İçeriğe geç

EV

Bölüm 11 · 4 dk okuma

EV

Bölüm 11

11.BÖLÜM

O gün Mert’i okulda görmediler. Ahmet, Mete ve Sinem’in bulunduğu sınıfa yerleşmişti. Listede adı vardı ve bugün hocalar gelmesini bekliyordu. Okulunun ilk günü olacaktı. Ama o gelmedi. Ahmet’in aklına takılmıştı. Mürşide Hanım birçok şeyde olduğu gibi devamsızlık konusunda da oldukça hassastı. Daha ilk günden nasıl bir bahanesi olabilirdi? Ama sormayacaktı. Onu ilgilendirmiyordu. Kafasındaki düşünceleri bir kenara fırlatıp Sinem’in peşinden, Mete’nin maçını izlemek için sınıftan çıktı. Hava iyiden iyiye serinlemişti. Sinem kalın, tüylü montuna sıkıca sarıldı. Yüzü yanakları ve burnu soğuktan pespembe olmuştu. Kapüşonunu kafasına geçirip fermuarı sonuna kadar çekti. Çok ince bir aralıktan arkadaşını görmeye çalışıyordu. Ahmet’in üzerinde de Sineminkine benzer bir mont vardı. Soğuktan kaşları çatılmıştı. Eldivenlerine üfleyip ellerini birbirine sürtüyordu. Elleri hep çok üşürdü. Mete’nin üzerinde ince bir tişört ve şort vardı. Takımın hepsi benzer şekilde giyinmişti. Kazakla gelenler birkaç tur koştuktan sonra kazaklarını fırlatıp atmışlardı bile. Hocaları çocukların sınırlarını çok zorluyordu. Ahmet arkadaşının hastalanmaması için içinden dua etti. Yoksa bütün gece burnu akıyor, çekip durması yetmiyormuş gibi sürekli tuvaletten peçete alıp geliyordu. Her yataktan atlayışında yatak güçlüce sallanıyor ve onu uyandırıp duruyordu. Bugün koşmayı ve ısınmayı hızlı bitirip maça başlamışlardı. Mert ve Kadir aynı takımdalardı. Sinem’in gözleri Kadirdeydi. Bütün çocuklar bütün güçleriyle bağırıyor, koşuyor, topa atılıyordu. Çimler dün gece yağan yağmurdan hala ıslaktı. Çocuklar sürekli kayıp düşüyor sonra hemen kalkıyor koşmaya devam ediyordu. Üstleri başları çamur olmuştu. Mete sürekli takım arkadaşlarına bağırıyor, yönlendirmeye çalışıyordu. Kadir’in gözü kaptandaydı. Her söylediğini eksiksiz yapmaya çalışıyordu. Bir anda kendisini kaleye çok yakın buldu. Etrafı boştu. Açıklığı gördü, hareketini yaptı. Golünü attı. Sevinçle çığlık attı. Heyecanla hocasına baktı, hocası ona bakmıyordu. Diğer çocukları izliyordu. Golü ilgisini çekmemiş gibi görünüyordu. Onun için bu zaten olması gerekendi. Kaptanlarına baktı. Kocaman gülümsedi. Mete’nin de gülmesini bekledi. Ufak bir tebessüm bile takdir edilmesi için yeterdi. Mete çocuğun gözlerinin içine baktı. Gülümsemedi. Müzik dersi için salona inmişlerdi. Tek kişilik demirden sandalyeler odanın her tarafına düzensizce yerleştirilmişti. Senem, Sude’nin hemen yanında oturuyordu. Kızın yanına oturabilmek için bilerek odaya yavaşça gelmiş, kızın oturduğunu gördüğü anda hızlıca yürüyüp yanını kapmıştı. Azra bu sefer Sude ile değildi. Hoca’nın gözdesiydi. Her derste diğer çocuklarının aksine oturmaz, ayakta durur müzik aletlerini karıştırır dururdu. Hocayla arası ilk günden beri bambaşkaydı. Her derste hoca ona ezberlemesini istediği şarkılarının sözlerini içeren kağıtlar veriyor, bir sonraki derste de söylemesini istiyordu. Diğer çocuklarının hiçbirine bunu yapmıyordu. Azra yine şarkı söylüyordu. Hocanın verdiği şarkıyı ezberlemediğinde, hep geçerli bir sebebi oluyordu ama Senem hiçbirine inanmıyordu, kendi yazdığı şarkıyı okurdu. Ayağını ritimle yere vuruyor, gerekli yerlerde ellerini çırpıyor, şıklatıyor hafifçe sahnede salınıyordu. Koyu dalgalı saçları esmer tenine dökülüyordu. Siyah büyük gözlerini şarkı boyunca hiç açmadı. Yüzü şarkının duygusuyla acıyla buruşmuştu. Senem neden yüzünün o kadar acıklı göründüğünü merak etti. Yüzünü değiştirmeden şarkı söyleyemez miydi? Neden her seferinde yüzünü buruşturup duruyordu ki? Sude kızı hayranlıkla izliyordu. Senem yerinde rahatsızca kıpırdanmaya başladı. Şarkı başladığından beri tırnağını ısırıyordu, acımaya başlayınca parmağını ağzından çekti. Derin bir nefes alıp bir anda sordu: “Neden bizden kaçıyorsun?” Sude soruyu duymamıştı veya cevap vermemeyi tercih etmişti. Gözleri sahnedeki arkadaşındaydı. Yüz ifadesinde hiçbir değişiklik olmadı. Senem bu sefer hafifçe dürttü kızı. “Neden bizden kaçıyorsun?” yineledi sorusunu. Bu sefer Sude kıza döndü. Ağzını şaşkınlıkla kocaman açtı. Gözleri büyümüştü. Kaşları üzüntüyle havaya kalkmışlardı. “Öyle şey olur mu hiç? Kaçmıyorum tabii ki.” Senem kızın yüzünü uzunca inceledi. Yalan söylüyordu. Anlamıştı. “Tamam o zaman. Yanlış anladığım için özür dilerim.” Samimiyetsiz bir gülümseme bütün yüzüne yayıldı. Sude’nin baktığı yere, sahneye, döndü tekrar. Azra’yı izledi. İçinde kötü huylu hisler tırmanmaya başlamışlardı. Bu kızı sevmiyorum, dedi içinden. Azra şarkısını bitirince hocaları her zaman yaptığı gibi ayağa kalkıp alkışladı onu. “Aferin kızım, aferin! Çok iyi bir iş çıkardın.” Yüzünde koskocaman bir gülümsemeyle otuz iki diş gülüyordu. Senem bu sahneye hiç anlam veremiyordu. Şarkı söyledi ve bu kadardı onun için, hocalarının tepkisini abartılı buluyordu. Mete’yi düşündü. O da aynı şekilde davranıyordu. Kızın bülbül gibi şakıdığını söyleyip duruyordu. “Çok teşekkür ederim.” demişti Azra. Kısa eteğine dikkat ederek eğilip selam verdi. Gözlerinin içi parladı. Şarkı söylemek onun için çok önemliydi. Gerçekten yaşadığını hissettiriyordu ona bu yüzden çok kıymetliydi herkes anlayamazdı onu. İleride de şarkı söylemeye devam etmek istiyordu hatta ailesi onu konservatuara göndermeye söz bile vermişti. Tabii kazanabilirse. Kazanmak için çok çalışıyordu. Sürekli yeni müzik aletleri, yeni notalar, yeni şarkılar öğrenmeye, gelişmeye çalışıyordu. Hatta son zamanlarda gitarda çok ilerlemişti. Hocası ona okuldan sonra bazen özel olarak nasıl çalması gerektiğini anlatırdı. Azra’nın gelişmesini çok istiyordu. Kızın iyi yerlere geleceğini çok iyi biliyordu ama bir sıkıntı vardı. Kızın özgüveni çok kolay kırılıyordu. Bazen bir notayı sadece birkaç kere art arda yanlış çalsa yüzü kızarıyor, çok sinirleniyor, dersi hemen bitirip gitmek istiyordu. Çok mükemmeliyetçiydi. Kusursuz olmadığı şeylerle ilgilenmeyi hemen bırakıyordu. Yetenekli olduğu için çok şanslıydı yoksa ileriki hayatında daha çok zorlanabilirdi. Hocası bunu yenmesini telkin edip duruyor. Neredeyse her derslerinde hatırlatıyordu ama küçük kız inadından vazgeçmeye niyetli değildi. Yapamıyorsam yapmamalıyım diye düşünüyordu. Hocası bunu ailesiyle de konuşmuştu. Ailesi de bunu kızlarına söylediklerini ama dinletemediklerini söylemişlerdi. Kız böyleydi işte. Değişmiyordu.

Bölüm sonu

0 yorum

Bu bölüme henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz.