İçeriğe geç

Evdeki sırlar ve tehlikeler -MAFYA-

Bölüm 8 · 3 dk okuma

Evdeki sırlar ve tehlikeler -MAFYA-

Bölüm 8

Ogrendimi

Görkemli konak, dışarıdan bakıldığında dingin bir aile yuvasını andırsa da içeride fırtına öncesi sessizlik hakimdi. Fabrika bölgesindeki o kanlı ve ağır çatışmanın izleri yeraltında hâlâ sıcaktı. Ancak bu çatının altında, aynı masayı paylaşmak ve normal insan rolü oynamak zorundaydılar.

Öğleden sonra evde kimsenin olmadığı saatlerde Menekşe, salondaki koltukta dizüstü bilgisayarıyla şirket süsü verdiği yeraltı hesaplarını inceliyordu. Yüzündeki ciddiyet, içeri giren Karan’ın adımlarıyla bir anlığına dağıldı.

Karan, elinde iki kupa kahveyle salona geçti. Kupalardan birini Menekşe’nin önündeki sehpayı hafifçe tıkırdatarak bıraktı. "Mola ver 'küçük kardeş'. Kafanı o ekrandan kaldırmazsan beynin yakında pelteye dönecek," dedi. Sesinde her zamanki alaycı ton vardı ama gözlerinde garip, yumuşak bir ifade süzülüyordu.

Menekşe başını kaldırıp Karan’a baktı. Normalde tersleyip kahveyi reddetmesi gerekirdi ama içindeki tanımlayamadığı bir dürtü buna engel oldu. Kahve kupasını eline aldı, sıcaklığı parmaklarına yayılırken hafifçe mırıldandı. "Sana kalmadı benim beynimin hali Karan."

Karan, koltuğun kenarına, Menekşe’nin hemen yanına oturdu. Aralarındaki mesafe oldukça azdı. İkisi de yeraltındaki o sert, komut veren lider kimliklerinden sıyrılmış gibiydi. Karan’ın bakışları bir an Menekşe’nin dudaklarına, ardından boynundaki ince damara kaydı. Oteldeki o sarhoş gecenin sisli hatıraları Karan’ın zihninde uyanmasa da bedenleri birbirinin çekimini tanıdı.

Karan hafifçe Menekşe’ye doğru eğildi. Parfümünün kokusu kızın nefesine karıştı. "Biliyor musun..." dedi fısıltıyla, "Bazen bu kadar sert ve ulaşılmaz durmak seni yormuyor mu?"

Menekşe’nin kalbi ritmini şaşırdı. Elindeki kupayı sıkıca kavradı, gözlerini Karan’ın derin kahverengi gözlerine dikti. "Yorulmak zayıflara göredir Karan. Ben zayıf değilim."

"Zayıf değilsin..." diye tekrarladı Karan. Eli gayriihtiyari kalktı, Menekşe’nin yüzüne düşen bir saç telini yavaşça kulağının arkasına itti. Parmak uçları kızın yanağına değdiğinde ikisinin de nefesi kesildi. Aralarındaki o nefret, bir anlığına yerini tehlikeli, yakıcı bir aşka ve arzunun sıcaklığına bıraktı. İkisi de birbirine doğru bir milim daha yaklaştı. Dudakları temas etmek üzereydi.

Tam o anda dış kapının açılma sesi duyuldu. Annesinin ve Baran amcanın sesleri koridorda yankılanınca ikisi de elektrik çarpmış gibi geri çekildi. Menekşe hızla bilgisayarına döndü, Karan ise öksürerek kahvesinden büyük bir yudum aldı. Tehlikeli alan, kıl payı teğet geçilmişti.

Akşamüstü Nergis, ertesi gün yapılacak büyük sevkiyatın detaylarını konuşmak için konağa geldi. Menekşe ile birlikte odasına çıktılar. Nergis, belindeki özel yapım, kabzasında kurukafa kabartması olan gümüş kaplama tabancasını ağır geldiği için Menekşe’nin çalışma masasının üzerine bıraktı.

İkili harita üzerinde plan yaparken alt kattan annesinin sesi yükseldi. "Kızlar, çay hazır! Aşağı inin!"

Menekşe ve Nergis, odayı kilitIemeyi unutarak alt kata indi.

Aynı dakikalarda Karan, odasındaki bazı evrakları dosyalamak için bir zımbaya ihtiyaç duydu. Kendi odasında bulamayınca, "Bizim kızda kesin vardır," diye düşünerek Menekşe’nin odasına doğru yürüdü. Kapının aralık olduğunu görünce tıklatıp içeri girdi.

"Menekşe, şu zımbanı alabilir..."

Sözü yarıda kaldı. Oda boştu. Karan masaya doğru bir adım attı. Gözü masanın üzerinde duran şeylere kaydı.

Zımbayı ararken bakışları masanın tam ortasında duran gümüş kaplama özel tabancaya çakıldı. Karan’ın yüzündeki rahat ifade bir anda silindi. Gözleri irileşti.

Cebinden bir şey çıkardı. Limandaki o kanlı çatışma gecesinde, düşman liderin düştüğü yerden topladığı, üzeri özel yivli kovan parçasını çıkardı.

Karan, titreyen elleriyle masadaki gümüş silahı eline aldı. Şarjörü çıkardı, namlu yapısını ve mermilerin kovanla uyumunu inceledi. Şehrin tamamında bu özel yapım silahtan ve mühimmattan kullanan sadece tek bir kişi, tek bir ekip vardı: Limanda karşı karşıya geldiği, adamlarını biçe biçe ilerleyen o acımasız düşmanın sağ kolu!

Karan’ın zihninde bir şimşek çaktı. Taşlar büyük bir gürültüyle yerine oturmaya başladı. Limandaki o özel kovan, masada duran bu silahın namlusundan çıkmıştı. Ve bu silah, üvey kardeşinin, evdeki o "masum" Menekşe’nin odasındaydı!

Karan, elinde tuttuğu silah ve kovanla odanın ortasında donakaldı. Göğsü hızla kalkıp iniyordu. Yüzündeki şok yerini saf bir dehşete ve karanlık bir idraka bıraktı.

Karşısında duran güç, düşmanı olan o efsanevi lider... Aynı çatının altında yaşadığı kızdı.

Tam o sırada koridordan adımlar yükseldi. Menekşe ve Nergis gülüşerek merdivenlerden yukarı, odaya doğru geliyordu. Menekşe’nin sesi kapının hemen arkasından duyuldu:

"Nergis, silahını masada bıraktın, biri görecek..."

Menekşe kapının kulunu tuttu ve içeri doğru itti.

Karan, elinde silah ve kovanla kapıya doğru döndü.

(Bölüm burada sona erdi. Nergis ve Menekşe odaya girdiğinde Karan'ın elindeki silahı görecek mi? Karan ne yapacak?)

Bölüm sonu

1 yorum

  • 2 gün bölüm atmiyacagi. Yani yarın degil obursu gün aticagim meraklanin