Çoktan evden çıkıp yola düşmüştük bile , kaçak yollardan kaçağımızı öğrendiğimden bu yana içimde sıkıntı var..
Zaten küçük oğlum git gide huysuzlandığı için Sarpın söylemlerinden kendimi arabadan aşağıya atacaktım.
Telefonumu yolda gizli bir şekilde atmak durumumda kalmıştım.
Çünkü bizi sınırdan geçirenler arama yapacaklarmış ve telefonumun yanımda olması büyük sıkıntı olurudu.
Derin nefes alıp göğsümü emen bebeğime baktığımda gülümsedim. Tüm bunlara kucağımdaki minik oğlum için katlanıyordün..
Uykuya dalan oğlumun üstünü sıkıca örttüm. Tek isteğim şu an oğluma bir şey olmamasıydı .
Sarp camları sonuna kadar açıp sigarasını içerken düşünceliydi. Düşünüp düşünmemesi umrumda değil di ama esen hava içeriye giriyordu . Kapatmasını söylemiştim ama her zaman ki gibi konuyu Yamaca getirip tersliyordu..
Telefon çaldığında Serkan açıp konuştu.
" Alo tamam giriş yapıyoruz merak etmeyin"
Tek cümle söyleyip kapattığında Sarpla aralarından geçen konuşmaları duymuştum..
" 10 dakika sonra Suriye sınırlarındayız"
Sarp sırıtıp kafa salladığında gözlerim doldu.
Yetişemedi bitti her şey.. dakikalar sonra Suriye'ye giriş yaparken bir kaç adam yolumuzu kesmişti.. arabayı ve üzerimizi aradıklarında derince yutkun.. Sarpın adamlara bir miktar para verdiğini gördüğümde arabaya geçtim hava soğuktu ben bile üşümeye başlamıştım..
Arabaya binip ilerlediğimi,de kalacağımız yere doğru ilerliyorduk....
Yamandan ise hayla bir ses yoktu. Düşündükçe içim ağlıyordu burda ölecektik nasıl dayanır Yamaç buna biz , ne olucak diye sormaktan yorgun düşmüştüm yol boyunca akan göz yaşlarım ise kurumuştu yüzümde.
" Geldik ."
Serkanın sesiyle kendime gelirken camdan baktım.
Ormanlıktı burası ses seda yoktu .
" Burasımı lan "
Sarpın sesi şaşkınlıkla çıkarken hayrete düştüm. O seçmemişmiydi.
" Evet abi burası"
" Sen dalgamı geçiyorsun ne yaparım ulan ben burda "
Onun ne yapması beni ilgilendirmiyor ama biz boğuluyorduk artık karşımdaki tek katlı eve bakınca yutkundum.
" Ne yapalım bir süre burada kalın sonra bir çare buluruz"
" Ah serdar senin ipinle kuyuya inilmez oğlum!"
Sinirle arabadan inenSsarpın arkasından serkanla dikiz aynasından göz göze geldik.
" Hava soğuk oğlun hastalanmasın"
Son cümlesini söyleyip arabadan indi derin nefes alıp çantayı koluma taktım yamacı sıkıca tutup arabadan indiğimde yeşillerim etrafta gezindi...
Hava gerçekten soğuktu. Bu bile şu an saatlerce aglamama sebep ti.
Etrafa baktığımda sadece karşımdaki tek katlı ev vardı.
Yavaş adımlarla eve yürürken İçeri gitmiştik.. dışarıdan sıcak görünen evin içi buz gibiydi yıkık dökük koltuklar kırık kapılar..
" Bana bu evi gösterdiler abi bence bu kadar kötü olduğunu bilmiyordum."
Serkanın sesi ile koltuğa oturdum.. ağlayan oğlumu pışpışlarken Sarp odaları geziyordu nesini gezecekse..derin bir nefes aldığımda kaçmak için bir şeyler düşündüm. Yol boyu ormanlık alandan geldik kaçsam bir ağacın önünde dona kalırım ki Yamaç'la bu soğukta dışarıda olmak doğru değildi ama buradanda gitmeliydim. Yeşillerim küçük kara gözleri bulduğunda gülümsedim..
" Hadi bu odaya gel Zeynep Serkan sende odun topla şu sobayı yakalım.." yavaşça yerimden kalktığımda söylediği odaya geçmiştik diğerlerinden daha iyi durumdaydı tahtadan iki koltuk vardı üzeri eski bir klim ile örtülmüştü pencerenin önünde ise yırtık tül vardı...ben koltuklardan birine geçip oturduğumda Serkan ana salondan tahtaları getirip cebindeki çakmakla yakmaya çalışıyordu bu odadaki sobayı kağıt olmadan yakılmazdı çantamdan Yamaç için aldığım kazaklardan en incesini seçtim...
" Önce bunu yak sonra yayılır." Yanıma gelip aldığında gülümsemişti..
" Sizi düşünmüyorum sadece burada donup gitmekten korkuyorum." O sobayı yakmaya çalışırken yeşillerim hüzünle etrafta gezindi..
Neredesin Yaman...
" Yaktım şimdi ısınır.." geri çekilip diğer koltuğa oturdunda aramızdaki sessizlik dakikalar aldı Sarpın nerede olduğubu bilmiyorum ama umarım kaybolmuştur umarım bir çukura düşüp geberir..olanlar zihnimde canlandıkça aklımı yitirecek gibiydim..bazen düşünüyorum buradan kurtulduğumda eskisi gibi olabilecekmiydim.. eski beni bulacakmıydım içimdeki çocuğu yeşertecekmiydim... Bilmiyorum hiç bir şey bilmiyorum..
" Yiyecek bir şeyler getirdim.." içeri girmesi ile yeşillerim elindeki poşeti buldu midembhoştu boş olunca Yamaçta acıkıyordu.
" Ben şu masayı getireyim." Serkan odadan çıkarken Sarp yanıma yaklaşıp oturmuştu...
Ne istiyordu bu şimdi .
" Merak etme çok güzel bir hayatımız olacakt inan bana.." gözlerimi devirken derince yutkundum.. Serkan tahta masayı getirip ortaya koyduğunda getirdikleri döneri bölüştürmüşlerdi şu an o kadar gariptiki inanamıyorum bana düşen payımı ısırıken dudaklarım arasından bir kahkaha firar etti... Biz hiç bir şey olmamış gibi birbirimizin hayatlarını mahfetmemiş gibi şu an aynı masada sesizce yemek yiyorduk yarın ne olacağını bile belli değildi ve ben kafayı yiyordum..
" Soğuk sana yaramadı belli. "
" Bence bana yaramayan tek şey sizsiniz.. " dediğimde Sarpın gülümsediği fark etmiştim.
" Senin bu inatçılığını anlayamıyorum Zeynep bak biz artık başka bir ülkeyiz yarında bambaşka yerlere gideceğiz sen hayla bize karşı çıkıyorsun kabullen ! Çıkış yolun yok. " Gözlerim dolarken ağzımdaki lokmayı yuttum kucağımda uyuklayan oğlumu tek kolumla daha sıkı sararken dudaklarımı araladım...
" Kabullenmek istemiyorum hiç bir zaman da kabullenmeyeceğim.." masadaki suya uzanıp alırken derin bir soluk bıraktım dudaklarım arasından..




