İçeriğe geç

Fakir Misin? Mafya

Bölüm 3 · 4 dk okuma

Fakir Misin? Mafya

Bölüm 3

3.Bölüm

Kerem Varga için her şey kontrol meselesiydi.

İnsanlar, ortamlar, riskler… hepsi hesaplanabilir şeylerdi. Ama son birkaç gündür hayatına giren tek bir değişken, bütün denklemi bozmuştu.

Nova.

Onunla ilgili en sinir bozucu şey ne gücüydü ne de umursamazlığı. Asıl problem… tahmin edilemez oluşuydu.

Bir gün seni ciddiye alıyor gibi bakıyor, ertesi gün klima üzerinden seninle dalga geçiyordu. Ve en kötüsü, bunu yaparken gerçekten eğleniyor gibi görünüyordu.

Kerem sabah ofisinde otururken önündeki dosyaya bakıyordu ama okumuyordu. Aklında tek bir sahne dönüp duruyordu: Nova’nın bir anda ciddileşip ağlar gibi yapması, sonra hiçbir şey olmamış gibi gülmesi.

“Normal değil…” diye mırıldandı.

Ama içten içe şunu da biliyordu:

İlginçti.

Akşam olduğunda onu tekrar çağırdı.

Bu sefer farklı bir şey denemek istiyordu. Nova’yı okumak. Tepkilerini ölçmek. Belki biraz… sınamak.

Ama planı, Nova mekâna girer girmez çökmeye başladı.

Çünkü Nova yalnız değildi.

Yanında bir adam vardı.

Adam düzgün giyimliydi, rahat görünüyordu ve en önemlisi… korkmuyordu. Bu bile başlı başına şüpheliydi.

Kerem’in bakışları ilk anda o adama kilitlendi. Bu, farkında olmadan yaptığı bir şeydi. Tehdit analiz ediyordu.

Ama birkaç saniye sonra bunun başka bir şeye dönüştüğünü fark etti.

Hoşuna gitmemişti.

Hiç.

Nova içeri girerken her zamanki gibi sakindi. Sanki bulunduğu ortamın sahibiymiş gibi rahat hareket ediyordu. Yanındaki adam da onun temposuna ayak uyduruyordu, bu da Kerem’i daha da rahatsız etti.

“Geç kaldın,” dedi Kerem, sesini dengede tutarak.

Nova koltuğa otururken omuz silkti.

“Hayır. Sen erken geldin.”

Sonra yanındaki adama döndü.

“Otursana.”

Adam oturdu. Hiç çekinmeden.

Bu küçük detay bile ortamda görünmez bir gerilim yarattı. Çünkü Kerem’in adamları o koltuğa otururken bile iki kez düşünürdü.

Kerem gözlerini Nova’dan ayırmadan sordu:

“Bu kim?”

Nova kısa bir bakış attı.

“Emir.”

Adam başını salladı.

“Memnun oldum.”

Kerem aynı karşılığı vermedi. Sadece baktı.

“Ne iş yapıyorsun?”

“Yatırım.”

Cevap kısa ve düzgündü. Ama Kerem’i tatmin etmedi.

Çünkü mesele adamın ne yaptığı değildi.

Mesele… neden burada olduğuydu.

Nova sanki hiçbir şey yokmuş gibi davranıyordu. Masadaki suyu aldı, içti, sonra bardağı Emir’e uzattı. Bu hareket basitti ama samimiydi. Gereksiz bir yakınlık içeriyordu.

Kerem bunu fark etti.

İstemeden.

Ve bu farkındalık… hoş değildi.

İçinde tanıdık olmayan bir gerginlik oluştu. Bu, bir tehdit hissi değildi. Daha farklıydı. Daha kişisel.

Konuşmayı kontrol altına almak istedi.

“Buraya neden geldiğini biliyor mu?”

Nova cevap verdi:

“Hayır.”

Emir hafifçe güldü.

“Gerçekten bilmiyorum.”

Kerem kaşlarını çattı.

“Güzel.”

Bu “güzel” aslında hiç de güzel değildi.

Ortamdaki hava ağırlaşmıştı ama Nova bunu umursamıyordu. Hatta biraz eğleniyor gibiydi.

Kerem sonunda sabrını zorlayan şeyi sordu:

“Bu bir oyun mu?”

Nova başını yana eğdi.

“Ne oyunu?”

“Beni sinirlendirmek.”

Nova birkaç saniye onu izledi. Bu sefer gerçekten bakıyordu. Yüzünü, gözlerini, verdiği tepkileri.

Sonra çok hafif gülümsedi.

“İşe yarıyor mu?”

Bu soru Kerem’i hazırlıksız yakaladı.

Cevap vermedi.

Ama bu zaten cevaptı.

Nova arkasına yaslandı.

“Bu kadar ciddi olma,” dedi. “Sadece biri.”

Kerem anında karşılık verdi:

“Benim için değil.”

Cümle ağzından çıktığı anda fark etti.

Bu fazla açıktı.

Kısa bir sessizlik oldu.

Nova bu sefer daha dikkatli baktı ona. Önceki hafif alaycı hali biraz yumuşamıştı. Bu nadir bir şeydi.

Sonra Emir’e döndü.

“Sen çıkabilirsin.”

Emir hiç itiraz etmedi. Bu da ilginçti. Sanki zaten buraya bunun için gelmişti.

Ayağa kalktı, Kerem’e kısa bir bakış attı ve çıktı.

Kapı kapandığında içeride sadece ikisi kaldı.

Kerem derin bir nefes aldı.

“Bu gerekli miydi?”

Nova omuz silkti.

“Evet.”

“Niye?”

Nova birkaç saniye düşündü.

Sonra dürüstçe cevap verdi:

“Seni görmek istedim.”

Kerem kaşlarını çattı.

“Beni zaten görüyorsun.”

Nova başını salladı.

“Hayır. Gerçekten görmek.”

Bu cümle ortamın tonunu değiştirdi.

Kerem ilk defa ne söyleyeceğini bilemedi.

Nova ayağa kalktı ve yavaşça ona doğru yürüdü.

Bu sefer mesafe bilinçli olarak azaltılıyordu.

Aralarında birkaç adım kaldığında durdu.

“Sen genelde kontrol ediyorsun,” dedi Nova. “Herkesi.”

Kerem sessiz kaldı.

Nova devam etti:

“Ama az önce… edemedin.”

Bu bir suçlama değildi.

Bir tespitti.

Kerem gözlerini ondan ayırmadı.

“Bu seni mutlu mu ediyor?”

Nova düşündü.

Sonra başını hafifçe salladı.

“Hayır.”

Bir adım daha yaklaştı.

“İlginç yapıyor.”

Bu mesafe artık tehlikeliydi.

Ama ikisi de geri çekilmedi.

Kerem ilk defa açık konuştu:

“Hoşuma gitmedi.”

Nova’nın yüzünde küçük bir gülümseme oluştu.

“Biliyorum.”

“Tekrar yapma.”

Nova birkaç saniye onu izledi.

Sonra çok hafifçe, neredeyse fısıltı gibi konuştu:

“Belki.”

Bu “belki”, Kerem’in alışık olduğu hiçbir şeye benzemiyordu.

Ne bir evetti ne bir hayır.

Ama etkisi… ikisinden de güçlüydü.

Nova geri çekildi.

“Artık sıkıldım.”

Sanki az önceki şey hiç yaşanmamış gibi.

Kapıya doğru yürüdü.

Ama çıkmadan önce durdu.

“Bu arada…”

Kerem bekledi.

Nova arkasını dönmeden konuştu:

“Onun adı gerçekten Emir.”

Kısa bir duraksama.

“Ve gerçekten yatırım yapıyor.”

Sonra ekledi:

“Ama seni kıskandırmak için getirdim.”

Ve çıktı.

Kapı kapandığında Kerem yerinden kıpırdamadı.

Birkaç saniye sonra hafifçe güldü.

Başını salladı.

“İnanılmaz…”

Ama yüzündeki ifade farklıydı artık.

Bu sadece sinir değildi.

Dışarıda Nova yürüyordu.

Telefonunu çıkardı.

Kısa bir mesaj yazdı:

“Kıskandın.”

Gönderdi.

Cevap birkaç saniye içinde geldi:

“Hayır.”

Nova gülümsedi.

Telefonu cebine koydu.

“Kesin kıskandı.”

Ve ilk defa…

Bu oyun iki taraf için de ciddi bir şeye dönüşmeye başlamıştı.

Bölüm sonu

0 yorum

Bu bölüme henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz.