Arda'nın ağızından
İnci şişedeki notu okur okumaz o olay gerçekleşti. Silah sesi duyuldu.
İnci vurulmuştu...
Nasıl olduğunu çözemedim ve olduğum yerde birkaç saniye İnci'ye baktım.
"İ-inci!" Diye sadece ismini söyleyebildim. İnci karnını tuttu. Ben hâlâ olan biteni anlayamamıştım. İnci'ye doğru bir adım attığımda kollarıma düştü.
"Ambulansı arayın hemen!" Diye bağırdım.
"İnci!" Diye bağırıyordu Buse.
"Dur Buse buraya gel yaklaşma," dedi Mete. Onu sakinleştirmeye çalışıyordu.
"Biri ambulansı arasın!" Diye bağırdım.
"Dayan İnci, dayan lütfen dayan..." Diye İnci'nin yüzünü ellerimin arasına aldım.
"O güzel gözlerini kapatma bana..." Diye fısıldadım. Herkes çığlık çığlığaydı hepsi çoğu kişi içeri geçmişti.
"Ambulansı arasanıza!" Diye bağırdım tekrar.
"Ben arıyorum Arda, sakin ol İnci'ye birşey olmayacak, o güçlü bir kız," dedi Mete.
Ambulansı aradı ve birkaç dakika sonra ambulans geldi.
İnciyi kucağıma aldım ve sedyeye yatırdım.
"Lütfen beni de alın ambulansa lütfen," diye söyledim.
"Sadece 1 kişi," dediler. Hemen ambulansa atladım.
"O iyi olacak mı?" Diye sordum.
"Uğraşıyoruz beyefendi," dedi bir kadın.
"Lütfen iyileştirin sevdiğimi..." Dedim. Sevdiğim demiştim çünkü İnci'yi gördüğümden beri seviyordum.
Ambulans hastaneye vardı. Ben gözyaşlarımı tutamıyordum.
"Yoğun bakıma alın İnci hanımı!" Diye bir kadının sesini duydum. Hemen oraya koştum.
"Ne demek yoğun bakıma alıyoruz!" Diye bağırdım.
"Beyefendi sakin olun," dedi kadın.
"Nasıl sakin kalabilirim sizce!" Diye bağırdım tekrar.
"İnci hanım çok kan kaybetmiş o yüzden yoğun bakıma alıyoruz, lütfen sakin olun," dedi kadın.
"Hayır hayır hayır," diye duvarın bir kenarına oturdum.
"Arda!" Diye Mete'nin sesini duydum. Yanıma geldi Buseyle beraber.
"İyi misin kardeşim!" Dedi yanıma oturdu.
"Hiç iyi değilim, hiç iyi değilim!" Diye bağırdım.
"İnci nerede," diye söyledi Buse.
"Yoğun bakıma aldılar..." Dedim ve ağlamaya devam ettim. İlk defa biri için bu kadar çok ağlamıştım.
"Nasıl..." Dedi Buse. Ben kafayı yemek üzereydim.
Kafamı duvarlara vurmaya başladım.
"Onu koruyamadım, onu koruyamadım, onu koruyamadım..." Dedim.
"Doktor bey! Beyefendiye sakinleştirici alabilir miyiz!" Diye bir kadın sesi duydum.
Yanıma geldiklerinde omzumu açmaya çalışıyorlardı.
"Sakin olun sadece bir iğne..." Dedi doktor hanım.
"Sakinleştirici falan istemiyorum! Ayık kalmak istiyorum!" Diye bağırdım.
İğnenin acısını hissettiğimde hâlâ ağlıyordum. Ve gözlerimi kapattım.
***
Gözlerimi açtığımda bir yatakta yatıyordum.
Etrafı incelemeye başladığımda kolumdaki serumu farkettim.
Bir süre sonra kafamda her şey oturmaya başladı. İnci için hastanedeydik.
Hemen kolumdaki serumu çıkardım ve koridora doğru ilerledim.
O kadın buradaydı. Hastanede bile salmıyordu. Yüzünde bir gülümseme vardı. Birden kahkaha atmaya başladı ve toz olup yok oldu. Keşke tamamen yok olsa...
Önüme bir doktor çıkınca sordum,
"İnci nerede?" Dedim.
"İnci Yıldız mı?" Diye sordu.
"Evet... Evet o," dedim.
"2 saat önce ameliyathaneden çıktı. Kurşunu aldılar şuan iyi," deyince doktor bir oh çektim.
"Onu ne zaman görebilirim?" Diye sordum.
"Şuanlık olmaz," dedi doktor. Başımla onaylayıp ilerledim.
"Arda!" Diye Mete'nin bağırışını duydum.
"Mete," diye seslendim ve bana gelip sıkıca sarılmaya başladı.
"İyi misin? Neden odadan çıktın? Doktorlar seni arıyor?" Diye sordu Mete. Yine ahiret soruları ve Mete...
"Bir tane doktorla görüştüm, İnci iyiymiş," dedim.
"Evet, evet biliyoruz, şuan yatıyor ve gayet iyi," dedi Mete.
"Gördün mü onu?" Diye sordum heyecanla.
"İçeri almadılar, dışarıdan görünüyor," dedi Mete.
"Beni oraya götür," dedim ve ilerlemeye başladık.
"Bak işte burada," dedi Mete.
İçeri doğru baktığımda orada yatıyordu. O kadar şey yaşamasına rağmen aşırı güzeldi...
"Kanka! İyi misin?" Diye bağırdı Mete.
"Ha! Hee iyiyim," diye geçiştirdim. İnci kötüyse ben de kötüydüm.
Biraz İnci'ye baktım. Kolunda serum vardı benimki gibi.
"Şey Arda, niye ağlayacakmış gibi bakıyorsun kıza?" Mete'nin sorduğu soruyla yerimden resmen sıçradım.
"Kızın halini görmüyor musun Mete. Kız çok kötü vuruldu gözümün önüne geldikçe üzülüyorum," dedim.
"Evet yaa... Ama merak etme İnci güçlü kız hemencicik ayağa kalkacak," dedi Mete.
"Umarım..." Dedim fısıltıyla.
Bir süre sonra bir eksiklik olduğunu hissettim. Buse yanımızda değildi.
"Buse nerede?" Diye sordum.
"Sahi ya! Kahve almaya gideceğim demişti," dedi Mete.
"Ne zamandır yok?" Diye sordum.
"10 dakika falan," dedi Mete.
"Buse 10 dakikadır yok Allah kahretmesin hemen gitmeliyiz onu tek bırakmamalıydım!" Diye bağırdı Mete.
"Dur sakin ol kardeşim hiç birşey olmayacak," diye onu sakinleştirmeye çalıştım.
Mete koşmaya başlayınca arkasından bağırdım ama cevap vermeden koşmaya devam etti.
"Mete! Dursana yavaş ol kayacaksın şimdi sümük gibi yapışacan yere!" Diye bağırdım.
Hastanenin kafesinin önüne geldiğimizde hemen bir çalışana sordu,
"Burda kızıl saçlı, yeşil gözlü güzeller güzeli bir kız gördünüz mü?" Diye sordu Mete. Yine aşk peşinde gariban.
"Evet ama koşarak hastaneden dışarı çıktı," dedi çalışan.
Mete birşey demeden koşmaya başladı ve ben de onu kovalıyordum arkasından.
"Nereye gitmiş olabilir ki!!!" Diye bağırdı Mete. Ahh... Mete de Buse'ye çok aşıktı...
"Bilmiyorum ki!" Dedim. Mete kafayı yemiş üzereyken ben elimi hırkamın cebine atmıştım -ki atmaz olaydım- bir not... Nasıl beceriyorsa bu notları dikkat çekmeden koymayı.
"Mete! Not var," dedim.
"Çabuk aç çabuk..." Dedi Mete.
Katlanmış notu hemen açmaya başladım ve içindekileri okumaya başladım,
İnci'nin ölmesini istemiyorsanız hastanede İnci'nin odasına girin. Görevinizi öğreneceksiniz...
"Başlayacam haa bunun görevlerine!" Dedi Mete.
"Odaya nasıl gireceğiz?" Diye sordum.
"Bilmiyorum," dedi Mete.
Hemen hastanenin içine doğru yürümeye başladım.
"Arda, cidden görevi kabul edeceğimizi düşünmüyorsun değil mi?" Diye fısıltıyla sordu Mete.
"İnci'nin ölümünü izlemek istiyorsan ben tek giderim Mete ve ayrıca Buse görevi kabul etmiş sanırım ortada yok," dedim.
"Ya tabii İnci'yi hepimiz kurtarmak isteriz ama bu sefer bizim ölmeyeceğimizin garantisi yok ki," dedi Mete.
"Onu kurtarmak için her şeyi yaparım şimdi geliyor musun gelmiyor musun?" Diye sordum. Başıyla onayladı ve İnci'nin odasına doğru ilerledik.
***
İnci'nin odasının önüne geldiğimizde etrafa bir göz gezdirdik. Etrafta bir sürü insan vardı ne yapacağımızı bilmiyorduk.
"Ne yapacağız şimdi?" Diye sordu Mete.
"Doktor üstü falan mı giyip girsek?" Diye sordu yine. İlk defa mantıklı birşey söylemişti.
"Aynen öyle yapacağız," deyince bana şok içinde baktı.
"Ben şakasına demiştim aslında," dedi Mete.
"Hadi doktor üstü bulmamız lazım ve maske de lazım," dedim.
Odaları tek tek gezmeye başladık. Şanslıydık ki girdiğimiz 2. Oda da hem kimse yoktu hem de kıyafetler vardı.
Elime bir tane önlük aldım ve giymeye başladım.
"Kanka eminsin değil mi?" Diye sordu Mete.
"Yapacak başka bir fikrin varsa söyle ona göre hareket edelim," dedim ve giyinmeye devam ettik.
Ağızıma bir tane maske taktım omzuma da stetoskop taktım. Mete de aynısı yaptı ve İnci'nin odasına doğru ilerlemeye başladık.
İnci'nin odasına vardığımızda tam kapıyı açacakken arkadan bir kol beni tuttu. Büyük ihtimalle Meteydi.
"Kanka dikkat çekiyoruz herkes bize bakıyor," deyince Mete, etrafa bakındım. Cidden herkes bize bakıyordu.
Onları düşünmeden kapıyı açıp girdim ve İnci'nin yatağının köşesine oturdum. Onu muayene etmiş gibi yapmaya başladım.
"Mete yanıma gelsene kötü hissettim kendimi," dedim. Mete yanıma geldi ve İnci'nin ateşini ölçmeye başladı. İnsanlar uzaklaşmaya başlayınca kimse kalmadı etrafta. Hemen kalktım.
"Ee, şimdi ne yapacağı-" diye sorarken Mete, yerden bir kapı açılmaya başladı. Merdivenler gözükünce oradan gideceğimizi anladık.
"Off yine bir macera..." Diye söylenirken Mete ben İnci'ye doğru eğildim. Saçlarına dokundum. Onu inciteceğim diye çok korkuyordum.
"Arda ne yapıyorsun? Kız uyanacak," dedi Mete. Onu aldırış etmeden İnci'nin saçlarına küçük bir öpücük kondurdum. Bunu hep yapmak istiyordum.
Hemen kalktım ve Mete'ye doğru baktım.
"Hadi gidelim," dedim ve aşağıdaki merdivenden aşağı doğru inmeye başladık...
Son merdiveni de inince maskeyi çıkardım ve bir kenara attım. Üstümü çıkarmadım çünkü bu olayın çıkışı da vardı ve nasıl çıkacağımızı bile bilmiyordum.
"Ooo, kimler gelmiş kimler..." Dedi bir kadın sesi. Evet bu ses o kadının sesiydi.
"Sen yaptın değil mi! Sen vurdun İnci'yi!" Diye kendimi tutamayıp bağırdım.
"Başka kim yapacaktı?" Diye söylendi kadın.
"Ne istiyorsun bizden?! Ne? Ne?!" Diye bağırdım yine.
"Sakin ol Arda her an herşey olabilir," diye fısıldadı Mete.
"Bu sefer ki oyunumuz..." Dedi o kadın. Elindeki bir fotoğrafı göstererek konuştu,
"Bu değersiz kağıt parçasını bulmak..."dedi.
"Nasıl yani?" Diye sordu Mete.
"Sıcak soğuk oyunu," dedi o kadın.
"Yine aptalca bir oyun işte," diye fısıldadım.
"Ve bu kağıt parçasını bulmaya çalışırken benden kaçmalısınız yoksa bulduğum an sizi öldürebilirim," dedi o kadın.
"Bir dakika Buse nerede?" Diye sordu Mete. Bunu dediği anda Buse koşarak yanımıza geldi ve Mete'ye sarıldı. Şu anda bile aşk yaşıyorlardı. Saçmalık.
"Ben kahve almaya giderken buraya geliyordum aslında... Tek başıma kurtarmaya çalışıyordum-" derken Mete böldü.
"Bize nasıl söylemezsin Buse?" Diye sordu. Ben olsam bana bu kadar sakin davranmazdı.
"Yani şey... Kolay bir oyun," dedi Buse.
"Ölebilirdin!" Dedi Mete.
"Şunu kesin ve oyuna odaklanın," diye böldüm onları.
"İnci'yi tek bu minik bir butonla öldürebilirim," dedi o kadın.
"Sakın bunu yapma!" Diye bağırdım.
"O zaman oyun başlasın," dedi o kadın ve elindeki kağıt parçası birden kayboldu.
"Bunu sakladım, şimdi sıra sizde. Hadi başlayın," dedi o kadın.
"Nereyi arayacağız," diye sordu Buse.
"Bu ev 3 katlı... Bu eve sakladım," dedi o kadın.
"30,29,28..." Diye saymaya başladı o kadın.
"Ben girişe bakacağım, siz ikiniz çifte kumrular ayrılamazsınız o yüzden siz de 1. Katı arayın," diye söylendim.
Hemen girişe doğru ilerlemeye başladım.
***
İnci'nin ağızından
Gözlerimi araladığımda bu sefer evde olmadığımı farkettim. Etrafı incelemeye başladığımda kolumdaki serumu gördüm. Kalkmaya çalıştığım sırada biri beni tuttu ve yatırdı.
"Günaydın İnci, zor bir zaman geçirdin o yüzden kalkamazsın," dedi bir kadın.
"Ne oldu ki bana?" Diye sordum.
"Vuruldun İnci," deyince kadın şoka girdim. Ben vurulmuş muydum?
"Sakin ol İnci, kurşunu çıkardık, dün ameliyattan çıktın," dedi kadın.
"Na-nasıl olabilir bu? Beni vuran kişi kim?" Diye sordum.
"Daha bulunamadı ama üzülme, polisler hâlâ araştırıyor," dedi kadın. Büyük ihtimalle doktordu.
"Telefonum nerede?" Diye sordum.
"Burada," dedi ve bana telefonumu uzattı.
"Annemler biliyor mu?" Diye sordum.
"Ailen öğrendi hatta geldiler ama sen uyuyordun, durumu öğrendiler ve hatta burada kalmak istiyorlardı ama izin vermedik," dedi kadın.
Hemen telefonumu açtım ve rehbere girip annemin numarasını aramaya başladım.
"Ben çıkıyorum bir şeye ihtiyacın olursa beni çağırırsın," dedi kadın. Başımla onaylayınca odadan çıktı.
Telefon açıldı,
"Kızım! Uyandın mı!" Diye bağırdı annem.
"Evet anne, uyandım," dedim.
"Ohh... Çok şükür kızım hemen geliyoruz biz hastaneye," dedi annem.
"Tamam anne," dedim ve telefonu zaten kapattı annem.
"Günaydın İnci," diye biri geldi odaya. Önlüğü vardı büyük ihtimalle erkek bir doktordu.
"Günaydın," dedim fısıltıyla.
"Seni muayene etmek için geldim, daha iyi misin?" Diye sordu doktor.
"Evet, iyiyim, arkadaşlarım nerde?" Diye sordum.
"Onlar seni sabahtan beri bekliyorlardı ama şuan neredeler bilmiyorum," dedi doktor.
Beni muayene etmeye başladı. Bitince de ona sordum,
"Oturabilir miyim?" Diye sordum.
"Daha dikişlerin kapanmadı, canın acıyabilir," dedi doktor.
"Hafif otursam, yatmak istemiyorum," dedim.
"Peki," dedi ve beni hafif otutturdu.
"Teşekkür ederim," dedim.
"Rica ederim," deyip odadan çıktı.
Etrafı incelediğimde çantamı gördüm. Biraz eğilip çantamı aldım.
İçinden resim defterimi çıkardım. Küçük bir resim defteri taşırdım hep yanımda.
Yeni bir temiz sayfa açtım ve Ardayı çizmeye başladım...
***
Mete'nin ağızından
Buse ile beraber 1. Kata çıkmıştık. Etrafta o fotoğrafı arıyorduk.
"Ühüü! Ben çok korkuyorum," diye ağlıyordu Buse.
"Ya ağlama güzelim, korkma," diye fısıldadım.
"Ama napayım ya! Elin kadını bizi kovalayacak birazdan," dedi Buse.
"Sen bunu düşünme sadece buradan çıkacağımızı düşün," dedim.
Biraz daha aradım. Çekmecelere baktım, dolapları açtım, yerlerin altına baktım ama yok! Hiçbir yerde yok!
"Burada not var," dedi Buse.
"Oku bakalım," dedim.
"Soğuk," dedi Buse.
"Biz sıcak soğuk oyunu oynuyoruz demek ki buralarda değil," dedim.
"2. Kata mı çıkacağız?" Diye sordu Buse.
"Evet," diye cevap verdim.
Merdivene doğru ilerlediğimizde o kadını gördük.
"Sürpriz..." Dedi ve bize doğru gelmeye başladı.
"Kenara çekil!" Diye bağırdım Buse'ye.
"Ahh... Ne kadar centilmen bir erkek," dedi o kadın. "Ahahahahaha," diye değişik değişik gülmeye başladı.
Geriye doğru düştüğümde yerde bir kılıç gördüm ve elime aldığım gibi o kadına sapladım.
Kadın hem hayalet hem insan olabildiği için toz gibi yere döküldü ve birden aşağı kata doğru toz parçaları gitmeye başladı.
"G-gitti mi?" Diye sordu Buse.
"Gitti güzelim gel ama tedbirli olmalıyız," dedim ve kılıcı yanıma aldım.
Yukarı doğru ilerlemeye başladık.
Yukarı çıktığımızda yine dolaplar, çekmeceler ve aynalar vardı.
Hemen aramaya başladım. Buse de aramaya başladı.
Dolabın içini açtığımda askıda bir not buldum. Yine bir not...
"Buse gel yanıma not var," diye fısıldadım. Yanıma geldi ve okumaya başladım.
"Hafif sıcak,"
"Yukarıda sıcak mı olacak şimdi," diye sordu Buse.
"Galiba gel çıkalım," dedim.
"Yine de baksak mı?" Diye sordu Buse.
"Aynen gel bir bakalım," dedim ve bakmaya devam ettik.
***
Arda'nın ağızından
Giriş kata baktığımda hiçbir iz yoktu. Hemen 1. Kata doğru ilerledim tam kapıyı açtığımda karşımda tozlar birikmeye başladı. Hiç birşey anlamamıştım -ki bizi kovalayacağı aklıma geldi- hemen geriye doğru çekildim.
Beklediğim şey olmadı. Tozlar ban abir mesaj vermek ister gibi etrafa dökülüyordu.
Birden 3 boyutlu bir resim ortaya çıktı. İnci uyanmıştı. Resim çiziyordu.
"İnci..." Diye fısıldadım. Tam ona dokunacakken tozlar o kadına dönüştü.
"Off yine sen," diye mırıldandım. Bana doğru gelmeye başlayınca hemen yukarı kata doğru çıkmaya başladım.
"Arda!" Diye Mete'nin bağırışını duydum.
"Mete buraya geliyor napacağız?" Diye sordum. Sorduğum anda buraya geldi.
"Lan ben seni parçalamıştım nasıl tekrar gelebiliyorsun?" Diye sordu Mete.
"Hayalet olduğunu unuttun galiba?" Diye sordum.
"Ühüü! Napacağız çok korkuyorum," diye ağlıyordu Buse.
"Buse sen kenara otur güzelim ben geleceğim yanına," dedi Mete. Yine aşk yine aşk.
Buse kenara oturduğunda biz kadınla kaldık. Bu sefer kadın bize değişik bir şekilde bakıyordu. Üzgündü.
"Sizi parçalarınıza ayırmak istiyorum!" Diye bağırdı o kadın.
"O biraz zor ama," dedi Mete ve elindeki kılıcı kadına geçirdi. Kadından ne kan akıyordu ne de canı açıyordu.
Yine toz gibi yerlere döküldü ve tekrar kalktı.
"Bu kadın 9 canlı mı ya? Çıldıracağım!" Diye bağırdı Mete.
"Kılıcı bana ver sen git fotoğrafı ara!" Diye bağırdım.
Kılıcı bana verdiği gibi hemen fotoğrafı aramaya başladı. Ben kadına kılıcı geçirip geçirip duruyordum.
"Buldum!" Diye bir ses duyunca hemen gelen sesin tarafına baktım.
"Fotoğrafı buldum kadın!" Diye bağırdı Mete. Kadın olduğu yerde şoka uğradı.
"Ama nasıl?" Diye fısıltıyla sordu.
"Bulduk işte! Şimdi bizi buradan çıkar ve İnci'yi iyileştir!" Diye bağırdım.
Kadının yüzü iyice üzgün olmaya başladı. Sanki birşeye kırılmıştı. Ama neye?
"Girişten çıkabilirsiniz. Ben İnci'nin işine bakacağım," dedi o kadın.
"Sana neden güvenelim?" Diye sordu Mete.
"Sonuçta İnci'yi sen vurdun," diye karşılık verdim.
"Aynen öyle," dedi Buse.
"Gidin buradan!" Diye bağırdı o kadın.
Buse hemen merdivenlere doğru koşmaya başladı. Biz de onu takip ettik...
***
İnci'nin ağızından
Ardayı çizmeye devam ederken arkadan bir ses duydum.
Yerden konuşma sesleri geliyordu. Yer konuşuyor muydu? Bu olanlardan sonra buna şaşırmamak gerek.
Yerin içi açılmaya başladığında çığlığı bastım. O kadın şuan gelmemeliydi çünkü daha ayağa kalkamıyordum bile!
İçin koşarak Buse çıkınca bir oh çektim.
"Buse senin ne işin var yerin dibinde?" Diye sordum. "Ben de diyorum sanki yer yarıldı içine girdiler sanki diye meğersem cidden girmişsin!" Dedim.
Arkasından Arda ve Mete de çıkınca iyice şaşırdım. Bunlar ne yapıyordu?
"İnci! Uyanmışsın!" Dedi heyecanla Arda ve bana sıkıca sarıldı.
"Evet uyandım ama şuan yine bayılabilirim!" Dedim zorlukla.
"Aa! Pardon bir an unuttum yaralı olduğunu," dedi Arda.
"Günaydın İnci," dedi Mete.
"Günaydın sizede de sizin ne işiniz var orda?" Diye sordum.
"Ve doktor kıyafetleriyle..." Dedim.
"Iı şey..." Dedi Buse.
"Buse söyler misin artık çatlayacağım!" Diye bağırdım.
"O değil de senin elindeki resim defterinde ne çizimi var?" Diye sordu Arda. Konuyu değiştiriyordu!
"Seni çizdim," dedim dan diye. Daha bitmemişti.
"Beni mi?" Diye sordu. Yok dedeni çizdim, Allah Allah.
"Evet seni çizdim ama daha bitmedi tonlamaları yapmadım," dedim.
"Bakabilir miyim?" Diye sorunca başımı olumlu anlamda salladım ve resmimi gösterdim.
"İnci! Bu aynı ben ya!" Dedi Arda.
"Ben pek benzetemedim," dedim.
"Hayır çok iyi olmuş," dedi.
"Teşekkür ederim," dedim.
"Asıl ben teşekkür ederim," dedi.
Bir süre sonra tekrar sordum,
"Evet, şimdi bana neden o yerin dibinde olduğunuzu söyleyin," dedim.
"Biz... Şey..." Dedi Mete.
"Artık söyleyecek misiniz?" Diye sordum.
"Ama kızma," dedi Arda.
"Kızmam," dedim.
"Seni kurtarmak için yeni bir görevdi," deyince Buse, hemen söylenmeye başladım.
"Ya siz nasıl böyle birşey yaparsınız! Ölebilirdiniz benim için! İyice kafayı yemişsiniz siz!" Diye bağırdım.
"Hani kızmayacaktın ya," dedi Mete.
"Buna kızılır!" Dedim.
"Ama bak ölmedik İnci," dedi Arda. Vay canına çok zeki.
"Bir daha böyle birşey yapmayın lütfen," dedim.
"Tamam ya ama sen de bir daha bizi üzme," dedi Arda.
"Üzmem..." Dedim.
"Söz mü?" Diye sordu.
"Söz. İnci tanesiyim ben sözlerimi tutarım," dedim ve gülümsedim.
"Ee, sen iyileşince lunaparka falan mı gitsek?" Diye sordu Mete.
"Olabilir aslında," dedi Buse.
"İyice iyileşsin bakarız," dedi Arda.
"Aynen öyle," dedim ve birlikte sohbete daldık.
Ama henüz neler olacağını bilmiyorduk...