Yazarito Hanımınız Sunar,
Bir süre iki tarafta birbirine bakıp birbiriyle kim daha çok şaşırdı yarışı yaparken sessizliği şuan ortamda en mantıklı düşünebilen Keremimo bozmuştu.
Kerem : "Semih? Hayırdır koçum bir sıkıntı mı var neden antrenmana gelmedin?"
Semih : "Ha? Yok abi benden yana bir sıkıntı yok ama anlaşılan o ki Mozarella kılıklı beyden yana sıkıntı büyük..."
Kerem : "Af buyur Semihim anlamadım?"
Semih Keremin şapşallığına karşın sevimli bir şekilde sırıtarak kapının önünden çekilip eğilip bir eliyle içeriye işaret ederek içeriye doğru davet etti. Barış ve Kerem hareket etmeden ona bakarken Semih, kıkırdayarak kapısı açık balkona doğru ilerledi. Bir yandan da arkasında kalan Kerem ve Barışa seslenmeyi ihmal etmedi.
Semih : "Abiler o kadar şekil şukul yaptım içeriye gelin manasında anlamadınız mı ya? Neyse neyse anlaşılan o ki bunu anlatmak biraz uzun sürücek balkonuma buyurmaz mısınız? Hem Manzarasına baktıkça insanın içi açılıyor..."
Semih konuşmayı sürdürürürken çoktan sandalyesini çekmiş ve yerine kurulmuştu. Kerem ve Barış ise sarışın çocuğu dinledikten sonra birbirlerine bakıp bismillah diyerek sağ ayakla odanın içinde adımlamışlardı. Kerem direk balkona yönelse de Barış etrafına bakınarak hala nereden geldiğini anlamlandıramadığı karamel kokusunun kaynağını arıyordu. O muazzam koku gerçekten o sarı çocuktan mı geliyordu yoksa odanın içinde bulunan herhangi bir şey mi kokusunun sigarayla karışmasını sağlamıştı. Havaya havaya bakarak yürüdüğü için yatağın önündeki gitar kutusunu farketmemiş ve kutuya takılmıştı. Düşmekten son anda Kereme tutunarak kurtulan kıvırcık çocuk ağzından çıkan bir kaç parça küfüre engel olamamıştı.
Barış : "H@ssiktir lan! Oğlum Semih, bu ne burda yolun ortasında! Adam öldürmek için mi koydun bunu buraya pusu niyetine!"
Semih kendinden büyük olan çakma sarışının isyanına gülerek cevap vermekle yetinip, Beşiktaş kupasına doldurduğu kahvesinden büyük bir yudum aldı. Buz gibi olan kahveyi tükürmemek için zorla yutsada yüzünü buruşturmadan edememişti. Bu sırada Barış Keremin yardımıyla kendini toparlamış ve birlikte Semihin o Mükemmel manzaralı (!) balkonuna çıkmışlardı. Çıktıkları gibi tüm takımın ne halt ettiğini en ince ayrıntılara kadar gördüklerinde anlamışlardı Sarışın çocuğun "Mükemmel Manzaradan" kastının ne olduğunu. İkisi de bakışlarını yüzünü buruşturan çocuğa çevirince asık yüzlerinin yerini ufak bir gülümseme almıştı. Barış semihin sol yanındaki sandalyeye otururken Keremde kendini sağ tarafa bırakmıştı. Semih ortamdaki garip sessizliği bozmak istemişti ki boğazını temizleyerek konuşmaya başladı.
Semih: "Şimdi abiler kısaca anlatmak gerekirse olay şu ki dün gece Montella bey bana antrenmanın 11 den sonra olduğunu ve sabah rahat rahat uyuyup keyfime bakmamı söylemişti. Bende tamam dedim fakat uyumadım sabah ezanında kalkarım rutin olarak neyse biraz kafa dağıtmak için balkona çıkmıştım ki sizi antrenman yaparken gördüm. Aslında yanınıza gelicektim fakat anlaşılan o ki Montella bu durumdan rahatsız o yüzden bende gelmedim. Ayrıca davet edilmeyen yere çingeneler gidermiş annem öyle der. Olay bu yani abiler hatta durun size mesajı göstereyim."
Semih yanındakilerin bir şey demesine bile fırsat vermeden masanın üstünde duran telefonunu almış ve şifresini girip Whatsapp uygulamasına girmişti. Musti'den gelen mesajı yana kaydırıp Montella olan sohbetlerine girdi. Telefonu önce okuması için Sol tarafındaki Barış'a verdi. Barış mesajları okurken telefona gelen mesajla istemsizce gözü mesaja kaymıştı.
Muçiyaaah : " Nasilsin hayatim basladi mi antrenmanin 😘"
Barış mesajı okurken istemsizce kaşlarını çatmıştı. Aptal sarışının sevgilisi mi vardı? Antrenman saatine kadar biliyorsa öyle olmalıydı. Telefonu doğrudan Semihe geri verdikten sonra bakışları masada duran sigara paketine ve kartal şekildeki gümüş çakmağa kaydı. Oturduğu yerde çaktırmadan dikleşmeye çalışarak sigaranın üzerindeki yazıları okudu. Anlamadığı almanca bir şeyler yazıyordu ama paketin üzerinde karamel resmi vardı. Koku bu sigaradan kaynaklı mıydı? Barış düşüncelere dalmışken Kerem de okumayı bitirmiş derin bir nefes almıştı. Keremin düşünceleri ise bambaşkaydı. 2020 senesinde kendine yapılan haksızlığın yanındaki sarı çocuğa yapılması hiç hoşuna gitmemişti. Aklına yaşadıkları gelince elleri titremeye başlamıştı. Titreyen elleriyle telefonu masanın üzerine bıraktı. İkilinin ortasındaki Semih ise hala paslaşmaya devam eden Kenan ve Ardayı izliyordu. Ortamdaki sessizliği bozan bu kez Barış olmuştu.
Barış : " Montellaya inat bence antrenmana gelmelisin Semih ona neler yapabilecek kapasitede olduğunu gösterip göt etmen lazım nasıl sakin bir şekilde burada oturmaya devam edebiliyorsun!?"
Barış kendinden beklenildiği gibi Rizeli tarafını ortaya çıkarmış sinirle konuşmuştu. Bu konuda ne kadar ciddi olduğunu anlatmak istermişcesine masaya vurduğu yumruk ise çabasıydı. Semih ise bazen keşke Barış gibi olsam diyordu kendi kendine ama Trabzon genleri ona pek sık ziyarete gelmezdi. Daha fazla ortamdaki gerginliğe dayanamamış olacakki yanındakilerin ne düşüneceğini bile umursamadan masanın üstündeki karamel aromalı paketine ve çakmağına uzandı. Paketin içinden bir dal çıkarıp ısırmaktan kurumuş dudaklarına bırakarak önce sağındaki kereme doğru uzattı paketi. Kerem elini göğsüne vurup eyvallah çekince bu sefer solundaki çakma sarışına dönmüştü bakışları. Sahi saçlarındaki sarılar akmasına rağmen hala saçı iyi durumdaydı ama en yakın sürede boyanın şart olduğu da net bir şekilde anlaşılıyordu. Sarışın çocuk bakmayı bırakıp paketi uzattıcağı sırada Barış hızlı bir şekilde paketi elinden çekmiş içinde iki dal kalan paketten bir dalı alıp diğerini paketiyle birlikte ceplemişti. Semih bir kaç saniye kıvırcığın ne yaptığına bakıp omuz sikerek çakmağıyla sigarasını yakmıştı. Aynı paketten bir tane daha alıp koleksiyonuna onu koyardı. Barışa iki saat bunu açıklıyacak hali yoktu. Sigarasını derince içine çekerek çakmağı barışa vermek için ona döndü. Kıvırcık çocuk iğrenirmişcesine elindeki kartala bakıp kafasını iki yana salladı ve cebinden aslan biçimindeki gümüş çakmağını çıkardı. Semihin çakmağının aslan figürü haliydi. Semih tekrar omuz sikerek kendilerine kınayan bakışlarla bakan Kereme döndü. Kerem semihin kendisine baktığını farkedince gülümseyerek onu desteklemek için hafifçe çocuğun omzunu patpatladı ve konuşmaya başladı.
Kerem : Semih bak aslanım, senin neler yaşıyor olduğunu anlayabiliyorum inan. 2020 senesinde bana da yapmışlardı. Ama sen onlara prim vermeyip Barışın dediği gibi o sahaya çıkıp başarılarınla onları göt etmelisin. Boynunu büküp oturursan onlar kazanıcak. Biz yanındayız ve gerekirse kıçını tekmeleriz onların bu sefer kazanamıycaklar izin vermiyorum. Benim yaşadıklarımı yaşamıyacaksın! Arkanda kimse yoksa bile dağ gibi iki tane abin var ve şu zıkkımı da içme zararlı olduğunu biliyorsunuz! Barışa bıraktırdım bak ben"
(Yazar notu : tam keremin konuşma kısmında kavga oldu Burda ambulans jandarma vs geldi tüm odak gitti arkadaslar özür dilerim)
Keremin kendi fikrine destek çıkmasını beklemeyen barışın girdiği şoktan dolayı içtiği sigara boğazına kaçınca olası bir öksürük krizi kaçınılmaz olmuştu. Arkadaşının durumunu anlayan Kerem sırıtmakla yetinirken olayı anlamayıp endişelenen Semih, hemen ilk eline geçen Beşiktaş kupasındaki buz gibi kahvesini barışın sigarasını elinden alarak barışa zorla içirdi. Bir yandan da sırtını sıvazlıyordu. Barış ise Semihin aksine soğuk kahve sevdiği için kahvenin tadını beğenmiş keyfini çıkarıyordu. Bir elini Semihin kahve bardağı tutan elinin üstüne koymuş bardağı kaldırarak kalanını da içmeye çalışıyordu. Semih bu beklenmedik temasla irkilmiş yanakları hafiften kızarmıştı. Kerem ise sırıtarak ikisini izliyordu. Masanın üstündeki telefondan yükselen Beşiktaş marşıyla herkesin bakışları bu sefer oraya dönmüştü.
YAĞMURLU BİR GÜNDE GÖRMÜŞTÜM SENİ MUÇİYAAA ARIYOR! ÜSTÜNDE ÇUBUKLU FORMALAR VARDI MUÇİYAAA ARIYOR! BİR ANDA...
Kerem : "Oğlum Muçiyaah mıdır nedir önemli herhalde aç istersen"
Semih : "Ha? Muçi? Açıyım abi"
Semih bardağı barışın eline tutuştururken masaya doğru eğilip telefonunu almış ve açarak kulağına dayamıştı. Muçi önemli olmasa bu saatte aramazdı bu yüzden istemsizce endişelenmişti sarışın çocuk.
Semih : "Efendim, iyi misin yavrum?"
Muçi : "SEMİHİM NİYE CEVAP VERMİYORSUN MESAJLARIMA ALDATIYOR MUSUN BENİ!? oğlum öldün mü lan kaç saat oldu çevrimiçiydin mesaj attığımda sonra bir kaç dakika durdun çıktın naptı sizin manyaklar öldürdü mü korktum yazmayınca aradım bende iyisin demi geliyim istersen ilk uçakla bak iyi değilsen söyle kim ne yaptı döverim hepsini mustiyle talhaya da diyim binsinler hemen uçağa otelin konumunu at en erken uçak saatine bakıyorum hemen!"
Semih Karşısındakinin bağırmasıyla gözlerini kapatıp telefonu kulağından biraz uzaklaştırarak kulak sağlılığını garantiye almıştı. Bir süre sonra ses gelmeyince telefonu tekrar kulağına yaklaştırmış gülerek konuşmaya başlamıştı. Bu sırada Çatık kaşlarıyla olanları anlamaya çalışan ikiliyi farketmiyordu bile.
Semih : " Lan oğlum! Manyak mısın saçmalama iyiyim ben kimsenin dövdüğü de yok ayrıca dövdürür mü kendini Beşiktaş çocuğu! Prenses Cenk miyim ben oturun kıçınızın üstüne delirtmeyin beni gelince döverim bak hepinizi! Tamam mı aşk bahçem oyy benim Ernnym beni mi merak edermiş büyümüşte canim seviyorum seni hadi bayy"
Semih telefonu kapatıp neşeli ve gülen yüzüyle tekrar arkadaşlarına döndüğünde Keremle göz göze gelmeleri onun için son noktaydı. Semihin son cümleye kadar ciddi ve tehtidvari konuşurken son cümlede sırıtarak sevimli bir şekilde konuşması keremin balkonda yankılanan yüksek sesli kahkahasının yegane sebebiydi. Semihte Keremle birlikte gülmüş ardından istifini bozmadan onları izleyen Barış Alpere dönmüştü. Onların aksine Kıvırcık saçlı olan hiç bir şekilde gülme belirtisi sergilememiş, Nerden bulduğuna dair en ufak bir fikri olmamakla birlikte başka bir paket açmış pür dikkat onları izleyip tütürüyordu. Barışın ciddi ifadesiyle Semih, kendisinden sıkıldığını düşünmüş ve istemsizce dudaklarını büzmüştü. Daha bir araya geleli bir saat olmamıştı ama şimdiden karşısındaki kıvırcığı sıkmıştı bile yakında arkasındaki çakma harry potter kılıklıyı da sıkarsa bu sefer ona güvenen birileri de kalmıyıcaktı. Düşünceleriyle boğuşurken aniden ayağa kalkmasıyla bir kez daha bakışların kendine yönelmesine sebep olmuştu. O sırada ağzından çıkan kelimelerin bu kadar erken çıkmasını beklemiyordu.
_________________________________________________________________________
SE-LAM-LAR arkadaslar biraz gec kaldi farkinda olmak ben lakin bizim Burda bir takım kavgalar dönmek ambulanslar jandarmalar falan filan derken olaylar olaylar dedikodular ben yazamamak oyle yani iyi geceler yorum yapın bide ayol




