İçeriğe geç

FINDIK GÜZELİ-Yarı texting

Bölüm 17 · 2 dk okuma

FINDIK GÜZELİ-Yarı texting

Bölüm 17

ÇARIK

Bidonla ellerimi yıkadıktan sonra betona, muşambayı ve onun üstüne de sofra bezini serdim. Yemek şeleğinin içinden annemin hazırlamış olduğu yemekleri çıkardım.

Dondurma kabında olan yufkanın, kapağını açtım. Sonra kavanozda olan pancar çorbasını çelik sahana döktüm. Boş bir dondurma kabını alıp kenarda olan domates ve salatalığı soyup doğradım. Sonra tuz ve yağını koydum.

Daha sonra ekmek poşetinin ağzını açtım. En sonunda da kaşıkları koydum. Yan tarafta semaveri yakmış olan Musa abim, kağıt bardaklara çayları doldurdu.

Tam Mısır ekmeğine uzanıyordum ki Recep benden önce davranıp aldı. Doğru düzgün çiğnemeden yuttu ve bir kaşık alıp pancar çorbasından kaşıkladı. Sonra kaşığı salataya daldırdı ve birkaç kere yedi.

"Oha oha yavaş ama ya. Hem sen kahvaltı yapmadın mı bu ne açlık?. Ben sabah kahvaltı yapmıyorum. Asıl benim hızlı hızlı yemem lazım sana ne oluyor?" Dedim.

Recep omuz silkti ve yemek yemeye devam etti. Abimler, Recep'in bu hareketine güldü. Sonra hep beraber yemek yemeye başladık.

"Ooyy bugünde doyduk çok şükür." Dedi Recep ve arkasındaki fındık çuvalına yaslandı. Göbeğine baktı ve "benim göbeğim mi var lan? Kilo mu almışım?" Dedi bana dönerek.

"E bi zahmet. Dünyaları yedin. Bi beni yemediğin kaldı yakında o da olacak. İnsanlar fındıkta zayıflar, sen kilo alıyorsun. Olucak gibi değil." Dedim.

Recep bana kötü kötü bakıp göz devirdi. Sonra kafasını fındık çuvalına yaslayıp gözlerini kapattı. Abimler, abdest alıp namaz kıldılar.

Oturduğum yerden kalktım. Bi horultu sesi geldi. Hemen Recep'e baktım. Recep, tekrar horladı. "Lan 2 saniyede uyudun mu?" Dedim ama Recep hiç tepki vermedi.

Ayağımla dürttüm ve "kalk portakal kafa kalk. Az namaz kılıp sevap kazanalım." Dedim.

Gözlerini kırpıştırıp uyandı ve kalktı. İlk, ben su bidonu aldım ve Recep'in eline dökmeye başladım. Çekirge olayının öcünü almalıydım. Bunun için suyu, biranda yüzüne çarptım.

"Heeehhh ne yapıyorsun Zey-" Recep'in cümlesini bitiremeden tekrar yüzüne su çarptım. Etrafa su saçıldı. Saçları ve kıyafetinin boğaz kısmı ıslandı.

"Tamam acıdım acıdım. Daha yapmıyorum. Getir elini." Dedim. "Çok sağ ol kanka ya. Sayende duş aldım." "Ne demek reis görevimiz." Dedim ve Recep abdesini aldı.

Ben de aldıktan sonra namazımızı kıldık. Yan taraftaki bahçenin dalları sallanmamıştı. Hep beraber dal sallamaya gittik. Musa abim "istersen sen sallama güzelim. Hem yorulma hem de düşersin." Dedi.

"Yok yaa bana bir şey olmaz abiciğim." Dedim ve önümdeki ince dalları salladım. Geriye kalın dallar kalmıştı. Bir tane kalın dala çıktım ve ayaklarımdan kuvvet alarak azıcık zıpladım.

Dallarda olan fındık çotanakları patır patır yere düştü. Sonra yere indim ve "bak abiciğim bir şey olmadı. Diğerini de sallayacağım şimdi." Dedim.

Diğer dala gittim, onunda üstüne çıktım ve zıpladım. Bütün fındıkların yere düştüğünden emin olmak için tekrar denemeye karar verdim.

Hafif yukarı zıplayıp tam dala bastım ki ayağım geriye düştü ve ayağımdaki çarık ayağımdan çıktı. "Lannnn çarığım gidiyooorr."

Çarık, dik olan bahçede kolaylıkla yuvarlanmaya başladı. "Yakalayın çabuk. Yoksa dereye kadar inecek." Dedim.

~Bölüm sonu~

Ee gençlik sizce nasıl gidiyor hikaye? Hikayede neler görmek istersiniz? Yorumlarınızı bekliyo

rum. Kocaman öpüldünüz. Ben kaçaaaarrrr😘

Bölüm sonu

4 yorum