Diğer bölümdeki yanlışlar için üzgünümm ಥ‿ಥ
Keyifli okumalarr (◕ᴗ◕✿)
************
Doğrulduğunda bende bedenimi dikleştirdim. Bir bacağını öne uzatıp elini pantolonuna attığında küçük bir kutu çıkardı. Gözlerim heyecanla ona dönerken.
Gülümsüyordu .
" Bu kolye boynunda olduğu sürece sen benimsin sana kimse dokunamaz güzel kokulum."
Dediklerine içim giderken kutudan kolyeyi çıkardı.
Kelebek yada çiçek desenli bir şey beklerken bunun çıkacağını düşünmemiştim.
Kolyeyi kutudan çıkardığında yaklaştı saçlarımı özenle toplayıp sağ omzumda birleştirdiğinde heycandan titriyordum.
Soğuk zincir boynumdan geçtiğinde ürperdim burnunu burnuma sürttüğünde kolyeyi boynuma yerleştirdi elimi kaldırıp boynumdaki mermi şeklindeki kolyeye dokunduğumda şakaklarıma dudaklarını bastırdı.
Kendi boynundaki mermi kolyeyi çıktığında sesini duydum.

" Ölene kadar benimsin benim hatunum sun. "
*********
O kadar huzurlu mutlu geçiyor ki günlerim bir şey olucak diye içim içimi yiyor ama sonra hayatımdaki tüm kötü şeyleri arkamda bıraktığım gelince saf bir mutluluk doluyor içim.
Küçük oğlumun kıyafetlerini giydirirken biraz olsada kilo aldığını fark etmiştim. Ne zamandır doktora götürmedim kontrollerini yaptırmadım diye üzülüyorum artık babası görevden döndüğünde birlikte gideriz.
Bir kaç gün oldu gideli bu evde yanlız kalmıştık ama bu bile güzeldi. Özgürlüğün tadı inanılmaz bir şey .
" Yamaç oğlum Baba." Ve evet artık konuşmayı öğretme yaşı geliyorda geçiyor. Poposunum üzerinde durabiliyor ama şu konuşma bizi fena zorlayacaktı.
Her ne kadar ilk anne demesini istesem de bana demesi beni dahada mutlu edecek. üç gün önce tam bir yaşına bastı. Benim oğlum artık bir yaşındaydı. Yaman ona bir sürü hediye almıştı gitmeden. Beşik, kıyafet oyuncak bisiklet bile.
.
Her ne kadar yamaçın bisiklet sürme vaktine yıllar kaldasa heyecanını bölmek istemedim. Özenle seçmiş paketletmişti..
Yağızdan sonra yamaça daha dikkatli davranıyordu. Tek bir dudak bükmesi bile Yamanı bitiriyordu. Tabi bu durum benim hoşuma çok gidiyordu.
Yamam gitmeden önce her ne kadar evin bizim ihtiyacımızı gidersede .. bir şeyler eksik oluyordu..
Bizde canım oğlumla o eksikleri almaya çıkıyorduk . Postaya uğrayıp hesabımı kontrol etmemde gerekiyordu. Canım babam beni düşünüp banka hesabıma para yatırmıştı bir gün onu ziyarete gitmeyi çok istiyorum onsuz bir yanım eksikti..
Aklıma günlerdir düşen soru Tamer di. Telefon numarası ezberlememiştim. O yüzden hiç bir şekilde haber alamıyordum ondan umarım iyidir ve mutludur. Annem dende haber yoktu hoş olsa beni düşünürmü bilemem, en kötüsü ise Serkandı hayla bulamamış olmaları beni geriyordu. Yer yarıldı içine mi girdi bu adam diyeceğim onuda yapar.
Yamacı giydirdikten sonra bende dolabın önüne geçtim. Ne giysem diye düşünürken. Gözlerime kırmızı çeketim takıldı Yaman'ın kırmızıya bir hayli düşkünü olduğu geldi aklıma. Gülüp günlük bir kombin yaptım ne olur olmaz diyede kırmızı çeketim geçirdim üstüme.

Yamacı kucağıma aldığımda yanaklarımdan öptüm sulu sulu benim uslu bebeğim.
Evden çıkıp biraz ileride büyük markete geldim. Raflar arasında dolanıp bez ve eksik olan bir şeyleri aldım..
Kasaya geldiğim sırada minik oğlum küçük elini cisplere uzattığında patatesli olanını aldıp arabanın içerisine koydum.
Aldıklarımı ödediğimde bir kaç poşet tutmuştu. Poşetlerle bakıştığımda kendime kızdım. Aptal kafam çocuk kucağında ne diye alırsın, bunca şeyi.
" Yardımcı olmamı istermisiniz."
Gelen sesle irkildiğimde arkamı döndüm. Kumral bir adam vardı. Kaşlarımı çattığımda tekrar konuştu.
"
" Kusura bakmayın amacım sizi korkutmak değildi kucağınızda bebek gördüğüm için söyledim."
Aslında yardım etmesi büyük fedakarlık olurdu. Hafif gülümsediğimde karşımdaki genç adama konuştum.
" Önemli değil, aslında yardım ederseniz çok sevinirim."
Kafa salladığında yanıma gelip poşetleri aldı, yavaşça marketten çıkıp eve doğru yol aldım postaya gitme işi yatmıştı başka güne artık..
Yamaç huysuzlandığında etraftaki köpek sesleri onu susturmuştu, ah benim bebeğim gözleri her yerde dolaşıyor sonrada beni buluyordu..
" Evli misiniz." Yanımdaki adamın söylediğine afalladım, çocuğum vardı ama evli değildim Yamanla , Zaten soy adım babamın soy adıydı yaman hemen soy adı iptal kararı diye avukatlara gitmiş halletmişti..
Yaman benimle evlenir mi ki , evlenir yani insan sevdiğiyle evlenir ama o zamana kadar bekar bir anneyim ben.
" Bekârım."
Elini uzatıp gülümsedi.
" Aras." Bende aynı şekilde gülümseyip elini sıktım. " Memnun oldum Aras bende Zeynep." Elimi çok uzatmadan elinden aldım. Sessizce yolu tamamlayıp binadan giriş yaptık. Yamaçı doyurma saati geliyordu . Kapıya geldiğimiz de Aras poşetleri kapının önüne bıraktı
" Teşekkür ederim yordum seni."
" Rica ederim zaten işim yok rafların arasında boş boş dolanmaktan iyidir."
Anahtarı zorlukla çantamdan çıkardığımda bebeğimi sıkıca tuttum. Kapıyı açtığımda burnuma yemek kokusu dolmuştu. İyde ben yemek yapmamıştım ki.
Yoksa Yaman mı gelmişti. İçimi heycan kaplarken içeri geçtim. Aras poşetleri içeri getirmesini söylerken mutfaktan sesler geliyordu sanırım geldiğimizi anlamamıştı.
" Görüşürüz Zeynep, görüşüz tatlı bebek." " Görüşüz Aras." Kapıyı kapatıp seslerin geldiği yöne mutfağa doğru yürüdüm gülerek. " Neden geldiğini söyleme--."
Gözlerimi bir kaç kere kırpıştırdım, yeşil harelerimin gördüğü şey gerçek olamaz değil mi Ev aynı ev doğru eve geldiğime eminim ama bu evde yarı çıplak bir kadının ne işi vardı.
Kalbim hızla atmaya devam ederken o kadınında beni fark etmesiyle bana döndü gözlerindeki sahte şaşırmayı fark ettiğimde boşluğa düşmüş gibiydim.
" Sen ... Zeynep olmalısın." Dediğinde yutkunmakta zorluk çekiyordum. Bu kadın kimdi ve ne işi vardı eve nasıl girmiş bu üzerindeki ler neyin nesiydi..
" Sen kimsin."
Elindeki tavayı tezgaha bırakıp terliklerini sürte sürte yanıma yaklaştı. Gözlerini yeşillerimden alıp kucağımdaki oğluma verdiğinde gülümsedi.
" Cici annene merhaba demek istermisin."
Cici anne mi ne demek oluyor. Bir şeyler düşünüp doğru yolu bulmak istiyorum fakat duyduklarım bunun önüne geçiyor idi.
" Neler diyorsun sen! Hemen buraya neden ve nasıl geldiğini söyle." Sert sesime karşı dikleşti. Sağ dudak kenarı yukarı kıvrıldığında sinirle güldüm.
" Ah Zeynep her şeyden habersizsin değil mi Yaman .. sana bir şey anlatmamış belli."
" Yaman'ın bana ne anlatması gerekiyorki."
Nefesimi tutup dinlemeye çalıştım ne kadar doğru ne kadar yanlış bilmiyorum ama kalbimi ezip geçmişti.
" Sence yaman başkasının karısını alırımı, birde ondan çocuk yapmışsın gülünç bir şey, ikimizde kadınız senin bu duruma düşmeni istemem , Yaman velayeti alır almaz seni kapının dışına koyar. İşimi yok birde seni Suriyelerde arasın.... Ben varken."
Boğazıma öyle bir yumru oluştuki nefes alamaz oldum, ama hayır ben Yamana güveniyorum böyle bir şey yapmaz beni seviyor bunu da belli ediyordu hissediyordum.
Son söylediği Ne demek istiyordu . Hemen parlamak istemiyorum. Yanlış bir şey yapmak bunu hiç istemiyorum, artık eski Zeynep olup her istediğimi yapmak istiyorum.
" Tamam ."
" Ne tamam."
Yüzü allak bullak olduğunda dahada alaya aldım.
" Yaman'ın beni kapı dışarı etmesine tamam , sonuçta çocuğumun velayetini ona vermeyeceğime bir şey yapamaz da sen kimsin ne oluyorsun. Tam olarak."
İki adım öne gelip söyledim son cümlemi . Ama içimde bir korku vardı yıkılmaktan korkuyordum..
Sol elini kaldırdığında alyans vardı..
" Yaman'ın nişanlısı olarak söylüyorum . Şimdi izin verirsen müstakbel eşime yemek yapacağım. "
Yalandı beni bu konuma düşürmezdi.
Karşımdaki kadının gözlerine alayla baktım ne kadar paramparça olsamda güçlü durmalıyım çünkü benim minik bir oğlum vardı herşeye rağmen.
" sen yap yemeğini ben odamdayım. "
Gözlerim dolarken sesimin titrememesine özen gösterdim arkamı döner dönmez akan yaşlarımla oğlumun minik ellerini yüzümde hissetmem bir oldu. Odaya geçtim, kapıyı kapatıp kitledim. Yıkıldım ben bittim.
Çıkıp gitsem nereye.. yalansa peki.. o zaman ne yapardım Yaman'ın gözlerine nasıl bakardım.
Aptal kafam ne zamandan beri onun hayatındasın iki gün, bir hafta..
Ne bilirsin ki . Peki ya o kadın evine kadar girmiş yemek yapıyor. Söyledikleri gerçekten oğlumu alıp beni bırakacakmıydı..
Gözlerim kara gözlere deydi. Minik yüzünü avuçlarıma aldığımda burnumu çekip fısıldadım.
" Sen benim herşeyimsin seni bırakmam. Biz birbirimize yetersiz bebeğim." Küçük boyun giritisine burnumu yerleştirdim. Kokusunu içime çekerken öptüm.
" Ben .. metres miyim." Bu acizliğimden nefret ediyorum, eskiden ne kadar güçlüydüm , sürekli ağlamaz neşeliydim.
Ama hayat öyle bir şey ki en olmaz dediğiniz şey oluyor yapmam dediğiniz şeyi yapmak zorunda kalıyorsunuz.
Şimdi bana iki yol vardı ya gideceğim herşeyi bırakıp yada kalıp gurursuzca parçalanarak devam edeceğim..


