İçeriğe geç

ESRARENGİZ KASABA 3. SEZON

Bölüm 2 · 9 dk okuma

ESRARENGİZ KASABA 3. SEZON

Bölüm 2

2. BÖLÜM

Otobüsten valizlerimizi zar zor indirirken Mabel valizini bırakıp koşması ile başımı kaldırdım. "Harika Amca Stan!" Mabel'in sesi kulaklarımı doldurdu. Stan Amca bizi karşılamak için gelmişti. Üstünde ise Mabel'in veda kazağı vardı.

"Ah, çocuklar! Sizi gördüğüme inanamıyorum. Ne kadar da büyümüşsünüz!" Mabel ona sıkıca sarılınca Stan Amca'nin gözlerinin dolduğunu fark ettim. Ben de hemen ona sarıldım.

"Biz de seni çok özledik Harika Amca."

Valizlerimizi bıraktığımız yerden almak için dönünce Stan Amca'nin konuşmasıyla arkamı döndüm. "Stan Amca bize mi dedin?" Bana bakınca sanki konuşması bölünmüş gibi bana baktı.

"Hayır, kendi kendime konuşuyorum. Önemli değil. Hadi, siz bavullarinizi alın da kulübeye gidelim. O işe yaramaz ikizim sizi görmek için sabırsızlanıyordu."

Söylediklerine anlam verememiştim. Mabel'a bakınca onun da anlamaz gözlere Stan'a baktığını gördüm. "Eee peki." Diye mırıldandım ve fazla uzatmadan arkamı döndüm. Mabel da aynısını yaptı.

Bir kaç dakika sonra kulübeye varmıştık. Burayı tekrar görünce içimde küçük bir kıpırtı ama aynı zamanda da tedirginlik oluşmuştu. Anılar hem iyi hem de kötüsüyle gözümün önünden geçiyordu sanki.

Kapıda bizi bekleyen Ford amcayı gördüm. Mabel onunla benim kadar yakın olmasa da ben onunla çok şey paylaşmıştım. Koşarak yanına gittim. Benim geldiğimi görünce kollarını iki yana açtı. Ben de hemen ona sarıldım. "Dipper, tanrım ne kadar da büyümüşsün!"

"Ford Amca! Bu iki yıl boyunca yaptıklarıma inanamazsın. Hatta kendime bir günlük bile yazdım." Elini saçlarımın arasında gezdirdi. "Ah görmek için sabırsılanıyorum. Hadi içeri girelim de bakalım." Mabel'ı da yanımıza alıp çıktığımızda Ford Amca'nın odasına girdik. Ford Amca biz içeri girer girmez kapıyı kapattı ve arkadan kilitledi.

"Çocuklar, Stan'de gelirken garip bir şeyler fark ettiniz mi?" O zaman anladım. Amcamdaki garipliği fark eden sadece biz değildik. "Evet. Kendi kendine konuşuyordu. Sorduğumuzda bir şey olmadığını söyledi ama çok garip görünüyordu." dedim. Ford amca bunu duyunca yüzü endişeli bir hal aldı.

"Olamaz haksız çıkmak için çok dua ediyordum fakat ne yazık ki her zaman olduğu gibi yine haklıyım." Ona attığımız garip bakışları fark edince yalandan öksürdü ve tekrar söze girdi. "Stan hafızası geri geldikten sonra hiç sorun yaşamadı. Gezimiz boyunca gariplik yoktu. Fakat döndüğümüzden beri garip şeyler oluyor. Kendi kendine konuşuyor bazen kavga ediyor. Geçenlerde onu deneylerimi yaptığım gizli odamda yakaladım. Ama oranın varlığını hala bilmiyor. Orayı sadece siz ve ben biliyoruz. Ama onu yakaladığımda sanki o odanın varlığını yıllardır biliyormuş gibi davrandı."

"Peki orayı başka kim biliyor?" Korkarak sorduğum sorunun cevabını biliyordum. Ama belki yanılıyorumdur.

"Bill Cipher." Bunu dediği zaman Mabel'ın nefes alışları hızlandı. Kendimmi arkadaki yatağa bıraktım. Sırtımın üstüne düşünce "Olamaz!" diye bağırdım. Ford amca yatağa hemen yanıma oturdu. Mabel da diğer yanıma oturunca anlatmaya başladı. "Stan'in hafızası nasıl geri geldiyse Bill onun aklına dönmüş olabilir. Yani şu an yaptıkları anlaşma gereği Bill onun zihninde."

"Peki sence Bill bunu anladığımızı fark etmiş midir?" Bu soru benden gelmişti. Ford başını iki yana salladı. "Mümkünatı yok. Stan'in zihninde iken sadece onun bildiklerini öğrenebilir. Yani hayır. Bizi izleyemez ve göremez. Stan görmediği sürece."

"Benim size söylemem gereken bir şey var." diye mırıldandım Mabel söyleyeceğim şeyi az çok tahmin ediyor olmalıydı. "Buraya gelirken Bill benim rüyama girdi. Kendini göstermedi ama kahkasını duydum." Ford umutsuzca bana baktı. "Bu çok kötü işte."

"Peki şimdi ne yapacağız? O eşkenar şeytan amcamızın zihninde ve onu beden olarak kullanabiliyor." Bu soru Mabel'dan gelmişti.

"Yapılacak iki şey var. Stan'in hafızasını tekrar silmek ve geri getirmemek için çabalamak. Ya da çemberi kullanmak. Ama Wendy ve Robbie yok. Onlar olmadan yapamayız."

Wendy ve Robbie üniversite için kasabadan ayrılmışlardı. "Ama bir kaç hafta sonra tatil için dönecekler."

"O kadar vaktimiz olmayabilir Dipper."

"Peki esrarengiz kasaba yerlilerinden aynı kişilkte insanları bulamaz mıyız? Yani dışa kapalı ve soğukkanlı iki kişi. İşe yarar mı?" Mabel'ın önerisi bana mantıklı gelmişti.

"Yaramaz. Onlar ölünceye kadar o sembolleri temsil etmeye devam edecekler." dedi Ford amca ve odasının kapsını açtı. "Beni takip edin." Onunla beraber otomatın arkasına geçtik ve aşağıya indik. Eskiden makinenin olduğu odaya geldiğimizde yıkılan makinenin yeniden yapıldığını görünce şaşırdım. Oysaki bu makine boyutumuzun iyiliği için bizzat Ford tarafından yok edilmişti. "Onu neden geri inşa ettin?"

Güldü. "Sakin ol Dipper. Sadece bir arkadaş için. Sonra tekrar yok edeceğim. Fakat bu sefer kontrollü olacak. Yırtık oluşacağını sanmıyorum." Anlamamıştım. "Biz bu arkadaşı tanıyor muyuz acaba?" Başını iki yana salladı.

"Hayır. Onu tanıyan çoğu kişi çoktan nalları dikmiştir. Ben hariç. Sonuçta henüz 92 yaşımda değilim."

"Ahh bu bilginin kaynağı Bill mi acaba?" Başını evet anlamında salladı. Ford amca makinayı çalıştıran kolu ittirdi ve bütün oda ışıklarla kaplandı."Makineyi geliştirdim. Artık birleşik devletlerin radarına takılamaz." Mabel benim koluma yapıştı. Ben de ona sıkıca sarıldım. Ford amca hemen bilgisayarın başına oturdu ve bazı koordinatları girdi. Koordinatlarla beraber yer çekimi azaldı ve biraz havaya yükseldik. Mabel ile birbirimize sıkıca sarıldık.

Işık tamamen patladı ve en sonunda söndü. Biz de yavaşça yere indik. Makinenin hemen önünde yatan birini görünce Ford hemen oraya koştu. Her şey dağılmıştı fakat önceki sefer kadar değildi. Makina gerçekten geliştirilmişti. Makinanın önündeki kişi öksürmeye başlayınca Ford Amca'nın hemen ona yardım ettiğini gördüm. "Ne oluyor?" Bir kız sesi duyunca Mabel'a baktım. Ama konuşan o kişi değildi.

Biraz ilerleyince Ford amcanın ayağa kaldırdığı kişinin bizimle aynı yaşlarda bir kız olduğunu gördüm. "F-ford. Sen misin? Burası yoksa? Burası bizim boyutumuz mu?" Ford gülmeye başladı. "Ah evet hoş geldin Jessica. Seni yeniden görmek güzel." Kumral saçları ve açık renkte bir teni vardı. Yüzünde samimi bir gülümseme oluştu. Gülmesiyle beraber gamzeleri de ortaya çıktı. Ford ona sıkıca sarıldı. Kız da aynı şekilde karşılık verdi.Daha sonra kızın ağladığını fark ettim. Sanırım o da boyutlar arasında hapsolmuştu ve takrar buraya dönmek onu ağlatacak kadar şaşırtmıştı ve mutlu etmişti. Mabel ile biz de yanlarına yaklaştık. Kız merakla etrafına bakıyordu. Ağlaması durmuştu. Gözleri bizi görünce duraksadı. Bizi baştan aşağıya süzdü. "Bunlar kim? İlk kez görüyorum."

"Ah onlar benim yeğenlerim. Erkek kardeşimin torunları. Shermie'nin torunları." Kız inanmaz gözlerle bize baktı. "Çam Ağacı ve Göktaşı. Sizi tanıyorum." Kız bunu söyleyince bir an korktum. Aynı şeyler Mabel'ın da aklına gelmiş olacak ki o da korkmuş şekilde bakıyordu.

Kıza doğru yürüdüm. "Sen," dedim. "Bu isimleri nereden biliyorsun?" Kız Ford'a baktı. Ford onaylayınca tekrar bize döndü ve parmağını şıklattı. Beyaz bir ışık hüzmesi elinden çıktı ve hemen ışığıniçinde Bill belirdi. "Altıparmak, Çamağacı, Göktaşı. Onlarla tanıştığında tekrar ziyaretine geleceğim." diyerek bağırdı ve daha sonra ateşlerin içinde kayboldu. Sis bulutu da kayboldu. "Tam 30 yıl önce Ford ile henüz tanışmamışken gördüğüm o rüya. Sizin onlarolduğunuzu hissettim."

"Peki sen tam olarak kimsin?" diye sordum. Ford ellerini çırptı. "Tamam hadi yukarı çıkın ve tanışın. Çünkü ben burada bu makineyi yok etmekle uğraşıyor olacağım." Jessica'nın yüzüne muzip bir gülümseme yerleşti ve tekrar parmaklarını şıklattı. Aynı anda makine tamamen yıkıldı ve kontrolpanelleri de dağıldı. "Kaçışın yok Ford." Ford gözlerini devirdi. "Ben amcanızın boyutlar arasında hapsolmadan önce çalışmalarını yürütmesine yardım eden asistanı gibi bir şeydim. Fakat makina çalışınca orada hapsolduk." Ford da gülümsedi ve "Kendisi benim kızım olur." dedi. Şaşkınlıktan küçük dilimi yutacaktım. "Ahh bu odada neden hep bilinmeyen sırlar öğreniliyor?" diye homurdanan Mabel da en az benim kadar şaşkındı.

Hep beraber dışarı çıktık ve kulübeye geri döndük. Jessica'nın üzerindeki kıyafetler takım gibi simsiyahtı. Altında siyah bir pantalon üstünde ise siyah bir kazak ve gri tonlarında bir ceket vardı. Anladığım kadarıyla Ford Amca'nın boyutlar arasındaki yolculuğunda tanıştığı güçlere sahip varlıklar gibi güçlere sahipti. Fakat ilk geldiğinde kurduğu cümle aklıma geldi. "Burası bizim boyutumuz mu?" demişti. "Acaba bu güçleri nasıl elde etti?" diye mırıldandım. Kulübenin bahçesine çıkınca Stan Amca'nın tekrar kendi kendine konuşmaya başladığını gördüm.

"Bu hiç iyi değil." diye sesli şekilde düşündüm. Jessica anlam veremez şekilde amcama bakıyordu. "İstiridye..." diye mırıldandı. "Bill onunla tanışacağımı söylemişti."

Ford amca iç çekti. "Bill onun zihninde. Merak etme, sana her şeyi anlatacağım." Stan'e görünmeden tekrar Ford'un kaldığı odaya girip kapıyı arkadan kilitledik. "Hepimiz bir yere oturunca Jessica da yere çalışma masasının yanına oturdu ve sırtını duvara yasladı. "Sanırım önce size Jess'i anlatmam doğru olur. Esrarengiz Kasaba'ya geldiğim ilk yıllarda Jessica burada yetimhanede kalıyordu." Jessica bunları duyunca gözlerini kaçırdı. Nasıl yani? Yetim miydi? Ama asıl merak ettiğim 30 yıl boyut arasında sıkışıp kaldıysa nasıl bizimle yaşıttı?

"Bir gün kapımı çaldı ve bana kasabayahoş geldin diyerek küçük bir hediye verdi. Tüyden bir kalem. Günlüklerimi yazdığım o kalem Jessica'nın hediyesi." Bunu söyledikten sonra elini yanında oturan kızın saçlarının arasından geçerek karıştırdı. "Jess buraya araştırma için geldiğimi öğrenince sürekli gelmeye başladı. Bir süre sonra yetimhane ile konuştum ve yanımda kalmasının sorun olmayacağını söyledim. Böylece onun koruyucu ebeveyni oldum. En sonunda ise yasal olarak ebeveyni. Fakat Bill sadece beni değil onunla da iletişime geçmişti."

"Yani senin öz kızın değil. Peki Stan Amca seni tanıyor mu?" diye sordum.

"Evet." Ford'u göstererek, "Tartıştıklarında oradaydım ve makineye çekildim." dedi.

"Peki güçlerin? Onları nasıl elde ettin?" Bu soru Mabel'dan gelmişti. Ford'un yatağına kurulmuştu. "Ah,boyutlar arasında gezerken bazı canlılar tarafından saldırılara uğradım. Bill kadar güçlü değillerdi ve hepsi iyi değildi. Bu saldırılar sonucu genlerim mutasyona uğramış olmalı ki bir süre sonra bana saldırdıklarında güçlerini elde etmeye başladım. En sonunda istediğim oldu. Bill," dedi. Nefesimi tuttum ve heyecanla bekledim. "Bana saldırdı. Amacı beni öldürmekti. Sebebini bilmiyorum. Sadece bana dediği bir şeyi hatırlıyorum. 'Gelecekte beni yenebilirsin ve ben buna izin vermeyeceğim.' Bunu neden dedi ve onu nasıl yenebilirim bilmiyorum. Tek bildiğim bana saldırdığında onun güçlerine de sahip olduğum."

Sertçe yutkundum. "Yani sen şimdi Bill'in güçlerine de mi sahipsin?"

"Evet, ama sadece bir kısmına.Ayrıca aklınızdaki soruyu biliyorum. Neden hala 15 yaşımdayım ve nasıl 45 yaşında değilim? Ford ile boyut değiştirdikten sonra bir süre beraber kaldık. Fakat bir şekilde birbirimizi kaybettik. Bunun Bill'in işi olduğuna eminim. Ben güçlerime kavuştuktan sonra daha iyi canlıların olduğunu öğrendim. Gittiğim Paramex Boyutu'nda insanlar hiç yaşlanmıyordu. Ben de orada yaşamaya başladım. Böylece hep aynı yaşta kaldım. Akıl yaşım 45 fakat hala bir ergenim. Bill beni öldüremedi. Sahip olduğum güçleri kullanarak kendimi ondan korumayı başardım."

Anlattığı hikayeyi ağzımız açık dinlemiştik. Ford amca ona kısaca Bill'i nasıl yendiğimizi ve Stan Amca'nın hafızasının silinme hikayesini anlattı. Jess onu çok büyük bir ciddiyetle dinlemişti.

"Evet, kesinlikle Bill'in dönmüş olma ihtimali var. Ama böy-" Kapının çalınması ile Jess'in cümlesi yarıda kesildi. "Hey çocuklar! Ukala kardeşimin odasına kapanıp ne yapıyosunuz bilmiyorum ama yemek hazır. Hadi gelin."

"Hemen geliyoruz Stan!" Stan söylediklerimi duyunca adımları uzaklaşmaya başladı. "Jess, seni şehirden bizimle gelen bir okul arkadaşımız olarak tanıtacağız. O yüzden kapıdan girmen gerek. Sen bizimle değil de sonraki otobüsle gelmiş gibi davran." Fikrim herkesemantıklı gelmiş olacak ki hepsi onayladı.

"Sanırım pencereden atlayabilirim. Burası yere yakın." Pencereden geçerken biz de odadan çıktık. Şimdi ihityacımız olan Bill'e hiç bir şey fark ettirmemekti. Büyük ihtimalle Jess'i tanıyacaktı fakat hamle yapmayacaktı. Bundan emindim. Çünkü kendini gizlemeye çalışıyordu.

Bölüm sonu

0 yorum

Bu bölüme henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz.