İçeriğe geç

FINDIK GÜZELİ-Yarı texting

Bölüm 18 · 3 dk okuma

FINDIK GÜZELİ-Yarı texting

Bölüm 18

ÇUVAL

Musa abim, daldan inip yakalayana kadar çarık yanından hızlıca geçti. Doğruca en aşağıda olan derenin yanına indi.

Recep'e, gözlerimi kırpıştırdım ve gülümseyip "kurban olduğum ne kadar güzel gülüyorsun. En yakışıklı, çok marifetli olan arkadaşım. Dünyada bir tane olan-" cümlemi bitirtmemiştim ki Recep "yalakalık yapmayı bırak Zeyno direk ne istediğini söyle." Dedi

"Yaa beni nasıl iyi tanıyorsun ama best kankam benim."

"Zeynooooo!!"

"Ya tamam tamam. Çarığımı alıp getirir misin?" Dedim ve dudaklarımı büzdüm.

"Hayır."

"Yaa ama bi düşün öyle de."

Recep bir süre bekledi ve "hayır."

"Yaaa. Lütfeeennnn portakal kafam. Ben alabilsem alırım. Ama çarığım olmadığı için ayağıma kıymık ve taş batar. Sonra çok acır ve ağlarım. Sen de üzülür ve vicdan azabı çekersin."

Recep gözlerini devirdi ve bir şey söylemeden aşağı inmeye başladı. Arkasından kocaman sırıttım. Bir süre sonra, Recep nefes nefese kalmış bir şekilde çarığımı getirdim.

Recep'e teşekkür etmeden hemen elinden çarığımı aldım. "Sen nerelere gidiyorsun ha beni bırakıp. Hımmm kızım sana bak." Dedim çarığa.

Recep, sanki uzaylı görmüş gibi bana bakıyordu. Çarığımı ayağıma geçirdim ve "şaka lan şaka. Teşekkür ederim portakal kafa." Dedim ve fındık dalından indim.

Fındık toplamaya devam ettik. Bir süre sonra kendime mola verdim ve çuvalın üstüne olurdum. Elime, çubuk aldım ve toprağı deşmeye başladım. Deştiğim yerden bir şey hareket etti. Çubukla, yaprakları kenara ittim ve solucan çıktı.

"Kız Allah iyiliğini versin. Ödümü kopardın."

Hemen çubukla alıp yan tarafa attım. Kafamı kaldırdığım da yerde fındık yiyen sincapla karşılaştım. Cebimde olan telefonumu çıkardım ve fotoğrafını çektim. İnternetim olmadığı için bilinmeyene, akşam fotoğrafı atacaktım.

Daha fazla oyalanmadan Recep'in yanına geçtim ve fındık toplamaya devam ettim. Saat 5.30 olmuştu ve gitme vaktimiz gelmişti.

Toplamda 15 çuval fındık toplamıştık ve bunları biraz sırtta taşıyıp sonrada yuvalamamız lazımdı. Ordan da arabaya yerleştirecektik.

Çuvala geçirdiğimiz ipten kollarımı geçirdim. Recep, ellerimden tuttu ve kalkmama yardım etti. "Anaaammm bu ne ağırlık beee. Sanki eşek ölüsü taşıyorum oofff." Dedim. Recep'te benim gibi yaptı ve kalkmasına yardımcı oldum.

Sonunda taşıma işi bitmişti. Sıra yuvarlama işindeydi. Musa ve Ahmet abim, çuvallar uçuruma gitmesin diye aşağı indiler.

Sırayla çuvalları yuvarlamaya başladık. Sıra bana geldiğinde alel acele çuvalı yuvarladım. Git gide çuval hızlandı ve gideceği istikametten saptı. "Aayyy dikkatli olun abiiiiii." Diye bağırdım.

Çuval daha da hızlanmaya başladı ve Ahmet abimin üzerine doğru gidiyordu. Son anda abim fındık ocağının arkasına saklandı ve kıl payı kurtuldu.

Ahmet abim kızgın bir şekilde "kim onu yuvarladı haaa." Diye bağırdım. Recep'le aynı anda,

"Zeynoo."

"Portakal kafa." Dedik.

"Niye yalan söylüyorsun Zeyno?."

"Yaa ben yaptığımı söylesem eve gidince köteği vurur valla. Sen elsin bir şey yapmaz sana."

"Aşk olsun Zeyno ben el miyim kızım? Sizin elinizde büyüdüm resmen. Seni köteklerse, senin 10 katını daha bana yapar." Dedi.

"Niye fısır fısır konuşuyorsunuz. Kimin attığını söyleyin kızmayacağım ya." Dedi Ahmet abim.

"Ben yaptım. Yanlışlıkla oldu abiciğim." Dedim.

"Tamam önemli değil fıstığım. Daha dikkatli ol sadece." Dedi abim.

"Al bak bir şey yapmadı adam. Ben de sana katılıyorum hemen. Unutmuşum senin her şeyi abarttığını." Dedi Recep.

Küçük bir kahkaha attım ve çuvalları arabaya yerleştirdik. Bu sefer en öne oturmayı başardım. Tabi Ahmet abimle aynı koltuğu paylaşıyor olduğumu saymazsak.

Recep, üzgün suratıyla bagaja geçti ve çuvallarım üstüne oturdu.

~Bölüm sonu~

Bölüm sonu

0 yorum

Bu bölüme henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz.