Silvan bağlandığı sandalyede sızlanıyordu. Kolları ağrısını göstermişti ve artık buradan gitmek istiyordu. Silvan yaşlı adama döndü ve konuşmaya başladı.
"Sandalyeden çözebilir misiniz? Kollarım ağrıyor"
Yaşlı adam Silvan'a baktı. "Peki seni çözeği-"
Yaşlı adamın sözünün Raze kesmişti çatık kaşlı ve alaycı bir ifadeyle bakıyordu ses tonunda kesinlikle sinir vardı. "Yalan söylüyor baba sen onu açar açmaz hemen buradan kaçacak onu açmayalım"
Silvan planının açağa çıkmasıyla sinir ve hayal kırıklığı ile dolmuştu. Yaşlı adam Raze'ya baktı. Sinir ile doluydu şu anda.
"Sırf bir meleğin ne yaptığını öğrenmek için güçlerini mi kullandın Raze!"
Raze kendisine bağırılması ile irkilmişti. Yaşlı adama çevirdi bakışlarını. Raze yaşlı adama göz devirdi. Yaşlı adam Raze'nin göz devirdiği anda sinirleri tavan yaptı.
"Babana yani şeytanların kralına göz devirme!"
Silvan duyduğu şey ile şaşkın yüz ifadesi oluşmuştu. Ne yani Raze şeytanların prensi miydi? Peki ya Silvan meleklerin neyi sayılıyordu. Bunu kendisi bilmiyordu ancak merak etmeden de edemiyordu.
✩₊˚.🧚🏻♀️🪽⋆☾✩
Kral Faelir Ellen'in sorusu ile dona kalmıştı konuşamıyordu bile. Ellen Faelir'i birkaç kez sarstı.
"BANA CEVAP VER OĞLUMUZ SİLVAN NEREDE?!"
Muhafız yükselen ses ile irkildi. Kraliçenin ilk kez sesini yükseltiğine şahit oluyordu. Kral ise sonunda kendine gelmişti.
"Silvan'ı... Kaçırdılar..."
Ellen duyduğu iki kelime ile adeta başından aşağı kaynar sular dökülmüştü. Dili tutulmuştu yerinden haraket dahi edemiyordu.
"Na-nasıl? Kim kaçırdı onu? Kim!"
Sesi titriyordu ve acı doluydu. Ellen'in gözünden birkaç damla göz yaşı akmaya başlamıştı. Göz yaşları sabahın ışığında parlayan tane tane inci gibi parlıyordu, dökülüyordu.
"Kira ile konuşalım o bizim oğlumuzu bulur"
Kral suskun kaldı. Kira'ya haber veremezdi eğer haber verseydi muhtemelen zarar kendine gelirdi. Ancak Ellen'in bu durumdan en ufacık bile bir fikri yoktu Silvan'ı kendi oğlu zannediyordu. Ancak işler hiçte öyle değildi. Bi anda gözünün önünde belirdi yıllar öncesinden yaptığı hata...
Peri krallığını bir neşe sarmıştı yeni doğacak olan peri için. Sıradan bir peri olmayacaktı koskoca Peri krallığının prensi olacaktı. Asil bir peri olacağı kesindi. Ellen'in doğumu yaklaşmıştı günler haftaları haftalar ise ayları kovaladı geçen 4 ayın ardından süre tamamlanmıştı. -Periler annelerinin karnında sadece 4 ay kalır ardından doğumu gerçekleştirdi.- Ellen aniden gelen sancısı ile yerinden doğrulmaya çalıştı. Birkaç başarısız deneme sonucunda yatakta oturur hale gelmişti. Ardından bağıra bildiği kadar bağırdı.
"Şifacılar yetişin! Doğum olacak sanırım!"
Sesini duyan tüm şifacılar Ellen'in çığlık çığlığa sesine yetişti. Ellen'i doğumun olacağı odaya koydular. Yüksek çıkan çığlıklar ve sızlanmalar ile başlamıştı doğum. Ellen soğuk terler döküyordu. Avucunun tırnaklıyordu avucunda tırnak izleri oluşmuştu. Şükürler olsun ki birkaç dakikanın ardından doğum gerçekleşti. Doğan bebek epey sağlıklı idi. Tamamen sağlıklı olup olmadığını teyit ettirmek için bir element perisi gelmişti. O fark etmişti bir sorun olduğunu. Bi sorunun olduğunu hemen kral Faelir'e iletmeye karar vermişti Element Perisi.
"Kralım sizinle konuşmamız gereken önemli bir konu var"
"Evet dinliyorum?"
Element Perisi boğazını temizledi ve konuşmaya başladı.
"Bebeğinizde bir hastalık var gelişim ile ilgili bir hastalık"
Kralın gülümsemesi soldu.
"Nasıl?!... Yani benim sorunlu çocuğum mu olacak?!"
"Bu hastalık bebeğim gözünde ve beynindeki gelişimi yavaşlatır"
Kral biraz düşündü.
"Bir tedavisi yok mu bu hastalığın?"
Peri başını sağa sola hayır anlamında salladı. Kral aklına gelen fikirle yarım ağzı sırıttı.
"Peki... Bildiğim kadarıyla bu gün melek krallığında bir bebek doğmuş doğru mu?"
"Ah evet doğru... Melek krallığının kraliçesi Norella bu gün doğum yapacak"
Kral oturduğu sandalyeden doğruldu.
"O zaman şimdi size bir teklif yapmam lazım"
Peri tek kaşını kaldırdı.
"Dinliyorum"
"Bu Ellen'in doğurduğu bebeği alıp yetimhaneye götürün ve bundan kimseye bahsetmeyin"
"Benim bundan ne çıkarım olacak?"
Kral dolabına ilerledi ve dolabından bir çanta çıkardı.
"300 yakuta ne dersin?"
Peri gülümsedi.
"Biraz daha ekleme yaparsanız daha memnun olurum"
Kral bir miktar daha yakut ekledi.
"Peki 350 yakut bide 50 elmasa ne dersin?"
"Peki kabul ediyorum hemen yetimhaneye kaydını başlayacağım"
Kral çantaya söylediği miktar elmas ve yakut u koydu ve Peri'ye verdi. Peri saygı ile eğildikten sonra odadan ayrıldı. Ve diğer görevlilere göstermeden bebeği alıp yetimhaneye kaydını yaptırdı. Bu sırada Kral Faelir Ghosting evrenine bir yolculuğa çıkmıştı bile. Evrenlerin arasındaki mesafe söylenen yalanların büyüklüğü kadar çok değildi. Sadece birkaç saat sürmüştü yolculuk bunun sebebi ise günün bu saatinde genellikle yoğunluk olmamasiydi. Ghosting evrenine varmıştı. İki farklı krallık vardı bu evrende. Şeytan ve Melekler. Ancak şu anda melek krallığına girmesi gerekiyordu. Kral melek krallığına ilk başta normal bir ziyaret için gitmiş gibi yaptı krallıktan içeri girdi. Az ileride Kral Ethan'ı gördü.
"Merhaba Kral Ethan nasılsınız? Umarım keyfiniz yerindedir"
Ethan oturduğu koltuktan ayağa kalktı ve kral Faelir'a doğru ilerledi.
"Merhaba Kral Faelir hoş geldiniz ben iyiyim peki siz nasılsınız?"
İlk başta havadan sudan sohbetlerine devam ettiler. Faelir ayağa kalkti.
"Temizlenme salonu hangi taraftaydı?"
Ethan, yeri tarif edince o yöne doğru gitti. Ancak amacı o yere gitmek değildi. Hemen yatak odalarına girdi ve orada bebeğin kaldığı yer ile ilgili olan parşömenleri eline aldı. Bir pencere açtı ve o pencereden dışarı uçuverdi şifahanenin yolunu aldı şifahaneye çok kısa sürede varmıştı parşömenleri verip yeni doğan bebeklerin olduğu o alana girdi. Orada gözüne çarpan bebeğe baktı. Siyah saçlı büyük kahve gözlü ve tombul yanaklı bir bebekti. Kralın bebeğini o an boş verdi ve o güzel tombul yanaklı bebeği aldı kimin bebeği idi belli değildi ancak dövmesinden melek olduğu ve Ghosting evreninden olduğu belliydi. İçinden geçirdiği sadece iki kelime vardı 'Benim olmalı' oldukça sevimli görünen bebeğin güzelliği ile adeta büyülenmişti gözlerini bebekten alamıyordu bile. Bebeği kucağına aldı. Hemen bir şifacı müdahale etti.
"Efendim bebeği kucağınıza alamazsını-"
Şifacının cümlesi yarım kalmıştı çünkü Kral birçok türü kontrol edebilen hipnotize gözleri ile bakmaya başladı. Şifacı krala yol açtı kral hemen bebeği aldı. Kanatlarını hızlıca çırparak yeniden döndü yatak odasına tüm parşomenleri yerleştirdi. Bebeği ise dışarıda onu bekleyen muhafıza vermişti. Melek kralına acil bir işi olduğunu söyleyip hemen krallıktan ayrıldı. Muhafızı ile beraber yeniden kendi evrenine gitmeye hazırlandı. Bu bebek ile dikkat çekmemesi gerekiyordu. Çünkü dövmesi bebeği ele veriyordu. Bir battaniyeye sıkı sıkı sardı bebeği ardından muhafız ile çıktı yıla. Gitmesi çok kısa sürmüştü hemen doğumun gerçekleştiği alana gitti ve kendi bebeğinin olması gereken yere o kucağındaki melek olan bebeği yerleştirdi. Bebek uykuya dalmıştı. Bir büyücü çağırdı oracıkta bir lanet yaptırmıştı bile. Bebeğin sağ kolunda ve boynunda olan dövmeleri yavaşça kapandı ve onun yerine sol koluna iki dövme yaptırdı. Muhafızın yada büyücünün ağzından birşey kaçmasına önlem olarak her ikisinin de canını gizlice almıştı. Kraliçe Ellen'in maalesef bu olanların hiç birinden haberi bile yoktu. Günler geçmişti Ellen Silvan'ı öz çocuğu zannediyordu. Ancak hiçbirşey öyle değildi. Faelir Ellen'in Kira'ya gitme konusunu duyunca telaşladı.
"Hayır yüce Kira'ya henüz gitmeyelim belki buluruz"
Masum Ellen başını onaylar bir şekilde salladı. Kocası eğer böyle konuşuyorsa bir bildiği vardır diye geçirdi içinden. Kral ne yapacağı hakkında en ufak bir fikri bile yoktu. Eğer Silvan'ın gerçek türü ortaya çıkarsa Melek ve Peri krallığı arasında büyük bir savaş olur. Hatta krallıklar arasında kalmayı bırak evrenler arasında bile bir savaş çıkabilirdi. Bu durum evrenler arasında yalanlar olduğu için evrenler arası savaş olması pek şaşıracak bir konu olacağı söylenemezdi...