İçeriğe geç

FISILTI

Bölüm 3 · 7 dk okuma

FISILTI

Bölüm 3

OKUL

Saat 02.17 ve değişik bir kabusla uyandım. Kabusta biri beni boğuyordu ve kıpırdayamıyordum. Su içmek için kalkmaya çalıştığım sırada... Evet yine kıpırdayamıyordum. Yattığım, olduğum yerde çivilenmiş gibi kıpırdayamıyordum. Sadece kafamı oynayabiliyordum.

Etrafta gözümü gezdirirken birden kapının hemen yanında biri duruyordu! Ah hayır...

"Anne!" Diye bağırdım. Cevap gelmedi.

"Anne!" Diye tekrar bağırdım. Yine cevap gelmedi.

Gözlerimi sıkıca yumdum ve 1-2 dakika boyunca açmadım. Açtığım esnada o her kimse hâlâ orada duruyordu! Tekrar "Anne" diye bağıracağım sırada hiçbir şey demeden yürüyüp gitmeye başladı. Bütün bunları bir kabus olarak düşünerek gözlerimi kapattım ve çok geçmeden kendimi uykuda buldum.

"İnci! Kızım! Uyan okula geç kalıyorsun yarım saat var!" Annemin sesini duyduğum gibi gözlerim fal misali açıldı.

"Hadi kalk!" Zorla kalktım ve lavaboya gittim. Dişlerimi fırçalarken aklıma gece kapıda duran kadın geldi... Acaba o kabus muydu? Yoksa karabasan mı basmıştı? Bütün bu düşünceleri bir kenara bırakıp annemin yanına gittim.

"Anne. Gece sen hiç kalktın mı?" Dedim. İnşallah cevabı evet olur.

"Hayır kızım. Ben gece hiç kalkmadım."

Ah hayır...

"Noldu kızım. Neden sordun."

"Gece 2 civarında kapımda bir kadın duruyordu anne. Sen zannettim bağırdım ama cevap gelmedi."

"Sadece bir kabustur canım. Korkmana gerek yok."

"Ama gerçek gibiydi."

"Sana öyle gelmiştir tatlım. Hadi giyin okula geç kalacaksın." Deyince konuyu kapattık ve hemen giyinip yola koyulduk.

***

Okulun önüne geldiğimizde içimdeki korku hâlâ benimleydi çünkü gerçekten gerçek gibiydi. Ama büyük ihtimalle karabasandı, hareket edemiyordum.

"Hadi kızım. Allah zihin açıklığı versin. İlk günün güzel geçer inşallah."

"İnşallah anne. İnşallah."

"Sen hâlâ o kapı olayını mı düşünüyorsun bakayım?"

"Yoo. Nerden çıktı."

"Heeeh. Böyle ol işte. Unut gitsin zaten kabustur."

"Aynen..."

"Hadi görüşürüz tatlım."

"Görüşürüz anne."dedim ve okula doğru yürümeye başladım. Sanki okuldakiler ilk defa insan görmüş gibi dikkatlice bana bakıyorlardı. Onları aldırış etmeden okulun içine girdim ve bir tane siyah saçlı ve gözleriyle de uyumlu siyah gözlükleri, hafif tombul bir erkek bana doğru geliyordu. Büyük ihtimalle öğretmendi veya müdür.

"Merhaba küçük hanım." Dedi.

"Merhaba..."

"Ben Furkan. Furkan Kaya. Buranın müdürüyüm."

"Merhaba hocam. Ben buraya yeni geldim. İsmim İnci. İnci Yıldız."

"Hoşgeldin İnci. Sınıfını biliyor musun?"

"Ben de onu sormak için birini arıyordum. Hangi sınıftayım?"

"Gel bakalım."dedi Furkan hoca. Odasına girdik ve bilgisayarının karşısına oturdu.

"12-E sınıfınmış İnci. 2. Katta 12-E sınıfı."

"Teşekkür ederim."

"Rica ederim. Sınıfına şimdi çıksan iyi olur çünkü dersin başlamasına 5 dakika kaldı."

"Tamam. Görüşürüz hocam."

"Görüşürüz, İnci."

Hemen 2. Kata çıktım ve 12-E sınıfını aradım. Bulduğumda derin bir nefes alarak içeri girdim. Bütün herkesin gözü benim üstümdeydi. Sanki uzaylı görmüş gibi bakıyorlardı. Boş bir yer bulup tam oturacağım sırada bir kız,

"Burası dolu tatlım." Dedi. Eminim sınıfın gıcığı kesin budur.

"Kimse oturmuyor ama." Dedim ve kız yine,

"Burası dolu dedim!" Diye bağırdı. İlk gün olay çıkartmamak için birşey demeden başka boş yere oturuyordum ki kız yine,

"Burası da dolu canım." Diyince iyice dellendim.

"Ben dolu görmüyorum ama!"diye bağırdım. Kız sanki ona tükürmüşüm gibi yüzünü buruşturdu.

"Sen bana nasıl bağırırsın ya!" Diyince ben de,

"Sen bana bağırırken iyi," dedim ve o yere oturdum. Herkes boş gözlerle bize bakarken kız birden benim yakamdan tuttuğu gibi kaldırdı. Duvara itti ve,

"Benim adım Ceyda canım. Belalı tipim bana bulaşmayacaktın!" Diye bağırdı. Aynı dediğim gibi sınıfın en gıcık, pick me, cringe kişisiydi. Ben tam ona vurucakken arkadan bir kız bağırdı.

"Kızı salsana daha ilk günü." Dedi.

"Umurumda mı sanki!" Diye bağırdı Ceyda.

O sırada öğretmen geldiği için beni bırakmak zorunda kaldı. Ona vuramadığım için kendime kızıyordum. Bide yüzüne badana yapıp gelmiş. Dağıtmak istiyordum onu.

"İyi dersler çocuklar!" Dedi gelen öğretmen.

"İyi dersler hocam," diye cevap verdiler.

"Sanırım aramıza yeni katılan birisi var."

"Evet hocam. Maalesef bu sınıfta hiç benim kadar düzgün birisi yok ve gelen de yok." Dedi Ceyda kendini överek.

"Aaa! Öyle şey olur mu Ceyda'cım?"

"Neyse yeni gelen kızımızla kısaca bir tanışalım. Ayağa kalkar mısın tatlı kız." Dedi öğretmen. Bu öğretmen baya samimiydi. Kahverengi düz saçlara sahipti ve gözleri yeşildi. Üstüne beyaz bir tişört ve altına da dizinde biten bir etek giymişti. Ayaklarında ise kahverengi topuklu ayakkabılar vardı.

Ayağa kalktım ve kendimi tanıtmaya başladım.

"Adım İnci. Soyadım Yıldız. Babamın iş sebebiyle buraya geldik. İzmirliyim. Hedefim ise psikolog olmak."

"Çok güzel İnci. Fakat ben seni ilk gördüğümde manken falan olmak istediğini düşünmüştüm." Dedi gülümseyerek.

"Yok. Ben küçüklükten beri psikolog olmak istiyorum." Dedim.

"Bence güzel bir hayal... Umarım olursun İnci." Dedi öğretmen.

"Bu arada ben Kader. Türkçe hocanızım. 6 senedir bu işi yapıyorum. Sınıfımızda hoşgeldin İnci."

"Teşekkür ederim."dedim ve hoca hemen derse geçti.

***

40 dakika sonra teneffüs zili çaldı ve çoğu kişi dışarı fırladı. Ben ise tek başıma resim defterime resimler çizmeye başladım. O kadını... Gece kapımda duran kadını çizmeyi başladım. Ben bazı şeyleri unutmak veya içimden atmak için rahatlamak için resim çizerim veya yazı yazarım. Şimdi ise o kadını çizerek unutmaya çalışıyordum.

O sırada yanıma bir kız geldi. Ceyda sanmıştım. Yine sinir edecek sanmıştım ama o değildi.

Daha nazik bir kıza benziyordu. Sessizliği bozarak konuşmaya başladı,

"Selam. Ben Buse."dedi.

"Selam..."

"Tek kalmışsın. Yanına geleyim dedim."

"Çok düşünceli birisin." Dedim gülümseyerek. Bana bir kek dilimi uzattı.

"Dün akşam annemle beraber yaptık. Yemek ister misin?"dedi.

"Keke bayılırım. Üstelik ev yapımı ise daha çok bayılırım." Dedim ve kek dilimini elinden aldım.

"Hocanın dediği gibi manken tipi var sende. Çok güzel bir kızsın."

"Teşekkür ederim. Sen de çok güzelsin."

"Rica ederim ve teşekkür ederim."

İkimizde güldük ve biraz daha sohbet ettik. Teneffüs zili çaldı.

"İstersen yanıma gel Buse."dedim.

"Olur!" Dedi heyecanla ve çantasını alıp yanıma geldi.

Birkaç ders daha geçti. Buseyle oturduk. O da bana güzelsin derken kendi güzelliğinin farkında değildi sanırım. Kızıl saç rengi ve gözleri de yeşilin en açık tonuydu. Yüzünde hafif çilleri vardı ve bu onu çok tatlı yapıyordu.

"Hocam dersin bitmesine 5 dakika kaldı," dedi bir erkek. Bu son dersti ve ilk defa bir arkadaşımdan ayrılacağım için üzülüyordum. Buse çok iyiydi.

Son dersin de zili çaldığında toparlanmaya başladık ve okulun çıkışına doğru ilerlemeye başladık.

Ama birşey oldu... O kadını... Okulun çıkış kapısının önündeydi. Kendimi şizofren hastası gibi hissetmemek için Buseye sordum,

"Kapıdaki kadını görüyor musun?"

"Dış kapıdaki mi?"

"Evet evet."

"Aynen görüyorum,"deyince bir oh çektim. Buse,

"Ne oluyor İnci. O kadın kim?"diye sordu Buse.

"Bu kadını gece de gördüm. Evimin içinde odamın kapısının önünde. Kendimden korkuyordum şizofren miyim? Diye o yüzden sordum."dedim.

"Gece senin odanın kapısının önünde mi?"

"Evet. Karabasan bastı sanmıştı- bi dakika o kadın şuan burda mı NE?"

"Noldu İnci? Ya gel Allah aşkına ya gidelim."

"Tamam gidelim hadi." Dedim ve yola koyulduk. Kapıya doğru ilerlediğimizde kadın gitmişti. Demek ki o karabasan değildi. O kadın gerçekti.

***

Okuldan çıktığımızda Buse,

"Üzerimizi değiştirip parka falan gidelim mi? Ne dersin? Evde canım çok sıkılıyor." Dedi.

"Tabii ki de olur. Benimde evde canım çok fena sıkılıyor."dedim.

"Tamam o zaman. Yarım saat sonra okulun önünde beni bekle. Ben seni gelip alırım. Yenisin ya kaybolma."dedi.

"Tamamdır. Ben seni burda bekliyor olacağım." Dedim ve birbirimize görüşürüz deyip yola koyulduk. Okula arabayla gelmiştim çünkü az zaman kalmıştı ama şimdi kısıtlı zamanım olmadığı için yürüyerek eve dönüyordum.

Evin kapısını çaldığımda annem açtı ve

"Ayy. Benim minik fıstığım gelmiş!" Diye bana sarıldı. 17 yaşımda olmama rağmen annem hâlâ beni minik, fıstık, gibi şeyler söylüyordu.

"Anne ben arkadaş oldum biriyle çok cana yakın biri. Adı Buse. Bana yarım saat sonra parka gidelim mi dedi bende onayladım. Gidebilir miyim?" Dedim anneme.

"Tabii kızım olur ama çok durma aklım kalır yoksa. Park çok uzak mı?"dedi.

"Bilmiyorum ama çok uzak değildir bence." Dedim.

"Tamam kızım ama ara beni mutlaka."

"Tamam, tamam ararım."dedim ve üstümü değiştirmeye yukarı odama çıktım.

Üstüme siyah bir oversize tişört, altıma da krem rengi olan bir pantolon giydim. Dudağıma gloss yanaklarıma da hafif pembelik niyetine allık sürdüm. Sarı saçlarımı tepeden bağladım.

"Anne! Ben çıkıyorum." Dedim.

"Dur kızım uğurlayayım seni."dedi annem.

"Hadi görüşürüz bir tanem. Kendine iyi bak."dedi.

"Görüşürüz anneciğim!"dedikten sonra dışarı çıktım.

Siyah kulaklıklarımı taktım ve kendimi şarkıya bıraktım. İçimden de tekrar ettim,

Denedim defalarca, sana anlatmaya,

Susturdun beni de, küstürdün hayata.

Söyle nefesim, söyle anlat ona...

Dokunmadı ellerim, asla başkasına...

Şarkımı dinleye dinleye okulun oraya kadar gittim. Buse beni bekliyordu. Hemen koşarak arkasından ona sarıldım ve ikimizde güldük. Parka doğru sohbet ede ede yürümeye başladık.

***

Parkta 1-2 saat oyalandıktan sonra evimize dağılmak için veda ettik.

"Yarın görüşürüz İnci!"dedi Buse.

"Görüşürüz Busee!" Diye bağırdım.

Eve doğru yürümeye başladım. Hava kararmaya başlamıştı o yüzden hızlı adımlarla eve gidiyordum.

Arkadan bir ses duydum ve hızlıca arkama doğru döndüm. Birşey görünmüyordu ama o kadın aklıma geldikçe ödüm kopuyordu.

Daha da hızlanmaya başladım hatta biraz koştum. Eve geldiğimde derin bir oh çekip kapıyı tıkladım. Kapıyı açan annem neşeyle

"Ayy benim kuzum gelmiş sefalar getirmişş, hoşgeldin civcivim benim!"

"Hoşbulduk annelerin en güzeli!"dedim.

"Hadi neler yaptınız yeni arkadaşınla anlat bakalım,"dedi annem. 15 dakika falan konuştuk. Sonra üstümü değiştirmek için odama çıktım. Giyindikten sonra aşağı yemek yemek için indim.

"Ee, ne yaptın bakalım okulun ilk günü?" Bunu soran babamdı. Babama da anlattıktan sonra babam dedi ki,

"Oyy, benim manken kızım!" Ailecek güldük ve güzel bir akşam yemeği geçirdik.

"Anne, baba. Ben yatıyorum. İyi geceler."

"İyi geceler kızım."

"İyi geceler manken kızım!"

Gülerek odama çıktım. Telefonumdan şarkı listemi açıp kendimi uykuya bıraktım.

Bölüm sonu

14 yorum

  • Tüylerim diken diken ixlediğim bir kore dizisini hayırlattı makas kadınmıydı neydi yüzü maskeli çocukları kaçıran ama hiç konuşmayan kadın😬

  • Tüylerim diken diken ixlediğim bir kore dizisini hayırlattı makas kadınmıydı neydi yüzü maskeli çocukları kaçıran ama hiç konuşmayan kadın😬

    2Yanıt
  • Tüylerim diken diken ixlediğim bir kore dizisini hayırlattı makas kadınmıydı neydi yüzü maskeli çocukları kaçıran ama hiç konuşmayan kadın😬

  • Tüylerim diken diken ixlediğim bir kore dizisini hayırlattı makas kadınmıydı neydi yüzü maskeli çocukları kaçıran ama hiç konuşmayan kadın😬

    1Yanıt
  • Bir animasyon filmi vardı neden bilmiyorum hikaye bana onu çağrıştırdı. İsmi Karolin'in Dünyası gibi bir şeydi galiba.

    1Yanıt
  • annesi çok sakin gibi bilemedim şimdi birde çok samimi tatlım canımlar falan.Bir animasyon vardı kızın gerçek olmayan aileside böğle samimi konuşurdu kızla sonradan kız anladı ki gerçek ailesi değil bu kişiler.Ayhh neysee bence burdada böğle olucakkk

    2Yanıt