İçeriğe geç

FINDIK GÜZELİ-Yarı texting

Bölüm 28 · 4 dk okuma

FINDIK GÜZELİ-Yarı texting

Bölüm 28

AŞK

Eve geçince güzelce duşumu aldım. Kıyafetlerimi giydim. Sıra saçımı taramaktaydı. Tarağı aldım ve saçlarımı taramaya başladım. Bunu yaparken pencereden dışarıyı seyrediyordum.

Karşı evin önünde dolmuş durdu. İçinden valizle beraber benimle yaşıt bir kız indi. Sarı kısa saçlı, beyaz tenli, ince ve uzun boyluydu. Valizini sürükleyerek kapının oraya gidip zile bastı.

Bir süre sonra evin önüne, ayağına küçük gelmiş terlikler gitmiş Kıvanç indi. Bu haline tam gülecekken Kıvanç ani bir hareket yaptı. Kıza sımsıkı sarıldı. Kızda ona karşılık verdi. Elimdeki tarak yere düştü.

O an kalbimde, bir şeylerin darmadağın olduğunu hissettim. Karnım kasıldı ve kaşlarım istemsiz olarak çatıldı.

Uzun bir süre Kıvanç ve kız sarılmaya devam etti. Sonra geri çekildiler. Kıvanç bir şeyler söylüyordu ama uzak mesafe olduğu için anlayamıyordum. Daha sonra kız, Kıvanç'ın lafını böldü var yanaklarından öptü.

Kıvanç, kocaman kahkaha attı. Gözlerim istemsiz Kıvanç'ın kahkahasına kaydı. Harika bir gülüşü vardı. O an, ona hayran oldum. Kıvanç'ın kahkahası durduktan sonra kızın yanaklarından öptü. Ve bir kolunu omzuma attı. Diğer eliyle valizi aldı.

Kızla birlikte eve girdiler. Arkalarından baka kaldım.

"Az önce ne oldu iç ses?"

"Kapmışlar Kıvanç'ı. Ben bunu anladım sadece."

"Nasıl yani?"

"Diyorum ki kesin sevgilisi."

"Neeeee!!??"

"Kardeşi olamayacağına göre?"

"Belki bize söylemedikleri kız kardeşidir iç ses."

"He he aynen Zeynep. Sen buna inanmaya devam et."

Gözlerimi kırpıştırdım ve yerde olan tarağı aldım.

"Noldu kızzzz? Sen bi üzüldün sanki?"

"Ne üzülmesi iç ses yaaa. Niye üzüleyim ki? Bana ne onlardan. Hayırlı olsun ne diyeyim."

"Vallaha sen, Kıvanç'a kırıldın gibi."

"Sevgilim değil ki Kıvanç, kırılayım iç ses. Saçma sapan sorular sorma."

"Yani sevgilin olmasını isterdin?"

"Offfffff iç ses offf. Yaaa sen niye geldin? Gitsene."

"Ben den kaçamazsın Zeynep. Tekrar bu konuyu açacağım, sen hiç merak etme."

Saçlarımı tarama işi bitmişti. Saçlarımı kuruttum. Ahmet abim ve babamda hazırlanmışlardı. Birlikte karşıya geçtik.

Ahmet abim, tel kadayıf tepsisiyle yanımda duruyordu. Diğer yanımda ise babam vardı. Zile bastım ve kapının açılmasını bekledim.

Aradan kısa bir süre sonra kapıyı Eda teyze açtı. "Hoş geldiniz buyrun." Dedi ve abimin elimdeki tepsiyi aldı. Abim, ben ve babam oturma odasına geçtik. Oturma odasında Yiğit amca, Atlas abi ve annem vardı.

Tekli koltukta oturan Yiğit amca, ayağa kalktı ve babamla sarıldılar. Abimle ise Atlas abi tokalaştı. Ben de onlara başımla selam verdim ve annemin yanına oturdum. Oda da Kıvanç ve dışarda gördüğüm kız yoktu. Birkaç dakika sonra Eda teyze geldi ve sarıldık.

"Ayy ne gerek vardı Selime tatlıya. Sağ ol."

"Önemli değil Eda. Yemekten sonra yeriz."

"Ee Zeynepciğim nasılsın? Nasıl geçiyor günlerin?" Dedi.

"İyiyim Eda teyze. Fındık toplamaya devam ediyoruz işte. Biran önce bitse de kurtulsam şu çileden."

"Ahh canım Allah kolaylık versin. Sayılı gün çabuk geçer. Göz açıp kapayıncaya kadar biter."

"Sen nasılsın Eda teyze? Eşyaları yerleştirebildiniz mi?"

"İyiyim canım. Evet evet yerleştirdik."Dedi. Hâlâ ortalıklarda Kıvanç görünmüyordu. Merakıma yenik düşerek "Kıvanç nerde Eda teyze?" Dedim.

"Yeğenim geldi bugün İstanbul'dan. Buraları merak etmiş. Tatil boyunca burda kalacak. Şuan Kıvançla oda da sohbet ediyorlar." Dedi Eda Teyze. Başımla onayladım ve sessizce oturmaya başladım.

İçime su serpilmişti. Kıvanç'ın yanındaki kız, kız arkadaşı değilmiş. Kuzeniymiş demekki.

Eda teyze bu sefer annemle sohbet etmeye başladı. "Ayyy ben yemekleri unuttum. Zeynepciğim bana yardım eder misin?" Dedi Eda teyze.

"Tabiiii." Dedim ve mutfağa geçtik.

Eda teyze "Servis tabakları şurda. Sen onları çıkar, ben de yemekleri ısıtayım." Dedi.

Tabakları istediği yerden çıkardım. "Maşallah Zeynepciğim çok güzelsin. Allah nazarlardan saklasın." Dedi birden Eda teyze.

İltifatını beklemediğim için biraz kızardım ve "Ahh çok teşekkür ederim Eda teyze. Asıl o senin güzelliğin. Genç gösteriyorsun." Dedim.

Kahkaha attı ve "Ayy yok canım. Yaşlandık biz. Gençlik ve güzellik kalmadı. Sen de bunlar. Var mı şöyle bir beyefendi. Boyu boyuna, huyu huyuna biri? Ya da hoşlandığın?"

"Yok Eda teyze. Şuanlık öyle şeyler düşünmüyorum?" Dedim ve elimle oynamaya başladım.

"Kıvanç'ında yok. Hep soruyorum ama yok diyor. Galiba ikinizde bu duyguları yaşamaktansa korkuyorsunuz."

Bilmediğim bir şekilde mutlu olmuştum. Yüzümdeki gülümsemeyi çabucak silmeye çalıştım ama Eda teyze fark etmişti.

"Eğer aşık olmaktan korkuyorsan korkma. Bu duyguları yaşamak öyle güzel ki. Ben ilk aşık olduğumda 18 yaşlarındaydım. Üniversiteyi İstanbul'u kazanmıştım. Yiğit'i ilk kampüste gördüm.

Her ara olduğunda elinde bir şiir kitabı otururdu bir banka. Ders başlayana kadar okurdu. Ben de karşı banka oturup, aynı şiir kitabını satın aldım ve okumaya başladım. Hayal ederdim,nereleri tekrar tekrar okuduğunu, hangi şiiri daha sevdiğini. Her gün sıkılmadan bu rutini yapardım.

Bir gün Yiğit yanıma oturdu. Öylece birbirimize baktık. Sonra birbirimize birkaç soru sorduk. Ben orda bir kez daha aşık oldum. Centilmen oluşuna, yakışıklılığına ve kalbinin güzelliğine. İlk başta ona karşı beslediğim bu duygulardan korktum. Ya bir gün bu duygu biterse. Ya da bu duygunun karşılıksız kalacağından korktum.

Ama bütün bu soruları kafamdan silmenin bir yolu vardı. Yiğite açılmaktı. Bir gün cesaretimi topladım. Şimdi ise 2 tane Aslan gibi oğlum var. Hala Yiğitle birbirimizi seviyoruz. Birbirimize saygılı ve

ilk günkü gibi aşığız. Birimizin kusuru varsa birlikte o kusuru örtüyoruz." Dedi.

~Bölüm sonu~

Bölüm sonu

2 yorum