İstanbul’un turuncu akşam güneşi, gökdelenlerin camlarından yansıyıp arabanın içine dolarken Çağan, menajerin arabasının camından şehri izliyordu. Fenerbahçe Beko U-18 takımına attığı imza henüz kurumamıştı ama hayatı bir günde tamamen değişmişti.
Tesislerin önüne geldiklerinde menajer arabayı durdurdu ve Çağan’a dönüp gülümsedi. "Bak koç bugün seni özellikle izleyecek Çağan. Bu akşamki antrenman sadece bir ısınma gibi görünebilir ama ciddiyeti sakın elden bırakma. İlk izlenim her şeydir."
Çağan derin bir nefes alarak çantasını kavradı. "Merak etme abi, elimden gelenin en iyisini yapacağım. Hazırım ben."
Soyunma odasına girip üzerine sarı-lacivert antrenman formasını geçirdiğinde aynadaki aksine bakarken kalbinin hızlandığını hissetti. Sahaya çıktığında topun parke üzerindeki o ritmik sesi kulaklarını doldurdu. Koç, ıslığını çalarak takımı topladı. "Beyler, aramıza yeni bir kan katıldı, Çağan. Kendini göstermesi için ona alan açın ama sakın müsamaha göstermeyin!"
Antrenman oldukça sert geçiyordu. Isınma turnikelerinden sonra hemen taktik çalışmalara geçildi. Çağan, hızıyla savunmayı geçerken koç kenardan bağırdı: "Aferin Çağan! O hızı pota altında bitirişle birleştir!"
Antrenmanın sonundaki çift kale maçta Çağan, son saniye hücumunda topu aldı, rakibini şık bir crossover ile geçti ve tam sürenin bittiği an üçlüğü gönderdi. Top fileden "pırrr" sesiyle geçerken sahadaki diğer gençler yanına gelip sırtını sıvazladı. "Güzel şuttu dostum, hoş geldin," dediler.
Çıkışta menajer onu kapıda bekliyordu. "Harikaydın çocuk! Koçla konuştum, şimdiden senin için planlar yapmaya başladı bile."
Çağan terini havluyla silerken yorgun ama mutluydu. "Gerçekten çok tempoluymuş ama o sahada olmak her şeye değer."
Arabaya binip o kocaman evin önüne geldiklerinde menajer, "Hadi bakalım, bugünlük bu kadar macera yeter. Yarın sabah 09.00'da okulda olman lazım. Okul müdürü seni okul takımında bekliyor, ona göre dinlen," dedi.
Çağan arabadan inip devasa evin salonuna girdiğinde sessizliğin içinde yorgunluğunu hissetti. Camdan dışarı baktığında İstanbul’un ışıkları ayaklarının altındaydı. Kendini devasa, yumuşak yatağına bıraktı.
Kendi kendine fısıldadı: "Hem Fenerbahçe, hem okul... Yarın her şey daha yeni başlıyor."