İyi Okumalar 🦋
______________
Zil çalar çalmaz Felix ve yeni edindiği arkadaşları sınıftan çıkmışlardı. 40 dakika içinde küçük omega sınıfta da arkadaş edinmeyi başarmıştı.
"4. Sınıflar nerede biliyor musunuz?"
Felix arkadaşlarına sorduğunda onlar bu okulu daha iyi biliyorlardı iki senedir burada okudukları için.
"Bir üst kattalar"
Omega arkadaşlarıyla birlikte merdivenlere doğru yöneldiğinde, Felix'in isteği üzerine 4. Sınıfların yanına gitmişlerdi. Felix'in arkadaşını da aldıktan sonra kantine gideceklerdi.
Omega heyecanlı bir şekilde arkadaşlarından önde küçük bacaklarıyla merdivenleri hızlıca çıkmıştı. Koridorda çok fazla çocuk olduğu için bakışları Hyunjin'i arıyordu.
Sonunda kalorifere yaslanarak duran deltayı gördüğünde kocaman gülümseyerek ona doğru koşmuştu.
"Hyunjin!"
Bağırarak onun dikkatini kendi üzerine çekmeyi başarmıştı. Küçük delta, zil çalar çalmaz dışarı çıkıp beklediği omegayı gördüğünde dudaklarını kıvırarak gülmüştü.
"Felix geldin"
Felix, ondan uzun olan deltanın önünde durarak başını onaylar anlamda salladı. Hemen dersin bitmesini istemişti arkadaşını görmek için.
"Hadi yeni arkadaşlarımla tanış, birlikte kantine gidelim"
Heyecanlı beden elini deltaya uzattığında küçük beden duyduklarıyla öylece duraksamıştı. Felix'in ondan başka arkadaşları da vardı.. ve bu düşünce onu kıskandırıyordu. Kimseyle paylaşmak istemiyordu bu güzel omegayı.
"Sen arkadaşlarınla git. Ben gelmeyeceğim"
Kırılmış sesiyle konuştuğunda Felix hayal kırıklığına uğrayarak başını hayır anlamında salladı. Hyunjin olmadan hiçbir yere gitmek istemiyordu.
"Sen gelmezsen gitmem ki"
Hyunjin bu cevaba gülerek başını sallamıştı. Bunu duymak, Felix'in hala ona önem verdiğini hissetmek deltayı rahatlatmıştı.
Elini uzatarak Felix'in elini tuttu ve merdivenlere doğru yürümeye başladılar. Hyunjin'in sınıf arkadaşları ise uzaktan şaşkınca bu manzarayı izliyorlardı. Delta'yı ilk kez biriyle görmüşlerdi...
"Bak Hyunjin sınıf arkadaşlarım"
Felix'in arkadaşları karşılarında deltayı gördüklerinde gözlerini sonuna kadar açmışlardı. Korkarak bir adım geri attıklarında Hyunjin hemen Felix'in elini bıraktı.
Onun yüzünden arkadaşları Felix'ten uzak dursun, Felix de onun gibi yalnız kalsın istemiyordu.
Omega, Delta'dan korkan arkadaşlarını farkettiğinde Hyunjin'in iyi biri olduğunu söylemek için dudaklarını aralamıştı lakin, arkadaşları ondan önce konuşmuşlardı.
"Biz seninle arkadaş olmak istemiyoruz Felix! Uzak dur bizden"
Sözünü bitirir bitirmez kaçmıştı küçük çocuklar. Felix ve Hyunjin ise öylece kalmışlardı orada. Minik omega ise bu durumun Hyunjin için ne kadar üzücü olduğunu biliyordu.
Sanki hissediyordu onun ne kadar üzüldüğünü...
"Git Felix, arkadaşlarının yanına git"
Omega hemen Deltanın elini geri tutmuştu. Bu sefer tüm gücünü kullanmıştı. Sertçe sıkıyordu deltanın büyük elini.
"Benim arkadaşım sensin Hyunjin. Onlar kötüler. Ben sadece seninle arkadaş olmak istiyorum"
...
Teneffüste oyalandıkları için kantine gidemeden zil çalmıştı. Bu yüzden ikili sınıflarına geri dönmüşlerdi.
Ama bu sefer kimse Felix ile konuşmamış, onun yüzüne bile bakmamışlardı. Onun aksine bu sefer herkes Hyunjin'e bakmıştı dınıfta. Onu ilk kez birisiyle, üstelik bu kadar güzel omegayla gördükleri için.
"Felix o deltadan uzak dur"
Ön sırada oturan çocuk arkaya dönerek arkadaşına fısıldadığında Felix kalemini bırakarak kaşlarını sinirli bir şekilde çattı.
"O benim arkadaşım ve sizden daha iyi! Onu çok seviyorum"
Ona doğru dönen arkadaşı alaycı bir şekilde gülümseyerek konuşmasına devam etmişti çokbilmiş gibi.
"Seviyorsan sev, zaten o seni bırakacak. Deltaların eşi Vita olur. Sen onun eşi olamazsın ki"
Felix anlamını bilmediği şeyler duyduğu için dudaklarını büzerek kalemini geri eline aldı ve başını önündeki deftere indirdi.
Gözleri istemsizce dolmuştu. O, hep Hyunjin'in yanında olmak istiyordu ama Hyunjin vita denilen birisiyle mi eş olacaktı?
Küçük burnunu çekerek gözlerini kırpıştırdı. Bunu bilmek kalbini acıtmıştı. O, yeni tanıştığı arkadaşını o kadar çok seviyordu ki, başkasının onunla eş olmasını istemiyordu.
Göz yaşlarını dakikalarca zor tutan beden zil çaldığında hemen kalemini sıraya fırlatarak ayağa kalkmış, koşarak deltanın sınıfına gitmeye çalışmıştı.
Bu sefer uzun tenefüs olduğu için daha çok zamanları vardı ve omega, deltaya fazlaca sorular sormak istiyordu.
Küçük beden üst kata çıktığında merdivenlerde karşılaştığı deltayla gözlerindeki yaşları tutamamıştı. Boncuk gözlerinden yaşlar akmaya başladığında elleriyle hızlıca silmeye çalıştı onları.
Hyunjin ise Felix'in ağladığını gördüğünde hemen ona doğru koşmuş ve elini sıkıca tutarak koridorun sonunda olan boş bilgisayar odasına götürmüştü onu.
Sınıfa girer girmez kapıyı ardından kapatarak ellerini çilli yanaklara yaslamıştı.
"Ne oldu Felix? Sana kötü mü davrandılar? Zarar mı verdiler sana?"
Felix dudaklarını biraz daha büzerek hıçkırarak ağlamaya başlamıştı. En sevdiği arkadaşı olan Hyunjin'in başkasıyla olması onu üzmüştü.
Saf ve masum kalbi duygularının farkında değildi ama ikilinin kurtları çoktan birbirlerine bağlanmıştılar bile.
"Vita kim? Vita senin eşin olacakmış. Artık beni sevmeyecekmişsin. Öyle dediler"
Ağladığı için titrek sesiyle konuşmuştu. Felix'e onun yüzünden zarar gelecek, üzecekler diye korkan delta ise az da olsa rahatlamıştı.
Yumuşaçık ve tombul yanakları elleriyle hafifçe okşadı.
"Vita kim bilmiyorum. Ben hep senin yanında olacağım Felix tamam mı. Vita diye birisi eşim olmayacak"
Küçük beden duyduklarıyla hemen sakinleşmiş ve minik burnunu çekerek derin bir nefes almıştı.
"O zaman söz ver büyüdüğümüzde benim eşim olacaksın!"
Emirvaki konuştuğunda Hyunjin kıkır kıkır gülerek başını onaylar anlamda salladı. Büyümelerine bile gerek yoktu. Küçük delta şimdide bu güzel omegayı sahiplenmişti bile.
"Söz veriyorum. Hatta sana bir sır vereyim mi?"
Fısıldayarak konuşmuştu delta. Sanki minik sırrını başkası duyacakmış gibi korkar bir şekilde. Felix ise hemen heyecanla başını sallamıştı.
"Büyüdüğümüzde birini mühürleyebiliyormuşuz. Yani mühürlendiğimizde hiç ayrılamıyormuşuz. Biz de mühühürleniriz ki hiç ayrılmayalım"
Yine anlamadığı bir kelime duyan sarışın gözlerini şaşkınca kırpıştırmıştı. İsteği Hyunjin'den hiç ayrılmamaktı. Bu yüzden bu fikir ona hiç korkutucu gelmemişti.
"Nasıl mühürlenecekmişiz ki büyüdüğümüzde?"
Delta omzlarını bilmediğini belli eder bir şekilde kaldırmıştı. O da nasıl olacağını bilmiyordu ama böyle bir şey duymuştu.
"Bilmiyorum ama büyüdüğümüzde öğreniriz"
Felix gülümseyerek başını hemen onaylar anlamda sallamıştı. Zil tüm okulun etrafında yankılandığında iki beden de şaşkınca etrafına bakındı.
Uzun tenefüs de geçmişti ve onlar yine yemek yiyecek zaman bulamamışlardı. Ama en azından eve gittiklerinde yemek yiyeceklerdi.
Sarışın olan artık sınıfına gitmek zorunda olduğunu bildiği için küçücük boyuyla parmak uçlarına yükselerek kollarını deltasının boynuna sarıp ona sıkıca sarıldı.
Hyunjin de bu sefer şaşkınca duraksamak yerine kollarını yavaşça omegasının beline sararak birbirlerine sıkıca sarıldılar.
Ettafta ise küçük çocuklarım o masum, ferah feromonları dolanıyordu. Hyunjin'in baskın Okyanus kokusunun etrafında, kiraz çiçekleri açmıştı sanki.
Omega kollarını çekerek deltadan ayrıdığında, Hyunjin hala sıkıca Felix'in beline sarılıyordu. Onu bırakması gerektiğini biliyordu ama sarılmak o kadar hoşuna gitmişti ki küçük olanın, bırakmak istemiyordu.
"Hyunjin derse geç kalacağım"
Delta uslu bir şekilde başını onaylar anlamda sallayarak istemese de omegayı bırakmak zorunda kalmıştı.
İkisi de bilgisayar sınıfından çıkarak kendi sınıflarına koşmuşlardı.
Onları hayat boyunca üzen farklı nedenler olacaktı ama ikisinin de yüzü birbirleri sayesinde hep gülecekti.
Çocukluk aşkı yaşayan iki küçük beden ilk aşkın verdiği o tatlı duyguyu senelerce alevini söndürmeden kalplerinde taşıyacaklardı.
Çünkü onlarınki farklı bir bağdı...
__________________
Twerk atıyorum. Çok tatlılar.
Şu Vita meselesini açan yelloz seni yırtarım be. Pis şey uzak dur minik fefiden 🥺🤏
Bu arada dialogları 7 yaşındaymışsınız gibi okuyun. O zaman mantıklı geliyorlar södmslöfsşöfşdödldf

