Darcy kumsalda gözden kaybolduğunda, elimde kalan tek şey onun bıraktığı o buz gibi soğukluk ve zihnimde çınlayan "Seni değiştireceğinden korkuyorum" cümlesiydi. Eve döndüğümde odamdaki masa lambasını yaktım. Not defterim ve kalemim önümdeydi ama tek bir kelime bile yazamıyordum. Aklım, o mühürlü zarftaydı.
Eğer o zarfta babamın ismi yazılıysa... Kasabamızın önde gelenlerinden olan, herkesin saygı duyduğu babamın, bu yabancının taşıdığı sırlar listesinde ne işi olabilirdi?
Sabahın ilk ışıklarıyla birlikte, Astara’nın dar sokaklarına daldım. Darcy’nin kaldığı yerel hanın önünde duraksadım. Kibirli duruşuna rağmen, bu kadar mütevazı bir yerde kalması da şüpheliydi. İçeri girmeden önce, köşede duran ihtiyar balıkçıya seslendim. "Amca, dün sahildeki yabancıyı gördün mü? Hangi yöne gitti?"
İhtiyar, elindeki ağı tamir etmeyi bırakıp bana baktı. Gözlerinde garip bir tedirginlik vardı. "O mu? O, eski liman tarafına giden yoldan aşağı indi, kızım. Ama dikkatli ol. O yabancı, sadece denizin değil, şehrin geçmişindeki fırtınaları da beraberinde getirmiş."
Liman yolu, kasabanın en ıssız yeriydi. Yıllar önce terk edilmiş, artık sadece martıların ve paslı demirlerin sesini duyabildiğimiz bir bölge. Oraya vardığımda, uzaktan Darcy’nin sırtını gördüm. Bir iskelenin ucunda, elinde o zarfı tutuyordu. Zarfı yakmak üzereydi.
"Dur!" diye bağırdım. Sesim rüzgârda yankılandı.
Darcy yavaşça arkasına döndü. Yüzünde şaşkınlık yoktu, sanki oraya geleceğimi zaten biliyordu. "Seni buraya kadar getiren merak mı, yoksa vicdanın mı?" diye sordu, sesi dalgaların sesini bastırıyordu.
"Babamı korumaya çalışmıyorum," dedim ona doğru yürürken. "Sadece bu kasabada yaşananların, yalanlardan daha değerli olduğuna inanıyorum. O zarfın içinde ne var?"
Darcy, zarfı ateşin üzerine tuttu. "Sana o zarfın içinde bir mektup olduğunu söylemiştim, ama yanılıyorsun. O zarfın içinde, senin bugün sahip olduğun her şeyin temelindeki o büyük yalanın kanıtı var. Eğer bunu öğrenirsen, Gül, babana bir daha asla aynı gözle bakamayacaksın."
Elimi havaya kaldırıp onu durdurmak istedim ama Darcy zarfı ateşin üzerine bıraktı. Alevler, zarfı saniyeler içinde yutmaya başlarken, o, gözlerimin içine bakarak fısıldadı: "Bazı yaralar iyileşmez, sadece üstü kapatılır. Ben o kapağı açmak için buradaydım, ama sen... sen o yaranın içinde yaşamayı seçtin."
Zarf kül olurken, anladım ki o sır sadece geçmişte kalmayacaktı. Artık Darcy'nin sırrı, benim de sırrım olmuştu.