İçeriğe geç

ESİR

Bölüm 25 · 9 dk okuma

ESİR

Bölüm 25

24.

Oy ve yorumlarınızı

Bekliyorum arkadaşlar

Keyifli okumalar💜

Bu gün çok mutluydum ama ara ara içimi sıkan bir his vardı. Sebebini bilmediğim bu sıkıntı göğsümü daraltıyordu. Derin bir nefes aldım, gülümseyerek hazırlanan kızlara baktım. Her biri ışıl ışıl parlıyordu. Onlara bu hissettiğim şeyi anlatıp morallerini bozmayacaktım.

Sonunda sevgili görümcem ve Canım arkadaşım Kaya'nın düğün günü gelmişti. İçimi sıkan her neyse tamamen yersizdi. Bu gün herşey çok güzel olacaktı. Yerde sürünen eteğimin kenarından tutarak Sibel'e doğru yürüdüm.

Kuaför makyajını yeni tamamlamıştı. Aynadaki yansımasına bakarak,

"çok güzel oldun canım. Harika görünüyorsun" dedim.

"Teşekkür ederim güzel yengeciğim sende çok harikasın. Abim seni böyle görünce sana yeniden aşık olacak."

"Sen beni boş ver de asıl Kaya seni görünce aklı başından gidecek." Beyaz gelinliğinin içinde tıpkı bir peri kızı gibi olmuştu. Mutluluktan sürekli gülücükler saçıyordu.

"Ya ben nasılım kızlar?" Dedi Yasemin. Siyah mini bir elbise giyinmiş, sarı saçlarını her zaman salık bıraktığının aksine enseden topuz yaptırmıştı.

"Sizce Atlas bu gece bana evlilik teklifi edermi?" Bir elini beline yerleştip bir manken edasıyla yürümeye başladı.

"Abimin seni beğenmesi için uğraşmana gerek yok Yasemin'ciğim. Sen en bakımsız halinle bile çok güzel bir kızsın. Sarı saçların ve yeşil gözlerin yeter. Evlilik teklifine gelince en yakın zamanda teklif edecektir" dedim.

Sözlerim çok hoşuna gitmiş olacak ki hızla yanıma gelip sıkıca sarıldı bana.

"Ben böyle görümceyi yerim yerim." İkimizde kahkaha atmaya başladık.

"Yeter Yasemin, saç ve makyajımız bozulacak şimdi" dedim. Deli gibi sıkıca sarılıyordu.

Beş kişilik kuaför ekibiyle büyük odada hazırlanmıştık. Damat ve erkekler başka bir odada hazırlanıyorlardı. Kapının açılmasıyla arkamı dönüp gelenin kim olduğuna baktım. Önde Kaya arkasında yakışıklı kocam içeri girdi.

Kaya ve Sibel göz göze gelince mutluluktan ikiside derin nefesler alarak birbirine yakınlaştı lar. Onları böyle görünce gözlerim dolmaya başladı. Ağlamamalıydım. Bu gün iyice duygusala bağlamıştım. Makyajımın akmasını, yüzümün berbat olmasını istemiyordum. Zaten makyaj yaptırırken baya eziyet çekmiştim aynı eziyeti yine çekmek istemiyordum.

"Çok güzelsin" dedi Kaya. Sibel'e sarılırken. Büyülenmiş gibiydi. Bir süre o şekilde bekleyince, Sarp dayanamayıp, "bütün gece böyle bekleyecekmiyiz" dedi.

Kaya mecburen Sibel'den ayrılıp, ona kolunu uzattı.

"Hazırsanız artık çıkalım" dedi heyecanla gülümseyerek. Onlar kolkola girip odadan çıkarken yakışıklı kocam beni kendine çekerek belime sarıldı.

"Yine beni büyülüyorsun karıcığım" Her yerimi inceliyordu. Gold, üzeri dantel işlemeli askılı abiyemi inceliyordu. Çok açık değildi ama umarım bir kusur bulmazdı. Çok beğendiğim elbisemi kızlar ve Aylin annem ile almıştım. Malum Sarp çok çalışıyor eve geç geldiği için alışveriş yaparken de yanımızda yoktu.

"Çok güzelsin. Seni böyle süsleyip te insanların içine çıkarmak hiç istemiyorum."

"Sakın elbiseme kusur bulma Sarp, bu gün Sibel'in düğünü. Biliyorsun normalde kıyafetlerime dikkat ediyorum" dedim. Gülümseyerek beni öpmek için iyice eğildi. Ellerimi göğsüne koyarak beni öpmesini engelledim. Etrafa baktığımda arkadaşlarım ve Sibel'in iki arkadaşı bize gülümseyerek odadan çıktılar. Kuaför ekibide malzemelerini topluyordu.

Tekrar Sarp'a döndüğümde suratı çok yakınımda bana sırıtıyordu.

"Artık çıkalım" dediğim halde bana sıkıca sarılarak yanağımdan sesli bir şekilde öptü.

İkimizde gülerek, el ele tutuşarak odadan çıktık. Koridoru yürürken, gözlerimi ondan anlamıyordum. Benim için eşsiz bir yakışıklılığı vardı.

Siyah takımı ve içine giyindiği beyaz gömleği, özenle taranmış saçları, pürüssüz cildiyle gözlerimi ondan anlamıyordum.

"Çok yakışıklı olmuşsun" dedim.

Çapkın bir bakış atarak, "her zaman ki halim ama bu gün güzel karıcığımın yanına yakışmak için daha bir özen gösterdim" dedi. Sanırım bu gece kocamı çok kıskanacaktım.

Evden çıkınca uzunca bir konvoy bizi bekliyordu. Herkes arabalara binince Kaya'nın evine doğru yola çıktık. Cem ve Elif bizim arabadaydılar. Cem'de çok şık olmuştu. Canım arkadaşım Elif'im de Nil yeşili elbisesi ile çok tatlı görünüyordu. Artık birbirlerini sevdiklerinden hiç şüphem yoktu. Sık sık bir araya geliyor bensizde dışarıda buluşuyorlardı. Aslı ve Erdem'de onlara katılıyordu.

Bu durumdan çok memnundum. Arkadaşlarımdan hiç ayrılmıyordum. Yine sık sık bir araya geliyorduk. Yasemin'in de abim ile güzel bir ilişkisi vardı. Çok mutlu olduğumdan mıdır bilemiyorum sanki bir gün bu mutluluk elimden uçup gidecekmiş gibi hissediyorum. Hep böyle olmazmıydı zaten kaybetme korkusu insanın içine işler bazen. Sevdiklerin yanındayken.

Kaya'nın evine geldiğimizde Sarp anahtarı korumalardan birine verdi arabayı park etmesi için. Önde Kaya ve Sibel ardında biz ve bütün çiftler bahçeye giriş yaptık. Yerde kırmızı halı ve beyaz güllerle yol boyu süslenmişti. Şansımıza hava bu gün güzeldi. Ilık bir esinti vardı.

Davet için hazırlanmış alana geldiğimizde güzel bir müzik ile dans etmeye başladı güzel gelin ve damadımız. İkiside çok güzeldi. İçimden onlar için güzel dilekler dilerken yine sulu gözlerim iş başındaydı. Bu gün üzerimde bir duygusallık bir sıkıntı vardı. Nedenini bilmediğim.

İkinci dans müzüğinde Sarp elimi sıkıca tutup beni kendine çekti.

"Karıcığım dans edelim mi?"

Gülümseyerek, "memnuniyetle" dedim.

Bizde dansa eşlik ederken abim ve Yasemin, ardından Aslı ve Erdem, Elif ve Cem ve bir çok davetli dansa eşlik etti. Aytaç Sibel'in bir arkadaşı ile dans ediyordu. Bu gece o bile yalnız değildi.

Güvenlik nedeni ile benim düğünümde ki kadar kalabalık değildi. Etrafta bir çok güvenlik önlemleri alınmıştı.

Dansımız bitince ailemin yanına ilerledik. Bütün ailem bir aradaydı. Annem, babam, Sevil annem ve Yusuf babam Sarp'ın ailesi ile bir masada oturuyorlardı. Onları seyredince ne kadar şanslı olduğumu, bir çok kez olduğu gibi yine anladım.

Hepsine tek tek sarılıp öptüm. Onlarında keyifleri yerinde idi. Bir süre sonra Sibel masamıza gelip elimden tutup çekince oturduğum yerden kalktım.

"Sen nasıl yengesin oturmaya mı geldin düğünüme" diyerek beni çekiştirerek yanımda oturan abisine baktı.

"Abi kalk hadi" dedi kaşlarını çatarak. Masada herkes gülerken Sarp'ta kalkmıştı.

"Biz geliyorduk zaten"

"Sus yengeciğim bu gece sana oturmak yok. Seni hep yanımda görmek istiyorum."

Bütün gece oyun havaları eşliğinde oyunuyorduk. Sibel'in tek yengesi olarak kınasını da ben sürdüm ellerine.

Sevgili görümceciğimin kayınpederi yani canım arkadaşım Kaya'nın ailesi hiç bir masraftan kaçınmamıştı. Konuklara çeşit çeşit yemek ve ikramlıklar servis ediliyordu.

Sibel hiç yorulmak bilmeden oynarken, benim pilim tükenmişti artık. Kaç saattir ayaktaydım. Sarp arkadaşlarının masasında muhabbet ederken onun yanında biraz dinlenebilirim sanırım. Sarp'ın yanına ilerlerken kalabalıkta bir beden ile çarpıştım.

Kolumu tutup, "afedersiniz hanım efendi" dedi karşımdaki adam. Tuttuğu kolumu kendime çektim.

"Önemli değil" dedim.

Yanından geçip gideceğim anda bir adım bana doğru atarak önüme geçti.

"Bütün gece sizi izledim. Çok güzelsiniz. Bana sizinle biraz konuşma fırsatı verirseniz......"

Lafını keserek, "sizde kimsiniz? Çekilin önümden" dedim. Kimdi bu adam. Daha önce gördüğümü hiç sanmıyorum. Benim Sarp'ın eşi olduğumu bilmiyormuydu.

Tekrar elini koluma attı.

"Sadece biraz konuşacağız. Seni çok beğendiğimi söylüyorum. Neden beni anlamıyorsun?" Delimi bu adam. Kara gözlerini gözlerime kenetlemiş kolumu sıkıyordu. Çok yakınımdaydı.

"Bırak" dedim dişlerimi sıkarak. Bağırıpta geceyi mahvetmek istemiyordum. Kolumu hızla elinden kurtardım. Bir anda Sarp'ı adamı yumruklarken gördüm. Bende bundan korkuyordum işte.

Pistte oynayanlar ve herkes neler olduğunu anlayamayıp şaşırarak Sarp ve yumrukladığı adama bakıyordu. Sarp'ı durdurmak için ona uzanacağım anda biri kolumu tuttu. Dönüp baktığımda eski patronum Firuze ablayı gördüm.

"Firuze abla sen buradamıydın? Seni bütün gece hiç görmedim" dedim.

Gülümseyerek, "işlerim vardı yeni geldim dedi.

Sarp, "Ceyda" diye bağırınca ona döndüm. İki koruma Sarp'ın dövdüğü adamı sürükleyerek görüyorlardı. Sarp elimi tutup beni çekiştirince peşinden gittim. Kalabalıktan biraz uzaklaşınca elimi bırakıp önümde durdu.

"O adam kim? Ne konuşuyordunuz?" Kaşlarını olabildiğince çatmış, burnundan soluyordo.

"Tanımıyorum. Birşey konuşmuyorduk."

"O yüzden mi dibinden ayrılmadı? Konuşuyordunuz. Neredeyse sana sarılıyordu. Nasıl izin verirsin sana bu kadar yakın olmasına? Söyle? Tanıyormusun onu?" Kolumu sıkıca tutup beni sarsmaya başladı.

"Cevap var bana kim o şerefsiz? Eski sevgilin mi?"

Ben, bunları yaşadığıma inanamıyorum. Sarp delirmiş gibi hesap soruyor, kolumu sıkıyordu. Gözleri kızarmış, saçlar dağılıp alnına dökülmüştü. Beni incitmeyen, kırmaktan korkan, sana hiç bağırmam, kıyamam diyen adam şimdi beni sarsıyordu. Bu kadar çıldırmasını anlayamıyordum. Onu ilk defa böyle görüyordum.

"Kendine gel Sarp" dedim. Sesimin titrek çıkmasını engelleyemedim.

"Ne demek istiyorsun bana? Ne sevgilisi? Adamı tanımıyorum. Bir anda önüme çıktı. Beni beğendiğini, benimle konuşmak istediğini söyledi."

"Sende buna izin mi verdin?"

"Sen delirmişsin" dedim inanamayarak. "Çok kırıcı oluyorsun. Seni anlamıyorum. Daha beni tanıyamamışsın demek. Bir süre seninle konuşmak istemiyorum. Lütfen yanımdan git. Ne zaman sakinleştin sonra konuşuruz. Seninle tartışmak istemiyorum." Sanki bütün vücudum titrıyordu. Hava ılıktı ama ben karın ortasında kalmış gibi donuyordum.

"Ceyda" bana seslenip yanıma gelen Firuze ablaya döndüm.

"Lütfen sakinleşin? Şu an ikinizde çok gerginsiniz" dedi Sarp'a bakarak. Sarp derin nefes alarak kolumu tutan elini çekip beline koydu.

"Hadi Ceyda gidelim gözlerin akmış temizleyelim" diyerek koluma girdi. Ağladığımı o an hissettim.

Biz eve doğru yürürken Sarp'ı olduğu yerde bıraktım. Kalbimi çok kırmıştı. Bana söz vermişti hiç bir zaman kırmayacağına. İçimden deli gibi ağlamak geliyordu. Bütün gün ara ara beni yoklayan içimdeki sıkıntı buydu demek. Bana nasıl güvenmezdi.

Firuze abla ile eve girdiğimizde ağlamamak için dişlerimi sıkıyordum. Tek kelime konuşamıyordum. Zaten oda konuşmuyor sessizce benimle geliyordu. İçerisi boş gibi görünüyordu. Anlaşılan evin içine koruma koymamışlardı.

Üst kata çıktığımızda koridoru yürümeye başladık. Burası bizim ev kadar büyük olmasada yine de büyük bir evdi. Uzun koridoru yürürken, Firuze abla duraksayıp beni kendine çevirdi.

"Ceyda" diyerek sustu. Gözleri ben hariç her yere bakıyordu. Bir tuaf görünüyordu.

"Firuze abla n'oldu?"dedim elimi çenesine götürüp bana bakması için yüzünü kaldırdım.

"Neden ağlıyorsun?"

"Ceyda özür dilerim. Beni affet. Bunu yapmaya mecburdum."

"Neler olduğunu anlatırmısın bana" dedim.

Zorla gözlerime bakıp, "affet" dedi. O anda dışarıdan gelen gürültülü silah sesleriyle sanki içimden birşeyler koptu. Korku ve panikle nefesimi tutarken. Ayaklarım benden bağımsız halde koşmaya başladı.

Dışarıdan gelen kıyamet gibi bağırış ve silah sesleri aklımı kaybetmeme sebep olacaktı. Alt kata inen merdivenlere ulaşamadan iki kişi kollarımdan tuttu. Başımı soluma çevirdiğimde Firuze abla hala ağlayarak kolumu tutmuştu. Ben daha neler olduğunu anlamadan boynumun sağ tarafında bir sızı,

"Ah" diye inlememe sebep oldu.

Başım dönüp gözlerim kararırken, bilincim gidip gelmeye başladı. Başımı ağır hareketlerle sağıma çevirdim. Firuze ablaya her zaman güvenmiştim. Bana bunu neden ve kiminle yaptığını görmek istiyordum. Bu yaşıma kadar her insanı kendim gibi görmüş ve güvenmiştim. İki yıldan fazla yanlarında çalıştığım, bir çok şeyimi onlarla paylaştığım, beni hep sevdiklerine inandığım patronum ve eşi, neyin peşinde olduklarını anlayamıyordum.

Bilincim yok olup giderken etraf iyice karanlığa büründü.

************

Ceyda Firuze ile eve girerken, Sarp öfkesini hala sindiremeyip arkasından bakıyordu. Derin derin nefesler alıp sakinleşmeye çalıştı. Öfkesine yenilip Ceyda'yı kırdığı için çok pişman olmuştu ama, adamın tekinin Ceyda'nın kolunu tutup içine kadar girmesini hazmedemiyordu.

Çok mu ağır konuştum, onu çokmu kırdım diye düşünürken, Aytaç yanına yaklaştı. "Abi ne olduğunu anlamadan sormadan ne diye kızın üstüne gittin o kadar. Adamıda güzelce benzettin."

"Sende görmedin mi oğlum, Ceyda'ya sulanıyordu şerefsiz resmen. Ne yapmamı bekliyordun? Durupta seyircimi kalsaydım."

Aytaç bir kaç saniye düşündükten sonra, "adamı tanıyormusun? Dedi.

Sarp, "hayır ilk defa görüyorum" deyince Aytaç kaşlarını çattı. Bu gece için hazırlanan davetli listesi kendi kontrolu altındaydı.

"Bunda bir iş var. Ben adamı sorgulayıp korumaları tetikte olmaları konusunda uyarayım. Müziği durdurup güvende olup olmadığımızından emin olmalıyız" dedi Aytaç. Nedense içini bir şüphe kaplamıştı.

Aytaç dediği gibi birkaç adamını toplayıp, bütün korumaların tetikte olmaları için bilgilendirdikten sonra onları dağıttı.

Aradan fazla zaman geçmemişti ki büyük bir gürültü ile silahlar patladı. Evin bahçe girişinden korumalar ile çatışmaya giren kar maskeli, kim oldukları belli olmayan şahıslar, korumaları tek tek indirerek bahçeye giriyorlardı.

Sarp, Aytaç, Atlas ve adamları gelenler ile çatışırken, aileleri ve konuklar çığlık çığlığa kimisi kaçmaya çalışıyor, kimisi masaların altına giriyordu.

Aslan ve Aziz bey de silahları ellerinde ailelerine siper oluyorlardı. Kaya Sibel'e sarılmış onu korumaya çalışıyordu.

Etrafı büyük bir çığlık sarmıştı. Kısa zamanda vurularak etrafa yığılıyordu insanlar. Kimi ölü, kimi yaralı. Evin etrafına kunumlanmış bütün korumalar toplanıp siper oldu insanlara. Ama vurulanların sayısı çoktu.

Geceyi büyük bir gürültü sardı.

Sanki kıyamet.

Çığlıklar, kurşun sesleri havada uçuşurken,

Etraf can pazarı.

Umarım bölümü beğenmişsinizdir

Bir sonraki bölümde görüşmek üzere.

Oy ve yorumlarınızı bekliyorum.

Hoşça kalın💜

Bölüm sonu

1 yorum

  • Oha katliama bak ya bunlar sarp la uğraşmıyor mu neden onu öldürmeyin sürekli karısını kaçırmaya çalışıyorlar