İçeriğe geç

FISILTI

Bölüm 5 · 6 dk okuma

FISILTI

Bölüm 5

O KADIN

Merdivene doğru ilerlediğimizde tırsarak yürüyorduk. Hâlâ emin değildik ama öğrenmeliydik. 3 gündür beni salmıyordu ve bu kadın duvarın içinden geçiyordu! Filmlerden fırlama gibi.

"Ben önden gitmem," dedi Buse.

"Bir tırsmadım değil yani," diye söylendi Mete.

"Ben önden giderim," dedim dan diye. Ama çok korkuyordum.

"Sen önden gitme İnci, ne olacağını bilmiyoruz. Ben önden gitsem daha iyi olacak," dedi Arda.

"Saçmalama Arda. Ben önden giderim," dedim.

"Ne saçmalamayım. Ölmek mi istiyorsun?" Dedi Arda.

"Hayır ama sen istiyorsun galiba," dedim.

"Tartışmayı bırakıp biriniz önden gitsin artık!" Dedi Mete.

"Doğru söylüyor," dedi Buse.

"Tamam o zaman ben ilerliyorum," dedi Arda.

Merdivene doğru iyice yaklaştı. Bizde Buse, Mete ve ben arkasından ilerliyorduk. "Dikkatli ol," dedim arkasından. Merdivenin basamağına bastı teker teker inmeye başladık.

"Burada hiçbir şey yok ki!" Diye bağırdı Arda. Ve olan o an oldu. Her kimse biri Arda'nın ayağını tuttuğu gibi çekmeye başlamıştı. Onu sürüklüyordu!

"Arda!" Diye bağırdım. Arda ise sadece çığlık atıyordu.

"Ardaa!" Diye bağırmaya başladık.

Merdivenden inmeye başladığım sırada Buse arkadan bağırdı.

"İnci! Gitmeyi aklından bile geçirme!"

"Ardayı orada bırakamayız!" Dedim ve ilerlemeye devam ettim.

Merdivenin sonuna geldiğimde Arda yerde yatıyordu. Yerde yatmış tavanı şaşkın bir şekilde izliyordu.

"Arda!" Dedim. Cevap vermedi.

"Arda iyi misin? Tavanda birşey yo-" derken tavanda kan izleri gördüm.

"Kan izleri..." Dedi Arda. "Burda her ne olduysa fena olmuş," dedi.

"İyi de niye tavanda?" Diye sordu Mete.

"Örümcek adam falan mı bunlar?"diye dalga geçti. Ben anlamıyorum bu Mete de nasıl bir kafa var.

"Dalga geçmenin sırası mı?" Diye karşı çıktım.

"Doğru..." Dedi ve Buse'ye döndü.

"İyi misin?" Diye sordu Buse'ye.

"Dondum," dediği anda Mete direkt hırkasını ona verdi. Bildiğin çifte kumru bunlar.

"Şimdi ne yapacağız?" Diye sordum.

"Bilmiyorum," diye cevap verdi Arda.

"Seni sürükleyen kimdi?" Diye sordum.

"O kadın..." Diye cevap verdi.

"Yüzünü tamamen görebildin mi?" Bunu soran Meteydi. İlk defa düzgün birşey sormuştu.

"Hayır. Yüzünde gülümseyen bir maske vardı. Kanlıydı. Ve önünde saçları da vardı." Dedi Arda.

"Harika! Halka ve Samara'nın en kötü sürümü bizi salmıyor." Dedi Mete. Dalga geçmediği hiçbir an yok.

Biraz etrafı inceledikten sonra Buse sessizliği bozdu.

"Buradan nasıl çıkacağız?" Dedi.

"Merdivenden çıkacağız tabi-" dediğim anda merdivenin olduğu kısım yoktu. Merdiven yoktu!

"Napacağız burada!" Dedi Mete.

"Görev..." Dedi birisi. Ama tanımıyorduk. Ses tanıdık değildi. Kimdi o.

"Sen kimsin?" Dedi Arda ve o her kimse kapının oradan bize baktı.

"Kimsin sen!" Diye bağırdım.

"Kurtulma yönteminizim ben," dedi. O kadın...

"Sen..."

"Sen o kadınsın. Kapımın önünde duran kadın!" Dedim.

"Sorgulamayı kes," dedi o kadın.

"Eğer dediklerimi yapmazsanız buradan çıkamazsınız. Asla!" Diye bağırdı.

"Ne yapmamız gerekiyor?" Dedi Buse.

"Ve neden yapmak zorundayız?" Dedi yine.

"Garajın kapısı var."

"Emin misiniz?" Dedi o kadın ve garajın kapısını açtığı sırada bambaşka bir yerdeydik.

"Nasıl yani!" Dedik aynanda. Resmen başka bir dünyadaydık. Ama burası çok kötüydü. Her yerde kanlar, muhtemelen ölmüş insanlarla doluydu. Her yer alev alev yanıyordu. Bir ev yangını gibiydi.

"Burası neresi?" Dedi Buse.

"Bir bilsem.." dedim.

"Her yer yanıyor." Dedi Arda.

"Ne yapmamız gerekiyor kadın!" Dedi Mete.

"Sadece saklambaç..." Dedi o kadın.

"Ne saklambaçı?" Diye sorduk.

"Oyun oynamak ister misin?" Dedi o kadın. Ve benim aklıma gelen tek şey o nottu...

"Demek sendin..." Diye fısıldadım.

"Eğer bu oyunu kazanamazsanız. Lanetten kurtulamazsınız..." Dedi o kadın.

"Ne laneti ya. Ne saçmalıyorsun sen!" Diye bağırdı Arda.

"Sonsuza dek kabusunuz olurum!" Diye çığlık attı o kadın.

"Oyuna başlıyoruz o zaman kabul mu?" Dedi o kadın.

"Nerede saklanacağız?" Diye sordu Mete.

"Yangında..." Dedi kadın.

"Sen delirdin mi kadın! Ölürüz!" Diye bağırdım tutamadım kendimi.

"Amacınızda o zaten. Ölmeden kazanabilmek." Dedi kadın. Sanırım sonumuz iyi olamayacak.

"O zaman başlıyoruz. 20'ye kadar sayıyorum... 1,2..." Diye başladı o kadın.

"Bir dakika 20 ne ya ben saklamam!" Dedi Buse.

"Konuşmayı kes ve koş!" Dedi Arda.

Buse ile Mete başka bir yere gitti. Biz ise Ardayla saklanacak yer arıyorduk.

"14,15..."

"Allah kahretmesin! Öleceğiz! Hangi akılla buraya geldik!" Diye söylendi Arda.

En köşe bir yerde saklanacak yer bulduğumuz da hemen girdik. Bizi bulması imkansiz olabilirdi ama kadın duvarın içinden geçtiği için pek de imkansız diyemeyeceğim.

"19,20! Önüm, arkam, sağım, solum, SOBE! Saklanmayan lanetlenir işte!" Diye söyledi kadın.

Biz yangının içinde nefes almaya çalışıyorduk. Çok zor durumdaydık. Nefes nefese kalmıştım. Ölmeme az kalmıştı.

"Sakin ol..." Diye fısıldadı Arda.

"Nefes al ver. Buradan kurtulacağız," bana moral vermeye çalışıyordu ama işe yaramıyordu. Buruk bir gülümsemeyle nefes almaya çalıştım.

Hırkamı çıkarttım ve ağzıma koydum. O da kendi hırkasını aldı ve ağzına koydu.

Nefes alamıyorduk. Neredeyse ölecektik. Ölüm bir nefes kadar yakınında diye bunu söylemek istiyorlarmış demek ki.

"Buseler nerede?" Diye sordum.

"Bilmiyorum. Umarım yakalanmazlar." Diye fısıldadı.

Uzun bir sessizlikten sonra kadının sesi duyuldu.

"Bakalım neredesiniz? Sizi bulursam iyi sonuçlar olmayacak!" Dedi. Çok korkuyordum ve o kadar yangın olmasına rağmen üşüyordum. Titriyordum. Her yerde ceset vardı. Her yer kan kokuyordu.

Birinin acı çığlığı kulaklarımı çizdi. Büyük ihtimalle yanarak ölüyordu. Bütün bunlar bir kabus muydu? Yoksa bilinçaltımın bana oynadığı bir oyun mu? Bütün sorularım yanıtsız kalıyordu.

"Kim bilir kaç saat oldu.." dedim.

"2-3 saat geçmiştir biz çünkü garaja girip girmemekte kararsızdık. Girene kadar yarım saat geçmiştir." Dedi.

Yine uzun bir sessizlikten sonra etrafta bakınmaya başladım. Arda,

"Kadın arka tarafa doğru gidiyor. Şimdi biz garaja doğru koşsak yetişir mi?" Dedi. Aklını kaçırmış olmalıydı! Kadın ruh gibi ordan oraya dolaşıyor, Arda koşalım diyor. Çıldırmalık!

"İnci..." Adımı duyunca başımı kaldırdım. Buseler yanımıza gelmişti.

"Buse..." Fısıldayarak sarıldım. "İyi misin?" Dedim.

"İyi diyelim iyi olsun. Sen nasılsın?"

"Çok kötüyüm." Deyince etrafa baktım.

"Garaja doğru koşsak mı?" Dedi Mete.

"Ben de onu soruyordum İnci'ye," dedi Arda.

"Siz kafayı mı yediniz? Bir kadın peşimizde ve koşmayı planlıyorsunuz," diye söylendim.

"Ee, tamam da biz nasıl kaçacağız? Kadın bize birşey anlatmadı," dedi Arda.

Aslında haklıydı. Kadın sadece yakalarsam lanetlenirsiniz demişti. Ve sanırım en mantıklısı buydu.

***

Etrafa iyice baktıktan sonra koşmak için plan yapıyorduk. Evet kafayı sıyırmıştık.

"Kadın şuan uzaklara doğru gidiyor direkt koşuyoruz garaja doğru," dedi Mete.

"Tamam..." Diye Buseyle onayladık.

"Hadi 1,2..." Diye saymaya başladı Arda.

"3..." Tüm gücümüzle koşmaya başlamıştık. Yangınlara değmemeye, cesetlere, kanlara basmamaya çalışıyorduk.

Arkadan bombalar patlamaya başlamıştı. Buse çığlığı basmıştı ve kadın bizi duymuştu.

"Siz... Nasıl?!?!" Diye bağırmaya başladı o kadın. Sanırım kazanmamızı beklemiyordu.

Garaja girdiğimiz anda kapı kapanmaya başladı. Merdiven yerine geri gelmişti ki hemen merdivenden çıkmaya başladık. Ben merdivenin yarısını bile çıkamadan bayılmıştım. Bayılmadan gördüğüm en son şey o kadının o yangında mahsur kalmasıydı...

***

Gözlerimi araladığımda sıcacık yatağımdaydım. Nedense kalkamıyordum. Kafam çok ağırdı.

Ne olmuştu bana? Ne yaşamıştık? Yoksa hepsi kabus muydu?

"Günaydın İnci," dedi Arda. "Daha iyi misin?"

"Başım çok ağrıyor," dedim. Elimi alnıma götürdüğümde bir bez parçası vardı. Islaktı.

"Ateşim mi var?" Diye sordum Arda'ya.

"Evet. Merdivende bayıldın. Seni alıp buraya getirdim. Ama ateşin vardı. Buse de bezi ıslattı ve alnına koydu.." garaj dediği için kabus olmadığını anlamıştım. Çok kötüydü. Keşke kabus olsaydı.

"İyisin değil mi?" Diye sordu Buse.

"İyiyim iyiyim. Teşekkür ederim hepinize." Dedim.

"Saat kaç?" Diye sordum.

"19.51" deyince şok içinde Mete'ye baktım.

"Nasıl yani saat 8'e 10 mu var?"

"Evet. Neden sordun?" Dedi. Birşey anlamamıştı.

"Biz o garaja inerken saat 18.41"di. Ben ne zamandır baygınım?" Dedim.

"1 saat kadar. Neden soruyorsun bunları?" Dedi Arda.

"Biz o yangında saklambaç oynarken zaman geçmemiş mi yani?" Diye sordum.

"Aa harbi. Zaman hiç geçmemiş. Zaman durmuş," dedi Buse.

Sessizlik oldu. Sanki yaşadıklarımız gerçek mi diye hepimiz düşünüyorduk. Ne yaşamıştık? O kadın şuan nerede? Kabus muydu? Aklımda yine bin tane soru.

"İsterseniz uyuyalım. Yarın okul var," dedi Mete. Cidden hiç umursaması yoktu. Buse, Arda ve ben Mete'ye tip tip bakınca konuştu,

"Ne yani. Uykum var," dedi Mete. Cidden umursaması yoktu.

"İyi tamam uyuyalım. Yarın iyice konuşuruz bu konuları," dedi Arda.

Buseyle başımızla onayladıktan sonra gözlerimizi kapattık ve kendimizi uykuya bıraktık...

Bölüm sonu

0 yorum

Bu bölüme henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz.