Kerem o sabah kararını vermişti.
Nova’yı bir süre sahadan uzak tutacaktı.
Bu, alışık olduğu bir şey değildi. Kimseye böyle bir sınırlama koymazdı. Ama konu Nova olunca… mantık biraz geri planda kalıyordu.
Ofisinde ayakta duruyor, masanın üzerindeki haritaya bakıyordu. Yeni bir operasyon planlanıyordu. Daha büyük, daha riskli ve açıkçası… Nova’nın şu anki haliyle içinde olmaması gereken bir işti.
Kapı çaldı.
Kerem başını kaldırmadan konuştu:
“Gel.”
Kapı açıldı.
Nova içeri girdi.
Kerem bakmadan onun olduğunu anladı.
“Bugün çalışmıyorsun.”
Nova direkt konuştu.
Kerem başını kaldırdı.
“Sen de günaydın diyebilirsin.”
Nova omuz silkti.
“Günaydın. Şimdi tekrar söyle: neden çalışmıyorum?”
Kerem sakin bir şekilde cevap verdi:
“Çünkü yaralısın.”
Nova koluna baktı.
“Sıyrık.”
“Yeterli.”
“Değil.”
Kerem bir adım yaklaştı.
“Benim için yeterli.”
Bu cümle odanın havasını değiştirdi.
Nova birkaç saniye onu izledi. Gözleri alışık olduğu o umursamaz ifadeden biraz daha farklıydı.
Ama geri adım atmadı.
“Benim için değil.”
Kerem derin bir nefes aldı.
“Bu görev diğerlerinden farklı.”
Nova kaşını kaldırdı.
“Her seferinde aynı şeyi söylüyorsun.”
“Bu sefer ciddiyim.”
Nova hafifçe gülümsedi.
“Ben hep ciddiyim.”
İkisi birkaç saniye sessiz kaldı.
Bu sessizlik bir tartışmadan çok… bir çekişmeydi.
Sonunda Nova arkasını döndü.
“Ben geliyorum.”
Kerem sert bir sesle:
“Hayır.”
Nova durdu.
Yavaşça döndü.
“Beni durduracak mısın?”
Kerem gözlerini ondan ayırmadı.
“Gerekirse evet.”
Bu an…
İkisinin de sınırlarını test eden bir andı.
Ama kimse geri çekilmedi.
Bir saat sonra…
Nova zaten araçtaydı.
Kerem direksiyona geçtiğinde onu orada görünce kısa bir an durdu.
“İneceksin.”
Nova kemerini taktı.
“Hayır.”
Kerem gözlerini kapattı.
“Nova—”
“Kerem.”
İlk defa adını bu kadar net ve düz söylemişti.
“Gidiyoruz.”
Araç hareket etti.
Kerem bir şey söylemedi.
Ama vazgeçmediğini de belli etti.
Hedef bu sefer çok daha tehlikeliydi.
Şehrin dışında, yarı terk edilmiş bir sanayi tesisi. Ama içeride terk edilmiş hiçbir şey yoktu.
Silahlı gruplar, keskin nişancılar, ağır koruma.
Ve en önemlisi…
Hazırlıklıydılar.
Ekip pozisyon aldığında hava farklıydı.
Kerem bu sefer daha sertti.
“Kimse plansız hareket etmeyecek.”
Adamlar aynı anda:
“Anlaşıldı, Kerem Bey.”
Nova sessizdi.
Ama bu sessizlik… fırtına öncesiydi.
İlk giriş sorunsuzdu.
İkinci geçiş de.
Ama üçüncü noktada her şey değişti.
Bir ışık yandı.
Sonra diğeri.
Sonra…
Her yer.
“Pusu!” diye bağırdı Kerem.
Ateş açıldı.
Her yönden.
Bu sefer kaçacak yer yoktu.
Açık alandaydılar.
Kerem anında Nova’nın kolundan tuttu ve onu yan duvara çekti.
“Buraya!”
Nova tepki vermedi.
Çünkü haklıydı.
Mermiler duvara çarpıyor, kıvılcımlar sıçrıyordu.
Kerem pozisyon aldı.
“Bizi bekliyorlardı.”
Nova hızlıca etrafı analiz etti.
“Evet. Ve iyi hazırlanmışlar.”
Bir patlama oldu.
Yerden toz kalktı.
Görüş azaldı.
Kerem Nova’ya döndü.
“Geri çekiliyoruz.”
Nova başını salladı.
“Hayır.”
“Nova—”
“Oraya gireceğiz.”
Kerem dişlerini sıktı.
“Bu intihar.”
Nova sakin bir şekilde cevap verdi:
“Değil. Hesaplanmış risk.”
O an bir mermi duvara çarpıp sekerek geçti.
Nova refleksle Kerem’i kendine çekti.
Mermi arkasından geçti.
Bir saniye.
İkisi birbirine çok yakındı.
Nefesleri karışıyordu.
Kerem’in eli hâlâ Nova’nın omzundaydı.
Nova’nın eli onun gömleğini tutuyordu.
Ama bu an uzun sürmedi.
Çünkü savaş devam ediyordu.
Nova geri çekildi.
“Sağdan giriyoruz.”
Kerem başını salladı.
“Yalnız gitmiyorsun.”
Nova kısa bir bakış attı.
“Zaten gitmiyorum.”
İkisi birlikte hareket etti.
Bu sefer tamamen uyum içindeydiler.
Kerem ateş açıyor, Nova ilerliyordu.
Nova yol açıyor, Kerem kapatıyordu.
Ama içeride işler daha da kötüydü.
Dar koridorlar.
Daha fazla adam.
Daha az alan.
Bir çatışma sırasında Nova’nın kolu tekrar zorlandı.
Yüzü hafifçe gerildi.
Kerem bunu gördü.
“Yavaşla.”
Nova cevap verdi:
“Hayır.”
Ama bu sefer sesi biraz daha düşüktü.
Son kapıya ulaştıklarında ikisi de nefes nefeseydi.
Ama geri dönmediler.
Kapı açıldı.
İçerisi boştu.
Ama bu… iyi bir şey değildi.
Kerem içeri girdi.
Nova arkasındaydı.
Bir adım.
İki adım.
Kapı kapandı.
İkisi aynı anda döndü.
Kilitlenmişti.
Yukarıdan bir ses geldi:
“Sonunda.”
Kerem Nova’ya baktı.
Nova ona baktı.
Ve ilk defa…
İkisi de aynı şeyi düşündü:
Bu iş… gerçekten tehlikeli.