ERON: Hina, istersen beni daha fazla incele-
Hayır olmaz, onun masumiyetini ve saflığını elinden alamam.
ERON: Bir sorun var diyordun, ne oldu?
HİNA: Çiftleşmek ne demek?
Yüzümde bir sırıtış belirmişti ve dudaklarım yavaş yavaş yukarı kıvrılmıştı.
ERON: Sana detaylı öğretmemi ister misin?
HİNA: Evet lütfen.
Onun çenesini tuttum ve gözlerinin içine baktım.
HİNA: Ama neden bu kadar sert davrandın ki?
Masum masum yüzüme bakıp böyle bir soru sorduğu için ciddi kalamamıştım ve gülmeye başlamıştım. Yine dalgın bir şekilde yüzündeki hafif gülümsemeyle bana bakıyordu.
HİNA: Eron sen hep gül lütfen, gülüşün çok güzel.
ERON: Hayır iğrenç.
HİNA: Ama kendine neden öyle diyorsun?
ERON: Boş ver Hina neyse ben üzerimi giyiniyim.
HİNA: Çiftleşmeyi ne zaman göstereceksin?
ERON: Hiçbir zaman Hina, hadi git biraz dinlen.
Yüzü asılmıştı ve küçük adımlarıyla banyodan çıkıp merdivenlere doğru ilerledi.
HİNA: Yanında duramaz mıyım?
ERON: Hayır Hina bu uygun değil.,
HİNA: Neden uygun değil?
ERON: Çünkü bedenimde özel bölgelerim var ve sen göremezsin.
HİNA: Ama Lee benimle kalıyordu.
Arkam dönükken hızla ona döndüm, irkilip geri çekilmişti.
HİNA: Eron lütfen öyle bakma.
ERON: Sen banyo yaptıktan sonra Lee seninle mi kalıyordu?
HİNA:(Sesi titreyerek) Evet, ama bu kötü bir şey dedin.
ERON: Aşağı in Hina birazdan geliyordum.
Sanırım benden korkmuştu, hızla kafa salladı ve aynı hızla merdivenlerden aşağı indi. Bende dolabımı açtım ve beyaz tişörtümle dizlerimden beş parmak yukarıda olan siyah eşofman şortumu giyindim aynı şekilde beyaz çoraplarımıda giyindim ve boynuma havlu atıp merdivenlerden aşağı indim. Hina büyülenmiş gözlerle televizyona bakıyordu, yanına oturdum gülümseyerek bana döndü.
HİNA: Eron, senden bir şey isteyebilir miyim?
ERON: Evet Hina.
HİNA: Bana bir bebek verebilir misin?
Bu nasıl olur şimdi? Hina’nın bu masum isteği… Ona gerçekleri nasıl anlatırım? Bu dünyada bir bebek… Hayır, hayır, önce onun güvenliğini sağlamalıyım.
HİNA: Bebekler nasıl oluyor? Bana her şeyi anlatır mısın?
ERON: Hina, hayatta bazı özel şeyler var ki, bunlar… yani, insanların hayatında önemli anlar oluyor.
Ciddiyetimi fark edince duruşunu değiştirdi ve dikkatle beni dinlemeye başladı.
HİNA: Ne gibi şeyler.
ERON: Mesela, bir aile kurmak. İki insan birbirini sevdiğinde, bazen bir bebekleri oluyor.
HİNA: Nasıl yani? Çok ilginç daha fazla anlatır mısın?
ERON:Yani, bir kadın hamile kalıyor ve… ve bir süre sonra bir bebek dünyaya getiriyor.
HİNA: Peki kadın nasıl hamile kalıyor?
ERON: Bebek yapmak, sandığın gibi basit bir şey değil.
HİNA: Bebek nasıl yapılıyor?
ERON: Hina bu özel bir süreç, ve bu dünya bir bebek için pek te uygun değil?
HİNA: Ama nasıl oluyor anlatır mısın?
Derin bir nefes aldım ve ona baktım, neden bu kadar ısrar ediyorsun ki Hina?
ERON: Bir erkek ve bir kadın, çok özel bir bağ kurduklarında, yani… birbirlerini sevdiklerinde, bazen bir bebek oluşur. Ama bu, her şeyden önce güven ve sevgi ister.
HİNA: Peki ya sonra?
ERON: Sonra, eğer her şey yolunda giderse, bir bebek büyümeye başlar. Ama bu, her iki ebeveynin de hazır olması gereken bir şey.
Üstü kapalı anlatmaya devam ediyordum, içimdeki çatışma büyüyordu. Ona her şeyi anlatmak istiyordum ama aynı zamanda korumak istiyordum.
HİNA: Yani örneğin ben Selina'yı çok seversem bir bebeğimiz olabilir mi?
ERON: Hayır Hina öyle bir şey değil, sadece kadın ve erkek arasında biyolojik olarak gerçekleşebilir.
HİNA: Biyolojik olarak? Anlamıyorum.
ERON: Hina bu çok farklı.
HİNA: Seni seviyorum, o zaman bir bebeğimiz olucak.
Seni seviyorum dediği an kalbimde bir tekleme hissettim ama kendimi toparlayıp yeniden ona odaklandım.
ERON: Hayır öyle bir şey değil.
HİNA: Daha detaylı anlatır mısın?
ERON: Hina, bu… bu konular biraz karmaşık. Belki de, öğrenmek için bazı videolar izlemek daha iyi olur.
Hala daha tereddüt ediyordum ama benim önerime şaşırmıştı.
HİNA: Videolar mı?
Evet anlamında başımı salladım ve masadan bilgisayarımı aldım.
ERON: Bak, bu videolar bazı şeyleri daha iyi açıklayabilir.
Hina, ekranda gördüklerine şaşkınlıkla baktı. Videonun ilerleyen dakikalarında, yüzü kızarmaya başladı ve sonunda gözlerini ekrandan kaçırdı.
HİNA:(Utanarak) Özür dilerim, ben sana zorluk çıkardım.
Onun bu utangaç halini görünce içini rahatlatmak istedim.
ERON:Hayır, hayır, özür dilemene gerek yok. Bu, öğrenmen gereken şeyler. Ve ben her zaman yanındayım, sana yardım etmek için.
Hina’nın bu masum ve saf isteği karşısında, ona rehberlik etmenin ve onu korumanın önemini bir kez daha anladım. Hina’nın utancı ve özür dilemesi, onun saf doğasının ve bu yeni bilgilere olan tepkisinin bir göstergesiydi.
ERON: Hina aklıma bir şey geldi.
HİNA: Ne geldi?
Yine heyecanlanıp meraklı gözlerle bana bakmaya başlamıştı.
ERON: Hiç dondurma yedin mi?
HİNA:(Heyecanla) Hayır nasıl bir şey?
Onun bu halini görmek içimde bir burukluk yaratıyordu.
ERON: Tatlı ve soğuk.
HİNA: Lütfen yiyebilir miyiz? Eron lütfen.
ERON: Gidip üzerini giyin, birlikte gidip dondurma alalım.
HİNA: Dışarımı çıkıcaz?
Büyümüş gözleriyle bana bakıyordu.
ERON: Evet, artık seninde alışman gerek.
HİNA: Hemen giyinip geliyorum.
Hızla odama fırladı ve kapıyı kapattı, hareketleri gerçekten çok tatlıydı. Daha önce tanıdığım kimseye benzemiyordu. Gidip masanın üzerinden cüzdanımı aldım, içine bakınca hiç param kalmadığını fark ettim en son intiharı düşündüğüm için para kazanmakla uğraşmamıştım ve tüm paramı tüketmiştim. Dondurmaları çalabilirdim ama Hina'ya kötü örnek olmamam gerekiyor, her zamanki mekana gidip hızlıca para kazanıcaktım anlaşılan. Bir süre sonra Hina aşağı indi siyah pileli eteği ve siyah deri ceketi birbiri ile çok uyumluydu içine de beyaz crop ve siyah yarım botlar giyinip saçlarını salmıştı. Merdivenlerden aşağı inerken duvara yaslanıp kollarımı göğsümde kenetledim ve ıslık çaldım.ERON: Bu kombinin benden tam not aldı.
HİNA:(Gülümseyerek) teşekkür ederim, ama sen böylemi çıkıcaksın?
ERON: Bende şimdi giyiniyorum.
HİNA'NIN ANLATIMINDAN
Eron'a karşı çok garip hissediyordum, o gerçek bir erkekti benim gözümde sanki beni her türlü tehlikeden koruyabilirdi ama aynı zamanda bana sonsuz mutluluğu ve sevgiyi de verebilirdi, ne de olsa bir kuşu kafese koyarak onu her şeyden koruyabilirsin ama mutluluğu veremezsin. Eron aşağı iniyordu, siyah bir kot pantolon beyaz tişört ve siyah deri ceket giyinmişti pantolonu bacaklarını mükemmel şekilde sarmıştı dar pantolondu ama Lee'nin giyindiği tarzda tayt gibi durmuyordu yani Eron gözümde daha fazla büyümüştü, siyah botları benimkiyle neredeyse aynıydı. bende duvara yaslandım ve onun yaptığı gibi ıslık çaldım, yanıma geldi ve yanağımdan makas aldı.
ERON: Seni küçük çapkın.
HİNA: Çapkın?
ERON: Yani benim gibi.
HİNA: Yani bu iyi bir şey.
Duraksadı ve yüzüme baktı.
ERON: Hayır Hina asla benim gibi olma.
HİNA: Ama sen hayattasın, yani senin gibi olmam gerek.
Eron derin nefes alıp verdi ve saçlarını karıştırdı.
ERON: Bunu sonra konuşalım olur mu, hava karardı vakit geldi.
Ona gülümseyerek kafa salladım kapıyı açar açmaz yüzüme sert bir hava vurdu.
HİNA: Peki bu ne, bu hep oluyor.
ERON: Hangisi?
ERON'UN ANLATIMINDAN
Hina saçlarını tuttu ve endişe ile baktı.
HİNA: Saçlarım kaçıyor.
Hina seni şuanda öpebilir sakinleştirebilirdim, ama olmaz.
ERON: Hina hayır saçların senden kaçamaz, bu rüzgar.
HİNA: Rüzgar.
Yeni öğrendiği her şeyi tekrar etmesi çok hoşuma gidiyordu ve yanaklarını ısırmak istiyordum. Kendime zor hakim olduğum çok belli oluyor muydu acaba. Kapıyı kapatmak için arkamı döndüğümde Hina'nın ufak çaplı bir çığlını duydum ve hızla arkamı döndüm. Birkaç tane kedi onun yanına gelmişti ve kendilerini ona sevdiriyorlardı, o ise sevinç çığlıkları atıyordu.
HİNA: Eron bunlar ne? Çok tatlılar.
ERON: Onlar kedi Hina.
Sende benim tatlı kedimsin.
HİNA: Ama bu gerçekten çok tatlı.
Yanına gidip eğildim, gözleri dolmuştu ve ağlıyordu kedilerde onun bacaklarına sürtünüp kendilerini sevdiriyorlardı, normalde ben hariç kimseye gittiklerini görmedim ama Hina'nın masumiyetini onlarda hissetmişti anlaşılan. Peki ben neydim?


