İçeriğe geç

First Love (HyunLix omegaverse)

Bölüm 7 · 5 dk okuma

First Love (HyunLix omegaverse)

Bölüm 7

Arkadaşı mısınız?

İyi Okumalar 🦋

_______________

~Felix~

Deltam ölmemişti. Bunu kurdum hissediyordu. Ama ben tam 6 senedir onu arıyordum. Yeryüzünde bu yüzyılın tek deltası olduğu için onu bulmak kolay olacak sanmıştım. Ama değildi.

O günden sonra telefonuna, sosyal medyalarına ulaşamamıştım. Okuduğu Lise'nin önüne kadar gitmiş, ağlayarak, yalvararak içine girip tek tek sınıfları bile aramıştım.

Ama deltam sanki buhar olup yok olmuştu. Tüm aklınıza gelebilecek tüm sosyal medyalarda hesabım vardı. Ona ulaşabilmek umuduyla.

Şaka gibi, sanki benden kaçıyordu da bana izini kaybettiriyordu. Ama şu 6 senede bir kez olsun bile onu aramayı bırakmamıştım.

Tam iki sene önce ise ona dair küçük bir iz bulmuştum. Seul üniversitesinde, İşletme bölümünde bir delta'nın olduğu dedikodular dönüyordu üniversite itiraf sayfasında.

Ailem Avustralyaya dönüp orada Hukuk okumamı istiyordu. Ben de Hukuk okumak istiyordum ama söz konusu Hyunjin olduğunda eğitimim umrumda değildi.

Bu yüzden bugün, inadım sayesinde kazandığım Seul üniversitesi, İşletme bölümünde ilk ders günümdü. O, muhtemelen şu an üçüncü sınıf öğrencisiydi.

Lakin aynı fakülte ve aynı üniversitede olduğumuz için benden bu sefer kaçamayacağına emindim. Beni neden aramıyordu hiçbir fikrim yoktu.

Tüm bunları, aklımdaki soruların hepsini ona sormak istiyordum. Tabii ilk önce bolca sarıldıktan sonra. Üçüncü sınıfların ders programını bile almıştım..

Biraz sapıkça olabilirdi hareketim ama ben Deltamı her türlü bulacaktım.

Ve az önce üniversitede ilk günümde öğrenci işleriyle kavga etmiş olabilirdim. Ben üst sınıftan ders almak istiyordum ama bana birinci sınıflar üstten ders alamaz diyorlardı.

Kafayı yemek üzereydim. Peki ben nasıl bulacaktım bu kadar insanın içinde deltamı!

Gerekirse aldığım ders programı sayesinde üçüncü sınıfların tüm derslerine girecektim. Buraya kadar gelmişken artık beni kimse durduramazdı.

Fakültenin koridorunda yürürken gözüm sürekli herkesin yüzndeydi. Umarım uzaktan deli veya sapık gibi gözükmüyordum.

Acaba Hyunjin çok mu büyümüştü? Çok mu değişmişti. Ne kadar değişirse değişsin onu bulacağıma emindim. Bulduğum ilk anda tanıyacağıma da emindim. Onu unutmam imkansızdı.

Bakışlarım bir arkadaş grubunun toplandığı yere kaydığında sırtı bana dönük olan beden dikkatimi çekmişti. Uzun boyu ve siyah saçlarıyla sanki ona benzemişti.

Daha fazla düşünmeden koşarak orada dikilen bedene yaklaştım ve hemen ismini bağırdım.

F: "Hyunjin?"

Lakin uzun beden bana yüzünü döndüğünde hayal kırıklığına uğramıştım. Bu kişinin benim deltam olmadığına emindim. Kaşlarını çatarak bana doğru baktığında tatlı bir şekilde gülümsemeye çalıştım.

F: "Çok pardon sizi birisiyle karıştırdım. Özür dilerim"

Uzun beden aynı benim gibi gülümsediğinde rahat bir nefes aldım. Çok korkmuştum kızacak diye.

"Kimi arıyorsun? Yardımcı olayım"

Sesi biraz korkutucu olsa da görünüşü ve gülüşü o kadar da korkutucu değildi. Yani ona soru sormamda bir sorun olmazdı değil mi..

F: "Şey ben Hyunjin'i arıyorum da"

Başını onaylar anlamda sallayarak bir süre sanki bir şeyler düşünüyormuş gibi duraksadı sonra elini yürümem için öne doğru uzattı.

"Seni Hyunjin'e götüreyim istersen"

Birine güvenip de bir yere gitmek saçma geliyordu ama üniversitenin içindeydik. Başıma bir şey gelmezdi. Her taraf insan kaynıyordu.

F: "Şey Hyunjin'i tanıyor musunuz?"

"Tabii bu fakültede onu tanımayan mı var?"

Gözlerimi sonuna kadar heyecanlı bir şekilde açarak elimi ona doğru uzattım. Tanrım onu bulmanın bu kadar kolay olacağını düşünmemiştim. Ne de olsa 6 senedir uğraşıyordum.

F: "Benim adım Felix. Beni Hyunjin'e götürürseniz çok mutlu olurum"

"Ben de Niki. Tanıştığımıza memnun oldum Felix. Hadi gidelim"

Elimi sıkarak tokalaştıktan sonra hemen beklemeden onun peşinden yürümeye başladım. Beynimde senaryoları kurmaya başlamıştım bile.

Hyunjin'i gördüğümde ilk ne demeliydim? Ne yapmalıydım. Ya da beni gördüğünde ne tepki verecekti. O da beni özlemiş miydi..

Fakültenin bahçesine çıkıp çardaklara doğru yürümeye başlamıştık. Durmadan irice açtığım gözlerimle etrafa bakıyordum.

Hala rüyadaymışım gibiydi. Onu bulmuş muydum gerçekten. Bunca sene sonra bir gün içinde bu kadar kolay bir şekilde hem de.

Gözlerim onun özlemiyle dolduğunda bahçede, üniversitenin arka tarafında olan son çardağa doğru yürüyorduk. Uzaktan boylandığımda çardakta kimse yoktu.

Bu yüzden adımlarımı durdurarak bir kez daha etrafıma bakındım ama arka tarafta kimseler yoktu. Bu biraz ürkmeme neden olmuştu.

F: "Şey Hyunjin nerede acaba? Arkadaşı mısınız onun?"

Ben durduğum an o da durarak arkasına dönmüş ve birkaç adım atarak önümde dikilmişti.

"Ne acelen var götüreceğim seni Hyunjin'e işte. Önce biraz takılalım, tanışalım. Seni yakından tanımak istedim"

Elini yanağıma doğru uzattığında elimle eline vurarak itmiş ve kaşlarımı çatmıştım bu fikirden hiç hoşlanmadığımı anlaması için.

F: "Beni kandırıyor musun sen! Hyunjin'e götürecek misin yoksa götürmeyecek misin?"

"Bak güzelim. Her şeyin bir karşılığı vardır. Biz güzelce seninle bu çardakta oturalım, konuşalım, birbirimizi daha yakından tanıyalım, sonra karşılığında ben seni götürürüm istediğin kişiye"

Alaycı bir şekilde gülerek bir adım geriye doğru attım. Beni enayi falan sanıyordu. Şu "tanışma" dediği şeyin ne olduğunu anyalamayacağımı falan mı sanıyordu bu mal.

F: "Ben anladım anlayacağımı. Senin bana yardım edeceğin yok. Eğleniyorsun sadece"

Arkamı dönüp hemen buradan uzaklaşmak istiyordum. Lakin iri elini koluma sararak beni durdurduğunda, elimi yumruk yaparak beni tutan koluna vurdum birkaç kez.

"Buraya kadar geldik işte neyin inadı bu. Ne yapacaksın şu aptal Hyunjin'i"

Dişlerimi sert bir şekilde sıktım. Kolunu ısırarak koparmamak için kendimi zor tutuyordum. Üniversitenin ilk gününden katil olmamalıydım.

Kolumu bırakması adına tekrar çekiştirdiğimde, inatla daha sıkı tutarak beni kendisine doğru çekmişti. Son uyarımı da yapacaktım, eğer bırakmasa gerçekten ısıracaktım.

F: "Bırak kolumu!"

Sırıtarak üzerime doğru eğildiğinde sanki aniden bir şey hissetmiş gibi başını kaldırarak uzaklara doğru baktı.

Hala kolumu sert bir şekilde tutuyordu ama arkamda biri varmış gibi gözlerini oraya dikerek öylece bakıyordu. Yüz ifadesi o kadar korkunçtu ki sanki birisi tarafından hipnoz ediliyormuş gibi.

Kolumu sert tutuşu daha yumuşaklaştığında dudaklarının arasından küfür savurduğunu duydum. Sonra ise hemen kolumu bırakmış ve bana tek kelime bile etmeden hızla yanımdan uzaklaşmaya başlamıştı.

Şaşkın bir şekilde ağzımı ve gözlerimi sonuna kadar açarak yavaşça arkama döndüm. Arkamda cin falan var diye korkmuyor değildim.

Lakin hiçkimse yoktu.. aynı geldiğimiz zamanki gibi sessiz ve boştu çardaklar. Derin bir nefes alarak başımı sağa sola salladım kendime gelmek için.

Bir daha Hyunjin'i bulmak adına başkalarına güvenmemem daha iyi olurdu. Aynı fakültedeydik. Eninde sonunda bulacaktım. 6 sene dayandığına göre birkaç gün daha dayanabilirdim bence..

Geldiğim yolu geri dönmek adına adımlamaya başladığımda tüylerim diken diken oldu. Vücuduma garip bir üşüme hissi geldi.

Birisi tarafından izlendiğime o kadar emindim ki. Vücudum bana bağırıyordu sanki arkanda biri var diye. Bu sefer yavaşça değil aniden hızlı hareketle arkama döndüm.

Sadece esen rüzgarın kıpırdattığı ağaç dalları vardı. Derin bir nefes daha alarak önüme döndüm ve bu sefer adımlarımı durdurmadan fakülteye doğru adımladım.

Hyunjin'e hiç olmadığım kadar yakındım.. buna adım kadar emindim. Benden kaçıyordu anlaşılan...

_______________

Kaçma lan piç. Lütfen sarışın koklaşın öpüşün hadi.

Yorum sayısını biraz yüksek turarsanjz her gün iki veya üç yb gelirrr✨✨

Bölüm sonu

0 yorum

Bu bölüme henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz.