İçeriğe geç

Frame | Hwang Hyunjin

Bölüm 4 · 5 dk okuma

Frame | Hwang Hyunjin

Bölüm 4

4. Bölüm: Arkadaş ihtiyacı

"Şarkı söyler misin?"

~~~~

"Seungmin, ne uzattın!"

Seungmin yanındaki yastığı sertçe bana fırlattı. "Sus be! Gerçekten Yeji'ydi gördüğün eminsin, değil mi?" Hiç olmadığım kadar eminim.

Gözlerimi devirdim, "Evet, Seung. Yeji'ydi!" Büyük bir iç çekti. Onu anlayabiliyordum. Sevdiği kızı; haftalarca, aylarca, yıllarca görememişti.

Ayağa kalkıp Seungmin'in yanına gittim. Başımı dizine yasladıktan sonra gözlerimi istem dışı kapattım. "Yeji.. Onu hâlâ seviyorsun değil mi?" İlk cevap vermedi. Çünkü emin değildi.

Seungmin, emin olmadığı zaman kesinlikle cevap vermez, sessizliğe kapanırdı.

"Hayır. Bu aralar hoşuma giden bir kız var sanırım... " Duyduklarım karşısında irileşen gözlerimle anında kafamı kaldırdım. Fakat kafamı kaldırmam ile kafamı çenesine vurmam bir olmuştu.

"Yurim, biraz dikkat etsene ya!"

Seungmin ve üç sene sonra aşık olmak (?)

"Kim bu şanslı kız?" sorduğum soruya karşılık göz devirdi. Neyse ki Bay Hyunjin'den -daha iyi deviriyordu-

"Bizim Üniversite de. Adı Minnie, aşırı tatlı bir kız ve iç ısıtıcı bir yanı var. Beni ne zaman görse gözleri parlıyor. Ve benim ondan bir yanım olduğunu sanmıyorum.

Onun gözleri... Yeji'nin gözlerine çok benziyor. Onun yanındayken kendimi Yeji'nin yanındaymış gibi hissediyorum.. Onun özlemini bir başkasından çıkarmak acı verici Yurim...."

Bizim... Ben okulu donduralı çok olmuştu. Belki 3 belki 4 ay... Seungmin ne kadar ikna etmeye çalışsada, gitmeye niyetim yoktu. Şimdi ise gitmek istiyordum fakat korkuyorum.

İçimde ki yenilgilerin hiç birini kabul etmek istemiyordum. Resim çizmekten bıktım, voleyboola gitmekten bıktım, restoranda insanların arkasını toplamaktan bıktım....

Okul bile beni bu kadar strese ve zora sokmuyordu. Belki de yeniden başlamalıyım. Resim çizmeye devam etmeliydim. Ressam olma hayallerimin peşinden koşmalıydım.

Ama bazen “İmkansınzlık” geliyor aklıma. Onu da aşarım diyorum.. Olmuyor.

Voleyboola annem sayesinde başlamıştım. Kendisi voleyboolcu ayrıca voleybool öğretmeni. Her zaman beni voleyboola teşvik etmişti. Fakat benim voleyboolu sevdiğimi söyleyemem.

Belki de hem voleyboolu bırakabilirdimm hem de restoranda çalışmayı. Okuluma başlar bitiririm zaten son üç ay sonra mezun olucaktık.

Tabi ben okulu dondurmasaydım.

Seungmin ise bizim okulumuzdaki mimarlık bölümündeydi. İç mimar olmayı çok istiyordu. Ayrıca seçtiği mesleği seviyordu.

Ben meslek bile seçemiyorum... Düşüncelerim canımı acıtıyordu. Tekrar başımı Seungmin'in dizine yasladım. İstem dışı gözlerimi kapattım.

"Seung... "

"Söyle, güzelim?"

"Şarkı söyler misin?"

Kıkırdaması kulaklarımı doldurmuştu. Şu an tek ihtiyacım olan şey Seungmin'in sesiydi. Ne zaman kötü hissetsem bana şarkı söylüyor az da olsa morelimi düzeltiyordu.

Onun sesi herkesin sesinden farklıydı. Yeji kaybolduktan sonra beni sakinleştiren sesi olduğu gibi şimdi de sakinleştiriyordu.

Bilincim tamamen kapanmadan önce sessiz ve o pürüssüz sesini duydum...

"... If we could see tomorrow, what are your plans?

No one can live in sorrow, ask all your friends

Times that you took in stride they're back in demand

I was the one who's washing blood off your hands

... Don't you cry tonight

I still love you, baby

Don't you cry tonight

Don't you cry tonight

There's a heaven above you, baby

And don't you cry tonight

... I know the things you wanted, they're not what you have

With all the people talkin', it's drivin' you mad

If I was standin' by you, how would you feel?

Knowing your love's decided and all love is real, yeah, yeah, yeah baby..."

。・:*:・゚★,。・:*:・゚☆

Gözümü açtığımda odamda olduğumu fark etmem çokta zaman almamıştı. Hızla kalkıp saate baktım. Neyse ki bu gün hem iş hem de voleybol yoktu. Ve bu gün akşam eve geldiğimde annem ile konuşacak okuluma devam edecektim.

Telefonumun titremesi sonucu telefonumu alıp gelen mesaja baktım.

Seungminnie

Nasıl oldun?

senin için endişe ediyorum.

Yurim

İyiyim Seung ♡

Yurim

Sesinin her zaman ki gibi bana iyi geldiği için şanslıyım.

Seungminnie

Bu gün arkadaşlarım ile buluşacağım. Sen de gelmek ister misin?

Yurim

Aslında ben de sana bir soru soracaktım.

Ben Yeji ile buluşacağım bu gün benimle gelebilir misin?

Seungminnie

Tamam, çünkü Yeji'yi görmek istiyorum.

Yurim

Saat üç gibi al beni evden.

Görüldü; 13:09

Yatağımdan bir çırpıda kalkıp, odamın içindeki lavaboya gittim. İlk dişimi fırçaladım ve elimi yüzümü yıkadıktan Sonra yatağımı düzeltip aşağı indim. Annem bugün evde değildi.

Onu görmek gerçekten zor...

Oflayarak mutfağa gidip bir şeyler atıştırdım. Annemin bir ilişki için de olduğunu az da olsa tahmin ediyordum. Geç gelmeler, hafta sonları evde olmamalar, arkadaşlarını bahane etmesi ve son zamanlar da anormal olarak kendi kendine mutlu olması.

İlişkisi olsa bile karışmam. Onun hayatı, onun kararı. Ama benden saklaması bana güvenmediğini ortaya çıkarıyor gine “sorun değil” demek ise bana düşüyordu...

Aklıma gelen şeyle dünden kalma üstüme baktım. Sonra da elimi cebime atıp dün bana Yeji'nin verdiği kartı çıkardım. Onu arasam mı? aramasam mı?

Telefonuma numarayı yazıp arama tuşuna bastım. Bir süre çaldıktan sonra sesi kulaklarıma geldi. "Alo?"

Ne diyebilirim ki. Anlık heyecan ile ne diyeceğimi unutmuştum. "Alo, Yeji benim Yurim." Korkma kızım seni hatırlamıyor..

"Oh... Pardon Yurim. Ee, saat kaçta buluşalım?"

Sen ne zaman istersen Yeji.. "Fark etmez. Sen belirle."

"O zaman akşam saat 8 gibi buluşalım. Bir kafe de oturup kaynaşırız. Ayrıca abimde gelir."

Şu, Bay Hyunjin'den bahsediyor.. Sorun değil tamam. "Peki akşam dönerim sana..." Biraz bekledi. Sanki bir şeyler olmuş gibiydi. Vedalaşıp telefonu kapattım.

Kalbim göğüs kafesimi zorluyordu. Beni hatıladı mı? Diye düşüncelerden kurtularak Seungmin'e haber verip; üç yerine yedi de almasını söyledim.

。・:*:・゚★,。・:*:・゚☆

Kendime son kez aynadan baktım. Güzel olmuştum. İlk defa kendime özenmeden giyinsem bile güzel olmuştum. ince vücudumun güzelliğini ortaya çıkaran kahve rengi crop benim favorim olmuştu. Ayrıca makyajım kombinime uyuyordu.

Korna sesi duymamla irkilerek kendime bakmayı bıraktım. Yatağımın üstünde duran çantayı alıp taktım ve aşağı inip evden çıktım.

Seungmin'in arabasına doğru gittim. Kapıyı açıp öne oturdum. İlk beni süzdü ben de onu. Mavi çok güzel bir gömlek ve altına siyah bol bir kot giyinmişti. Gine aurası tavandı.

"Yine çok güzel olmuşuz bakıyorum."

Kıkırdadım. İltifatları gerçekten çok tatlı. Kafamı ona çevirdiğimde, yola odaklanmış olduğunu gördüm. Seungmin trafikte ciddiyetini bozmazdı. Kendi bir şey söylerdi fakat başka kişilerin dediği şeyleri duymazdan gelirdi.

Bu yüzden ona bir şey söylemeden yolu izlemeye devam ettim. Heyecandan avuçlarımın terlediğini hissedebiliyordum.

Belki de hatırlamıştır diye düşünmeme de engel olamıyordum.

Bir yandan da bir ihtimal vardı. Çünkü; Kim çarptığı kişiyi hem evine bırakır hem de buluşma isteğini kabul eder?

Bölüm sonu

1 yorum