"Bunu sorman sorun değil. Fakat bana ilk defa birisi hesap soruyor. Pekala. Çok merak ediyorsan; Kardeşim Hwang Yeji'yi bekliyorum."
~~~
Bu gün iş günümde ki dördüncü haftamdı. Rezilliğimden sonra çalışmamayı düşünsem de yine de vaz geçmeyip işime devam etmiştim. Ne komik(!) Nedensizce adam her gün restoranta geliyor ve yanında ki menajerini hiç bir zaman eksik etmiyordu.
Galiba benim onu görüp, dört hafta önce ki halime hatırlamam için biraz çaba sarf ediyordu. Sinirle masayı sildim. Ne bakıyorsun be adam?!
Sana unnie yanıma gelip masayı sildiğim bezi aldı. Sonra da bir bana, bir Bay Hwang Hyunjin'e baktı. "Yurim, bu adam sana tutulmuş sank-.."
Şaşkınca sözünü böldüm. "Hadi ama unnie! O korenin en büyük şirketine sahip. Ben ise restoranda çalışan bir garsonum.. "
Sana unnie Gözlerini devirdi. Kafama bir tane vurup, "Kendini bir daha küçümseme!" dedi. Oflayarak saate baktım.
Birazdan işten çıkacaktım ve voleyboola gidecektim. Sana unnie yanımdan gidince etrafa bakınmaya başladım. Birkaç öğrenciler, iki,üç çiftler ve 3 saatir burada olan Korenin en büyük şirketinin sahibi “Bay Hwang Hyunjin” ile eksik olmayan menajeri.
Derin bir nefes alıp, oturdukları masaya ilerledim. İlk bana bakındı sonra da telefonuna tekrar geri döndü. Cebime asılı olan bezi elime alıp masayı silmeye başladım.
Nedensizce sinir krizi yaşamamak için kendimi zor tutuyordum. Kendini beğenmişliği vardı. Menajeri ise onun aksine olgun, yakışıklı, beyefendi bir tipti.
Masayı sildikten sonra eğilerek saygı selamı verdim. "Efendim, ilk öncelikle çok ama çok özür dilerim. Ayıptır sorması da neden 3 saatir buradasınız?" Telefonu kapatıp, masaya bıraktı. İyi halt yedin Yurim!
Koskoca şirket sahibine hesap sormak benim akıl sağlığımın tamamen olmadığını açıklıyordu. Kafasını kaldırdığında koyu kahverengi gözleri ile bakıştık. Korkutucu gözleri bir o kadar da etkileyici olmasına şaşmamalı.
Hem yakışıklı hem saygılıydı...
İnanmıyormuş gibi bir gülümseme takınıp gözlerini benden ayırdı. "Bunu sorman sorun değil. Fakat bana ilk defa birisi hesap soruyor. Pekala, çok merak ediyorsan; Kardeşim Hwang Yeji'yi bekliyorum."
Hwang Yeji? İsimi nereden hatırlıyorum diye hafızamı zorlamaya başladım. Tanıdık bir isimdi. Çok ama çok... Tanıdık..
Kafamı sallayıp tekrar saygı selamı verip masanın oradan ayrıldım. İşten çıkma saatim gelmişti. Koşarak çalışan odasına gidip üstümü değiştirdim, hafif bir makyaj yapıp dışarı çıktım.
Üstümdekiler çokta umrumda değildi. Zaten voleybool'a gidiyordum. Oradan ise en yakın arkadaşım Kim Seungmin'e.
Çalışan odasından çıktım ve Sana unnie'nin yanına gidip veda ettim. Çıkışa doğru yürürken Sana unnie'nin bana seslenmesi ile arkamı döndüm.
Fakat dönmem ile önümü görememiştim ki bir bedene çarpıp yere düşmeme engel olamadım.
Kafamı kaldırıp bedene bakacaktım fakat o yanıma çömelip, bana baktığı an bedenim buz kesmişti. Hwang Yeji, Bay Hwang Hyunjin'in kardeşiydi.
Yutkundum. Beni hatırlamaması için Tanrı'ya duâ ediyordum. Mutlu olduğumuz günler, üzgün olduğumuz günler, kavga ettiğimiz günler ve.. Kampa gittiğimiz de kaybolduğumuz günün ardından araba kazası geçirdiğimiz gün.
Ona ulaşamamış, haber alamamış olduğum gün... Kâbus ve unutamadığım gün.
Past tense; 2015
( İlahı Bakış Açısı )
Yurim, bugün heyecan doluydu. En sevdiği arkadaşı, en sevdiği mevsim, en sevdiği etkinlik ile birlikte geçirecekti gününü. Yurim'in mutlu olma sebebi vardı. Yaşama sebebi gibi. Olmamış kardeşinin yerine giren Hwang Yeji...
Yurim, şeftali tonlarındaki allığını sürdü sonrada çok açık ve rengi belli olmayan kırmızı lip balmını. Çantasını sırtına takıp odasından çıktı. Annesi ile vedalaşıp dışarı da onu bekleyen servise bindi. Servise biner binmez, gözleri Yeji'yi arıyordu. Ve sonunda gözleri hedefe ulaşmıştı.
Büyük bir sevinçle, Yeji'nin, Yurim için ayırdığı yere oturdu. Yeji de Yurim'ini çok seviyordu. Tek arkadaşı, tek sırdaşı, tek benimsediği, tek onu seven, tek onu koruyan kişiydi Yurim. Yeji'nin üzerinde büyük bir önemi vardı. İkisi de birbirinin kaderin de olan kişiler gibiydi.
Yeji, Yurim'in yanağına bir buse bırakıp geri çekildi. Yurim gülümseyerek ona bakmış sonra da bakışlarını yola çevirmişti. İkisi de aynı şeyi, “Ne kadar iyi bir arkadaşa sahip olduklarını,” düşünüyorlardı.
。・:*:・゚★,。・:*:・゚☆
Geldikleri yer çok güzeldi. Yeji ile Yurim Çadırlarını kurup güzel bir alan yapmışlardı kendilerine. Hocanın onları çeğırması ile birlikte, kol kola yürümeye başladılar.
Yeji masum olmayan sırıtış ile Yurim'ine döndü, "Yurim, ormanın içine girelim mi...?" Yurim'in buna izin vermeyeceğini biliyordu Yeji. Bu yüzden daha fazla iknacı olmaya çalıştı, "Lütfen, Yurimimm~"
Yurim gülümsemesini tutamamış Yejinin bu haline gülümsemişti. Yeji poposu ile hafifçe onu ittirerek, "Bunu “Tamam” olarak sayıyorum," dedi.
Yurim yenilgi ile, "Tamam, Yeji-shi~" dedi. ikisi de gülüşerek ormana vardığın da, karanlık olduğu için biraz tedirgin olmuş ama fazla takmamışlardı.
Yüzden fazla ağacın gölgesi ormanın derinliklerini, karanlığa daha fazla çekiyordu. Yeji eğlenirken Yurim'in içindeki kötü his yüzünden Yeji ile aynı duyguyu paylaşamıyordu.
"Yeji istersen gidelim artık, çok fazla orman'ın derinliklerine ilerledik... "
Yeji kafasını “hayır” yönünde salladı. Yurim deirn bir nefes verip arkasını döndü belki biri vardır gibisinden. Kimse yoktu. Bu karanlıkta Yeji nedensizce onları oraya getimişti.
Yurim tekrar önüne döndüğünde, demin yanında olan Yeji'nin şimdi olmadığını fark etti.
Kendi etrafında dönüp, gözlerini Yeji'yi aramaya yönlendirdi. Tek başınaydı. Saçlarını elinin arasına alıp, kararsızca iç çekti. Ne yapabilirdi?
"YEJİ!.... YEJİ!.... HEY, HADİ AMA YEJİ. KOMİK DEĞİLSİN!!"
Bağırdı çağırdı, dolandı, aradı. Kimse yoktu işte. Boşuna çaba sarf ediyordu...
。・:*:・゚★,。・:*:・゚☆
Yurim'in, göz yaşları dinmiyordu. Seungmin ise onun bu haline üzülüyor ne yapacağını bulmaya çalışıyordu. Yurim'i ilk defa böyle görmüştü. Bilinçsiz, kararsız, üzgün, ağlak.
Yeji'nin onun için önemli olduğunu biliyordu. Fakat üç saat olmasına rağmen Yeji'den haber yoktu.
Seungmin Yeji'ye olan umudunu kesmişti. Fakat aksine Yurim, Yeji'nin hâlâ sevimli bir şekilde dolaştığını ve kendisini aradığını hissediyordu. Yeji ölümden korkardı. Pes edebilecek bir kız değildi. Ve öylede olmuştu.
Yeji, kurtarma ekibi ile beraber Yurim'ine ilerliyordu.
Seungmin şaşkınca bakarken, Yurim hiç bir şey olmamış gibi gülümsemiş hemen ayağa kalkıp koşarak Yeji'nin kollarına girmişti. Seungmin dayanamayıp onların yanına gitmiş ikisini kollarının arasına almıştı.
Onların görüntüsünü gören kişiler, ne kadar güzel arkadaşlıkları olduğunu düşünüyordu. Fakat o arkadaşlığın bu gün sona ereceğini bilmiyorlardı...
。・:*:・゚★,。・:*:・゚☆
Kamptan çıkalı beş saat olmuştu ve hâlâ serviste eve gitmeyi bekleyen öğrenciler artık sabır edemiyordu. İki kişi kusmuştu. Yeji ve Yurim ise beraber oldukları için şikayetçi değillerdi.
Sonra birden bir olay gerçekleşti. Şöför kendi kendine titremeye başlamıştı öğrenciler neler olduğunu anlamaya çalışsada, Yurim dikkatle izledikten sonra fark etmişti.
Adamın, yoğun “tremor” hastalığı vardı büyük ihtimalle. Yurim yatan öğretmenini kaldırmak yerine, ayağa kalkıp bir şişe suyu şöföre uzattı.
Şöför almak için yeltendi fakat firenlerin tutmadığını fark etti. Yurim'in kaşları iyice çatılınca aklına ilk gelen şey Yeji olmuştu. Çünkü Seungmin diğer servisteydi.
Elinde ki su birden yere düştü ve ışın bir hızla Yeji'nin yanına vardı. Yeji korku içinde ne yapacağını sorguluyordu. Yurim'in bir korkusu yoktu. Yeji'nin elini sıkıca tutup gelen kamyonu bekledi. Ve,
Bom
Kendini kanlar için de, Yeji'nin üstün de buldu. Yeji'nin her yeri kandı. Bulanık gören gözlerine lanet ederek kalkmaya çalıştı.
Fakat başarısızdı. Her yeri sızlıyordu. Tırnak uçları bile acıyordu. Yeji ise gözleri kapalı bir şekildeydi. Ölmüş müydü? Yeji, Yurim'ini bırakıp gitmiş miydi?
Yurim Gözünden akan damlaları hiçe saymıştı. Fakat gözünden akan bir damla yaşın, Yeji'nin gözünün altına düşmesi ve Yeji'nin göz yaşıyla karışıp süzülmesi canının daha fazla yanmasına sebep olmuştu.
On beş Yaşında ki vücudu bunu kaldıramamıştı. Yurim'in gözleri kapanmadan önce mırıldandı.
"Umarım iyi olursun Yeji. Umarım bu olayların hiç birisini hatırlamıyor bir şekilde uyanırsın.. "
Bölüm sonu...