İçeriğe geç

Ev arkadaşım

Bölüm 10 · 2 dk okuma

Ev arkadaşım

Bölüm 10

Seni affettim

Sabah güneş, perdelerin arasından süzülüp Bade’nin odasına yavaşça dolduğunda, ev sessizdi. Sessiz ama bu sefer huzursuz değildi; Sanki bir şey eksikti, ama onun yerini bir not bırakmıştı. Bade gözlerini aralayıp yatağında doğrulduğunda, evin içindeki kahve kokusunu fark etti. Ve bir de mutfaktan gelen küçük metal tıkırtılarının artık duyulmadığını… Barkın gitmişti. Sessizce, iz bırakmadan. Yavaş adımlarla mutfağa geçti. Masada iki kişilik kahvaltı özenle hazırlanmıştı. Süt ısıtılmış, ekmek hafif kızartılmış, haşlanmış yumurtaların kenarına bir tutam pul biber serpiştirilmişti. Yanına bırakılan küçük not kâğıdı ise Bade’nin gözlerini gülümsetti: “Bugün böyle olsun ev arkadaşım. Afiyet olsun ;)” Küçük, basit ama düşünceli. Bir özür değil… ama bir farkındalık. Bir adım geri çekilmek, ama hâlâ oyunun içinde olduğunu belli etmek. Bade notu eline alıp bir süre baktı. Gülümsedi ama bu bir zafer gülümsemesi değildi. Sadece içinden geçen cümle şuydu: Ne şimdi bu? Alınmış mıydı? Yoksa… göz göze gelmekten mi çekinmişti? Ama her ne olursa olsun, Kahvaltı hazırlamayı unutmamıştı. Hiç düşünmeden, ama cümle kurarken mimiklerini kontrol ederek telefonunu eline aldı. Yana doğru eğilip yumurtadan bir lokma aldıktan sonra, bardağa kahve doldurdu. Ardından parmakları ekrana doğru süzüldü. Gülümsedi; ama bu gülümsemenin içinde hem hafif bir yaramazlık, hem de ince bir sınır vardı. Barkın’a yazdı: “Kahvaltı için teşekkür ederim. Seni affettim 🤪” Gönder tuşuna bastıktan sonra ekranı bir an izledi. “Yazıyor…” ifadesi görünmedi. Beklemedi. Telefonu masaya bırakıp sandalyesine yaslandı. Kahvaltının tadı, gecenin ağırlığını biraz silmişti. Ama hâlâ o bakış, o cümle, o kapının kapanışı… havada asılıydı. ⸻ Barkın, spor salonundaydı o sırada. Kulaklığını takmış, mekik setine geçmişti. Ama odaklanmak zordu. Sanki her tekrar arasında gözlerinin önüne Bade’nin sabah uyanışı geliyordu. Kahvaltıyı görünce ne yapmıştı? Notu okurken gülümsedi mi? Yoksa hâlâ kızgın mıydı? Telefonu cebinde titredi. Seti tamamlamadan doğruldu, terli alnını sildi ve ekranına baktı. Mesajı gördüğünde, dudaklarının kıyısında farkında bile olmadan bir kıvrım belirdi. “Seni affettim 🤪” Gülümsedi. Ama içinden geçen asıl cümle şuydu: Bu kız hem sinirli hem şımarık. Yani tam bir baş belası. Ama… tatlı bir baş belası. Yazmayı düşünmedi. Şimdilik sadece “görülmüş” olsun yeterdi. Çünkü bu oyunun en tatlı yeri, sessizlikle oynanan kısmıydı.

Bölüm sonu

0 yorum

Bu bölüme henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz.