İçeriğe geç

forbidden fruit | minsung

Bölüm 5 · 2 dk okuma

forbidden fruit | minsung

Bölüm 5

5.

Han Jisung, sabahın erken saatlerinde karakola adım attığında yorgunluğun gözlerinden okunduğu belliydi. Gece boyunca kafasında dönüp duran tek bir şey vardı: apartmanda bulduğu, üzerinde “L.M.” yazan çakmak kapağı. Cebine attığı o küçük metal parçası, zihninde büyük bir ağırlık yaratıyordu. Bir yandan bunun tesadüf olduğuna kendini ikna etmeye çalışıyor, diğer yandan her düşündüğünde Minho’nun yüzü gözlerinin önüne geliyordu. “Hayır… böyle bir şey olamaz.” diye kendi kendine fısıldadı. “O, Lee Minho. Onu herkes tanır. Bir katil olamaz.” Ama kalbinin derinliklerinde, korkuyla karışık bir şüphe büyüyordu. — O gün ikisi, yeni ipuçları için birlikte arşive gönderildiler. Tozlu rafların arasında, eski dosyaları tararken Jisung farkında olmadan Minho’yu izliyordu. Minho dosyalara eğilmişti; uzun parmakları sayfaları dikkatle çeviriyor, gözleri her satırı soğukkanlı bir dikkatle inceliyordu. Jisung onun yüzünde bir şeyler aradı. Belki de suçluluk belirtisi… ama bulduğu şey bambaşkaydı: Sessiz bir yalnızlık. Dayanamadı, sordu. — “Hiç yorulmuyor musun? Bu kadar davayla uğraşmak, bu kadar… kan görmek?” Minho kısa bir süre durdu. Sonra yavaşça dosyayı kapattı. — “Yoruluyorum.” dedi kısık bir sesle. “Ama yorulmaya hakkım yok.” Jisung şaşırdı. — “Neden?” Minho gözlerini ona çevirdi. Bu bakış, her zamanki soğuklukla değil, içinde gizli bir acıyla doluydu. — “Çünkü geçmişimde… kurtaramadığım insanlar var. Eğer şimdi durursam, onların yüzleri beni bırakmaz.” O an Jisung’un kalbi sıkıştı. Minho’nun gizemli yanının altında, aslında ağır bir yük taşıdığını fark etti. Belki de bu yüzden herkese duvar örüyordu. — “Minho…” dedi yumuşak bir sesle. “Senin düşündüğün kadar yalnız değilsin.” Minho bir anlık şaşkınlıkla ona baktı. Dudakları hafifçe kıpırdadı, sanki teşekkür edecek gibiydi ama hemen sustu. Yeniden dosyaya döndü. Ama Jisung, o bakışın ardında gizlenen kırılganlığı görmüştü. — Akşam olduğunda, Jisung evine dönmek yerine karakolda kaldı. Masasında uyuklarken bir sesle uyandı: Minho, pencereden dışarı bakıyordu. — “Ne yapıyorsun burada?” diye sordu Jisung, gözlerini ovuşturarak. Minho arkasını dönmedi. — “Bazen geceyi izlemek iyi gelir. Karanlığın içinde gerçekler daha net görünür.” Jisung yanına yaklaştı. — “Ya karanlığın kendisi gerçeğin ta kendisiyse?” diye sordu, bilmeden içindeki şüpheyi dile getirerek. Minho’nun yüzünde belli belirsiz bir gölge belirdi. Döndü, gözlerini Jisung’a dikti. — “O zaman… karanlığa bakmaya cesaretin var mı?” Jisung’un kalbi hızla çarptı. Cevap veremedi. Çünkü bu sorunun ardında, sadece bir metafor değil… gerçek bir sır yatıyordu. Ve belki de, cevabı duymaya hazır değildi.

Bölüm sonu

0 yorum

Bu bölüme henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz.