İçeriğe geç

FISILTI

Bölüm 6 · 6 dk okuma

FISILTI

Bölüm 6

AYNALAR

Alarmın sesiyle uyandığımda hâlâ uykum vardı. Uykumu tamamen alamamıştım. Diğerleri yanımda hâlâ uyuyordu.

"Ardaa, Busee, Metee! Hadi uyanın okula geç kalacağız," dedim.

"5 dakika dahaa," diye söylendi Mete. Bu çocuk niye böyle Allah aşkına ya.

"5 dakika olur sana 1 saat hadi kalkın," dedim.

"Bir sus bir sus!" Diye bağırdı Mete.

"Bağırma kıza kalk diyo adam gibi," dedi Arda.

"Bak Buse sana sesleniyor!" Dediğim anda Mete birden fırladı ve,

"Nerde hani nerde Buse!" Diye bağırdı.

"Çifte kumru diye boşuna demiyoruz size," dedi Arda ve ikimizde kahkaha attık.

Buse kalkıp bana şakasına vurmaya başlayınca evin için döndük durduk. Ta ki... Yine o lanet olası kadını görene kadar. Ama bu sefer daha değişik bir şekilde gördüm. Aynanın içinde...

Bana çok sinirli bakıyordu. İlk defa bu kadar sinirli bakıyordu. Bir süre aynaya baktıktan sonra o kadın kayboldu.

Hemen bizim grubun yanına gittim.

"Arda, Buse ve Mete gelir misiniz?" Dedim ve onları yanıma çağırdım.

"Noldu İnci?" Diye sordu Arda. Hepsi bana meraklı gözlerle bakıyordu.

"O kadın..." Diye başladım. Hepsinin bakışı bir anda korkuya dönüştü. Derin gözler...

"Şuan bu evde," deyince hepsi telaşlandı.

"Nasıl ya biz onu yangında bıraktık," dedi Mete.

"Bilmiyorum. Hem kadın ölü gibi ruh gibi nasıl ölsün," dedim.

"Nerede gördün onu?" Diye sordu Arda.

"Aynada.."

"Nasıl yani arkandamıydı?"

"Hayır,"dedim. "Aynanın içindeydi bana bakıyordu ama olduğundan çok daha sinirliydi..." Deyince hepimiz korkmaya başladık.

"Tamam şuan bu evden çıkıp direkt okula gidiyoruz ve çıkıştan sonra benim eve geçiyoruz," dedi Arda.

"Nereye kadar kaçabiliriz ki Arda... Ben ne de olsa bu eve geleceğim," dedim.

"O da doğru... Taşının tekrar," dedi Arda.

"Annemler bana hayatta inanmaz. Çok fazla film izliyorum ve kitap okuyorum zaten beni şizofren sanarlar gerçekten," dedim.

"O zaman videoya çekeriz kanıtlarız ailene. Bu böyle olmaz kadın lanetlerim sizi diyor bizi yangında öldürmeye çalıştı," dedi Mete. Hepimiz sessizliğe gömüldük. Ölüm sessizliği resmen. Kimse konuşmadı.

"Gelin okula gidelim artık," dedi Buse. Onu onayladıktan sonra kapıdan dışarı çıkıp okula doğru yürümeye başladık.

***

Okula geldiğimizde yine 4lü oturduk. Çıt çıkmıyordu. Aramızdan biri bu sessizliği bozmuyordu. Hepimiz ne yaşadığımızı sorguluyorduk. Ne yapacağımızı sorguluyorduk. Dersleri hiç dinlemedik hiç önemsemedik. Aklımız hep o kadındaydı... Sahi. Kimdi o? Nereden çıktı? Ev mi lanetli? Aynalar, cesetler, kanlar... Bütün düşünceler hep o kadına çıkıyor. Bütün bunları bütün insanları o mu öldürdü?

Telefonuma gelen bildirimle hemen telefonuma baktım.

Arda kişisi sizi "Lanet kadın" grubuna ekledi.

"Arda ne grubuna ekledin beni?" Diye sordum.

"Harbi neye ekledin bizi," diye sordu Mete.

"Lanet kadın grubuna ekledim," dedi.

"Onu biliyoruz. Neden oluşturdun bu grubu?" Diye sordu Buse.

"Eğer o kadınla ilgili birşey görürsek, duyarsak her ne olursa o kadınla ilgili bu grupta paylaşırız," dedi Arda.

"Peki tamam," diye onayladım.

"İnci, ben lavaboya gideceğim benimle gelir misin?" Dedi Buse.

"Tamam gel gidelim," dedim ve lavaboya doğru ilerlemeye başladık.

Lavaboya gittik ve Buse tuvalete girdi. Bende onu beklerken aynada saçımı falan düzeltiyordum ki... O kadın şuan aynada yine sinirli bir yüz ifadesiyle beni izliyordu. Artık kapılar bitti aynalar başladı.

Hızla telefonumu açtım ve lanet kadın grubuna girdim. Yazmaya başladım:

İnci: o kadın şuan burda ve beni aynadan izliyor.

Arda: buraya gelin hemen uzaklaşın oradan.

Mete: fotoğraf çek!

Hemen kamerayı açtım ve hızlıca fotoğraf çektim. Fotoğrafa bakma zamanım yoktu o yüzden Buse'ye seslendim.

"Busee! Tuvalet deliğinin içine mi düştün ya neredesin?" Diye alayla konuştum.

Ses gelmedi.

"Buse?" Yine cevap gelmedi.

Kapı kitli mi değil mi diye hafifçe ittirdim. Kitli değildi ve Buse tuvalette yoktu! Buse YOKTU!

Bütün tuvaletlerin içine tek tek baktım ama hiç birinde yoktu. Aklıma korkunç şeyler geliyordu. Hemen merdivenlere koştum ve sınıfa doğru ilerledim.

"İnci! Buse nerde?" Diye sordu Mete.

"Buse yok!!" Diye bağırdım. Hepimiz çok kötü durumdaydık.

"Mete, sen koridorlara bak belki oralardadır. Biz de İnciyle bahçeyi arayacağız." Dedi Arda.

"Ben niye tek gidiyorum?" Diye sordu Mete.

"İnciyi tek bırakamam Mete. Hadi çabuk Buse'yi bulmak zorundayız." Dedi Arda.

Hiç birşey demeden sınıftan uzaklaşıp Arda ile bahçeye doğru ilerledik.

Telefonumdan bildirim geldiğinde hemen baktım:

"Lanet kadın" grubundan 2 yeni mesaj.

Mete: 1. Katta yok

Arda: bizim olduğumuz kata da bak.

Mete: şuan bakıyorum.

İnci: Buse eğer telefonun sendeyse lütfen cevap ver.

Mete: telefonu olsaydı yazardı.

Arda: hadi bakmaya devam et.

Telefonu kapattık ve bahçeyi aramaya devam ettik.

Ama Buse hiçbir yerde yoktu. Yer yarıldı içine girdi sanki.

"Arda! İnci!" Arkamızdan Mete bağırıyordu. Hemen arkamıza döndük ve konuşmaya başladık,

"Ne oldu?" Diye sordum.

"Ben... Huh... Ben..." Mete nefes nefese kalmıştı.

"Sakin ol Mete. Ne olduğunu söyle," dedi Arda.

"Bunu buldum..." Dedi Buse'nin telefonunu göstererek...

***

"Nerede buldun bunu!?" Diye sordum.

"Kızlar tuvaletinin olduğu koridorun en büyük camın önünde buldum," dedi Mete.

Elinden telefonu aldım ve kurcalamaya başladım. Belki birşey bulabilirdik.

"Ne yapıyorsun?" Diye sordu Mete.

"Belki birşey buluruz diye kurcalıyorum.

"Bir de şey diyeceğim. Sen aynadaki fotoğrafı çektin mi?" Diye sordu Mete.

"Ona sonra bakarız, şuan Buse'nin bakmamız lazım," dedim ve incelemeye başladım.

Buse'nin telefonunu karıştırıyordum ama hiçbir iz bulamamıştım. Galeriye girdiğimde o fotoğrafla içim cız etti. Buseyi bayılmıştı ve fotoğrafını çekmişti.

"Şu telefonu benden alın içim parçalandı.." dedim ve telefonu Arda'ya verdim.

"Noldu," dedi Mete hüzünle. Fotoğrafını gördüğünde hayal kırıklığına uğradı.

"Ah.. Buse... Nasıl olur bu nasıl olur da biz onu koruyamayız!" Diye kendine kızdı.

"Kendine kızma. Bizim suçumuz değil. O kadın bizimle oyun oynamak istiyor ama neden? Neden istiyor ya neden? Onu hemen bulmalıyız yoksa..." Dedim ve devamını getiremedim.

"Yoksa.. ne yoksa ne İnci yoksa ne!" Diye bağırdı.

"Bağırma Mete, dikkat çekiyoruz," dedi Arda.

"Farkındaysanız biz saklambaç oynarken kaçtık ve kadını o yangında bıraktık. Kadın bize sinirli ve her an her şey olabilir," dedim.

"İnci haklı... Bence.. o eve tekrar gitmeliyiz," dedi Arda.

Yapacağımız tek şey o eve gidip o kadınla tekrardan yüzleşmekti...

***

Okuldan çıkmıştık. Eve doğru ilerliyorduk. Ortamda ölüm sessizliği vardı. Kimse çıtını çıkartmıyor, eve doğru ilerliyorduk. Buse o kadının elindeydi. Buse şuan tehlikede olabilirdi. Şuan herşey olabilirdi.

Yolun daha yarısını bile geçmemişken annem beni aradı,

"Kızım. Nasılsın napıyorsun?"

Ölmeye doğru gidiyorum anne.

"İyi. Yoldayız şuan arkadaşlarımla eve doğru ilerliyoruz."

Çok kötüyüm anne.

"Biz yarın gece geliyoruz canım. Sen uyurken gelmiş oluruz yani haberin olsun," dedi annem.

"Tamam anne. Görüşürüz. İyi akşamlar," dedim.

"İyi akşamlar tatlım, görüşürüz." Dedi ve kapattık.

Evin önüne geldiğimizde ben çantamdan anahtarı ararken Arda arkadan,

"Kapıda not var," dedi. Direkt kafamı kaldırdım. Arda notu almıştı bile. "Hadi oku Arda," dedi Mete ve Arda okumaya başladı,

"Arkadaşınızı kurtarmak istiyorsanız mutfaktakı dolabın kapağını açın."

Direkt anahtarla kapıyı açtım ve hemen mutfağa doğru ilerledik.

"Hangi dolabı kastetmiş?" Dedi Mete.

"Bütün dolaplara bakalım işte," dedim ve hepimiz bütün dolapları açmaya başladık.

"Bu dolabın başı sonu yok mu?" Diye söylenen Mete'ye tip tip baktım. Yine dalga geçiyordu.

"İnci! Bu dolap nasıl bir dolap?" Diye sormaya devam edince dayanamadım

"Mete Allah aşkına herşeyle dalga geçmek zorunda mısın? Buse'yi kurtarmak istiyoruz. Amacımız Buse. Bırak o dolabı başka dolaplara bak."

"Dolaba baksana İnci bir," deyince iyice sinirlendim.

"Ne var ya dolapta normal dola-" sözüm yarıda kesilmişti. Dolabın içinden farklı bir dünya çıkmıştı. Yemyeşil çimenler, rengarenk çiçekler, arılar, kelebekler... Resmen cennet gibiydi. Bu nasıl bir şeydi aklım almıyordu cidden.

"İnci! İyi misin? Ağzın bir karış açık kaldı sinek girecek bak," dedi Mete.

"Bu... Nasıl olur?" Diye sordum.

"Valla dolap benim değil, sizin. Onu sana sormak lazım," dedi Mete. Dalga geçiyordu yine.

"Dediği dolap bu muydu?" Diye sordu Arda.

"Sanırım bu..." Dedim.

"O zaman hazır olun. Buse'yi kurtarmaya gidiyoruz." Dedi Arda.

Ve dolabın içine girmeye başladık.

Bölüm sonu

0 yorum

Bu bölüme henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz.