İçeriğe geç

Frame | Hwang Hyunjin

Bölüm 3 · 5 dk okuma

Frame | Hwang Hyunjin

Bölüm 3

3. Bölüm: Gizlenmek

"Kızların naz yapmasını anlayamıyorum. Yok yani hayır ne naz yapıyorsunuz? “Lütfen içeri girin Yurim hanım” mı, demem lazım?"

~~~

Olaylar gözümün önünde üç saniyelik kadar bir hızla geçmişti. Yeji anlamamış bir hâlde beni izliyordu. Çok güzel büyümüştü. Benden daha güzel olmuştu.

Titreyen ellerimi, çınlayan kulaklarıma götürüp sıkıca bastırdım. Çınlama aşırı güçlüydü. Ne yapacağımı fazla bilmiyordum. İlk defa böyle oluyordu. Yeji elinde ki su şişesini bana uzatınca şaşkınlıkla baktım.

Almalı mıyım? Almamalı mıyım?

Zorla tebessüm ederek uzattığı şişeyi aldım. Beni unutması zoruma gitmişti tabiî. Ama bunun için yapabileceğim bir şey yoktu. Onu üç yıl sonra görmek güzeldi. Koca bir üç yıl...

Kapağı zorlukla açıp titreyen elim ile suyu içmeye çalışmam nâfileydi. Sana unnie hemen yanıma gelip tahminen solmuş yüzümü inceledi.

İçemediğim suyu elimden alıp yavaşça içirdi. Yeji hâlâ bizi izlerken, izlenme listemiz artık daha da genişlemişti. Bütün restoran bizi izliyordu.

İnsanların her birisi benim hakkım da neler düşünüyordu?

Ağlamamak için direndim. Ve başarmıştım da. Eğilerek Yeji'ye ve Sana unnie'ye, selam verip ışın hızı ile dışarı çıktım.

Yeji'yi görmek bana hiç iyi gelmemişti. Bunca gün, bunca ay, bunca sene sonra... Bana iyi gelmemişti. Onu özlediğimi daha çok fark etmiştim...

Telefonumu çıkarıp annemi aradım. Voleyboola bu halde gidersem odaklanamayacağımı iyi biliyordum. Biraz dinlenmem daha iyi olur du. Annem bir süre sonra telefonu açmıştı, "Alo" biraz soluklanıp cevap verdim,

"Anne, ben bu gün voleybool'a gelemeyeceğim."

Daha selam bile vermeden konuşmam onu şaşırtmıştı. Annem benim pembe düşündüğüm zaman aklımın yerinde olmadığını ve yarı bilincim kapanmış gibi olduğunu biliyordu. Derin bir nefes verdiğini duydum.

"Peki kızım dikkat et. Oh... Eve mi gideceksin?"

Eve gitmeyecektim. Seungmin'e gidecektim. Annemin bunu tahmin ettiğini bilsem de, gine de söyledim.

"Hayır anne, Seungmin'e gideceğim. Hem Hae teyze mis gibi yemek yapmıştır şimdi. Olmazsa çıkışta sen de gel."

Biraz sessiz kalıp düşündü. Sanırım gelmeyecekti. "Ben arkadaşlarıma sözüm var. Bu günlük sen git kızım."

Gözlerimi devirdim. Arkadaşları, annemi çalıyor resmen(!) Annem ile vedalaşıp telefonu kapattım. Aklım hala Yeji'deydi. Bunca zaman neredeydi? Bunca yıl neden Kore'de bir kere olsun onu görememiştim?

Her adımım da yeni bir bir soru geliyordu aklıma.. Her adımım da, beni hatırlasa eskisi gibi sever mi? Diye düşünüyordum istem dışı...

Bir şey fark etmem karşısında kaşlarımı çattım. Yanımda ki siyah araba benimle eşit dercede ilerliyordu. Adım atmayı bırakıp arabaya döndüm. Ben arabadaki kişi kim diye bakınmaya çalışırken arabanın penceresi yavaşça aşağı indi. Hadi ama! ne işin var burada BAY

; Hwang Hyunjin

Kaşlarım daha da çatık hâle gelmiş bir biçimde karşımdaki, şöför koltuğuna oturmuş Bay Hyunjin'i inceliyordum. Şöför koltuğunda otumak ona yakışmıştı...

"Seni bırakmamızı istermisin?"

Bırakmamızı? Arabada başka kim vardı? Yeji... Bunu kabul etmeyecektim. Etmezdim de. Sonuç olarak travmamın beni rezil etmesine izin veremezdim. Yeji'nin beni hatırlamaması canımı yakarken onun bindiği araca binemem...

"Teşekkürler, Bay Hyunjin. Ama kendim gidebilirim."

Gözlerini devirdi. Gülmemek için dudaklarımı birbirine bastırdım. Göz devirmeyi ona birisinin öğretmesi lazımdı.

Camı biraz daha açıp, "Kızların naz yapmasını anlayamıyorum. Yok yani hayır ne naz yapıyorsunuz? “Lütfen içeri girin Yurim hanım” mı demem lazım?" dedi.

Gülmeme bir sebep daha çıkarken, bedenimde buz etkisi yaratan ses arka koltuktan gelmişti. "Abiciğim.. Hanımcılık kazanacak!" Sonra da menajerin kahkaha sesi..

Elim titremiyor olmasına şaşırırken Bay Hyunjin eğilip ön kapıyı açtı, "Bin bakalım." Bu sefer itiraz etmedim ve arabadaya binip, kapıyı kapattım.

Yeji'ye dönmemek için cebeleşiyordum. O kızıl saçları, ela gözleri, şekilli dudakları, pürüzsüz cildi. Benim için çok şey ifade ediyordu. Gören aşık sanar...

"Eee.. Nereye bırakacağım seni Yurim hanım?" Bay Hyunjin'in, beni gıcık etmek için “hanım” dediğini bilmiyor değildim. Tam dudaklarımı bir şey demek için araladım ki; telefonum çaldı.

Telefonu elime alıp kim aranış diye bakındım. Arayan kişi > Seungminnie. Gülümseyerek telefonu açtım. Acaba Seungmin, Yeji'nin yanım da olduğunu öğrense neler olurdu, neler...

Telefonu açıp kulağıma götürdüm. Tanrı bilir gine neler al diyecekti(?) "Alo~" O'yu uzatışına gülerek cevap verdim. "Söyle Seung?"

Biraz sessiz kaldı.

"Hmm... Bir şey alma bu sefer direk eve gel." Şaşırdım doğrusu. Seungmin bana bir şey alma eve gel diyordu... Vay be.

"Peki, yoldayım ben." Telefonu suratına kapattım. Bu benim favorimdi. Seungmin telefonun suratına kapatılmasından nefret ederdi.

Bende her zaman onu sinir etmek niyetine telefonu suratına kapatırdım. Kulağıma gelen ses ile irkilerek arkama döndüm.

"Merhaba." Bu nasıl ses?

Tamam bir çok kalın ses gördüm.. Özellikle voleybool grubundaki “Lee Felix'” gibi.. Utanmadan ben de selam verdim. Elini bana uzatarak konuştu.

"Ben Christopher, kısaca “Chan” de. Hyunjin'in menajeriyim. Aslında arkadaşıyım diyelim." Gülümseyerek elini sıktım.

Fakat gözlerim ister istemez Yeji'ye kayıyordu.

Abisinin ikizi gibiydi. Benzemeleri kardeş olduklarını apaçık orataya atıyordu. Tekrar chan'e dönüp kendimi tanıttım. "Merhaba Chan. Ben Choi Yurim. Genel de Yuri derler, ama siz Yurim diyin lütfen."

“Yuri” diye bana seslenen tek kişi Yeji'ydi..

Yeji, gülümseyerek bana baktı "Ben Yuri desem?" Yutkundum. Hatırlar diye içim de öyle bir korku vardı ki... Bay Hyunjin'e konumu tarif etmeye başladım. Çünkü cevap vermek istediğimi sanmıyorum.. Bunu fark etmiş olmalıydı ki, üstelemedi.

Bir süre sonra Seungmin'in evinin önünde durmuştuk. Kapıyı açmadan önce hepsine teker teker baktım. En çok baktığım kişi Yeji olmuştu. "Yeji, yarın buluşabilir miyiz?"

Ne diyorsun kızım sen!? Olmadı sıç!

"Oh... Tabiî ki!" Tanrım ilk defa bana bir şans dilediğin için teşekkür ederim!

Yeji bana, üstünde telefon numarası yazan bir kart verince teşekkür ederek kapının kolunu çektim.

Yutkunmamaya çalışırken menajere döndüm. "Sizinle tanışmak çok güzeldi. Eminim ki “Bay Hyunjin” ile uğraşmak çok zordur.. Tanrı sabır versin, " dediğim. Bay Hyunjin aniden bana döndü.

"Hey! Bir kere ben Chan'e iş bile yaptırmıyorum." Gülmemek için dudaklarımı birbirine bastırdım.

Ciddi anlam da komik gözüküyordu. Sinirli olduğu halini görmek güzeldi. Her kızın hayran olduğu Bay Hyunjin beni evime bırakmıştı. Ayrıca en ama en yakın arkadaşımın abisiydi..

Belki arkadaşlığımız üç yıl önce sona ermişti..

Bölüm sonu...

Bölüm sonu

1 yorum