Kapı kapandıktan sonra her şey çok hızlı gelişmişti.
Tavandan inen metal paneller çıkışı tamamen kilitlemiş, içerideki hava bile değişmişti. Nova ve Kerem aynı anda geri çekildi ama artık çok geçti.
Yan duvardan açılan gizli kapıdan içeri giren silahlı ekip… profesyoneldi.
Dört kişi.
Pozisyonları doğru, silahları sabit, gözleri kararlı.
Kerem anında değerlendirdi.
Çatışma = risk.
Nova yaralı.
Alan dar.
Bir saniyeden kısa sürdü karar vermesi.
Yavaşça elini kaldırdı.
“Silahları indiriyoruz.”
Nova ona baktı.
Bu bir tartışma anıydı.
Ama sadece yarım saniye sürdü.
Nova da silahını indirdi.
Kerem göz ucuyla Nova’ya baktı.
Nova da ona baktı.
Hiç konuşmadılar.
Adamlar hızlı ve kontrollü şekilde yaklaştı.
Üzerleri arandı, ekipmanları alındı.
Kelepçe takıldı.
Ama gereksiz sertlik yoktu.
Bu bir infaz değil… yakalama operasyonuydu.
Kısa bir yürüyüşten sonra dar, penceresiz bir odaya getirildiler.
İçeri alındıklarında kelepçeler çözüldü.
Bu detay önemliydi.
Çünkü onları öldürmek istemiyorlardı.
Konuşmak istiyorlardı.
Kapı kapandı.
Kilidin sesi netti.
Dışarıda iki kişinin nöbet tuttuğu ayak seslerinden belliydi.
Oda küçük sayılmazdı ama kaçış için avantaj sunmuyordu.
Tek kapı.
Yüksek tavan.
Köşede sabit bir kamera.
Başka hiçbir şey yoktu.
Kerem direkt kapıya yöneldi.
Kilit mekanizmasını inceledi.
Parmaklarıyla yokladı.
Sonra geri çekildi.
“Dışarıdan kilitli. Zorlamayla açılmaz.”
Nova duvara yaslandı.
Kolunu kontrol etti.
Sargı hafif açılmıştı ama kanama ciddi değildi.
“Zaten kolay olmasını beklemiyordum.”
Kerem odayı tekrar gözden geçirdi.
Pencere yok.
Havalandırma kapağı çok küçük.
Duvarlar kalın.
“Bizi burada tutacaklar,” dedi.
Nova başını salladı.
“Ve bekleyecekler.”
Kısa bir sessizlik oldu.
Ama bu sefer gerginlikten çok… düşünme sessizliğiydi.
Nova kapıya yaklaştı.
Kulak verdi.
Dışarıda iki kişi vardı.
Yer değiştirmiyorlardı.
“Deneyelim,” dedi Nova.
Kerem baktı.
“Nasıl?”
Nova geri çekildi.
Kapıya birkaç adım mesafe koydu.
Sonra aniden hızlanıp omzuyla kapıya yüklendi.
Sert bir çarpma.
Kapı sarsıldı ama açılmadı.
Dışarıdan anında ses geldi:
“Yerinizde kalın!”
Kerem anında Nova’nın yanına geldi.
“Yeter.”
Nova dişlerini sıktı ama tekrar denemedi.
Bir an durdu.
Sonra nefesini verdi.
“Sağlam yapmışlar.”
Kerem başını salladı.
“Bizi canlı istiyorlar.”
Nova duvara yaslandı.
Bu sefer gerçekten durdu.
İlk defa.
Kerem ona baktı.
“Kolun.”
Nova aşağı baktı.
“İyiyim.”
Kerem yaklaşmaya başladı.
Bu sefer Nova geri çekilmedi.
Kerem sargıyı dikkatlice açtı.
Yarayı kontrol etti.
Yüzü ciddileşti.
“Zorlamışsın.”
Nova hafifçe omuz silkti.
“Gerekiyordu.”
Kerem tekrar sardı.
Ama bu sefer daha yavaş, daha dikkatli.
Nova onu izliyordu.
Sessizce.
“Her şeyi tek başına yapmaya alışmışsın,” dedi Kerem.
Nova cevap vermedi.
Kerem devam etti:
“Ama bu… her zaman işe yaramaz.”
Nova bu sefer baktı.
“Şimdiye kadar yaradı.”
Kerem gözlerini ondan ayırmadı.
“Her zaman değil.”
Bu cümle havada kaldı.
Nova birkaç saniye sustu.
Sonra daha sakin bir sesle konuştu:
“Güvenmek zor.”
Kerem kısa bir nefes verdi.
“Biliyorum.”
Kısa bir sessizlik.
Nova devam etti:
“Bir kere yanlış yapıyorsun… sonra hep bedelini ödüyorsun.”
Kerem duvara yaslandı.
“Ben o bedeli ödedim.”
Nova ona baktı.
“Kim?”
Kerem bir an sustu.
Sonra kısa bir cevap verdi:
“Ortağım."
Sessizlik.
“Satıldım,” dedi Kerem.
Düz, sade bir sesle.
Nova’nın yüzündeki ifade değişti.
Bu cümle… tanıdıktı.
“Ben de,” dedi Nova.
Kerem ona baktı.
Bu sefer gerçekten.
Nova devam etmedi.
Ama gerek de yoktu.
İkisi de aynı şeyi yaşamıştı.
Farklı şekillerde.
Ama sonuç aynıydı.
Oda bir anda daha az yabancı hissettirdi.
Nova hafifçe güldü.
“Güzel. İkimiz de sorunluyuz.”
Kerem istemeden gülümsedi.
“Uyumlu sayılırız.”
Bu küçük an… gerginliği biraz kırdı.
Ama mesafe hâlâ azdı.
Oda küçük olduğu için değil.
Çünkü ikisi de uzaklaşmıyordu.
Nova bir adım yaklaştı.
Kerem yerinde kaldı.
“Bir şey soracağım,” dedi Nova.
Kerem başını salladı.
“Gerçekten… o an endişelendin mi?”
Kerem düşünmedi.
“Evet.”
Nova birkaç saniye onu izledi.
“Niye?” dedi.
Kerem bu sefer durdu.
Ama kaçmadı.
“Çünkü sana bir şey olmasını istemiyorum.”
Sessizlik.
Bu sefer farklı bir sessizlik.
Nova bakışını kaçırmadı.
Ama yüzündeki ifade yumuşadı.
“Ben kolay kolay ölmem,” dedi.
Kerem hafifçe başını salladı.
“Biliyorum.”
Kısa bir duraksama.
“Yine de.”
Bu “yine de”…
Bu sefer daha yakındı.
Nova bir adım daha yaklaştı.
Artık aralarında neredeyse mesafe yoktu.
“Bu kadar ciddi olman garip,” dedi.
Kerem hafifçe gülümsedi.
“Sen de ciddi olabiliyorsun.”
Nova çok hafif bir gülümsemeyle cevap verdi:
“Nadiren.”
İkisi de geri çekilmedi.
Kapının dışından ayak sesleri geldi.
Gerilim tekrar yükseldi.
Kerem Nova’ya baktı.
“Hazır ol.”
Nova başını salladı.
“Zaten hazırım.”
Ama bu sefer…
Sadece çıkış için değil.
Birbirleri için de.