"Bayan Yurim, bu gün birilerini süzmekte baya iyi(!)"
~~~
Kafe'nin içine girip gözlerimizi Yeji ve Bay Hyunjin'i aramaya yönlendirmiştik. İkisini gördüğümüz de gülümseyerek yanlarına gittik ve Seungmin ile yan yana oturduk.
İlk belli ettirmeden Seungmin'in tepkisine bakmıştım. İster istemez buz kesmişti... Sanırım beş yıl sonra sevdiği kızı görmek ağır gelmişti. Umarım eve gidince ilaçları ona etki yaratabilir.
Yeji'yi belli ettirmeden süzdüm. Kırmızı bir crop altına ise siyah bir kot şort giyinmişti. Kızıl saçları ve makyajı tamamen kombinine uyuyordu.
Sonra Bay Hyunjin'e döndüm. Üstüne gri bir t-shirt giyinmiş altına ise y2k tarzı siyah-gri tonlarında bol bir pantolon.
Tarzı bir şirket sahibine göre çok değişikti. Normal de şirket sahipleri her dakika sıkıcı takımlar giyinirken Bay Hyunjin öyle değildi. Tam bir pinterest erkeği gibiydi.
Zaten yaşı bile şaşırtıcıydı. Evet, Hyunjin yirmi üç yaşındaydı. Yeji ise hatırlamıyorum. Fakat beş yıl önce benimle aynı yaştaydı yani yirmi yaşında.
Bay Hyunjin kendisini süzdüğümü görünce hemen gözlerimi başka yere çevirdim. Kahretsin, yanlış anlayacak!
"Bayan Yurim, bu gün birilerini süzmekte baya iyi(!)"
Gözlerim irice açıldı. Anında ona döndüğümde omuz silkti ve dudağını araladığında onun konuşmasına izin vermeyerek ben konuştum.
"Bay Hyunjin, bu gün birilerini yanlış anlamakta baya iyi(!)"
Tıslama sesi çıkararak güldü. Sinir bozucu görüntüsü beni deli ederken Yeji araya girdi. "Hey! Kavga edin diye buluşmadık, sadece tanışın ve kaynaşın."
Biz ve tanışmak, kaynaşmak? Hadi canım. Haftalardır her gün restoranta gelmesi zaten ayrı bir dert. Ben annemi bile bu kadar göremiyorum.
Seungmin, kolumu sert bir şekilde cimciklediğinde istem dışı inleme çıkardım. Yeji ve Bay Hyunjin anlam veremez bakışlar atarken kızaran yanaklarımı hiçe sayıp Seungmin'in eline sert bir tokat attım.
Beni her yerde rezil ediyordu o eli....
Yeji kıkırdayınca aklıma beş sene öncesi geldi. Gülüşleri teker teker beynimde yankılanıyordu. Âdeta bir melek gibi görünüyordu gülerken...
。・:*:・゚★,。・:*:・゚☆
|Hwang Hyunjin|
İlk buluşmamız da bir insan bu kadar içer mi? Evet evet içer hem de şu an tam karşımda oturuyordu. Artık kalkmazsak daha fazla içip bayılacaklarını biliyordum. İlk Yeji'ye döndüm sarhoş olmayan ikinci kişi kendisiydi.
Sonra Seungmin'e baktım. Sarhoş olduğu veya olmadığı belli değildi.
Sonra Yurim'e. Sarhoş olduğu bin kilometre öteden anlaşılırdı. Aklımda onu üzen neydi de bu kadar içmişti? Gibisinden sorular yer alıyordu.
Seungmin'in telefonu çalınca kafamı ona çevirdim. Telefonu açıp bir kaç şey konuştuktan sonra telaşla ayağa kalktı.
"Çok özür dilerim ama gitmem lazım. Yurim'i eve bırakın lütfen. Tek başına giderse nerede uyanacağı belli olmayan bir kız. Tekrar özür dilerim."
Biz bir şey demeden koşar adımlarla üç saat önce geldiğimiz mekandan çıkmıştı. Yüzümü buruşturarak Yurim'e döndüm. Tek gözü kapalı şarkı söylüyordu bir yandan ise hâlen içmeye devam ediyordu.
Gözlerimi devirerek, "Yeji, sen git. Ben Yurim'i götürürüm," dedim. Yeji üstelemeyi sevmezdi. Kafasını sallayarak siyah çantasını omuzuna astı.
Zorla yürüyerek mekandan çıktı. Bunlar veda etmek ne demek bilmiyor ki! Bir insan, bay bay ya da görüşürüz der (?)
Ayağa kalkıp ödemeyi yapmaya gittim. Ödeme tamamlandıktan sonra Yurim'in yanına gittim. Yürüyebileceğini sanmıyordum.
Sıkıntılı bir iç verip, yanına biraz daha yanaşıp ellerimi bacaklarına ve beline dolayıp kucağıma aldım. Bir bebek kadar hafifti.
Ellerini boynuma sarmış, gözlerini kapatmıştı. Bu kadar içmesine şaşırmıştım açıkçası. Ben bile bu kadar içseydim şimdiye bayılır giderdim diye düşünüyordum.
İstem dışı buruk bir şekilde gülümsedim. Mekandan çıktığımız an bir iki kız beni fark etmiş olacak ki hemen fısıldaşlamaya başladılar. Neyse ki arabam dibimdeydi. Hızla, Yurim'i ön koltuğa bırakıp şöför koltuğuna geçtim.
"Beş yıl sonra neden kader karşıma çıkardı seni? Siktiğimin kaderi neden unutamadığım seni tekrar önüme çıkardı Yeji...?"
Duyduklarım karşısında şok geçirmiştim. Bir dakika Yeji ve Yurim beş yıl önce lezbiyen miydi yoksa dediklerini tam anlayamamış mıydım? Yok canım, Yeji hayatta lezbiyen olmaz!
"Neden güzel arkadaşlığımızı bir kaza bozdu? Neden bir daha aramadın sormadın Yeji?"
Arkadaşlık derken neden bahsettiğini bir türlü anlayamasamda konuyu sonra konuşmak üzere kapattım. Ve kaza... Beş yıl önceki kazada Yurim de mi vardı?
。・:*:・゚★,。・:*:・゚☆
Yurim'i yavaşça yatağıma bırakıp, derin bir nefes verdim. Uyandığında kesinlikle kıyamet kopacaktı çünkü dört hafta önceki olaydan sonra bana baya bir soğuk davranmıştı.
Belki de kafeye her gitmem de benden daha çok soğuyordu.
Ayakkabısını çıkarıp yatağın kenarına koydum sonra da battaniyeyi iyice üzerine örttüm. Tekrar kendi kendine mırıldanmaya başlamıştı. Gülmemek için yanaklarımı ısırarak dolabıma yöneldim.
Bir eşortman ve bir t-shirt alıp odadan çıktım. Yeji eve gelmemişti. Büyük ihtimalle Ryujin'in yanına gitmişti, diye düşündüm. Misafir odasına gidip üstümü değiştirdim. Misafir odasına hiç girmezdim.
Zaten eve yerleşeli beş ay oluyordu.
Yeji ve ben evde tek başımıza kalıyorduk. Babam vefat ettiği için şirket bana kalmıştı. Annem ise babamın ölümünden üç yıl sonra ikinci eşi ile taylanda yerleşmişti. Fakat her zaman arıyor bizim iyi olduğumuzdan emin oluyordu.
Kız kardeşim Yeji ise beş yıl önce hafızasını kaybetmiş olarak hayatında yeni bir sayfa açmıştı. Ayrıca sağ kulağında tinnitus vardı. Bu nedenle ilaçlar kullanıyor aksatmaması için alarm bile kuruyorduk.
Ben mi? Seoul National University resim ve tasarım bölümden mezun olmuştum, fakat kendi mesleğime değil şirket sahibi olarak yerimi almıştım.
Babam, benim için çok değerliydi. Şirketi bana bırakmasının sebebi vardı elbet. O yüzden kendime babam için şirketi en güzel şekilde yöneticeğime söz vermiştim.