6.Bölüm: Yavaş yavaş farkına varmak.
"Hoş geldin, dede."
~~~~
|Hwang Yeji|
Gözümü zar zor açıp yanımda yatan Ryunjin'e baktım. Dün gece kusarak evine gelmiş üstelik onu rahatsız etmiştim. Alışmış olmalı ki sesini bile çıkarmayarak beni yatırdığını hatırlıyorum.
Beynimin zonklaması resmen yankı yapıyor gibi hissettiriyordu. Dün yürümekten ağrıyan bacaklarımdan destek alarak kalktım ve tuvalete yöneldim.
Derin bir iç çektikten sonra yüzümü yıkadım. Başımı kaldırıp önümde duran aynadan daha kurutulmamış olan yüzümü inceledim...
Kızıl saçlarım dağılmış, göz altım şişmiş, ince dudaklarım şişmişti. Nedenini bilmediğim bir sebepten dolayı, ne zaman aynaya baksam aklıma yeni tanıştığım “Yurim” geliyordu.
Sanki... Sanki Yurim ile önceden bir tanışmışlığımız vardı.
Gözlerimi anlamsızca kısıp başımı salladım. Böyle bir şey olsaydı Yurim söylerdi. Evet söylerdi.
|Choi Yurim|
Bilmediğim yatağın üstün de uzanmış bir şekilde tavanı inceliyordum. Nerede olduğum önemli değildi çünkü yorgundum.
Bir dakika... Yok canım daha neler!
Hemen siyah yataktan kalkıp elimin yardımı ile ağzımı kapattım. Ben Hwang Hyunjin'in evinde değilim öyle değil mi? Hayır tabiî ki adamın işi gücü yok gelip seni evine mi getirecek?
Ağır adımlarımı kapıya yönelttim. Nazikçe kapıyı açıp dışarıya çıktım ve etrafımı kolaçan ettim.
Çok abartılıcak bir ev değildi. Dört, beş kişilik bir villaydı. Fakat buna rağmen kapının orada ki korumaları görebiliyordum. Ne gerek vardı korumaya?
Kendilerini koruyamayacak kadar güçsüzler ve bir tek bu değil paralarını daha fazla göstermek için koruma tutup gösteriş yapmayı ihmal etmeyen zenginlere şaşmamalı...
Birden yanımdaki kapı aniden açılınca irkilerek yerimden zıpladım. Hwang Hyunjin bana şaşkınca bakındı. Tabiî ki beni neden eve bırakmama nedenini soracağım (!)
"Bay Hyunjin, neden beni evime bırakmadığınızı sorabilir miyim?"
"Hayır. Başka soru yoksa ben aşağı iniyorum."
Hayır derken?! Tanrım sen bana sabır ver... Aşağı inmeye başlayınca bir kuyruk gibi peşine takılıp nereye giderse ben de peşinden gittim.
Sonun da mutfağa geldiğimiz de bir sandalye çekti.
Kendi oturacak sanmıştım fakat benim oturmamı işaret edince şaşkınca, itiraz etmeden oturdum. Gülümsemesini gizlemek yerine kıkırdayarak buzdolabını açtı.
Kim bilebilirdi benim Kore'nin en büyük şirketinin sahibinin evine gelip, elinden yemek yiyebileceğimi?
Düşüncelerim yüzünden sessizce bir kıkırdama çıkardım. Hwang Hyunjin bana dönüp anlamaz bakışlar atsa da tebessüm ederek önüne döndü. Tebessüm etmesi çok... Ne diyorum ben?
"Merak ettim hobin var mı?"
Düşünmeme gerek yoktu, ben sadece resim çizmeyi seviyordum. Bu yüzden sanat okumaya ve ressam olma hayallerimin peşinden gitmek istemiştim.
"Evet, resim çizmek.... Yani kısacası sanata bayılıyorum. Peki, sizin hobiniz var mı?"
Tebessümünü büyüterek cevap verdi. "Senle aynı düşünüyorum." Cevabına ben de tebessüm ettim ve onu izlemeye devam ettim. Yemeği kısa sürede yaptıktan sonra tabağı önüme koyup yanıma oturdu.
İlk tabağa bakıp kahkaha attım. Çok tatlı bir kahvaltı tabağı hazırlamıştı. Sonra da dönüp ona baktığımda gözlerimiz çarpıştı. Kapıdan gelen ses ile irkilip yemeğime döndüm.
Hwang Hyunjin ayağa kalkıp kapıya yöneldi. İlk kaşlarını çatıp gelen kişiye baktı. Yaşlı bir adamdı. Siyah bir giyinime sahipti ve zengin olduğu nereden baksan anlaşılıyordu. Hwang Hyunjin gülümseme ile birlikte gelen kişiye sarıldı.
"Hoş geldin, dede."
Dede? Bir dakika yani şimdi, bu adam Yeji ile Hyunjin'in dedesi mi? Şaşkınlıkla sarılan dede ve toruna baktım. Tanrım, ben neden bu olaylara dahil oluyorum?
Bu gün işe bile gitmedim ayrıca patrona haber vermedim. Voleybool desen iki haftadır gitmiyordum ve okul... Annem ile daha konuşmamıştım. Büyük ihtimalle Seungmin'in yanında olduğumu sanıyordu.
Dedesi bana dönünce hemen yerimden kalkıp eğilerek saygı selamı verdim. Adam kulaklarına varan bir gülümseme ile Hwang Hyunjin'e döndü.
Hwang Hyunjin anlamış gibi göz devirdi.
"Hayır, dede aklından bir geçirme. O sadece... Yeji'nin bir arkadaşı ve sanırım sandığımızdan daha uzun süre arkadaşlıkları var."
Yutkundum. Dün gece sarhoşken bir şeyler mi söylemiştim? Yok canım ne söyleyeceği ben?! Ah Yurim ah... Kafayı yiyeceğim. Ve Hwang Hyunjin'in, dedesinin aklından ne geçiyordu?
Dedesi bana doğru yürüdü ve yanıma varınca ellerimi tuttu. "Takma kızım sen bu malı." Son lafına gülmemek için dudaklarımı birbirine bastırdım.
"Ayrıca ne kadar güzelsin.. Tam torunumun tipisin," dediğinde ise bu kesildim.
Ben ve Hwang Hyunjin?
Bu gün kafam da ki sorular beni tamamen yormayı başarmıştı. Tek istediğim gidip uyumaktı. Derin bir nefes alıp samimiliğimi ortaya koyarak Hwang Hyunjin'in dedesine baktım.
"Çok teşekkür ederim efendim. Siz de hem çok tatlı hem de havalısınız... Fakat ben Bay Hwang Hyunjin için yetersiz bir insanım. Ayrıca bizim bir bağımız yok sadece... En yakın arkadaşımın abisi."
"O nasıl söz öyle? Asıl torunum senin için yetersiz."
Hwang Hyunjin'e, “beni kurtar” bakışları attım. Bu halime gülerek arkasını döndü ve iç çekip tekrar bize döndü. "Dede, kızı rahat bırak. Çok hasta bu yüzden, yorgun olmalı."
Hwang Hyunjin'in dedesi bir anda geri çekildi. "Çabuk hastaneye gidelim!" Diye emrettiğinde Hwang Hyunjin yediği boku anlamış gibi bana döndü.
。・:*:・゚★,。・:*:・゚☆
|1 hafta sonra|
Okul alarmı ile birlikte kalkıp keyiflice hazırlanmaya başladım. Annem ile tam 3 gün önce bu konuyu konuşmuş okula tekrar başlamıştım
Ayrıca Yeji ile aynı okulda olduğumu öğrenmem ile daha da sevinmiştim.
Okula kaldığım yerden devam edeceğim için mutluydum. Çünkü sadece üç ay sonra mezun olacaktık. Mesleğimi kazanabilecek ve kendime yeni bir sayfa açacaktım. Restoranda çalışmayı da bırakmıştım.
Yeni bir iş deneyimi istiyordum. Bu yüzden yeni bir iş bulmak için sosyal medyalarda gezinip kontrol ediyordum. Ressam olmak kolaydı. Zor olan şey duyguları öylece bir tuval üzerine geçirmekti.
Aslında her ressam olmak isteyen kişiler duygularını tuvallarına yansıtırken ben sadece Seungmin'e yansıtıyordum. O benim tuvalimdi. Benim için önemli bir kişiydi. O benim tek ve son varlığımdı...
Üniformamı da üstüme giyip her zamanki makyajımı yaptım. Güzel gözükmek kadar güzel bir şey yoktu. Güzel olmak motive eder derlerdi gerçekten de motive ediyordu.
Siyah tek kol çantamı alıp tek koluma taktım. Son kez kendime aynadan bakınıp odamdan çıktım. Annem gine yoktu. Ne zaman olacaktı ki?
Evin anahtarını ayakkabılıktan alıp evden çıktım. Fakat gördüklerim karşısında kendimi sorgulamaya başladım. Sanırım rüya veya hayal içerisinde olmalıydım.
Kim derse desin hiç bir şekilde “Seungmin ve Yeji'nin,” Bizim evin önün de, aynı arabada beni beklediklerine inanmazdım.

Güzel bir bölümdü. Uzatamayacağım için kısa yaptım. Morelim düşük, üniversite sınavına çalışırken fic yazmak zor oluyor. Ama olsun sizin için yazabilirim >
Yeni Not: Selam! Watty okuyucusu olduğunuzu biliyorum. Vpn aslında güvenebileceğimiz bir uygulama değil, ama isterseniz yükleyin. Ben yükledim ve bir haftaya rağmen bir sorun olmadı. Wattpad'te gezmeyi çok özlemişim! ❤️🩹
