Eve doğru yürürken Efe yine aynı sesi duydu.
Tak.
Tak.
Tak.
Arkasından gelen ayak sesleri...Bir an durdu Ses de durdu Efe'nin kaşları çatıldı Son birkaç gündür bunun tesadüf olduğunu düşünmeye çalışıyordu. Belki aynı yoldan geçen biriydi. Belki de kendi kuruntusuydu Ama artık buna inanmıyordu Aniden arkasını döndü.
Boş.
Sokakta kimse yoktu Sarı sokak lambalarının altında uzanan kaldırım sessizdi Efe gözlerini kıstı Tam o sırada yolun kenarındaki dar sokakta bir hareket gördü.
Bir gölge.
Sadece bir anlığına Sonra kayboldu Efe birkaç adım attı Karanlığın içine baktı Hiçbir şey görünmüyordu Derin bir nefes aldı İçeri girip kontrol etmeyi düşündü Ama saate baktığında yüzü ekşidi Geç kalmıştı Babası zaten yeterince öfkeliydi Bugün bir azar daha işitmek istemiyordu.
Efe:Deli oluyorum galiba...
diye mırıldandı Sonra arkasını dönüp yürümeye devam etti Elindeki oyuncak ayıyı farkında olmadan biraz daha sıkı tuttu Onun bilmediği şey ise...Karanlığın içindeki gözlerin hâlâ onu izlediğiydi Efe gözden kaybolduktan birkaç saniye sonra gölge yeniden ortaya çıktı Sessizce Sabırla Ve aynı yöne doğru yürümeye başladı.
---
Eve ulaştığında kapıyı açıp içeri girdi Ayakkabılarını çıkarırken babasının sesi duyuldu.
"Efe!"
Ses her zamanki gibi sertti Efe istemsizce omuzlarını gerdi.
Efe:Baba?
Babası salondaki koltuktan ona baktı Gözleri doğrudan elindeki oyuncak ayıya kaydı.
Babası:Bu da ne?
Efe refleks olarak oyuncağı arkasına sakladı.
Efe:Bir şey değil.
Babası gazeteyi masaya bıraktı.
Babası:Bir şey değil mi?
Bakışları sertleşti.
Babası:Çocuk gibi oyuncak ayıyla eve dönüyorsun.
Efe'nin boğazı kurudu Gerçeği söyleyemezdi.
Efe:Hediye.
Babası:Kimden?
Efe birkaç saniye düşündü.
Efe:Kız arkadaşımdan.
Yalan ağzından kolayca çıktı Babası onu birkaç saniye süzdü Sonra ilgisini kaybetmiş gibi başını çevirdi.
Babası:Odana git.
Efe rahatlamıştı Sessizce merdivenlere yöneldi Odasına girer girmez kapıyı kapattı Derin bir nefes verdi Sonra bakışları oyuncak ayıya kaydı Dudaklarının kenarında istemsiz bir gülümseme oluştu.
Lunaparkı hatırladı.
Onu hatırladı.
Oyuncağı masasının üzerine bıraktı. Tam pencereyi kapatmak için döndüğünde göz ucuyla dışarıda bir hareket gördü. Başını hızla çevirdi. Karşı apartmanın çatısında biri durmuş gibiydi. Efe tekrar baktığında ise orada kimse yoktu...
Efe:Bugün gerçekten kafayı yiyeceğim...
diye mırıldandı Perdeyi çekip yatağına uzandı.
Akşam yemeği her zamanki gibiydi. Deniz okulda kazandığı başarıları anlatıyor, annesi gururla gülümsüyor, babası onu dikkatle dinliyordu. Efe ise masanın diğer ucunda sessizce oturuyordu. Tabağındaki yemek neredeyse hiç eksilmemişti. Konuşulan hiçbir şey ona ait değildi.
Efe:Ben kalkıyorum.
Kimse nedenini sormadı.
Kimse kalmasını istemedi.
Babası sadece gazeteyi çevirmeye devam etti
Deniz yemeğini yemeyi sürdürdü
Annesi bile başını kaldırmadı
Efe birkaç saniye masaya baktı Sonra sessizce çıktı Gece geç saatlerde amcasının evine ulaştığında içindeki ağırlık biraz hafiflemişti Amcası onu görünce hiçbir şey sormadan içeri aldı
Yemek koydu.
Çay hazırladı.
Sadece yanında oturdu.
Bazen insanın ihtiyacı olan şey tam olarak buydu O gece misafir odasında yatağına uzanmıştı Telefonunda amaçsızca gezinirken bir şey fark etti Pencerenin camında bir yansıma vardı Efe'nin nefesi durdu Yavaşça başını kaldırdı Pencerenin dışında biri duruyordu
Hareketsiz.
Sessiz.
Ve doğrudan ona bakıyordu Efe'nin kalbi hızlandı Yerinden fırladı Perdeyi araladı Siluet birkaç saniye daha yerinde kaldı Sonra başını hafifçe yana eğdi Sanki onu gördüğüne memnun olmuş gibi Ardından pencerenin kenarına küçük bir kâğıt bıraktı Ve karanlığın içine karıştı Efe hemen pencereyi açtı Dışarı baktı Kimse yoktu Titreyen elleriyle notu aldı Kâğıdı açtı İçinde yalnızca tek bir cümle vardı.
"Bugün yine kendini yalnız sandın."
Efe'nin kaşları çatıldı Notun altında başka satırlar da vardı.
"Otobüs durağında."
"Lunaparkta."
"Amcanın evinin önünde."
Efe'nin nefesi kesildi.Bu kişi bütün gününü biliyordu.Telefonu aniden titredi.Bilinmeyen Numara.Mesajı açtı.
"Notu buldun."
Efe hemen yazdı.
"Sen kimsin?"
Mesaj iletildi dakikalar geçti cevap yoktu.Tam telefonu bırakacakken ekran yeniden aydınlandı.
"Önemli olan benim kim olduğum değil."
Bir sonraki mesaj geldi.
"Önemli olan seni kimlerin görmediği."
Efe'nin midesine bir ağırlık çöktü.Aklına ailesi geldi. Babası,Annesi,Deniz.Telefon tekrar titredi.
"Bugün yemekte masadan kalktığında kimse peşinden gelmedi."
"Kimse seni durdurmadı."
"Kimse seni merak etmedi."
Efe ekrana bakakaldı....Bu kişi...Bunları nereden biliyordu? Son mesaj geldi.Bu kez sadece kısa bir cümle vardı.
"Ben fark ettim."
Mesajın ardından ekran karardı.
Tam o sırada pencerenin dışından hafif bir tıklama sesi geldi.
Tak.
Efe'nin kanı dondu.
Efe yavaşça pencereye baktı....Sokak boştu....Fakat karşı apartmanın en üst katındaki karanlık pencerelerden birinde...Sanki biri perdeyi çok hızlı çekmiş gibiydi.....Ve Efe ilk kez gerçekten korktu....Çünkü onu izleyen kişinin çoktan gitmiş olması gerekiyordu.....



