"Aptalın tekisin sen eylül! Biz senden ne zaman kurtulacağız? Sokaktan bi köpek getirseydik senden çok hayrı dokunurdu!!"
"Sen kim oluyorsunda kendini bizim yanımıza yakıştırıyorsun?"
“Seni kaybetmekten korktuğumu sanıyordum. Meğer kaybettiğim şey sen değil, sana dair kurduğum hayallermiş eylül.”
...
Bu yürüdüğüm kaldırımlar mı beni içine doğru çekiyor, yoksa kafamdaki bu yaşanmışlıkların acısı mı?
Saçlarımdan, şakaklarıma ordanda gözüme akan, yaşlarla birleşen yağmur damlaları eşliğinde rastgele bir paris sokağında yürüyorum.
Evden ne kadar uzaklaştım?
Birsol eniştem peşimden gelmiyordur herhalde?
telefon sesi
-Alo?
-EYLÜÜLLLL NEDEN HABER VERMEDİNNN
-Bade?
-E aşk olsun insan arkadaşının ayağının dibine gelirde bi ben geldim demez mi baya kırıldım haberin olsun!
-Fırsat vermedin ki daha ineli bir kaç saat oldu anca teyzemlerden yeni çıktım biraz dolaşıyorum.
-Ay şu ismi güzel olan mı
-Bildin
Badeyle konuşmaya devam ederken karşıda en sevdiğim eski bir disney dizisinin afişini gördüm.
Bu sıralar beni mutlu eden tek şeydi.
İlk adımı kaldırımadan attım, o kadar dikkatimi çekti ki badenin anlattıklarını dinlemeden sadece afişe doğru yürüyordum.
Kafamı sağa çok yüksek bir korna sesini duymamla çevirdim
-AAAAAAAAA
-Eylül?
-Eylül noldu?
-EYLÜÜL KORKUTMA BENİ.
Arama sona erdi
Yerde bir su birikintisinin içinde uzanıyordum
Kahretsin! yeni aldığım paltom maaf oldu.
Adam basıp gitmişti. Sinirle doğrulup istemsizce kafamı boynuma doğru eğdim.
Kolyem.
Kırılmıştı.
İçindeki fotoğraf yağmur suyu ile kirlenip yırtılmıştı.
Ağlayarak kaldırıma dayadım kendimi.
"Özür dilerim sevgilim..."