Lanetlenmiştim.
Evet, ben lanetlenmiş zavallı bir kızdım.
Hayat hiç adil değildi, değil mi?
Ben nereden bilebilirdim o evin lanetimin sebebi olacağını?
Yaraların kabuk tutmadan iyileşemediği doğrudur... Peki ya benim yara'm kabuk tutmamış mıydı?
Tabii ki de hayır.
Benim yara'm hayatımı karartmıştı. Canımı çok yakmıştı. Hayatımı elimden almıştı.
Ve ben bununla yüzleşmeye gidiyordum. Hem de hiç bilmeden.
"İnci! Hadi kalk yola çıkıyoruz birazdan." Annemin sesiyle yatağımda bir sağa bir sola kendimi attım. Sıcacık yatağımdan hiç kalkasım olmamasına rağmen mecbur olduğum için hızla doğruldum ve terliklerimi ayağıma geçirdikten sonra lavaboya doğru ilerlemeye başladım. Işığı açtıktan sonra aynada kendime bakıp ellerimi ve yüzümü yıkamaya başladım. Lavabodan çıkıp hızla odama geri gittim ve dolabımı açıp bugün ne giyeceğime karar verip giyindim. Üzerime kırmızı kısa bir tişört geçirdim ve altıma da kot şort giydikten sonra çantamı hazırlayıp merdivenlerden aşağı indim.
"İnci, arabaya eşyaları koyduk senin koymayı unuttuğun bir şey varsa getir hemen," dedi babam. "Hayır yok, bütün eşyalarımı koydum. Sadece çantamı koymak kaldı," dedim ve bahçeye çıkıp arabaya ilerledim. Eşyaların hepsini koyduktan sonra arabanın arka koltuğuna oturdum ve vakit kaybetmeden hemen yola koyulduk.
"Yolculuk uzun sürecek. İstersen şarkı falan dinle kızım," dedi annem ön koltuğa oturarak. Babam da sürücü koltuğuna geçtikten sonra yola yavaş yavaş koyulduk. Telefonumun şifresini açıp kulaklığımı taktım ve rastgele bir şarkı açtım. Badem'in sen ağlama şarkısı açılınca kendi kendime gülümseyip içimden şarkıya devam ettim.
Gece gökyüzünden bir damla yaş düşünce
Bahar gelir, tüm çiçekler ıslanır
Kara gözlerinden bir damla yaş düşünce
Hüzün, keder yüreğime yaslanır
Şarkı dinlemeye devam ederken saat daha erken olduğu için alamadığım uykuyu almak için kendimi uykunun kollarına bıraktım.
Bir saat sonra uyandığımda hâlâ yola devam ettiğimizi gördüm. Telefonumdan saate baktığımda daha birkaç saat daha vardı ama yol çok sıkıcıydı. Şarkı listemde çok fazla şarkı olduğu için şarkı çalmaya devam ediyordu. Yola devam ederken yeşil ağaçları, yeni aydınlanmış gökyüzünü, yolda ki çocukların kahkahalarını izlemeyi çok seviyordum.
Yarım saat sonra ise annem beni uyandırdı.
"Kızım. Şuan mola verdik markete gideceğiz atıştırmalık birşey istiyor musun?" diye sordu. O kadar çok yorgundum ki gitmek istesem de arabada kalmayı tercih ettim.
"Yok anne. Teşekkür ederim. Ben arabada kalırım, siz gidin," dedim.
"Tamam canım. Biz hemen döneriz," dedi babam gülümseyip küçük markete doğru ilerleyerek.
"Tamam. Görüşürüz," dedim ve camdan dışarıyı izlemeye koyuldum.
Araba durduğunda gözlerimi yavaş yavaş kırptım ve babama seslendim.
"Baba, geldik mi?" diye sordum.
"Evet canım geldik hadi gel inelim," dedi babam kendi kapısını açarak.
Arabadan indikten sonra etrafa bir göz gezdirdim. Burası eski evimizden daha da güzeldi. Eski evimizin duvarları beyazdı ve iki katlıydı. Bahçesi yoktu. Odalar da çok fazla küçüktü. Bu evimiz yine iki katlıydı, hoş bir görünümü vardı, duvar boyaları mor ve mavi tonlarındaydı ve bahçesi vardı. Ev dışarıdan büyük durduğu için evin içinin de odaların da büyük olduğunu düşünüyordum.
Babam, "İstersen sen buraları çok uzaklaşmamak şartıyla gezebilirsin kızım biz de o sırada eşyaları düzenleriz olur mu?" dedi. Başımı evet anlamında salladım ve "Tamam olur," dedim. Annem, "Birşey olursa ararsın," dedi. Başımla onaylayıp oradan uzaklaşmaya başladım. Sokaklarda bir sürü insan geziyordu. Yeni birisi olduğum için bana ters bakışlarla bakıyorlardı ama dert değildi. Zamanla alışacağımı düşünüyordum.
Bu arada ben İnci. İnci Yıldız. 17 yaşımdayım ve 12. Sınıf öğrencisiyim. Babamın işi yüzünden okulum bazenleri değişiyor. Bu yüzden çok sosyal birisi değilim sayılı arkadaşım var ama dert değil. Bu sefer evimi ve okulumu seveceğime inanıyorum.
Biraz turlarken buranın gerçekten çok tatlı olduğunu anladım. Birisi bana doğru yaklaştı. Kızıl uzun saçlarına ve kahverengi gözlerine sahipti. Boyu orta uzunluktaydı ve yaşı da orta yaşlı gibiydi. "Selam kızım. Yenisin buralarda sanırım," dedi. "Evet. Biraz keşfetmek için gezeyim dedim," dediğimde bana sıcak bir şekilde gülümsedi. "Hoş geldin," dedi. "Hoş bulduk," dedikten sonra hızla ilerlemeye başladım ve eve geri döndüm. Eşyaları yerleştirmeye azcık yardım etmeye başladım. Evimizin içi dışı gibi çok güzeldi. Odalar da dediğim gibi büyüktü.
Eşyaları yerleştirme faslı bitince odama bakmaya gittim. Odamın duvar renkleri griydi ve siyah kelebek desenleri vardı. Kelebekleri çok sevdiğim için gayet hoşuma gitmişti. Yatağım, makyaj masam, çalışma masamın yerleri de güzeldi.
Yemek yedikten sonra kendimi yatağa attım. Çok uykum vardı. Yolda uyumama rağmen uykucu biri olduğum için yolda ki uyku bana yetmemişti. Hem yarın yeni okuluma gidecektim. Bu yüzden direkt uykuya daldım.












