İyi Okumalar 🦋
_______________
Bayan Lee zil sesini duyduğunda kapıya doğru hızla yürüyerek kapıyı açmıştı. Küçük omegasının ilk ders gününden geldiğini biliyordu.
"Minik kiraz çiçeğim gelmiş"
Kadın hemen eğilerek bebeğine sıkıca sarılmış, yumuşacık yanaklara öpücük kondurduktan sonra onun yanında duran arkadaşına bakmıştı.
"Sen de Hyunjin olmalısın"
Küçük delta Felix'e benzeyen kadına dikkatlice bakarak başını onaylar anlamda sallamıştı. Annesi de Felix kadar tatlıydı.
"Gelin bakalım içeri, yemeğiniz birazdan hazır olacak"
Felix donup kalan arkadaşının elini tutarak onu içeri dığru çekiştirmişti. Kendi çantasını da, Hyunjin'in çantasını da çıkararak kapının yanına bırakmış ve içeri geçmişlerdi.
İkisi de ders arasında yemek yiyemedikleri için çok açlardı. Bu yüzden hemen kıkır kıkır birbirlerine su sıçratarak ellerini yıkamışlar, sonra da salona geçmişlerdi.
Bayan Lee miniklerine pizza hazırlayana kadar, ikili de yorgun günün ardından koltukta yaylanarak çizgi film izliyorlardı.
"Küçük tavşanlarıma limonata da yaptım"
Felix'in annesi tepside tabaklar ve bardaklarla salona geçerek tepsiyi sehpanın üzerine bırakmıştı. Aç olan ikili boncuk gözleriyle bakıyorlardı yemeğe.
Bayan Lee onların bu haline kıkırdayarak tabakları ellerine tutuşturmuş ve limonataları sehpanın üzerine bırakmıştı.
"Minik kurtlarım acıkmış anlaşılan"
Hyunjin ve Felix hemen başlarını onaylar anlamda sallayarak sıcacık pizza diliminden kocaman ısırık almaya başlamışlardı bile.
"Çok güzel olmuş teşekkürler"
Yeni tanıştığı deltanın bu kibar lafını duyan Bayan Lee kocaman gülümsemişti. Hyunjin çok tatlı bir çocuğa benziyordu.
Çizgi film izleyerek yemeklerini yiyen ikiliyi salonda yalnız bırakarak mutfağa geri dönmüştü işlerini halletmek için.
Mutfağı temizledikten sonra ise çocukların tabaklarını almak için salona geçtiğinde karşılaştığı manzarayla donup kalmıştı.
İki minik beden koltukta sarılarak uyuyakalmışlardı. Bayan Lee zaten bu görüntüden sonra anlamıştı onların arasındaki bağı...
Şu an saf duyguların içinde birbirlerini arkadaş zannediyorlardı ama Felix'in annesi onların geleceğinin nasıl olacağını çok iyi tahmin ediyordu.
Derin bir iç çekerek telefonunu çıkardı ve tatlı bebeklerinin fotoğrafını çekerek bu anı ölümsüzleştirme kararı aldı.
Sonra ise telefonunu cebine atarak, koltuğun kenarında duran battaniyeyi sarılarak uyuyan iki tavşanının üzerine örttü.
Hyunjin çok tatlı bir çocuğa benziyodu. Ama gelecekte ne olacağını bilemiyordu. Bu yüzden tek isteği minik omegasının mutlu olmasıydı.
...
Felix bahçede duran arabayı camdan görür görmez hemen fırlayarak kapıyı açtı. Akşam ailecek birlikte yemek yemek için babasının gelmesini dört gözle bekliyordu.
Hemen kapının önünde durarak kollarını iki yana genişçe açtı. Küçücük boyuyla kapının önünde yavru köpüşler gibi bekliyordu.
Bay Lee oğlunun bu halini gördüğünde hızlıca ona doğru yürümüş, elindeki alış-veriş poşetlerini yere bırakarak kollarını açan oğlunu kucağına almıştı.
"Yakaladım minik canavarı"
Oğlunu kollarının arasında havaya kaldırarak uçak misali uçurduğunda Felix için aşırı yüksek ve heyecanlıydı bu durum. Bu yüzden durmadan kıkır kıkır gülüyordu.
Sonunda babası yanağına kocaman bir öpücük bırakarak oğlunu yere bırakmış ve onların sesini gelen eşinin saçlarına da öpücük bırakmayı unutmamıştı.
"Nasıl geçti burada ilk ders günün?"
Felix, babasının aldığı market poşetlerinin içini kurcalayarak kendine abur cubur ararken duyduğu soruyla hemen boncuk gözlerini babasına kaldırmıştı.
"Sınıfa gittim hemen bolca arkadaş edindim ama sonra o arkadaşlarım Hyunjin'i istemediği için ben de onlarla arkadaş olmak istemedim. Sonra Hyunjin ile sarıldık. Ben biraz üzüldüm ağladım ama sonra geçti. Hocalarım çok eğlenceli ve tatlışar. Ama sınıf arkadaşlarımı sevmedim. Çünkü onlar benim deltamı üzdüler!"
Sonda kaşlarını çatarak elini sinirli bir şekilde havada sallamıştı. Bay Lee ise duyduklarını sindirmeye çalışıyordu.
Oğlunun tüm dedikleri onun hayal gücünün tatlı bir ürünü müydü yoksa tamamen gerçek miydi ayırt edemiyordu.
Babasını aldırmadan poşetleri karıştırmaya devam eden küçük fare sonunda çikolata bulduğu için parkenin üzerine oturarak çikolatanın ambalajını açmıştı.
Yemek için sabırsızlandığı çikolata anında elinden alındığında oturduğu yerde başını kaldırarak ona bakan babasına baktı dudaklarını büzerek.
"Önce yemek, sonra çikolata"
Omega babasına karşı çıkamayacağı için başını onaylar anlamda sallamıştı. Ayağa kalkarak mutfağa, annesiyle birlikte hazırladıkları akşam yemeği masasına koştu.
Hızlıca yemeğini yedikten sonra çikolatasını yemek istiyordu. Acaba Hyunjin'in canı da çikolata çekmiş miydi? Yarın okulda ona da götürmeliydi.
Sandalyesine çıkarak minderin üzerine oturdu ve annesinin önüne bıraktığı tabağı kendisine doğru çekerek hızlıca yemeye başladı.
"Bugün Felix'in arkadaşı, Hyunjin gelmişti hayatım. Bir görsen o kadar tatlı ki"
Bayan Lee hayran olmuş şekilde konuştuğunda babası sırıtan oğluna baktı. Hyunjin'in, az önce Felix'in "deltam" diye bahsettiği kişi olduğunu biliyordu. Bu yüzden ısınamamıştı bir türlü o çocuğa.
"Benim oğlum daha tatlı"
Omega babasından aldığı iltifata kocaman gülümseyerek başını onaylar anlamda sallamıştı.
"Tabii ki bizim minik kiraz çiçeğimiz en tatlısı"
Anne ve babası tarafından sevgiye boğulan omega kıpır kıpır hissediyordu. Bu kadar mükemmel bir aileye sahip olduğu için çok şanslıydı.
Ama şimdi minik kalbi bu ailenin yanında Hyunjin'in de olmasını istiyordu. Tabii daha bu duygulara anlam veremiyordu.
"Biliyor musunuz Hyunjin ve ben büyüdüğümüzde Mühürleneceğiz"
Bay Lee duyduğu şeyle ağzındaki lokmayı çıkarmak üzere olduğunu farkettiğinde hemen peçeteyi ağzına bastırmıştı. Onun aksine eşi oğlunun bu dediklerine gülüyordu.
"Nereden çıktı bu?"
Babası sert bir şekilde konuştuğunda küçük beden omuzlarını umursamaz bir şekilde kaldırdı.
"Hyunjin bana söz verdi. Büyüdüğümüzde mühürlenebiliyormuşuz. Böylece asla Hyunjin'den ayrı kalmayacağım. Hem Vita'nın deltama yaklaşmasına da izin vermeyeceğim! Hem kim şu vita ya!"
Felix tatlı tatlı kendi hayal dünyasında konuşurken babası gerçekten kalp krizi geçirmek üzereydi. Minik, tatlı, güzel mi güzel omegasını kimseyle paylaşmak istemiyordu. Şu Hyunjin denilen çocuğu gördüğü ilk yerde kulağını çekmek istiyordu, oğlumdan uzak dur diye.
"Güzel bebeğim benim, Vita, Omegalardan daha güçlü bir tür. Seninle şu türler ve özelliklerini konuşmuştuk ya"
"Unuttum ki anne. Çok fazla var. Hem ben daha güçlüyüm!"
Bayan Lee başını sallayarak oğlunu onaylamıştı. Tüm bunlar onun için karışıktı ama büyüdüğünde anlayacaktı. Bu yüzden sadece gülümseyerek geçiyordu. Babası ise hala oğlunun az önce dediklerinde takılıp kalmıştı.
"Bak benim güzel omegam. Babana söz ver. Kimseyle mühürlenmek yok. Baban sana çok iyi bakacak, gözünün önünden ayırmayacak. Boşver sen Hyunjin'i falan"
Felix tabağındaki patatesi ağzına tıkıştırarak başını hayır anlamında salladı. Hyunjin'e söz vermişti bir kere. Büyüdüğünde onun eşi olacaktı.
"Ben büyüdüğümde Hyunjin ile mühürleneceğim"
Bay Lee tükenmiş bir şekilde elini alnına vurdu. Ne kadar zormuş omega babası olmak, daha şimdi yeni yeni anlıyordu.
"O zaman şöyle yapalım 40 yaşına, hayır hayır 50 yaşına geldiğinde mühürlenirsin"
Felix ona çok uzak olan bu rakamları duyduğunda minicik dudaklarını aralayarak başını hayır anlamında sallamıştı.
"Baba! Bu yaşlar çok büyük! Yetişemem ki ben onlara"
Küçük olan mızmızlandığında babası sandalyesini omegasına biraz daha yaklaştırarak onun yumuşacık saçlarını okşadı şefkatle.
"O zaman şöyle yapalım. Önce annenden ve babandan izin alacaksın! Mühür çok önemli bir şey öyle kafana estiğinde yapamazsın!"
Felix hemen başını onaylar anlamda salladı. O uslu bir çocuktu. Tabii ki önce anne ve babasından izin alacaktı. Zaten bahçeye çıkmak istediğinde de hep onlardan izin alıyordu!
____________________
Yav hehehe heee ammdldmdşsödşsödpdld
Kıskanç omega babası yazmak bu hayatta en sevdiğim şey. Babam da ablam ve beni kimseyle paylaşmak istemiyordu. Ablamın üç sene sevdiği adamla evlenmesine izin vermemişti kıskançlıktan dösööfçeödöelfld. En sonunda kızı üzülüyor diye mecbur evlendirdi.