Barış Alper Yılmaz sunar,
Sabahın körü olduğuna emin olduğum bir saatte, önce kapının kırılırmışcasına çalınıp ardından bağırarak odaya giren kerem, gözlerimi bile açmama gerek olmadan kafamın altındaki yastığın hedefi olmuştu.
"Daha kargalar bokunu yememiş, rüyanda mı gördün beni Kerem!"
"Kargalar bokunu yemedi de geç kalırsak Hakan abi bizi yiyecek! kalk çabuk ben sabah namazımı bile kıldım sen hala yataktasın, antrenman var maç günü bugün Hadi hadi!"
"Lan! Niye baştan demiyorsun oğlum geç kaldım antrenman, maç! Çık odadan tamam geliyorum hemen."
"Çabuk gel bak lobide bekliyorum. 5 dakika içinde hazırlanıp gelmezsen Hakan abiye hala fosur fosur uyuduğunu söylerim."
"Sen hala burda mısın kerem Hadiii!"
"Aman be çıktım Hadi başladı 5 dakika"
Odadan çıktığını sert bir şekilde kapıyı çarpmasıyla belli eden kereme göz devirerek dolaptan antrenman için uygun bir şeyler çıkardım. Kerem ne kadar bazen sinir etsede abim gibi olmuştu. Galatasardada birlikte olduğumuz için ona karşın çok rahattım her bokumu bilirdi ve sık sık arkamı toplardı. İçimden Kereme karşı minnetlerimi sunarken gözüm kolumdaki saate kaydı. 07.25... Antrenmanın başlamasına 5 dakika vardı ve ben hala mal mal duruyordum. Hemen üstüme çıkardığım şeyleri geçirdim ve kramponlarımı alıp ayaklarım götüme vura vura kendimi odadan dışarı attım. 98.kattaki asansörü beklemek mi yoksa 11 kat merdiven inmek mi diye düşünürken çoktan merdivenleri inmeye başlamıştım. Sabahın erken saati olduğu için kimse yoktu Allahtan fazla rezil olmuyordum. Merdivenler bittiğinde soluklanıp saate baktım. 07.33! 3 dakika geç kalmıştım! Hakan abiye söyleyebileceğim yalanları düşünürken sahaya adımımı attım. Koşuya başlamışlardı bile. Hakan abi beni görünce adımlarını bana doğru yönlendirdi. Onun yanıma gelmesini beklerken ısınıyormuş gibi yapıyordum. Kerem ötmediyse sorun yoktu.
"Merhaba Hakan abi! Bugün ne kadar da yakışıklısın!"
"Aynen Barış aynen koçum neredeydin Hadi söyle bakalım bahanelerini"
"Aşk olsun Hakan abi! Ne zaman öyle şeyler yaptığımı gördün! Hepsi asansörün suçu sabah sabah bilmem kaçıncı katta ne işleri varsa inmek bilmedi! Bir de ne göreyim asansör gelince! Bizim Mozarella alman gacının birini almış koluna beni görünce kapattı kapıyı gittiler direk! Bende mecbur merdivenle indim onca katı boşu boşuna beklemiş oldum asansörü. Ayaklarımda derman kalmadı derman"
"Aslanım acaba sen oyuncu olmayı falan mı düşünsen futbolu bırakıp. İstersen konuşabilirim tanıdıklar var yani"
"Yok abi ben futbol kariyerimden devam etmek istiyorum çok saol"
"Lan adama bak birde ciddi ciddi reddediyor! Kalk lan ceza sana 15 tur koş sahayı Hadi aslanım, başlasın bakalım futbol kariyerin!"
"Ama abi-"
"Sen hala burda mısın barış! Bak 20 olmak üzere!"
"Tamam abi gittim ben"
Hakan abiye komutan selamı verip bir yandan bizi izleyip bir yandan koşan keremin yanına zıpladım. Eşşek tüm konuşmamızı duymuştu anlaşılan geldiğim gibi kahkahayı koyvermişti. Yüksek kakası Hakan abinin de dikkatini çekmiş olacakki çatık kaşlara Kereme bakıyordu.
"Lan Çakma Potter yoksa 15 tur koşuda kankin Barışa eşlik etmek mi istiyorsun!"
"Yok abi çok saol kolay gelsin dedim sadece"
"iyi bakalım öyle olsun"
Hakan abinin onaylayıp önüne dönmesiyle Kerem fısıldayarak bana seslendi
"Oğlum koş koş Hakan abi tersinden kalkmış bugün"
"Gelir gelmez anladım zaten onu döver bizi yürü hadi"
Takım koşmayı bitirip dinlendikten sonra ben biraz daha koşmuş ardından koşuyu tamamlayıp bende keremin yanındaki yerimi almıştım. Kerem çatık kaşlarıyla milleti süzüyordu geldiğimi bile farketmemişti, sanki birini arıyor gibiydi.
"Keremimo hayırdır yavrum iyi misin?"
"Barış sence de biri eksik değil mi?"
Keremin sözleriyle bakışlarımı ondan çekip takım üyelerine baktım. Cenk abi İrfan can abiyle gülüşen Merih abiyi izliyordu. Salih abi, Kenan, Ferdi ve Bertuğ Ardayı zorbalayan Apo abiye gülüyorlardı. Zekican ve Orkun bir şeyler hakkında tartışan Altay ve Sameti izliyorlardı. Uğurcan mert müldüre bir şeyler yakınıyordu. Mert Abi yaşadığı sakatlık nedeniyle istirahat ediyordu. Hakan abi ise ortalıkta yoktu acaba Kerem onu mu kastediyordu!
"Lan Hakan abi yok! Acaba benim geç geldiğimi mi söylemeye gitti!"
Kerem bana dönüp ciddi misin dercesine bakmış ve kafama bir tane geçirmişti.
"Oğlum salak mısın lan sen niye şikayet etsin seni ayrıca Hakan abiden bahsetmiyorum baksana ortalıkta sarı kafalı bir eksiğimiz var"
"Mert abi sakatlandı ya Kerem! Bende seni ciddi ciddi dinliyorum ya.
"Oğlum sende harbi beyin kırıntısı yok ya! Sence ben bilmiyor muyum Mert abinin sakatlığını! Ayrıca mert abinin saçlar belli olmuyor. Neyse senden Bi cacık olmaz Semih yok oğlum hani bizim depresif gün ışığı nerde!?"
Keremin dediğiyle ağzım açık kalmıştı. Panikle etrafıma bakındım. Harbiden yoktu lan
"Lan Semih! Semih nerde!?"
"Günaydın amk ne diyorum ben kalk bulalım şu çocuğu Cenk abi biliyordur belki"
"Semih! Semih!
" Aynen kanka Selena ya bu çocuk üç kere çağırınca geliyor el ele de tutuşalım istersen? Yürü hadi salak şey yürü"
Keremin ittirmeleriyle Cenk abinin yanına gelmiştik. Hoş Cenk abi geldiğimizi bile farketmemişti. Kilitlenmiş bir şekilde o korkutucu mavi gözleriyle İrfan abiyle Merih abiyi izliyordu.
"Cenk abi, Cenk abi! Semih nerde?"
"Cenk abi Semih hasta mı neden gelmedi? Nerde şimdi iyi mi?
Cenk abi bize doğru kafasını bile çevirmemişti. Bizi dinlemediğine emindim başından savar gibi gereksiz konuşması da düşüncemi doğrulamıştı.
" Aynen aslanım öyle olmuş evet evet gidin siz"
"Yürü Barış yürü Cenk abi uçmuş bile biz kendimiz halledelim"
Keremin beni yine kolumdan çekiştirmesiyle bir şey bile diyemeden kendimizi Semihin otel odasına doğru ilerlerken bulduk. 10. Kat 90 numara... Şansına forma numarasıyla aynı odaya denk gelmişti sarışın çocuğumuz. Odasının önüne geldiğimizde bile aklımda hala acaba iyi mi sorusu vardı. Kereme dönüp baktığımda ise dalgın bir şekilde bir şeyler düşündüğünü gördüm. Endişeyle kolumu omzuna atarak bana bakmasını sağladım
"Keremimo iyi misin hayatım?"
"iyiyim Barış iyiyim çal kapıyı Hadi."
Başımı sallayarak onu onayladım. Duyguğum endişeden olsa gerek kapıyı biraz hızlı bir şekilde yumruklamaya başlamıştım. Birkaç dakika boyunca ne içerden bir ses ne de bir hareketlenme olmuştu. Bu sessizlikten dolayı Kerem de endişelenmiş olacaktı ki bir anda o da kapıyı yumruklamaya başlamıştı. Sonrasında duyduğumuz boğuk ama yüksek sesle kısa bir afallama yaşayıp bir süre birbirimize baktık. Bir haftadır otel yemeklerinden yemiyor muydu yani? Bu çocuk neyle besleniyordu peki? Keremin göz bebekleri şaşkınlıktan büyürken kendine ilk gelen o olmuştu. Kapıyı tekrardan yumruklamaya başladık. Bir süre sonra sesimize dayanamamış olucaktı ki söve söve kapıyı açmaya gelmişti. Oda servisi olduğumuzu düşündüğü için rahatlıkla türkçe küfür ediyordu. Kerem onaylamazca başını iki yana sallarken bense sırıtarak gelmesini bekliyordum. Kapıyı açmasıyla bütün dikkatimizi ona verdik. Bizi beklemediği aşikardı. Çatık kaşları ve bir şey demek için yaralanmış dudakları bizi görünce kalakalmıştı. Bense gördüğüm çökmüş yüz dağılmış saçlar ve duyduğum sigarayla birlikte buram buram gelen karamel kokusuyla afallamıştım.
_________________________________________________________________________
Arkadaslar acemiyim diyorum anlamıyorsunuz
İlk iki bölümü yazdım iyisiyle kötüsüyle de gerisi yok bende napcaz bilmiyorım
Neyse askolar nur ablanız kaçov selametle




