7. Bölüm — Aynanın Sırrı
Sevim teyze gittikten sonra ev yeniden sessizliğe büründü.
Gökçe, mutfakta annesiyle karşılıklı otururken diğer kadın salonda pencerenin önünde duruyordu.
Artık ona “kadın” demek bile garip gelmeye başlamıştı.
“Bir adı var mı?” diye sordu Gökçe.
Kadın başını çevirdi.
“Hatırlamıyorum.”
Annesi derin bir nefes aldı.
“Çünkü sen onun adını bilmiyorsun, Gökçe. Ben de bilmiyorum.”
“Peki ne biliyorsun?”
Annesi bir süre sustu.
“Bu aynanın dedenden önce de bir sahibi vardı.”
Gökçe kaşlarını çattı.
“Kim?”
“Genç bir kadın. Deden aynayı onun evinden almış.”
“Peki kadın nerede?”
Annesi gözlerini aynaya çevirdi.
“Kaybolmuş.”
Odadaki sessizlik ağırlaştı.
Aynadaki kadın yavaşça konuştu.
“Ben kaybolmadım.”
Gökçe ona döndü.
“Sen kimsin?”
Kadın cevap vermeden aynaya baktı.
“Bilmiyorum. Ama seni gördüğüm ilk günden beri yüzünü tanıyorum.”
Gökçe şaşırdı.
“Beni mi?”
“Sen küçüktün. Bu evde dedenle oynuyordun. Bazen aynanın karşısına geçiyordun.”
Annesi gözlerini kapattı.
“Ben de bunu gördüm.”
Gökçe annesine döndü.
“Ne gördün?”
“Sen aynaya bakarken… onun da sana baktığını.”
“Bana neden hiç söylemedin?”
“Çünkü o zamanlar sadece yansımandı. Hiç dışarı çıkmamıştı.”
Kadın pencerenin önünden ayrılıp Gökçe’ye yaklaştı.
“Sen büyüdükçe aynada daha net görünmeye başladım.”
Gökçe’nin aklına çocukluğu geldi.
Dedesinin salonunda saatlerce aynanın karşısında saçlarını taradığı günler…
“Peki neden şimdi çıktın?”
Kadın hafifçe gülümsedi.
“Çünkü ilk kez biri beni gerçekten gördü.”
Tam o anda saat duvardaki saate kaydı.
02.41.
Aynanın yüzeyi yeniden dalgalanmaya başladı.
Ama bu kez içinden bir şey çıkmadı.
Bunun yerine aynada eski bir görüntü belirdi.
Gökçe’nin dedesi…
Yanında genç bir kadın…
Ve kadının elinde aynanın çerçevesine benzeyen küçük, eski bir anahtar vardı.
Annesi fısıldadı:
“Demek sonunda onu da gösteriyor.”
Gökçe ayağa kalktı.
“Anne… O anahtar nerede?”
Annesi cevap vermedi.
Çünkü anahtar çoktan Gökçe’nin odasındaydı.
