İçeriğe geç

Evim, Hapishanem

Bölüm 2 · 2 dk okuma

Evim, Hapishanem

Bölüm 2

Bölüm 2: Gözler

İsimsiz zarf ve içindeki fotoğraf, Helena'nın içindeki şüpheci Boğa'yı iyice uyandırmıştı. Eski sevgilisi miydi bu? New York'u terk etmesinin asıl nedeni o saplantılı adamdı. Buraya kadar onu takip etmiş olabilir miydi? Ya da daha kötüsü, bambaşka biri miydi bu, bu sessiz, izole evde tek başına yaşayan genç bir kadını hedef alan?

İlk iş olarak, evin etrafındaki güvenlik kameralarını kontrol etti. Daha taşınmadan önce almıştı bu kararı, güvenlik onun için en önemli öncelikti. Kameralar, evinin dört bir yanını, hatta ormana bakan arka bahçesini bile net bir şekilde gösteriyordu. Görüntüleri baştan sona dikkatlice izledi. İlk birkaç gün normaldi, sonra o zarfın geldiği gün… Posta kutusuna doğru yaklaşan kimseyi göremedi. Kamera açısının dışından mı gelmişti? Yoksa görüntülerde bir sorun mu vardı? Tekrar izledi, bu sefer daha yavaş, kare kare. Ve sonunda gördü.

Kısa bir an için, ormanlık alandan, ağaçların arasından fırlayan koyu renkli, hızlı bir gölge… Neredeyse bir sıçrayış gibiydi, postayı bırakıp anında ormanın derinliklerine karışan. İnsan mıydı, hayvan mı, tam olarak anlayamadı. Görüntü bulanıktı ve saniyelik bir şeydi. Ama kalbinin hızla çarptığını hissetti. Bu bir hayvan olamazdı. Birisiydi. Onu gözetleyen, ormanın içinden çıkan birisi.

O geceden sonra Helena'nın uykuları tamamen kaçtı. Her gece dışarıdan gelen seslere odaklandı. Rüzgarın dalları hışırtısı, yaprakların hışırtısı, uzaklardan gelen yabani hayvan sesleri… Ve arada bir, sanki birisi yakındaki çalılıklara basıyormuş gibi gelen o garip, ritmik sesler. Bir keresinde pencereye yaklaşıp dışarı baktığında, ağaçların arasında, tam da evine bakan tarafta, bir çift parlayan göz gördüğüne yemin edebilirdi. Kırmızıya çalan, küçük ama keskin gözler. Korkudan donup kalmıştı. Gözlerini kırptığında gözler gitmişti.

Günler, haftalara döndü. Helena, TikTok videoları çekmeye devam ediyordu, ancak kameraların önündeki o neşeli, enerjik Helena'nın içinde sürekli büyüyen bir korku vardı. Gözlerinin altı morarmış, yüzündeki gülümseme yapay bir hal almıştı. Takipçilerinden bazıları yorumlarda onun yorgun göründüğünü, neşesini kaybettiğini fark etmişti. "Helena, iyi misin? Sanki biraz halsizsin," gibi yorumlar geliyordu.

Helena, psikolojik olarak yıpranmaya başlamıştı. Her dışarı çıkışında o gözetleyen gözlerin onu izlediğini hissediyordu. Bir süpermarkete gittiğinde bile, koridorlardan birinde birisinin onu takip ettiğini hissetti. Arkasını döndüğünde kimse yoktu. Bu durum paranoyaya dönüşüyordu. Kendi akıl sağlığından şüphe etmeye başlamıştı. Geçmiş travmaların etkisi miydi bu? Yoksa gerçekten birileri onu izliyor muydu?

Bir akşam, son videosunu editlemekle meşgulken, bilgisayar ekranının yansımasından bir anlığına arkasındaki pencerede bir karartı fark etti. Hızla döndü ama dışarıda kimse yoktu. Sadece kendi yansıması ve karanlık orman vardı. Ancak o karartı, bir anlığına bir insan silüeti gibi görünmüştü.

Helena titreyerek yerinden kalktı. Kapıları kontrol etti, pencereleri kontrol etti. Her şey kilitliydi. Ama bu his… Bu izlenme hissi… Evinin her yerine sinmişti. Bu gece, ilk defa o sessiz evin duvarları ona bir hapishane gibi gelmişti.

Bölüm sonu

1 yorum