İçeriğe geç

FISILTI

Bölüm 9 · 8 dk okuma

FISILTI

Bölüm 9

PARTİ

Arda'nın evine geldiğimizde bizi annesi karşıladı.

"Ayy. Kimler gelmiş kimler gelmiş," çok güler yüzlü bir kadına benziyordu. Arda gibi sarıya kaçan saçları, yeşil gözleri vardı. Üstüne mavi bir önlük giymişti muhtemelen yemek yapıyordu.

"Hadi gelin içeriye dışarıda durmayın," dedi biz de içeri girdik.

"Hoşgeldiniz çocuklar," dedi annesi.

"Hoşbulduk," dedik hepimiz.

"Ben Ada. Arda'nın annesiyim. Tanışalım hepinize," dedi ve Mete'ye döndü.

"Zaten seni tanıyorum Meteciğim. Oyy benim kuzum," kendi çocuğu gibi seviyordu.

"Seninle tanışalım bakalım," dedi Buse'ye dönerek.

"Ben Buse. Arda'nın sınıf arkadaşıyım," dedi.

"Memnun oldum Buse, senle tanışalım şimdi," dedi ve bana döndü.

"Ben İnci. Ben de Arda'nın sınıf arkadaşıyım," dedim.

"Arda bu kız bana telefonda gösterdiğin kız değil mi-" Ada abla bunu söylerken Arda öksürmeye başladı.

"Sonra konuşuruz anne," dedi ve konuyu zorla da olsa kapattırdı. Ne yani? Beni annesine mi göstermişti?

"Hadi siz Arda'nın odasına gidin ben size yiyecek birşeyler hazırlayayım," dedi Ada abla. Çok genç duruyordu o yüzden abla diyordum.

Arda'nın odasına girdiğimizde minik bir kızla karşılaştık.

"Ya Azra ben sana kaç defa söyleyeceğim benim odama girme diye," dedi Arda. Büyük ihtimalle kardeşiydi.

"Ya ama abi ben senin odani istiyoyum," dedi Azra denen minik kız.

"Hadi kendi odana git tabletle falan oyna," dedi Arda.

"Arda kalsın yaa çok şanslısın bir kardeşin var, kaç yaşında?" Diye sordum.

"3 yaşında," dedi Arda.

"Yaa çok tatlı," diye gittim Azrayı kucağıma aldım.

"Bu abya çok tatlıymış o benim abyam olsun sen git abi," dedi Azra ve hepimiz birbirimize bakıp güldük.

"Seninle resim çizelim mi?" Diye sordum Azraya. Azra kumraldı. Asla Arda'ya benzemiyordu. Gözleri maviydi. Bir tek o yönü benziyordu.

"Çizelim tatlış abyaa," dedi Azra bana ve sanırım odasına gitti. Resim defterini ve boyama kalemlerini getirdi.

"Hadi çizelim abya, bu ayada senin adın ne?" Diye sordu bana.

"İnci benim adım," diye söyledim.

Biz Azrayla resimler yaparken diğerleriyle de sohbet ediyordum.

"Evet çocuklaaar! Kurabiyeleriniz geldii!" Diye odaya girdi Ada abla. Cidden çok sevecen bir kadındı.

Hepimiz teşekkür ettikten sonra Ada abla dışarı çıkacağını ve 1-2 saat sonra geleceğini söyledi. Azrayı da aldıktan sonra gittiler.

"Off yine tek kaldık şimdi gelir o lanet kadın!" Dedi Mete. Hepimiz gülmeye başladık. Ağlanacak halimize gülüyorduk.

Bir süre sınıftaki kişilerin dedikodularını yaptık,

"Bu Ceyda da sana yürüyor Arda," Mete böyle deyince nedense değişik bir his içimi sardı. Öfkeydi. İçimi saran his öfkeydi. Neden bilmiyorum ama Ceyda'nın Arda'dan hoşlanması benim hoşuma gitmemişti.

"İnci, ne oldu yüzün düştü," diye sordu Buse.

"Ceyda'dan nefret ediyorum," diye karşılık verdim.

"Kimse sevmiyor zaten canım, o kendini seviliyor sanıyor," dedi Buse.

"Egoistin teki," dedim. Neden bu kadar sinirlenmiştim?

Konuyu kapattık ve başka konulardan konuştuk. Yarım saat geçmişti bile.

Saat 18.32 olmuştu ve 1 saat 30 dakika geçmişti.

Kapı çaldığında Arda hemen kapıyı açmaya gitti.

"Yine oyun oynamak ister misin? Diye bir mesaj daha geldiyse kabul etmeyelim," dedi Mete.

"Sanki isteyerek kabul ettik," dedi Buse.

"Evet, garaja inen biz değil miyiz?" Dedi Mete. Bu çocuk neden böyle?

Arda odaya geri geldiğinde elinde bir afişle geldi.

"O ne?" Diye sordum. Sanane İnci! Sanane ya.

"Sadece 12. Sınıflara düzenlenen bir parti varmış!" Dedi heyecanla Arda.

"Aa gerçekten mi?" Diye sordu Buse.

"Evet. Yarın akşam saat 20.00 da başlıyormuş. Benim annem izin verdi bile," dedi Arda.

"Benim annemler bu akşam geliyorlar, ben de izin alırım," dedim.

"Benim annem zaten izin verir de, İnci! Biz ne giyeceğiz?!" Diye sordu Buse.

"Eşofman tişörtle gitmeyi düşünüyordum ben," dedim direkt.

"Saçmalama, İnci! Elbisen yok mu?" Diye sordu Buse.

"Yok Buse. Yok... Zaten olsa da giymem. Elbise sevmiyorum," dedim.

"Ne demek elbise sevmiyorum?" Dedi.

"Hadi alışverişe çıkalım! Çok eğlenceli olur!" Dedi heyecanla Buse.

"Valla erkek olarak biz çok rahatız, İnci eşofman tişört giyemeyecek ama biz giyeceğiz," dedi Mete bana dil çıkartarak. Küçük bir çocuktan farkı yoktu.

"Off, pes ediyorum. Hadi çıkalım alışverişe," dedim.

"İşte benim kankam yaa," diye üstüme atladı Buse.

***

Hep birlikte dışarı çıktıktan sonra mağaza aradık.

"Benim bildiğim çok güzel bir yer var, bütün düğün elbiselerimi oradan aldım. Hadi oraya gidelim," dedi Buse. Başımla onayladım. Arda ve Mete de arkamızdan geliyordu.

Mağazaya vardığımızda renk renk elbiseler vardı. Çok güzel görünüyordu.

Buse, pembenin en koyu tonunda, hafif simli, dekoltesi fazla olan bir elbiseyi bana doğru tuttu.

"Baksana! Bu sana çok yakışır!" Dedi. Meteyle Buse'nin neden iyi anlaştığını şimdi anlıyordum. İkisi de anormal kafalardan olduğu için anlaşabiliyorlardı.

"Buse sen iyi misin? Bu nedir Allah aşkına! Ben pembe sevmiyorum bu bir, ikincisi de dekoltesi çok fazla!" Dedim.

"Aa evet dekoltesi biraz fazlaymış," dedi Buse.

"Çok fazla," dedi Arda.

Etrafta gezinirken Buse kendine cırtlak renkli elbiseler beğenip duruyordu. Ben hiç sevmezdim. Benim için soft renkler daha iyiydi.

Biraz gezindikten sonra bir elbisede gözüm durdu. Bu elbise tam benlikti!

Rengi beyazdı. Boyu ise dizin biraz üstünde bitiyordu. Gayet sade ve çok hoştu. Ben elbiseyle bakışırken Buse, Arda ve Mete yanıma geldi.

"Bunu istiyorum!" Dedim.

"Aa, tam senlik cidden, gel hemen dene!" Dedi Buse heyecanla.

Hemen elbisenin benim bedenime uygun olanını buldum ve kabine girdim.

İlk defa kendime bir elbiseyi bu kadar çok yakıştırmıştım.

Heyecanla dışarı çıktım. Hepsi şaşkınlıkla bana bakıyordu.

"İnanamıyorum! Sandığımdan daha güzel olmuşsun!" Dedi Buse.

"Yakışmış," dedi Mete.

"Çok güzel olmuşsun İnci tanesi..." Dedi Arda.

Hepsine teşekkür ettim ve kabine girip elbiseyi çıkardım. Tekrar üstümü giyip kabinden çıktım.

"Aağğ! Sen kimsin ayol! İnci nerde!?" Dedi Mete dalga geçerek. Hepimiz kahkahalarla kasaya doğru ilerledik. Elbiseyi satın aldıktan sonra dışarı çıktık.

"Buse sana elbise almadık..." Dedim.

"Benim evde bir sürü var. Giyerim onlardan bir tane gelirim," dedi Buse.

Telefonum çaldı. Arayan annemdi. Telefonu açıp hızla kulağıma götürdüm.

"Kızım! Nasılsın? Neredesin?" Diye sordu annem.

"Buse, Arda ve Meteyleyim. Dışarıda mağazadan bana elbise aldık," dedim.

"Elbise mi? Ne için?" Dedi annem.

"Parti varmış... Sadece 12. Sınıflar için," dedim.

"Aa çok iyi bir haber! Ne zamanmış?" Diye sordu annem.

"Yarın saat 20.00' de..." Dedim.

"Tamam o zaman! Gidersin yarın. Ben şey diyecektim. Biz evdeyiz şuan eve geldik," dedi annem.

"Aa geldiniz mi?" Diye sordum. Yok hayali geldiler İnci!

"Evet geldik. İstersen gel," dedi annem.

"Tamam, geliyorum," dedim ve telefonu kapattım.

"Noldu İnci?" Diye sordu Arda.

"Annemler eve gelmiş..." Dedim.

"Of ya seni o lanetli eve nasıl göndereceğiz! Her an her şey olabilir," dedi Arda endişeyle.

"Bilmiyorum artık, sabahlarım belki..." Dedim.

Sohbet ede ede yürüdük. Beni evime bıraktılar. Onlarla vedalaştıktan sonra eve doğru ilerledim. Umarım ölmem...

Evin kapısını çalacaktım ki kapı birden açıldı,

"Hoşgeldin kızım!" Dedi babam bana sarılarak.

"Sakin ol baba... Sadece 2 gündür görüşmüyoruz," dedim gülerek.

"Özleyemez miyim ben kızımı?" Dedi benden ayrılarak.

"Ben de seni özledim baba," dedim.

"Hoşgeldin kızım! Ne elbisesi aldın? Hangi renk? Ayakkabı da aldın mı?" Annemin ahiret soruları...

"Beyaz aldım. Gel bakalım..." Dedim ve elbiseyi alıp odama çıktım.

Annemle elbiseme baktık. Annem bana kendi beyaz topuklu ayakkabısını verdi.

Akşam yemeği de yedikten sonra iyi geceler deyip odama çıktım.

İnşallah yarın tek parça halinde uyanırım.

***

Gözlerimi araladığımda saat 09.41'di! Okulun bitmesine sadece bir kaç ders kalmıştı. Annemlere baktığımda hâlâ uyuyorlardı.

Odama gittim ve okula gitmemeye karar verdim. Eminim şuan benimkiler benim öldüğümü falan düşünüyorlardır.

Birkaç saat resim çizip şarkı dinledikten sonra saat 15.50 olmuştu. Okulun çıkışına gitmek için hazırlandım ve annemden izin alıp okula doğru yürümeye başladım.

Okula vardığımda saat 16.35' ti. Çıkmalarına 5 dakika vardı.

Saat geldiğinde bütün sınıflar sanki savaşa dalıyorlarmış gibi koşuyorlardı.

Buse, Mete ve Ardayı görünce hemen gülümsedim ve beni görmelerini bekledim.

Buse başını kaldırdığında ağlıyordu, Mete ve Arda aşırı mutsuzdu. İlk defa bu kadar üzgün görüyordum onları.

Buse beni gördü ve birden gözlerini ovmaya başladı. Ona doğru yürüdüm. Bana doğru koştu ve,

"İnci! Sen yaşıyorsun!" Diye çığlık attı.

"Evet, yaşıyorum da niye böyle dedin?" Diye sordum.

"Senin öldüğünü düşündük. Senin için ağlıyordum!" Dedi ve ona daha sıkı sarıldım.

"İnci neden okula gelmedin ya Arda kafayı yedi-" Mete bu cümleyi söylerken Arda koluna Mete'nin koluna vurdu.

"Arda çok mutlu oldu gelmediğin için! Hele şükür kurtulduk falan dedi valla çok mutlu oldu," dedi Mete. "Ah.. kolum gitti," dedi bir yandan da.

"Ya uyuya kalmışım kalktığımda saat 9 falandı ben de gelmedim," dedim.

Yürümeye devam ettik. Sonra eve gittim ve yemeğimi yedim.

Akşam parti vardı ve ilk defa bu kadar çok heyecanlıydım. Bir his bedenimi sarmıştı ama nasıl bir his bilmiyordum.

Saat 19.21"de telefonumdan gelen bildirimle telefonumu elime aldım.

"Lanet kadın" grubundan 3 yeni mesaj...

Grubu açtım ve mesajları okudum:

Mete: hazır mısınız?

Buse: ben 1 saattir giyiniğim, şimdi makyajımı tazeleyeceğim.

Arda: ben de hazırım. İnci?

İnci: ben de hazırım.

Mesajımı yazdıktan sonra dışarı çıktım. Dışarıda hepsi beni bekliyordu.

"Ölü olup olmadığını merak ettik," dedi Mete.

"Evet ölüyüm ben. Mezara internet bağladım, oradan yazıyorum gruba," dedim ve hepimiz kahkahalarla güldük.

Otobüse bindik çünkü gideceğimiz yer biraz uzaktı.

Otobüsten indiğimizde Parti'nin olduğu yerin tam karşısındaydık. Açık hava partisiysi. Çok güzel duruyordu.

İçeri girdik ve bir masa seçip oturduk.

Saat 20.30' da biri mikrafondan konuşmaya başladı.

"Merhaba sevgili 12. Sınıf öğrencilerimiz! Hepiniz hoşgeldiniz! Size biraz motive olsun diye bu partiyi düzenledik. Umarım keyfini tam anlamıyla çıkartabilirsiniz! İyi eğlenceler!" Dedi bir tane adam. Alkış seslerine eşlik ettik.

Birkaç dakika sonra şarkı çalmaya başladı. Model'in mey şarkısı...

Herkes şarkıda dans ederken Ardayla gözlerim buluştu ve gözlerimin içine bakarak şarkıyı devam ettirdi,

Kamaşıyor gözlerim bebeğim,

Öyle gülmek olur mu gözünü seveyim...

Gözlerimin içine öyle bir bakıyordu ki... O gözleri görünce hayatta neden yaşadığımın farkına vardım.

Şarkı bitince herkes alkışlarken biz Ardayla gözlerimizin içine bakıyorduk.

Lanet kadın grubu olarak hepimiz ayağa kalktık ve dans etmeye başladık.

Yarım saat sonra yoruldum ve su içmek için masamıza doğru ilerledim.

Masaya baktığımda tam suya eğilecekken suyun üstünde bir not vardı...

"İnci bir şey mi oldu?" Dedi Arda.

"Suyumun üzerinde not var..." Dedim.

"Okusana hemen," dedi telaşla. Notu elime aldım ve okumaya başladım.

" Ölüm bir nefes kadar yakınında..." Söylediğim anda bir şey oldu...

Şarkının sesi kesildi, kahkaha sesleri kesildi... Herkes bize bakıyordu.

Herkes çığlık atmaya başlayınca ne olduğunu anlamadım ama gözüm bulanıklaşmaya başlamıştı.

"İ-inci!" Diye bağırdı Arda. Karnımın üstünde bir ağrı hissettim ve oraya baktım. Karnım kanıyordu...

İnsanlar çığlık atmaya devam ediyordu.

Ve benim beyaz elbisem kırmızıya bürünmüştü.

Ve Arda'nın kollarında gözlerimi kapattım.

Bölüm sonu

0 yorum

Bu bölüme henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz.