- Bu geniş salon toplanma alanıdır. Bütün duyurular burada yapılır. Kel kafalı ve kısa boylu olan eğitmen kalabalığın nihayet önünde toplanmış olmasından dolayı memnun kalarak konuşmaya başlamıştı. Biran önce yeni öğrencilere manastırın içini gezdirip dinlenmek istiyordu. Herkes dikkat ile geniş ve boş salonu incelerken eğitmen konuşmasına devam etti. - Herkes beni takip etsin. Kel adam komutunu verdikten sonra manastırın derinliklerine doğru ilerlemeye başladı. Bütün öğrenciler şaşkın ve merak dolu bakışlarla bu muhteşem yeri incelerken meşalelerin aydınlattığı loş koridorda ilerlemeye devam ediyorlardı. - Burası yemekhane, günde üç öğün yemek verilir. Yemek saatleri anons ile duyurulur. Öğrenciler bir yandan eğitmeni dinlerken diğer yandan oldukça geniş olan ve uzun masalardan oluşan yemekhaneyi izliyorlardı. Eğitmen onların meraklı tavırlarına aldırış etmeden ilerlemeye devam ediyordu. Uzun ve labirenti andıran koridoru geride bıraktıklarında karşı karşıya olan iki kapının önünde durarak konuşmasına devam etti. - Burası banyo ve tuvaletler. - Iyy! Ortak mı? İğrenç! Kayra ve Arel, Talya'nın cümlesi ile birbirlerine bakarak gülümsemişlerdi. Hayatları yetimhanede geçtiği için her şeyi ortak kullanmaya alışmışlardı. Kendilerine ait odaya ve banyoya sahip olamamak onlar için oldukça normal bir durumdu. - Tek sorununun bu olması çok güzel. Bende bu kadar gamsız olmak isterdim. Karen, tebessüm ile konuşmuştu. Kayra onun ince ve tiz sesini keyif ile dinlerken Talya utangaç bir şekilde gülümsemişti. Diğerlerinin nasıl bir hayattan geldiğini bilmediği için kendisini biraz kötü hissetmişti. Gerçekten de birçok insanın daha büyük dertleri ve sorunları vardı. - Üzgünüm, biraz fazla titizimdir. Talya utangaç bir tavır ile kendisini izah ettikten sonra karşısına çıkan merdivenler ile kulaklarını eğitmenin cümlesine dikti. - Alt katta sınıflar, kütüphane ve revir var. Derslerinizi alt katta göreceksiniz. Üst katta ise liderlerin ve eğitmenlerin odaları var. Gerekli olmadıkça öğrencilerin üst kata çıkması yasaktır. Eğitmen konuşmasını bitirir bitirmez tekrar ilerliyor ve öğrencilere inceleme şansı tanımıyordu. Zaten uzun bir süre burada olacaklardı bu yüzden vakit kaybetmeye gerek yoktu. - Burası hobi salonu. Ortak alandır. Boş zamanlarınızda vakit geçirmeniz için tasarlanmış. Gördüğünüz üzere içeride birçok uğraş mevcut. Öğrenciler ağzı bir karış açık bir şekilde büyük salonun içini inceliyorlardı. İçeride her türlü spor aleti, masa oyunları, konsol oyunları ve televizyon bulunuyordu. Bu durum başta Arel olmak üzere birçok öğrenciyi memnun etmişti. Arel her ne kadar çalışkan bir insan olsa da aylaklığa da bir o kadar önem veriyordu. - İlerideki kapı bahçeye açılır. Voleybol, futbol ve basketbol sahaları bahçededir. - Dostum her geçen saniye ben burayı daha çok sevmeye başlıyorum. Eğitmenin kapıyı işaret ederek kurduğu cümleden sonra Arel keyif ile konuşmuştu. Kayra onun umursamaz ve çocuksu hallerine gözlerini devirmekten başka bir tepki verememişti. Böyle bir durumdayken bile nasıl olup da bu kadar umursamaz davranabildiğini aklı almıyordu. - Burası yatakhaneler, okul bitene kadar burada kalacaksınız. Yatakhane düzenine biz karışmıyoruz neticede kocaman insanlarsınız. Kendi başınızın çaresine bakabilirsiniz. - Eleman bayağı boş yapıyor. Kayra, eğitmenin gösterdiği karşılıklı iki yatakhaneyi izlerken Arel'in kulağına fısıldadığı cümle ile gülmeden edememişti. Arel her zaman yaptığı gibi olayları ciddiye almadan aklına geldiği gibi konuşuyordu. Böyle bir durumdayken bile onu güldürmeyi başarıyordu. - Işıklar gece on ikide kapanır, sabah altıda açılır. Sadece cumartesi günleri geç kalkma hakkınız var. - Sadece altı saat mi uyuyacağız? Ben her gün on iki saat uyuyorum, bu bana yetmez ki! Marsel, eğitmenin cümlesine fısıltı ile karşılık vermişti. Arel ve Kayra şaşkınlık içerisinde suratına bakıyordu. Onlar için günün yarısını uyuyarak geçirmek hayret verici bir durumdu. Arel kimseyi yargılamamak için sessiz kalmak istiyordu fakat başaramıyordu. Hayatı boyunca düşüncelerini dışa vurmaktan hiç geri durmayan bir insan olarak yine geri duramamış ve hızla karşılık vermişti. - Günde on iki saat mi? Yuh! Kayra, duyduğu tepki ile hızla Arel'in karnına bir dirsek geçirdi. Arel çenesini tutmayı ne zaman öğrenecekti hiçbir fikri yoktu. Marsel aldığı tepki ile utanırken Kayra, Arel'in ayıbını örtmek için hızla söze girdi. - Arel kendisi uykuyu sevmediği için herkesi kendi gibi sanıyor. Marsel, Kayra'nın cümlesine tebessüm ile karşılık verdikten sonra kulaklarını konuşmaya devam eden kel adamın sözlerine dikti. - Şimdi dinlenebilirsiniz, biraz sonra akşam yemeği için anons yapılır. Yemeğe hazır bir şekilde gelmeniz gerekiyor. Hepinize şimdiden bol şans, zorlu bir yıl olacak. Eğitmen cümlelerini bitirdikten sonra öğrencilerin yanından ayrılmıştı. Tüm gün olan biteni idrak etmekle geçip gitmiş ve gün batmalık olmuştu. Fakat Kayra ve Arel bunun farkına bile varamamışlardı. Kızlar kendi yatakhanelerine girerken Kayra ve diğerleri de vakit kaybetmeden sol taraflarındaki yatakhaneye doğru ilerlemeye başladılar. - Dostum dün akşamdan beri hiçbir şey yemedik, açlıktan ölüyorum. Adam demese acıktığımı bile anlamayacaktım. Arel kendilerine ait yatakhaneye ilerlerken konuşmuştu. Kayra bir yandan kalabalığın arasında ilerleyip demir ranzalar ile dolu yatakhaneyi incelerken diğer yandan da Arel'i dinlemişti. Arel her zaman yaptığı gibi yine abartarak konuşuyordu ve Kayra'da her zaman yaptığı gibi onu bozmadan rahat edemeyecekti. - Madem acıktığını fark etmedin o zaman nasıl oluyor da açlıktan ölüyorsun Arel? Marsel, Kayra'nın tepkisine kısık bir sesle gülerken Arel gözlerini devirmişti. Mantık abidesi arkadaşı yine boş durmamış ve konuyu ele almak istediği kısımdan yakalamıştı. - Bazen beni deli ediyorsun dostum. Arel cam kenarındaki ranzanın üst kısmına tırmanırken Kayra'nın yüzüne bakmadan konuşmuştu. Kayra onun bu tepkisine kısık bir sesle gülerek alt ranzasına yerleşirken karşılık verdi. - Sevindim, arada bir benimde seni deli etme hakkım olmalı. Arel duyduğu cümleye gülerek yatağa uzanırken Marsel, Kayra'nın yanındaki yatağa oturmuş ikisinin samimi sohbetini dinliyordu. Bu zamana kadar her zaman asosyal birisi olmuştu ve böylesine sıkı arkadaşlıklar onun için oldukça tuhaf geliyordu. Arel ve Kayra'nın birbirlerine sürekli laf sokmaları ve ardından hiçbir şey olmamış gibi şakalaşmaları onu epey şaşırtıyordu. Özgüven eksikliği olan birisi için bu laflar fazlası ile ağır ve gurur kırıcı olabilirdi fakat Arel ve Kayra bunların hiçbirini umursamıyordu. Galiba onunda kabuğunu kırıp insan içine karışması ve özgüvenini kazanması gerekiyordu. Bunu yapmanın en iyi yolu ise Arel ve Kayra ile biraz daha fazla zaman geçirmekten geçiyordu. ☠️☠️☠️ - Eğitmenin hazır olmaktan kastı neydi acaba? Hiçbir şey anlamadım. Karen ranzanın altındaki yatağa siyah nevresimleri geçirirken sormuştu sorusunu. Yan yatağına yerleşmeye çalışan Talya'dan cevap almayı umuyordu fakat çıt çıkmıyordu. Neler olduğunu anlamayarak başını yan tarafına çevirdiğinde Talya'nın dikkat ile bir yeri izlediğini fark etmişti. Gözlerinde tedirgin bir tılsım geziniyordu. Merak ile neye baktığını görmek için bakışlarını takip ettiğinde gördüğü yüz ile vücudu gerilmişti. Aden pencere kenarındaki ranzanın üst kısmında neşe içerisinde konuşurken Zeren'de onun alt ranzasında söylediklerini dinliyordu. Biraz önce olanlardan sonra o ikisi için hiç iyi duygular hissedemiyordu. En iyi yolun öğrencilik hayatı bitene kadar onlardan uzak durmak olduğunu düşünerek konuştu. - Dik dik bakma, başımıza ekşiyecekler şimdi. Talya, Karen'in sesi ile sanki derin bir uykudan uyanmış gibi irkilmişti. Dalıp gittiğini daha yeni fark edebilmiş ve hemen bakışlarını Aden'in üzerinden çekmişti. - Haklısın, biran kötü anılarım depreşti. - Kötü anılar mı? Karen aldığı cevap ile yatağıyla ilgilenmeyi bırakarak yönünü Talya'ya çevirmişti. Anılardan kastı neydi bilmiyordu fakat öğrenmek için can atıyordu. Talya, Karen'in merak dolu bakışlarını gördüğünde sıkıntı dolu bir nefes vererek cevapladı. - Aden ve saz arkadaşlarının çocukluğumda bıraktıkları birkaç kötü anı sadece. Önemli bir şey değil. Sen bir şey anlatıyordun galiba biraz önce, tam anlayamadım. Karen, Talya'nın laf değiştirmeye çalıştığını anlayınca bu konuyu daha fazla uzatmamaya karar verdi. Zamanı geldiğinde Talya isterse zaten her şeyi anlatacaktı. Bu yüzden saçma sapan ve merak dolu soruları ile onu germek istemiyordu. - Eğitmen yemeğe hazır gelin dedi ama ben hiçbir şey anlamadım. - Bu sefer bende anlamadım. Kıyafet bile yok ki yanımızda nasıl hazırlanacağız? Karen ve Talya karşılıklı bir şekilde oturmuş kara kara düşünürken kapıdan içeri giren hizmetli kadın ile bakışlarını o tarafa yönelttiler. Kadın önünde büyük bir market arabasına benzeyen sepeti sürerek içeri girdikten sonra kapının yanında kendisini izleyen kıza sordu. - Bedenin ve ayak numaran kaç? - 38. Kız tereddüt dolu bakışlar ile karşılık verdikten sonra hizmetli kadın önündeki sepeti karıştırarak bir paket çıkartıp kıza uzattı. Bunlar eğitim giysileri ve kişisel bakım malzemeleriydi. Karen ve Talya nihayet neler olduğunu anladıklarında sükûnet ile sıranın kendilerine gelmesini bekledi. - Bedenin ve ayak numaran? - 36 ve 37. Yaklaşık yarım saat süren bir süre zarfının ardından sıra Karen'e gelmişti. Kadın sepetin içerisindeki paketlerden birini uzattığında Karen beklemeden açtı. Paketin içerisinde seçilmiş kanların giydiği siyah giysilerin yanısıra havlu ve siyah pijama takımı da bulunuyordu. Kadın ayrı bir kutu içerisinde asker postalına benzeyen siyah bir bot ve bir takım kişisel bakım malzemesi daha vermişti. Karen nihayet üzerindeki giysileri değiştirecek olmanın verdiği memnuniyet ile kutuları incelerken duyduğu anons ile kulaklarını hoparlöre dikti. - Akşam yemeği vakti, herkes yemekhaneye. Anonsun sahibi onlara manastırı gezdiren kel eğitmendi. Ses tonundan ve konuşma tarzından hepsi bunu anlamıştı. - Gerçekten çok acıktım. Biran önce hazırlanıp gidelim. Talya zaten hazır olan öğrencilerin bir bir yatakhaneden ayrıldıklarını gördüğünde hızla konuşmuştu. Karen onun bu tepkisine tebessüm ile karşılık verdikten sonra kıyafetlerini değiştirmeye başladı. Siyah atletin üzerine eğitim ceketini de giydikten sonra saçlarını düzenledi. Kendisini bu kıyafetlerin içinde oldukça garip hissediyordu. Sadeliğe ve şıklığa önem veren birisi olarak bu kadar spor giyinmek kendisini garip hissetmesine neden olmuştu. - Nasıl oldum sence, en az Aden kadar iyi görünüyor muyum? Talya kısa saçlarını ardına atarak sormuştu. Karen ilgi ile onu baştan aşağı incelerken sorunun sonunda söylediği cümle ile hayret dolu bakışlarını üzerine dikmişti. Talya'nın, Aden ile gerçekten büyük bir sorunu vardı. Her hareketinde ve cümlesinde sürekli onunla ilgileniyor olmasının başka bir açıklaması olamazdı. - Emin ol ondan çok daha iyi görünüyorsun. Karen botlarının bağcıklarını bağlarken keyif ile vermişti cevabını. Talya'ya aklındakileri sorup keyfini bozmak istemiyordu. Talya aldığı cevap ile kısık bir kahkaha atarak karşılık verdi. - Bu koca bir yalan, kimse ondan daha iyi olamaz. - Talya, o kızı kafanda fazla büyütüyorsun. Kendisini havalı sanan zavallının teki. Karen daha fazla dayanamayarak aklındakileri söylemişti. Talya'nın, Aden hakkında sanki doğaüstü bir varlıkmış gibi konuşmasına anlam veremiyordu. Onun Aden'den hem bu kadar çok nefret ediyor olması hem de bu kadar çok imreniyor olması oldukça garip bir durumdu. Talya aldığı cevap ile yüzündeki gülümsemeyi yok ederek karşılık verdi. - Eğitimler başladığında göreceksin fazla mı büyütüyorum yoksa az mı? Zorba ve kendini beğenmiş olabilir ama emin ol onun gibi olsam bende en az o kadar kendimi beğenmiş olurdum. Karen duyduğu cümleler ile başını iki yana sallamakla yetinmişti. Ne kadar konuşursa konuşsun Talya'nın, Aden hayranlığı son bulacağa benzemiyordu. En iyi çözüm yolunun bu konuşmayı sonlandırmak olduğuna karar vererek yemekhaneye doğru ilerlemeye başladı. ⚔️⚔️⚔️ - Nereden geliyor acaba bu bolluk? Arel hizmetliler tarafından tabağına koyulan bonfileleri gördüğünde şaşkınlık ile konuşmuştu. Kayra ile sefalet içerisinde büyümüş olmaları onlara bu tarz yiyeceklerin lüks olduğunu kanıksatmıştı. Aslında bu durum toplumun birçoğu için aynıydı fakat bu manastırdakiler için farklı görünüyordu. Kayra, onun şaşkınlık içerisinde sorduğu soruya sadece gülmekle yetinirken ileride gördüğü bir sima ile yüzündeki tebessüm oldukça genişlemişti. Karen ve Talya karşılıklı bir şekilde oturmuş bir yandan sohbet ediyor diğer yandan ise yemek yiyorlardı. Kayra hızla tepsiyi alıp yanlarına doğru ilerlemeye başladığında Arel ve Marsel'de onu takip etti. - Selam, oturabilir miyiz? Karen duyduğu nazik ve tanıdık ses ile başını kaldırdığında bir çift mavi göz ile karşılaşmıştı. Kayra'yı görmek onu mutlu etmiş fakat bir o kadarda germişti. Talya'nın konuşkan yapısı ona hemen alışmasını sağlamıştı fakat insanlara çabuk uyum sağlayabilen bir insan değildi. Bu yüzden Talya dışındaki isimler ile samimiyet kurması epey zaman alacaktı. - Elbette. Karen utançtan kızaran yanakları ile memnuniyet içerisinde karşılık verdi. Kayra'ya karşı olumsuz bir duygu beslemiyordu fakat o etrafındayken yine de geriliyordu. Kayra sakin hareketler ile Karen'in yanına otururken Arel, onun karşısına Marsel ise yanına oturmuştu. - Kıyafetleriniz yakışmış. Karen kendisini bir şeyler söylemek zorunda hissetmişti fakat düşünmeden konuşmuştu. Söylediği cümlenin anlamsızlığını ve gereksizliğini fark ettiğinde yüzü yine alev alev yanmaya başlamıştı ama artık çok geçti. Arel ve Marsel ona aldırış etmeden hayvansı bir iştah ile yemek yemeye devam ederken Talya tiksinti ve hayret dolu bakışlar ile yanında yemek yiyen Arel'i izliyordu. Bir insanın bu kadar hızlı ve seri yemek yemesi akıl alır gibi değildi. Karen kimsenin cümlesini duymamış olmasından dolayı memnun olurken Kayra karşılık verdi. - Seninkiler de öyle. Kayra'nın gözlerinin içine sıcacık bakarak verdiği cevap ile yüzü iyice kızarmıştı. Yaptığı boşboğazlık nedeni ile epey utanarak sadece tebessüm edebilmişti. En iyi iletişim yönteminin diğerleri gibi kimseyle konuşmadan yemek yemek olduğuna karar vererek önüne dönerken Marsel'in sorusu ile dikkatini bu seferde ona yöneltti. - Eğitmenlerde mi bizimle birlikte yiyor? Arel hariç hepsi yönünü Marsel'in baktığı tarafa çevirdiğinde karşılıklı yemek yiyen Kazgan ve Toman'ı görmüşlerdi. Bu yemekhanenin sadece öğrenciler için olduğunu düşündükleri için epey şaşırmışlardı. Etrafta biraz daha göz gezdirdiklerinde başka eğitmenleri de görmek sorunun cevabının evet olduğunu gösteriyordu. Bu durum hepsini biraz germişti. Toplu alanları eğitmenler ile ortak kullanmak hareketlerine ve tavırlarına daha fazla dikkat etmeleri gerektiğini gösteriyordu. - Galiba evet. Kayra havada asılı kalan soruyu cevapladıktan sonra herkes gibi yönünü önüne çevirmişti. Arel hala kimseyle konuşmadan iştah ile yemek yemeye devam ederken Talya hayret ile yüzünü buruşturmuş onu izliyordu. - Bunları da yemek ister misin? Talya tepsisindeki etleri işaret ederek sormuştu. Herkes dikkatini Arel'e çevirmişti fakat Arel kimseyle ilgilenmeden yemeye devam ediyordu. Kayra onun bu haline kısık bir sesle güldükten sonra yönünü Talya'ya çevirerek konuştu. - O yemek yerken dünya ile iletişimini keser. - Fark ettim onu! Talya zoraki bir şekilde gülümseyerek cevap vermişti. Erkeklerin neden bu kadar vahşi ve nezaketten yoksun olduklarına anlam vermeye çalışırken Kayra masanın altından Arel'in ayağına bir tekme attı. Arel sanki derin bir uykudan uyanmış gibi bir anda etrafına bakınmaya başlamıştı. Neler olduğunu anlamak için aval aval Kayra'nın suratına bakarken Talya tekrar sordu. - Bunları da yemek ister misin? - Hayır demem. Arel duyduğu cümleden oldukça memnun olmuş bir şekilde Talya'nın tepsisindeki etleri kendi tepsisine alırken Karen daha fazla dayanamayarak gülmeye başlamıştı. Talya'nın şoka girmiş tavrı ve Arel'in umursamaz halleri onu epey güldürmüştü. Kayra hayranlık ile Karen'in gülüşünü izlerken Talya tekrar konuşmaya başladı. - Yemekten sonra ne yapacaksınız? - Ben hemen uyuyacağım, sabaha kadar ancak alırım uykumu. Marsel'in cevabından sonra yemeğini nihayet bitiren Arel'de fikrini dile getirdi. - Al bendende o kadar. Neredeyse iki gündür uykusuzum. Gözlerim acıyor artık. Talya aldığı her cevapta suratını asıyordu. Canı eğlenmek ve keşfetmek istiyordu fakat yanına arkadaş bulamıyordu. Aslında kendisi de epey uykusuzdu. En iyi şeyin şimdi uyuyup sabah eğlenmek olduğuna karar vererek sessiz kaldı. Bir süre daha havadan sudan sohbet ettikten sonra hepsi uyumak için yatakhanelerine dağıldı. 🛡🛡🛡 Arel uzun ve derin bir uykunun ardından uyanmıştı. Gün daha doğmamış ve ışıklar açılmamıştı lakin o uykusunu gayet güzel almıştı. Kısa bir süre yatağının üzerinde oturup uykusunun açılmasını bekledikten sonra sersem ve tembel hareketler ile ranzadan inerek dolabına yöneldi. Havlusunu omzuna attıktan sonra yatakhaneden ayrılarak loş koridorda banyoya doğru ilerlemeye başladı. Uyku sersemliğini üzerinden atamamış olmasından dolayı gözleri yarı kapalı bir şekilde sersem adımlar ile yürürken göğsünde hissettiği baskı ile hızla kendisine gelerek bakışlarını karşısına çevirdiğinde bir çift sert bakan siyah gözle karşılaştı. Ucu kırmızı ıslak saçlarından, siyah atletinin açıkta bıraktığı çıplak omuzlarına ve göğsüne su damlacıkları damlayan Aden, loş ışıkların yüzüne vurması ile apayrı bir görünüm kazanmıştı. Arel uyku mahmurluğu ile birkaç saniye neler olduğunu anlayamamış olsa da sersemliği fazla uzun sürmemişti. Karşısında gördüğü Aden dün akşamki Aden'den çok farklıydı. Sert bakan gözlerine rağmen oldukça masum ve çekici görünüyordu. Sıcak sudan dolayı kızaran gözleri, ıslak saçları ve bronz teninden aşağı sızan su damlacıkları ile bugün bir panter gibi değil de daha çok minik tatlı bir kedi gibi görünüyordu. Arel şaşkın ve beğeni dolu bir bakış ile Aden'i izlerken Aden öfke ile konuştu. - Önüne baksana kör müsün? Arel duyduğu sert ve küstah cümle ile anında kendisine gelmişti. Adeta tüm büyü bozulmuş ve eski şımarık ve huysuz Aden karşısına dikilivermişti. Biraz önceki beğeni ve büyülenmiş duygunun aksine şuan sadece tiksinti ve öfke hissediyordu. - Ben körüm de sen nesin? Görmüyor musun kızım kocaman cüssemi? Arel eli ile vücudunu işaret ederek konuşmuştu. Aden sanki onun varlığını yeni fark ediyormuş gibi biranda gözlerini vücudunda gezdirmeye başladı. İnce ve kaslı belinden aşağı sarkan siyah eşofman altı dağınık bir görüntü oluştururken çıplak bedenindeki iri ve sıkı kasları oldukça toplu görünüyordu. Geniş omuzlarının üzerindeki damarlı ve uzun boynu ile loş ışıkların altında olduğundan daha iri ve daha iyi görünüyordu. Aden gözlerini şaşkın bir şekilde kısa bir süre Arel'in vücudunda gezdirdikten sonra kendisini toparlayarak karşılık verdi. - Ben gereksiz şeylere bakmam, bakmadığım içinde görmem. Arel aldığı cevap ile gözlerini sımsıkı yumarak burun kemerini sıkmaya başlamıştı. Sabahları fazlası ile sinirli oluyordu ve bunun yanında bir de Aden'le uğraşmak tüm bedenini germişti. Sabah sabah aç karına Aden ile karşılaşmak şu hayatta isteyeceği son şey olabilirdi. - Bana bak kızım açken bana bulaşmak istemezsin, bambaşka bir adam olurum. O içindeki minik kız çocuğunun kalbi kırılır sonra. Arel öfke ile konuşurken son cümlesini Aden'in kalbinin üzerine parmağını bastırarak alay ile dile getirmişti. Aden, yüz hatları öfke ile iyice kasılırken hışımla Arel'in parmağını ittirerek karşılık verdi. - Benim kalbim kırılmaz sert çocuk ama bu gidişle senin kafan kırılabilir. Ayağını denk alsan iyi edersin. Aden son cümlesini misilleme yapmak için ince parmağını Arel'in göğsüne bastırarak söylemişti. Arel kısık gözler ile Aden'in boş tehditlerini dinlerken Aden onun karşılık vermesini beklemeden omzuna çarparak yanından geçip gitti. Arel bir süre loş koridorda Aden'in ince ve biçimli bedeninin uzaklaşmasını izledikten sonra Aden'in, çarpışma esnasında çıplak göğsünde bıraktığı su damlacıklarını eli ile silerek banyoya doğru ilerlemeye devam etti. Talya ışıkların açılması ile zar zor uyanarak gözlerini ovuşturdu. Uykusunu alamamış gibi hissediyordu fakat daha fazla uyumak gibi bir şansı yoktu. Kendisini yatağa çivilenmiş gibi hissediyor olsa da çaresiz bir şekilde kendisini zorlayarak kalktı. Kısa bir süre boş boş yerdeki döşemeleri izledikten sonra dikkatini Karen'in boş yatağı çekti. Karen hangi ara kalkmıştı ve nereye gitmişti en ufak bir fikri dahi yoktu. - Günaydın. Sersem bir şekilde ayağa kalkıp yatakhanede göz gezdirirken arkasından gelen ses ile yönünü diğer tarafa çevirdi. Karen yüzüne yerleştirdiği zoraki bir tebessüm ile dışarıdan geliyordu. Duş almadığı apaçık bir şekilde belli oluyordu. Karen mutsuz bir şekilde dolabına yönelip içerisinden diş fırçasını ve havlusunu alırken Talya merak ile sordu. - Nereden geliyorsun? Karen eşyaları ile birlikte gitmek üzereyken Talya'nın sorusu ile morali daha çok bozularak kendisini yatağının üzerine bıraktı. Talya, onun moral bozukluğunu fark ettiğinde hızla karşısına oturarak tekrar sordu. - Sen iyi misin? - Değilim. Karen mutsuz bir şekilde cevap vererek birkaç saniye duraksadıktan sonra konuşmaya devam etti. - Dün annemlerle hiç konuşmadım. Başıma gelenlerden haberleri bile yok. Beni arayıp ulaşamadıklarında meraktan ölmüşlerdir. Talya hüzünlü bir yüz ifadesi ile Karen'i dinlerken elini Karen'in dizine koyarak ona destek olmaya çalışıyordu. Karen için bütün bunların ne kadar zor olduğunu biliyordu fakat yapabileceği hiçbir şey yoktu. - Üst kata çıkıp Agola'ya derdimi anlatmak istedim ama cesaret edemedim. Boş boş geri döndüm. Kim bilir annemler ne haldedir? - Bence geri dönmen iyi olmuş. Dün eğitmen üst katın yasak olduğunu söyledi. Agola'nın yanına gitmen senin için iyi olmayabilirdi. - Doğru söylüyorsun ama ailemi çok merak ediyorum. Bu durumdan haberleri var mı yok mu bilmek istiyorum? Talya, Karen'in hüzün ile kurduğu cümleleri sıkıntı ile dinledikten sonra aklına gelen fikir ile hızla konuştu. - Birazdan kahvaltıya gideceğiz. Eğitmenlerde bizimle birlikte yiyor biliyorsun. Onlardan birine sorabiliriz. Karen, Talya'nın cümlesi ile umutla yerinde kımıldanarak konuştu. - Bilgi verirler mi dersin? - Doğru kişiyi yani ılımlı kişiyi bulursak neden olmasın. Karen, Talya'nın tek omzunu silkerek verdiği cevap ile heyecanla ayağa fırladı. - Hadi hemen hazırlanıp gidelim o zaman. - Tamam bekle eşyalarımı alıp geliyorum. Talya hızla dolabından diş fırçasını ve havlusunu aldıktan sonra Karen'in peşine takılarak çıkışa doğru ilerlemeye başladı. İkili hızlı ve aceleci adımlar ile kapının önüne geldiğinde gördükleri suret ile oldukları yerde kalmışlardı. Aden nemli saçlar ve soğuk bakışlar ile Karen'i baştan aşağı süzdükten sonra bakışlarını Talya'ya çevirdi. Talya ürkek ve korku dolu bakışlar ile Aden'i izlerken Aden'in yüzünde kocaman bir tebessüm oluştu. Kollarını göğsünde birleştirip tebessümünü bastırarak konuştu. - Bak seeenn! Bir numaralı böcekte buradaymış. Talya duyduğu hakaret ile bozulurken Karen nefret dolu bakışlarını Aden'in üzerine dikmişti. Aden'in neden bu kadar bulaşık ve zorba olduğunu asla anlamıyordu. Sanki buradaki en özel insan kendisiymiş gibi davranması kanına dokunuyordu. - Desene bu yıl çok eğlenceli geçecek. Aden son cümlesini de söyledikten sonra Talya ve Karen'in konuşmasına fırsat vermeden çekip gitmişti. Talya nefret dolu gözler ile bir süre arkasından baktıktan sonra öfke ile söylendi. - Off! Nefret ediyorum şu kızdan! - Aldırma boş ver. Geri zekâlının teki. Karen, Talya'yı rahatlatıp sakinleştirmeye çalışıyordu fakat pek işe yaramıyordu. En iyi yolun susup bu olayı unutmak olduğuna karar vererek sessiz kaldı. Kayra, yatağını düzenlerken bir yandan da Arel'in gelmesini bekliyordu. Arel her sabah duş aldığı için nerede olduğunu tahmin etmek çok da zor değildi. Kahvaltı anonsu yapılalı neredeyse on dakika olmuştu fakat Marsel halâ uyanmak bilmiyordu. Kayra son seslenişinin üzerinden sanki uzun bir süre geçmiş gibi Marsel'i tekrar omuzundan sarsarak uyandırmaya çalıştı. - Marsel uyan artık, kahvaltıya gideceğiz birazdan. - Yaa off! Ben uyanmak istemiyorum ama! Marsel yataktan dimdik bir şekilde kalktıktan sonra çarşaflarını etrafa savurarak serzenişte bulunmuştu. Kayra onun küçük bir çocuk gibi yakınmasına kısık bir sesle güldükten sonra düzenlediği yatağa oturarak konuştu. - İstemesen de kalkmak zorundasın. Kuralları unutma. Marsel oflayarak ayaklarını yataktan sarkıtıp oturur pozisyona geldikten sonra Arel'in boş yatağını görerek hızla yönünü Kayra'ya çevirdi. - Arel nerede? - Bilmem, büyük ihtimalle duş almaya gitmiştir. Her sabah uyanır uyanmaz duş alır. - Şu okulda Arel kadar enerjik olsam yeter. Kayra, Marsel'in cümlesi ile başını iki yana sallayarak cevap verdi. - Aman kalsın, bir Arel bana yetiyor da artıyor bile. Birde seni zapt etmek zorunda kalmayım. Marsel ve Kayra keyif içerisinde gülerken Arel bir hışım ile yanlarına gelmiş ve onlara pas vermeden dolabına yönelmişti. Kayra ve Marsel şaşkınlık ile ona bakarken Arel öfkeli hareketler ile eşyalarını dolaba bırakıyordu. Kayra ve Marsel anlamsız bakışlar ile bir süre birbirlerine baktıktan sonra Kayra daha fazla dayanamayarak sordu. - Dostum, iyi misin? Arel sanki başından beri bu soruyu duymayı bekliyormuş gibi biranda yönünü Marsel ve Kayra'ya çevirerek yüksek bir sesle cevap verdi. - O kız bu gidişle elimde kalacak! Marsel ve Kayra şaşkınlık ile birbirlerine baktıktan sonra bu seferde Marsel merak ederek sordu. - Hangi kız? - Hangi kız olacak, kızıl şeytan! Kızı gördüğüm yerde boğacak gibiyim. Kayra nihayet neler olduğunu anladığında hemen karşılık verdi. - Elinde falan kalmayacak Arel, burada kalmayı sen istedin bende kabul ettim. O yüzden buradaki hiçbir kuralı çiğnemeni ve başını belaya sokmanı istemiyorum. - Merak etme Kayra, Arel istese de o kız elinde kalamaz zaten! Arel ve Kayra hayret içerisinde Marsel'e bakarken Arel gözlerini sitem ile kısarak sordu. - Neden kalamazmış? Marsel yataktan kalkıp terliklerini giydikten sonra elini Arel'in omzuna atarak cevap verdi. - Hadi ama dostum, Aden'den bahsediyoruz. Her iddiasına varım o kız üçümüzü bir arada pataklar. Kayra, Marsel'in cümlesi ile kahkahasını tutamamıştı. Arel duydukları ile daha çok gerilerek kolunu Marsel'in omuzuna attı. - Dostum sen daha beni tanımıyorsun. İstesem buradaki herkesi mahvederim ama o kıza dokunmam tabi. Kız sonuçta, lafın gelişi öyle dedim. Marsel dikkat ile dinlerken Kayra gözlerini devirmeden edememişti. Arel yine açlığın verdiği sinir ile boş boş konuşmaya başlamıştı. Biran önce bu sohbete bir son vermek herkes için daha iyi olacağa benziyordu. - Yüce Arel, eğer yapabilecekleriniz hakkındaki düşünceleriniz son bulduysa artık kahvaltıya inebilir miyiz? Marsel, Kayra'nın benzetmesi ile gülerken Arel ters bakışlar atıp üzerine kıyafetlerini giymeye başladı. Hemen kahvaltı yapıp biraz olsun kendine gelmek istiyordu. Karen hızla hazırlanıp yemekhaneye gittiğinde etrafta hızla göz gezdirdi. Üst düzey bir eğitmen arıyordu fakat kahvaltı yapanların çoğunu tanımıyordu bile. Uzun bir süre etrafta göz gezdirdikten sonra biraz daha beklemesi gerektiğini anlayarak ilerleyip sıraya girdi. Talya, Aden ile yaşadığı diyalogdan sonra sessizleştiği için sorgusuz sualsiz Karen'i takip ediyordu. Karen ve Talya bir süre sessiz bir şekilde sırada bekledikten sonra hazır olan kahvaltı tepsilerini alarak masaların arasında ilerlemeye başladılar. Oldukça kalabalık olan yemekhanede boş yer bulmak epey güç görünüyordu. Aden ve diğerlerinin yanı fazlası ile boş görünüyordu fakat onların yanına oturmak intihar etmek gibi bir şeydi. Bu yüzden onları görmezden gelerek kısa bir süre daha etrafta göz gezdirdiler. Karen orta masada Kayra ve diğerlerini gördüğünde Talya'ya sorma gereksinimi duymadan yanlarına doğru ilerlemeye başladı. Yabancı insanların arasına oturmaktansa tanıdık simalar ile bir arada olmak onun için daha iyi bir seçenekti. - Günaydın, oturabilir miyiz? Kayra çaprazında oturan Marsel ile sohbet ederken duyduğu tanıdık ses ile hızla yönünü arkasına çevirmişti. Masum ve sıcacık bakan mavi gözleri gördüğünde kocaman bir şekilde tebessüm ederek karşılık verdi. - Elbette, lütfen buyurun. Kayra eli ile yanını işaret ettiğinde Karen nazik bir tebessüm ile yanına, Marsel'in karşısına oturdu. Talya mutsuz ve neşesiz tavrından ödün vermeden Karen'in yanına otururken Karen bakışlarını tabağındaki zeytinler ile oynayan Arel'e çevirdi. Dün akşamki yemek performansından sonra şimdiki isteksizliği fazlası ile tuhaf görünüyordu. Bu mutsuzluğun elbette bir nedeni olmalıydı. Karen neler olduğunu merak ederek sol tarafında oturan Kayra'nın kulağına eğilip kısık bir sesle sordu. - Nesi var? Kayra, duyduğu soru ile bakışlarını Arel'e çevirip birkaç saniye izledikten sonra yönünü tekrar Karen'e çevirerek cevap verdi. - Sabah Aden'le atışmışlar biraz. Üzerinden kamyon geçmişte denilebilir. Karen, aldığı cevap ile kıkırdadıktan sonra yönünü önündeki tabağa dönerek kahvaltısını yapmaya başladı. - Talya'nın nesi var? Kayra'nın kulağına eğilerek sorduğu soru ile ağzındaki lokmayı yutarak kısık bir sesle cevapladı. - Aynı kamyon onun da üzerinden geçti. - Enkaz büyük desene. Karen, Kayra'nın yorumu ile kendisini tutamayıp gülmeye başlamıştı. Kayra'da onunla birlikte gülerken Arel ve Talya boş bakışlar ile ikisine bakakalmıştı. Marsel neler döndüğünü anlamamıştı fakat ortamdaki gergin hava onu fazlası ile huzursuz etmişti. Koca bir günü böyle geçirmek istemediği için hızla ağzındaki lokmayı yutarak konuşmaya başladı. - Kahvaltıdan sonra hobi salonuna gidelim mi? - Ben ders programını görmek için toplanma alanına gideceğim. Karen, Marsel'in sorusuna yüzünü mahcubiyet ile buruşturarak cevap vermişti. Marsel'in omuzları aldığı cevap ile düşerken Kayra yönünü Karen'e çevirdi. - İstersen beraber gidebiliriz. - Çok sevinirim. Karen, neşe dolu bir ses ile karşılık vermişti. Bu izbe manastırda tek başına kalmak onun için dehşet verici bir durumdu. Yanında anlaşabileceği bir insanın olması gerçekten güzel olmuştu. - Ben seninle gelirim dostum. İçimdeki öfkeyi dışa vurmam gerekiyor. Arel önündeki tepsiyi ileri iterek konuşmuştu. Marsel duyduğu cümle ile yine eski neşesini kazanırken Talya alt dudağını sarkıtarak fikrini dile getirdi. - Ben size sonra katılırım. Duş almam gerekiyor. - Bana duş deme lütfen, anksiyetem azıyor. Arel'in elini havaya kaldırarak haykırdığı cümle ile Talya hayrete kapılırken Kayra ve Marsel kahkahalar ile gülmeye başlamıştı. Arel uzun süre sessiz kalmayı denemiş fakat daha fazla dayanamamıştı. İçindeki öfkeyi ya konuşarak ya da birilerini pataklayarak dışa vurması gerekiyordu. İkinci seçeneği yerine getiremeyeceği için öfke ile söylenmeye devam etti. - Hayır yani bir insan neden sabahın bir vakti duş alır ki? Tuhaf! - Arel, farkındaysan sende aynı saatte duş alıyorsun. Arel, Kayra'nın kinaye ve alay dolu cümlesi ile ters bir bakış atarak kendisini savunmaya geçti. - Dostum onun duş aldığı saat neredeyse gece sayılırdı. Daha gün bile doğmamıştı. Kayra, Arel'in anlamsız ve saçma savunmasını baygın bakışlar ile dinledikten sonra tebessüm ederek araya girdi. - Senin duş aldığında da daha gün doğmamıştı Arel. Arel, aldığı her tepkide biraz daha sinirlenirken işaret parmağını karşısında oturan Kayra'ya yöneltti. - Bana muhalefet etmeyi kes! Arel'in öfke ile çıkışmasının ardından Kayra yine kendini tutamayarak gülmüştü. Arel ile sık sık kavga ederlerdi fakat hiçbiri ciddi bir kavga olmazdı. Her kavganın ve tartışmanın sonunda sanki hiçbir şey olmamış gibi dostluklarına kaldıkları yerden devam ederlerdi. Bu sebeple ikisi de birbirinin bu tavırlarına aldırış etmezlerdi. - Talya, Belen geliyor! Hadi gidip soralım. Karen, Arel ve Kayra arasında olan tartışmayı gülerek izledikten sonra karşısında çıkışa doğru ilerleyen Belen'i görmesi ile hızla Talya'nın kolunu sarsarak konuşmuştu. Talya birkaç saniye etrafta göz gezdirdikten sonra Belen'i görerek hızla karşılık verdi. - Beni asla onun yanına götüremezsin Karen! - Neden? Talya, Karen'in hayret ve hüsran içerisinde sorduğu soruya hararetle karşılık verdi. - Belen çok sert ve huysuz bir kadınmış Karen, nasıl bir tepki vereceğini bilemeyiz. Aden'den sonra birde Belen tarafından zorbalanmak istemiyorum. - Kime soracağız o zaman? Talya, Karen'in omuzlarını düşürerek sorduğu sorudan sonra etrafına bakınmaya başladı. Kısa bir süre her yerde göz gezdirdikten sonra ileride gördüğü sima ile gözlerinin içi sevinçle parıldayarak cevap verdi. - Buldum, Kazgan'a soralım. Karen, aldığı cevap ile bakışlarını Talya'nın baktığı yere çevirdiğinde Kazgan ve Feray'ı karşılıklı kahvaltı yaparken bulmuştu. Feray şımarık tavırlar ile bir şeyler anlatırken Kazgan ondan tamamen bağımsız bir şekilde dikkatle bir yeri izliyordu. Karen kalabalık nedeni ile kimi izlediğini anlayamamış olsa da aldırış etmeden yönünü hemen Talya'ya çevirdi. - Olmaz Talya, o adam da beni korkutuyor. Bakışları ve tavırları bana ölümü anımsatıyor. - Saçmalama Karen, baksana ne kadar havalı ve yakışıklı. Bence kesinlikle ona sormalıyız. Karen, Talya'nın iç çekerek verdiği cevap ile hayrete kapılmıştı. Talya'nın aklı bambaşka bir yerde gibi görünüyordu. Karen hüsran içerisinde etrafına bakınmaya devam ederken karşıdan gelen tanıdık sima ile hızla yerinden kalktı. Toman kahvaltısını bitirmiş ve çıkışa doğru ilerlemeye başlamıştı. Önceki gece Toman'ın ne kadar kibar ve nazik olduğunu görmüştü. Şimdide öyle olmasını umut ederek yolunu kesip hızla konuştu. - Günaydın efendim! Toman birkaç saniye şaşkınlık ile Karen'in yüzünü inceledikten sonra aydınlanmış bir yüz ifadesi ile gülümseyerek karşılık verdi. - Günaydın Karen, seni burada görmek güzel. Geri dönenlerden olacağını düşünmüştüm. Karen, Toman'ın sıcak ve samimi tavrı ile rahatlayıp derin bir nefes alarak karşılık verdi. - Bazı arkadaşlar fazlası ile ikna ediciydi. Geri dönmeye cesaret edemedim. - Emin ol en doğru kararı verdin Karen. Geri dönüp de sağ kalan kimseyi tanımıyorum. Bu manastır senin için daha güvenli. Karen, Toman'ın cümlelerini dehşet ile dinlemişti. Onun, kendisini kandırmaya çalıştığını düşünmüyordu. Toman yalan söyleyecek birisine benzemiyordu çünkü. Fakat gerçekleri duymak onu daha çok tedirgin etmişti. Ailesi ne durumdaydı en ufak bir fikri dahi yoktu. Başlarına bir şey gelmemiş olmasını umarak dikkatini Toman'a yöneltti. - Biliyorum, sizler için bu durum oldukça tuhaf, inanması güç ama emin ol bizler deli değiliz. Yani deliyiz ama en azından gecenin bir vakti gençleri toplayıp uzun eğitimler verip geri bırakacak kadar değiliz. Toman'ın espri ile kurduğu cümleler Karen'i epey güldürmüştü. Dün geceden beri olan biten hiçbir şeye inanamıyordu fakat Toman haklıydı. Hangi aklı başında insan böylesine bir saçmalık planlardı ki. - Şimdi eğer biraz olsun rahatladıysan sorunu sorabilirsin. Toman'ın kollarını göğsünde birleştirerek söylediği cümle ile Karen afallamıştı. Soru soracağını söylememişti fakat hal ve tavırları onu hemen ele vermişti. Toman tecrübeli bir eğitmendi bu yüzden onun için insan okuması o kadar da zor değildi. Karen mahcup bir şekilde gülümsedikten sonra bakışlarını tekrar Toman'a yöneltti. - Dün ailelerimize haber verileceği söylenmişti fakat ben ne durumdalar bilmiyorum. Aslında onlar için endişeliyim. Size bu durum hakkında bir bilginiz olup olmadığını soracaktım. - Aileleriniz bilgilendirildi, bütün bu olup biten uygun bir dille anlatıldı. Agola fazlası ile ikna edicidir. Merak etme ailenin her şeyden haberi var ve güvendeler. Karen aldığı bilgi ile derin bir nefes aldıktan sonra tekrar sordu. - Peki onlarla bir daha ne zaman görüşebilirim? - Okul bitene kadar yüz yüze görüşemezsin Karen. Bu bütün öğrencilerin ve ailelerinin güvenliği için gereklidir. Karen'in omuzları ve suratı aldığı cevap ile düşerken Toman konuşmaya devam etti. - Fakat Belen bugün bütün öğrenciler için bir telefon görüşmesi ayarladı. Gün içerisinde kısa bir telefon görüşmesi yapabilirsin. Bir de arada bir kasabaya indiğinde telefon kulübesini kullanabilirsin. Karen duyduğu cümleler ile eski neşesini geri kazanırken Toman mütevazı bir tavır ile konuşmaya devam etti. - Eğer soru yağmurun bittiyse gitmem gerekiyor Karen, bir sürü işim var. - Elbette, kusura bakmayın vaktinizi aldım. Vakit ayırdığınız için teşekkür ederim. - Rica ederim. Toman tebessüm ile karşılık verdikten sonra Karen'in yanından geçip gitmişti. Karen mutluluk içerisinde tekrar masaya döndüğünde Kayra dışında kimseyi bulamamıştı. Kayra etrafına boş bakışlar atıp önündeki tepsisi ile oyalanırken fazla zaman kaybetmeden hızla yanına gitti. - Herkes nereye kayboldu? Kayra duyduğu soru ile bir anda irkilmişti. Ağır hareketler ile ayağa kalktıktan sonra tebessüm ile cevap verdi. - Talya yatakhaneye gitti. Arel ve Marsel'de aylaklığa. Eğer işin bittiyse bizde işimizin başına dönelim. Karen, Kayra'nın cümlelerine kıkırdadıktan sonra tepsisini masadan alarak ilerlemeye başladı. Kalabalığı geride bırakıp dışarı çıktıklarında etraf nihayet tenhalaşmıştı. Kayra ortamın sessizleşmesini fırsat bilerek ürkek bir şekilde sordu. - Eğitmene ne sordun? Özel bir şey değilse tabi! Kayra sorduğu soruyu biranda gereksiz bularak kendisine kızmaya başlamıştı. Sanki Karen'in hayatına müdahale ediyormuş gibi hissederek gerilmişti fakat bu soru Karen'in yüzünde hiçbir değişiklik oluşturmamıştı. - Ailem güvende mi onu merak ettim. Neyse ki iyilermiş. - Senin adına sevindim. Kayra'nın gergin bir şekilde verdiği cevap ile yine sessizleşmişlerdi. İkisi de oldukça gergin ve utangaç davranıyordu. Karen sohbeti Kayra'nın sonlandırmış olmasından dolayı kendisini konuşma mecburiyetinde hissediyordu. Fakat konuşmayı da hiç istemiyordu. Çünkü ne zaman mecbur olduğu için konuşsa sonunda mutlaka kendisini aptal durumuna düşürecek bir şey yapıyordu. - Bugün ailelerimiz ile telefon görüşmesi yapabilecekmişiz. Senin ve Arel'in de haberinin olması iyi olur. Karen varla yok arası bir tebessüm ile konuştuktan sonra dikkatini Kayra'ya yöneltti. Kayra'nın yüzü bir anda asılmış ve yüz hatları gerilmişti. Yanlış bir şey söylediğini düşünmüyordu fakat bu değişimin nedenini anlayamıyordu. Merak ile Kayra'dan bir karşılık beklerken Kayra yüzünü ona çevirmeden konuştu. - Benim ailem yok, Arel'in de öyle. Karen aldığı cevap ile adeta yıkılmıştı. Ne zaman birileri ile sohbet etmeye çalışsa mutlaka bir şeyler yapıyordu ve yine aynısı olmuştu. Kayra'nın canını epey sıkmıştı. Karen mahcubiyet ve hüzün ile ne söyleyeceğini bilemeyerek mırıldandı. - Özür dilerim Kayra, ben bilmiyordum. Kayra, Karen'in derinlerden gelen hüzün dolu sesi ile hızla bakışlarını ona çevirdi. Karen'in fazlası ile üzüldüğü her halinden belli oluyordu. Onun bir suçu yoktu ve kendisini suçlu hissetmesini istemiyordu. - Önemli değil, dert etme. Gidip şu ders programını öğrenelim. Kayra, Karen'i rahatlatıp konuyu değiştirmeye çalışmıştı fakat bu durum Karen'i daha çok üzmüştü. Kayra'yı üzdüğünü zaten biliyordu fakat bu hareketi ile aynı zamanda sinirlendiğini de düşünmeye başlamıştı. Kırgın adımlar ile Kayra'nın peşinden ilerlerken kendisine kızmadan edemiyordu.
Bölüm 4
İlk Gün
Bölüm sonu
0 yorum
Bu bölüme henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz.