İçeriğe geç

EVİN ORTASINDA KAYLA

Bölüm 7 · 5 dk okuma

EVİN ORTASINDA KAYLA

Bölüm 7

Kaçış planı

Adamlardan biri ilk önce Nesim’i omzundan sürükledi ve ayağa kaldırdı. Sanki bir kazıda çok değerli bir heykel bulmuş gibi Nesim’i süzüyordu, kendinden geçmişti adeta. Yanındakini dürttü.

“Bugün ballıyız he. Baksana hem banka soyup para alıcağız hemde önemli insanların çocuklarını kaçırıp fidye alıcağız.”

Nesim öfkelenmişti bir an adamın kolundan kurtulup onu itti. Soyguncu şok olmuş ve sinirlenmişti. Kayla endişelenmiş onun dışındaki herkeste korku içinde Nesim ve soyguncuların gergin bakışmalarını izliyordu. Belli ki bu işin sonu hiç bitmeyecekti.

“BOK! Fidye alırsın! Aç köpek. Bir halt olamamış bir baltaya sap olamamış ve herkesin nefretini kazanmış birisin ama hala gerzek aklında para var.” Dedi Nesim ve lafını bitirişiyle soyguncunun tokadı bir oldu. Sonra Nesim’i Kayla’nın önüne fırlattı. Bir yaşlı adam soyguncuya beddua etmişti.

“Ulan Allah belanızı versin! Çocuktan ne istediniz?”

“Kesin lan!!”

Yine havaya ateş açmışlardı. Kayla arkadaşının sersemlemiş halini görünce içi gitmişti. Caner ve Mert’te onlara nefret ile bakıyordu. Para için bu kadar mı gözü dönerdi insanın? Gerçi sırf gerçekleri söyledi diye kendilerinden küçük bir genci döven birine insan denilebilirse. Kayla’da çok sinirlenmişti. Tüm cesaretini topladı ve adamlara laf attı.

“O kadar zavallı bir haldesiniz ki sadece kendinden küçük bir çocuğa gücün yetiyor. Poliside böyle yapar mıydın ha? Zavallı seni.”

Nesim’e vuran adam Kayla’nın üzerine doğru yürüdü. Tam onu boğazlıyacakken yanında ki adam onu durdurdu. “Hşşt! Tamam kendin söyledin İstanbul emniyet müdürünün kızı diye. Başımıza bela almayalım.” Bunu dedikten sonra geri çekildi ama uyarı veren soyguncu belindeki silahı çıkarttı ve Kayla’ya doğrulttu. “Sende sesini kes yoksa yersin ayağına kurşunu.” Dedi. Kayla tam cevap vericekti, Mert gizlice dürttü.

“Susun artık görmüyor musunuz? Adamlar kimseyi yaralamaktan çekinmiyorlar.” Dedi mert. Belli gerilmişti ama Nesim hemen yapıştırdı her zaman ki gibi cevabı. “Ne yapalım Mert he? Parlak bir fikrin varsa uygula konuşucağına.” Caner ise gergindi ve Nesim’e en son patladı. “ Aptal adamın bir planı olmasa uygulamaz mı?” Bunu biraz yüksek bir sesle söylediği için adamlar duydu ve yine hırçın olan yanlarına gitti. “Ulan bana bakın sizin sessiniz çok çıkmaya başladı. Yemin ediyorum alacağım birinizi ayağamın altına görüceksiniz.”

Diğeri ise banka müdürüne tehditler savurarak çantalara para doldurmasını söylüyordu.

“Çabuk müdür şunları doldur benim tepemin tasını arttırma.”

“Doldursam yinede boş.” Dedi banka müdürü. Soyguncu kendisiyle dalga geçtiğini zannederek sinirlendi ve adamın yakasına yapıştı.

“Ne demek yinede doldursam yinede boş?”

“ Silah seslerini duyunca hemen 112 acil durum merkezini aradım. Her an burda olurlar yani.”

Banka müdürünü böcek gibi yere attı ve yanındakine ile birbirlerine baktı sonrada konuşma içine girdiler.

“ Ne yapacağız herif acil durum merkezine haber verdim diyor. Polis’te gelir.”

“Bilmiyorum işlerin bu yere geliceğini düşünmemiştim.”

“Hepsi şu veletler yüzünden oldu.” Dedi hırsızlardan biri dişlerini sıkarak Kayla ve arkadaşlarını göstererek. Caner yutkundu, Mert ise suratı iyice mahkeme duvarını dönmüştü ve arkadaşlarına dönerek “Şimdi ayvayı yedik.” Dedi. Kayla ve Nesim’de iyice gerilmişti. Üstüne Nesim diğer insanların hallerini görünce içten içe üzülüyordu, Mert ise belli etmemeye çalışsada panik halindeydi. Adamlar çok dengesizdi çünkü sağları solları belli olmuyordu ve Caner soğuk terler döküyor korktuğu belli oluyordu.

“Mert gidelim burdan tüyelim.”

“Aptal falan mısın Caner? Öyle bir imkanım olsa gitmez miyim.Allah Allah ya sanki soygunculara rehin olma fantezim var.”

“Ya ben korkudan ne dediğimi biliyor muyum ya? Tek istediğim burdan gitmek.”

Kayla çaktırmadan araya girdi. “Bizde burda durmak istemiyoruz Caner ama metanetli olmamız lazım yoksa-“ Bir kurşun dördünün üstünden geçti ve yine çığlık çığlığa herkes bağırmaya başladı.

“Ya bana bak bunları öldürsek mi? Başkan falan dinlemem yoksa gerçekten elimden bir kaza çıkıcak.”

“Kes sesini ikimizin suç kayıtlarını toplasan zaten 66 çıkıyor. Birde şunları öldürerek elimizi daha fazla kana bulamayalım.”

Herkes şok içinde adamların suç kayıtlarının sayısını duyunca iyice tedirgin oldular.

O sırada adamlardan biri Mert’e sarmaya başladı.

“Hşşt ! Mahkeme duvarı suratlı sen halinden memnun değil gibisin ha?”

“Abi kafamı buluyorsun ya?. Yemin ederim yaptığınız iş o kadar boş ki.”

Adam hem sinirli hemde dalga geçer bir tavırla Mert ile konuşmaya başladı.

“Hadi ya nasılmış bizim iş?”

“Ya memur olup az bir maaş alıp sahil kasabasına yerleşsen daha karlı hacı. Ne bu soygunlar ya gereksiz aksiyon yani.” Diyerek sırıttı Mert. Adam ise onla alay ettiğini anladı ve daha çok sinirlenerek Mert’in burnunun dibine kadar yaklaştı.

“Sen o salak beyninle alay mı ediyordun lan.”

O sırada arkadaşının hemen dibinde oturan Caner öğürdü ve bayılıcak gibi oldu.

“Öghhh! Nefesin ekşi ekşi kokuyor. Bari çaldığın parayla bir diş bakım seti al veya diş doktoru randevusu.”

Adam ciddiyetsiz ve alaycı bir tavırla Caner’r baktı. Onu kendisinde aşağımış gibi gördüğünü çok belli etmiş gerek ki o da ona aynı şekilde bakıyordu. O sırada Kayla bir şeylerin ters gideceğini anlamıştı ve kendini hazırlamaya koyuldu. Nesim ise töre dizisi izleyen yaşlı kadınlar gibi heyecan ile onları izliyordu. Mert ise bir şeyler planlamışta her şey tıkırında işliyormuş gibi sırıtıyordu. Bir şeyler planlamıştı Belli ki.

“Sus lan şişko! Sana mı sorucağım, git sen diyetisyene yazıl sonra öyle karşıma çık.”

Adam canına susamıştı… Caner’e hiç söylenmemesi gereken o kelimeyi “Şişko” yu söylemişti. Caner ise öfkeden kıpkırmızı olmuş adamların kendinden büyük olmasını geç, silahlı olmasını aldırmadan anında kendisiyle dalga geçen soyguncunun üzerini atlayıp üstünde zıplayıp vurmaya başladı. Diğer adam ise şoke olmuş şekilde ne yapacağını bilmez haldeydi.

“Ben şişko değilim!!! Sadece kemiklerim iri!”

Kayla ise Caner’e durması için bağırıcaktı ama Nesim eliyle ağzını kapattı bir yandanda Adama bela okuyor diğer yandan Caner’e tezahürat yapıyordu.

“Allah işte öyle belanı verir. Caner! Yürü koçum! Aynı tempoda daha sert vur! Pekmezi çıksın!”

Durumdan faydalanarak Kayla, Mert’in yanına gitti ve kulağına fısıldayarak “Planın Caner’i adamların üstüne salıp herkesi kurtarmaktı değil mi?” Diye sordu. Mert “Evet” diye cevapladı. Kayla hemen yerinden kalktı ve koltuklardan birine çıkarak herkese bağırdı.

“Çabuk! Hepiniz kaçın!”

Banka’daki herkes koşarak kapıya gitti ve bazıları kaçmaya başardı ama diğer soyguncu havaya iki el ateş etti ve kapıya doğru koşarak herkesi kaçırdı. Öldürücü gözlerle Kayla’ya baktı ve onun üzerine doğru yürümeye başladı.

“CAZGIR! BURAYA GEL SENİ GEBERTİCEĞİM! BURAYA GEL!”

Kayla hemen koltuktan indi ve kaçtı. Caner ise soyguncuyla dövüşürken adam hemen arkadaşının yardımı sayesinde yere indirdi. Caner’i saçından Kayla’yı kıyafetinden tutarak Nesim ve Mert’in yanına attılar. İkisininde gözleri dönmüştü artık. Koskoca banka’da oranın müdürü bu kadar sinirlerini bozmuyorken bu dört genç onları sinir küpüne çevirmişti.

“ULAN! Siz niye rahat durmuyorsunuz ha? NİYE RAHAT DURMUYORSUNUZ! Ama merak etmeyin ben sizi nasıl adam ediceğimi biliyorum.” Dedi sabrı tükenmiş soyguncu. “Hanginizin topuğuna sıkmam lazım ha? Aha burdum sarışın velet. Ortalığı sen karıştırdın ilkte senin bacağın gidicek o zaman.

Adam silahını doldurdu. Tam Nesim’e karşı doğrultacakken polis sireni sesi duyudu. Bu ses rehinler için büyük bir sevinç, soygunculara için kabusun habercisiydi.

Bölüm sonu

0 yorum

Bu bölüme henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz.