasına boşaltıp annemin yanına gittim ve yavaşça ona verdim. Ânında alıp yavaş yavaş içmeye başlamıştı. Kaç senedir böyle olmayan annemin bu şekil de olması beni hem üzüyor hem de sinir ediyordu.

Ve benim içim de bilinmeyen bir rahatlık vardı. Acaba Hyunjin'e söylemekte iyi mi yapmıştım? Seungmin buna ne tepki verecekti? Ya da Hyunjin, Yeji'ye söyleyecek miydi? Belki de söylemişti..

Hyunjin'i gördüğüm zaman, bana uzaktan baksa bile hızlı atan kalp atışlarımın ve heyecanımın nedeni var mıydı?

Bölüm sonu...

Bölüm sonu

0 yorum

Bu bölüme henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz.