İçeriğe geç

Esir

Bölüm 9 · 11 dk okuma

Esir

Bölüm 9

9.Bölüm

İyi okumalar...

Yazan'dan..

Genç adam az önce yaptığı konuşmayı unutamıyor, bu yüzden hala sinirliydi. Avuç içiyle defalarca kez direksiyona vurdu. Yolda hareket halinde olmasına rağmen umrunda değildi hiçbir şey.

"Onu bırakmayacağım."

Ateş'in sesi bir kez daha zihninde yayıldı. Arya'yı kurtarmak için elinden geleni yapıyordu ama o adam önüne sürekli engeller çıkartıyordu.

"Adam falan değilsin sen!"

Cengiz'in sözleri ona fena patlamıştı. Dudağının kenarında olan o yaradan akan kun kurumuştu ama öfkesi hala devam ediyordu. Cengiz ona karşılık vermeye çalışmıştı, Ateş buna izin vermemişti. Cengiz'i tutan adamları falan değildi. Ateş'e vurmaya çalıştıkça başarısız olmuştu, o nefes nefese kalmışken siyah irislerin ifadesizliği onu izliyordu. Yarın nişan yapılacaktı ama Cengiz'in hala diretiyor olması Ateş'i öfkelendiriyordu. Bırakmayacaktı. Arya'yı asla bırakmayacaktı.

Cengiz direksiyona vurmayı bıraktı. Mavi irisleri ona doğru hızla gelen arabaya takılmıştı. Neler olduğunu bir saniye sonra çözdüğünde oldukça geç kalmıştı, direksiyonu sağa kırarak yoldan çıktığında derin bir nefes aldı. Sonrasını hatırlamıyordu, arabası defalarca kez etrafında dönerek şarampole yuvarlandı. Cengiz'in son gördüğü şey ona doğru yaklaşan adımlardı.

<•

Zaman geçmeyecekmiş gibi durdu. Arya ne duyduğunu çözemiyordu, babası ne demişti?

Cengiz kaza mı yapmıştı?

Bacaklarının onu taşıyamadığını hissettiğinde bedeni sarsıldı, düşeceğini sanıyordu ama belinde ki kollar onu bırakmamıştı. Kollarını tutunmak adına o kolların üstüne yerleştirdi, gözleri babasındaydı.

"Bir şey olmadı değil mi?"

Gözleri hızla dolmuştu. Biri sanki göğsüne bıçak saplıyordu, nefes aldığına bile şaşırıyordu. Sedat bey üstüne kitlenen o bakışları umursamadan kızına üzgünce baktı.

"Bilmiyorum, dün kaza yapmış ama amcana yeni söylediler."

Arya daha fazla ayakta duramıyordu. Ateş ise dişlerini birbirine bastırıyordu, yarına kadar saklamaları gerekiyordu. Ateş Cengiz'in kaza yaptığını öğrenen ilk kişi olmuştu, özel bir hastaneye götürmelerini ve tedavi altına almalarını söylemişti. Söylediği diğer şey ise ailesinden bir süre gizleyecek olmalarıydı, bunu başaramayan her kimse Ateş onunla şimdiden karşılaşmayı istiyordu.

"Hangi hastane, hemen gidelim. Amcam gitti mi?"

Arya'nın sözleri Ateş'in bakışlarını yeniden üstüne çekti. Birazdan düşecekmiş gibi görünüyordu ama tek düşüncesi gitmekti. Arya babasına doğru attığı adımı atamadı, bakışları bunu engelleyen Ateş'e gitti.

"Nişanımız varken nereye gidiyorsun?"

Arya duyduklarıyla şaşkınlıktan bayılacaktı.

"Ne nişanından bahsediyorsun sen Ateş, abim kaza geçirmiş!"

Ateş'in bakışları onları dikkatle izleyen Sedat'a kaydı. Bunu ona da ödetecekti. Cengiz'in kaza yaptığını hem babasına hem de amcasına söylemişti ama önemle Arya'dan gizlemelerini de söylemişti. Bu bir nevi karşı çıkmaydı. Demek ki Ateş'i iyi tanımıyorlardı.

"Biliyorum Arya, sadece iki saat. Söz veriyorum seni götüreceğim."

Arya ağlamaya başladı, tutunduğu o kollardan ellerini çekmişti.

"Götürmeni istemiyorum, bırakmanı istiyorum."

Ateş Sedat'a başıyla gitmesini işaret ettiğinde öfkeli gözlerini ona dikerek odadan çıktı. Arya ellerini yüzüne çıkartıp ağlamaya devam ettiğinde Ateş kollarından tutarak buna engel olmaya çalıştı.

"Ağlamaya ve gelmemek için uğraşmaya devam edersen oraya gitmen zor olur."

Arya tehditi karşısında ondan bir kez daha nefret etti, eliyle yüzünü silerek dudaklarını birbirine bastırdı. Kalbi şiddetle çarpıyordu. Siyah gözlere baktı kırgınlıkla. Bu kadarını yapacağını düşünmüyordu.

"Senden nefret ediyorum."

Ateş bir şey söylemedi. Kalbinde hissettiği o sızı varlığını belli ettiğinde bakışlarını ondan çekti.

"Bizi bekliyorlar."

Derin bir nefes alarak sağlam atmaya çalıştığı adımlarını atmadan önce duvarda ki aynadan kendisine baktı. Makyajı ağlamamış gibi yerinde aynı şekilde durmaya devam ediyordu, bu iyiydi. Yanında ki adamdan önce düşündüğü kişiler ailesiydi, ailesinin adını her zaman iyi taşırdı. Adımını attığında Ateş bunu cevap olarak almış onunla beraber yürümeye başlamıştı. İkiside gergin ve öfkelilerdi.

Ateş o sözlerin ağırlığıyla, Arya bu acımasızlığıyla başa çıkmaya çalışıyordu.

Neşeden uzak gülümsemesini yüzüne yerleştirdiğinde merdivenlerin başına gelmişlerdi. Tüm bu olanlara rağmen gülümseyebilmek ona güç geliyordu, canını acıtıyordu. Ailesi için katlanmaya devam etti, ediyordu. Onların varlığını fark eden kalabalığın bakışları bir bir ikiliyi buldu ve bu onları susturmaya yetti.

Bu çift kusursuz görünüyorlardı.

Birbirleriyle eş attığı adımlarla merdivenleri inmeye başladılar, Arya'nın bakışları babasını buldu ama amcasını görememişti. Birilerinin onun yalnız bırakmadığını görmek bir nebze olsun iyi gelmişti, bir an önce bu saçmalıktan kurtulup ona gitmek istiyordu. Sedat beye bakan tek kişi Arya değildi, yanında bir bomba misali patlamaya hazırlanan Ateş'te ona bakıyordu. Ona fena patlayacaktı. Azra gülümseyerek güzel kıza bakıyordu, hiçbir şeyden haberi yoktu ama onu izleyen gözlerin farkındalığıyla rahatsızdı. Duman onu izlemekten de rahatsız etmekten de çekinmiyordu.

"Bu saçmalık bir an önce bitmeli."

Ateş bu sözlerin ona olduğunu biliyordu, sakin olmaya devam etti. Arya ise hala kızgındı.

"Eğer kaza yapan benim abim değil de senin kardeşin olsaydı-"

Ateş dişlerinin arasından sertçe konuştu.

"Kes sesini. Gitmek istemiyorsun anlaşılan."

Arya'nın gülümseyen dudakları titredi. Kalabalığın onları göreceği şekilde düzenlenen platforma doğru yürümeye başladılar. Dakikalarca gelenlerin tebriklerini ve konuşmalarını dinleyen Arya bundan şimdiden sıkılmıştı. Onlara doğru yaklaşan birinin varlığı dikkatini çektiğinde o yöne baktı. Kendisinden birkaç yaş büyük görünen bir kız giydiği kırmızı elbiseyle tüm dikkatleri kendi üstüne çekiyordu. Arya kıza bakarken, kızın yanında ki adama dikkatle ve boyadığı kırmızı dudaklarında ki gülümsemesiyle baktığını gördü. Bir anlık merakla yanına baktığında Ateş'in bakışlarını kendi üstünde gördü.

Ona bakmak varken Arya'ya bakması ilginç gelmişti.

Kız fazla eğreti duran gülümsemesini bozmadan ikilinin önünde durdu. Bakışları bir an olsun Arya'yı görmemişti, Arya kendisini bir an görünmez hissetti. Ateş'e bakmayı bırakıp Arya'ya baktığında şaşırmıştı, Ateşten başkasını gözlerinin görmediğini sanmıştı. Kendisine doğru uzatılan eli sıkmayı düşünmese de bunu yaptı.

"Ben Cansu Doykar, Ateş'in arkadaşıyım."

Cansu gözlerinde büyük kıskançlık eşliğinde Arya'ya bakmaya devam etti. Ateş'in onda görüpte kendisinde göremediği ne vardı acaba? Kendisi çok daha güzeldi, yıllardır peşinde koşup durması da sevgisini gösteriyordu ama Ateş'in evleneceğini gazetelerden öğrendiğinde deliye dönmüştü. Bu küçük görünen kız bu adamı kesinlikle hakketmiyordu, hakkeden kendisiydi.

"Arya."

Kısa ve netti. Kendisine bakılan o gözlerde ki ifadeleri görmeyecek kadar aklı başka yerdeydi. Cengiz'in durumunu merak ediyordu. Cansu'nun gözleri yeniden Ateş'e döndü. Bir kez olsun ona dönüp bakmamıştı bile, bakışları Arya'ya takılı kalmıştı sanki. Elini uzatmak istedi ama Ateş'in sıkmayacağını iyi biliyordu.

"Duyunca şok oldum Ateş, evleneceğini asla düşünmüyordum."

Ateş onların fark edemeyeceği bir nefes aldı, kendisi de şaşkındı.

"Arya'mı görene kadar ben de öyle düşünüyordum."

Arya duydukları karşısında şaşırmadan edemedi, başından beri bakmadığı siyahlara o an baktı. Şaşkınca tekrar Cansu'ya baktı. Cansu ağlamak istedi ama bunu gizleyen bir gülümsemeyi yüzüne kondurdu. Bakışları yeniden Arya'ya döndü. Kendisi gibi şaşırdığını görünce neden şaşırdığını anlamamıştı.

"Ne kadar şanslı olduğunun farkındasındır umarım."

Hangi şans, Ateş'ten bahsetmiyor değil mi?

"Farkındayım."

Alaylı sözcüklerini Ateş anlamıştı. Arya kendisini Ateş'le karşılaştığından beri dünyanın en şansız insanı sayıyordu. Hem sakar olup hem de şansız olmak her kula nasip olmuyordu.

"Farkında olman güzel, dikkatli olmalısın."

Bu açık bir şekilde boynuz gelecek mi demeye çalışıyordu?

"Herkes haddini ve yerini bilse kimsenin dikkatli olmasına gerek yok."

Ateş'in kayadan farksız ses tonu iki kadının da kalbini hızlandırmıştı. Arya böyle konuşmasının nedenini anlayamıyordu, neden savunuyordu ki?

"Ben bir şeyler içeceğim, ister misiniz?"

Cansu öylesine sorduğu soru karşısında cevap alamadığında gitmenin iyi olacağını düşündü. Onlardan uzaklaşırken uzun tırnaklarını avuç içine gömmekten çekinmiyordu. Ateş'i o hakkediyordu, başkası değil!

Azra ellerine bırakılan tepsiyle ikiliye yaklaştığında bakışları arkadaşındaydı. Mutlu görünmüyordu, onu ellerinden tutarak o adamdan kurtarmak istiyordu. Ateş'ten nefret ettiği kadar kardeşindende ediyordu. Ona yaklaştıklarını görünce fark eden ilk kişi Arya oldu, güven dolu gülümsemesi yüzüne de yansıdı. Azra yanlarında durduğunda diğer herkesin odağı yeniden ikili oldu. Ateş bakışlarını bir an olsun Arya'dan çekmiyordu, doya doya bakıyordu güzel kıza.

"Bu mutlu günümüzde bizi yalnız bırakmadığınız için teşekkür ederim."

Ateş'in babasının konuşmasının yalnızca başını dinleyen Arya huzursuzdu. Cengiz'i göremediği her saniye o huzursuzluk çoğalıyordu, iyi olduğuna emin olmadan da bu gitmeyecekti. Elinin üstünde soğuk eller irkilmesine neden oldu, bunu kimsenin fark etmemesini umarak siyah gözlerle denk geldi. Ateş yine bilmediği o duygularla bakıyordu, o çözülemeyecek kadar zor birine benziyordu. Arya için Ateş buydu ve çözmek için zaten uğraşmayacaktı da. Ateş Aryanın elini ellerinin içine alarak alyansı parmağına geçirdiğinde, Arya da onu çok bekletmeden kocaman elini tutarak parmağına yüzüğü sokmuştu.

Ateş'in dolgun dudakları Arya'nın alnıyla birleşti.

Ateş öylece durdu. Arya'nın kokusu tüm hücrelerine yayıldı, frezya kokulu kadın fazla güzel kokuyordu. Geri çekilmek için hareketlendiğinde bunu yapmak istemediğini biliyordu, ondan uzak durmak istemiyordu.

<•

Azra gerim gerim gerilen bedenini gevşetmek adına geldiği lavaboda ıslattığı elini yanaklarına bıraktı. En yakın arkadaşının düştüğü durum yetmiyormuş gibi onun da başına bela sarmıştı, dakikalardır üstünde ki o bakışların stresini yaşıyordu. Duman'dan bıkmıştı. Soğuk ellerini boynunda gezdirerek rahatlamaya çalıştı. Üstüne giydiği pembenin açık tonlarında ki elbisesine sıçrayan su damlacıklarını umursamadı.



Lavaboda fazla durduğunu düşünerek çıktığında adımlarını nişanın gerçekleştiği yere yönlendirdi. Çıkışa doğru yürüdüğünden yeni gelenleri görmüş ve yüzünde ki gülümsemesine engel olamadı. Eskiden yan yana yaşadıklarından gelenleri iyi tanıyordu, Aylin teyze ve kendi yaşlarında ki oğlu Yağız.

"Aylin teyze nerede kaldınız, yüzükler takıldı bile."

Aylin telaşla bir şeyler anlatıp daha sonra Azra'ya sarıldı. Azra sarılmasına karşılık verirken göz göze geldiği Yağız'a dil çıkarttı.

"Hiç sorma kızım, arabamız bozuldu."

Aylin yeterince geç kaldığını düşünerek içeriye girdiğinde Yağız ve Azra baş başa kalmıştı. Yağız Azra'nın ona trip atmasına karşılık sırıttı.

"Sen bizi bilir miydin?"

Yağız gülerek ona doğru iki adım attı.

"En çok sizi bilirim."

Azra kollarını göğsünde birleştirmeye devam etti, yememişti.

"Ee sarılmayacak mısın yakışıklına?"

Azra Yağız'ın sözlerinin ardından çevresine bakındı.

"Ne yakışıklısı, göremiyorum yakışıklı."

Yağız güldü, Azra da dayanamayıp açtığı kollarının arasına girdi. Arya, Azra ve Yağız ortaokula kadar aynı okulda hatta aynı sınıfta okumuşlardı. Ona sarıldığı için kapattığı gözlerini açtığında gördüğü kahve irislerle duraksadı. Yüzünde ki o gülüş yavaşça silindi.



Azra Duman'ın öfkesini gördüğünde kollarını Yağız'dan ayırdı. Yağız'a bakarak kocaman gülümsedi.

"Arya seni görünce çok sevinecek."

Yağız Azra'ya girmesi için kolunu uzattı.

"Bana söylemeden evlendiği için onu cezalandıracağım."

Kahve irislerin sırtına diktiği bakışların farkındalığıyla yürümeye başladı, bir tatsızlık çıkmasını istemiyordu. Zaten yeterince kötü olay varken bir de bir kavga ortasında kalmak isteyeceği son şeydi. Aynı zamanda dudaklarından fırlayan sözcüklere engel olamadı.

"Ateş varken mi?"

<•

Arya'dan..

Adımlarım diğer herkesi geride bırakacak kadar hızlıydı. Hastaneye gelmiştik, yerini öğrendiğim Cengiz'in yanına ulaşmak için adımlarım telaşlıydı. Bir şey olmaması için yine dua ederken buldum kendimi. Nişan iki saat sürmeden oradan ayrılmıştık, erken vedamızın nedenini anlatmışlar mıydı emin değilim ama dinlememiştim. Neredeyse herkes benimle birlikte gelmişti, o bile.

O niye gelmişti?

Gözyaşlarım yürüdükçe çoğalıyordu. Yere çökerek çığlık ata ata ağlamak istiyordum ama bu şimdilik mümkün değildi. Yoğun bakım ünitesinin önüne geldiğimde amcamı oturur halde bulmuştum, başı ellerinin arasındaydı. Durdum.

"Amca?"

Sesim bana bir yabancı sesi gibi boğuk gelmişti, amcam başını kaldırıp bana baktığında gerçekliğimden emin olunca yanıma gelmişti.

"Neden sana söylediler kızım? Hem de böyle bir günde?"

Böyle bir gün derken nişanımdan bahsediyor olmalıydı. Umursamadım. Bakışlarım etrafta gezindi.

"O iyi mi? Görebilir miyim onu?"

Amcam bir şey söylemek yerine beni kollarının arasına aldığında ağlamam şiddetlendi. Ağladıkça içimde Ateş'e karşı öfkem artıyordu. Daha erken gelebilirdim ama izin vermemişti.

"O nerede?"

Amcam saçlarımı yüzümden çekti ve beni elimden tutarak tam karşımızda ki kapalı perdeler ardında ki odanın önüne götürdü. Camın perdeleri birkaç saniye sonra açıldığında amcamın elini daha sıkı tuttum. Cengiz kötü görünüyordu, her yerinde yara vardı. Yüzünde bile. Başımı cama yaslayarak gözlerimi kapattım, elimi de ona dokunacakmış gibi camın üstüne bırakmıştım.

"Bu ne zaman oldu?"

Amcam eliyle yüzünü sildi.

"Dün olmuş."

Bana söylememişlerdi, saklamışlardı benden. Bir şey söylemedim, kalbim acıyla atmaya devam etti. Koşar halde geldiğim o ünitenin önü dolduğunda diğerlerinin de geldiğini anlamıştım. Omzuma bırakılan elle birlikte bakışlarımı Azra'nın yeşil gözlerine çevirdim, gözyaşları inci gibi akıyordu. Kollarını boynuma doladığında dudaklarımı dişlerimin arasına alarak daha fazla ağlamamak için kendimle savaştım. Yan yana koltuklara oturduğumuzda başımı ellerimin arasına alarak gözyaşlarımı engellemeye çalışıyordum.

"Doktor bir şey söyledi mi?"

Gözümden gelen bir yaşı silerek amcama bakmıştım. Amcamın cevabının hemen ardından başka bir ses varlığını bana bir kez daha hatırlattı.

"Doktor durumu stabil dedi ama birazdan yine kontrolleri yapılacak."

"Eğer biraz daha ağlarsan, seni götürürüm."

Derin bir nefes aldım ve gözyaşlarım arasında bakışlarım Ateş'in siyah irislerini seçti. Hızla ayaklanarak karşısına dikildiğimde gözleri baştan aşağıya tüm bedenimde gezdi.

"Bunu sen mi yaptın?"

Ateş'in siyah irisleri karardı.

"Saçmalıyorsun."

Ellerimi göğsüne koyarak onu itmeye çalıştığımda bir milim bile kıpırdamadı.

"Senden her şeyi bekliyorum!"

Göğsünü itmeye çalıştığım kollarımı tuttu önce, bakışlarını gözlerimden çekmeden diğerlerine doğru konuştu.

"Bizi yalnız bırakın."

Hastane sanki kendisininmiş gibi kibirli konuşmasından sonra gerçekten de yalnız kalmıştık. Yüzünü yüzüme doğru eğdi.

"Yapmadım ama içeriye girip o kabloları sökesim var."

"Bakar mısınız?"

Dehşet dolu ifadem Ateş'ten ayrılmadı.

"Hastanız ayıldı."

Ateş'in kollarının arasından hızla çıkarak doktor diye tahmin ettiğim adam bize bakıyordu.

"O iyi mi?"

Gülümsemeye çalıştı, bakışları arkamda kalan adama gidip geldi.

"Hayati tehlikeyi atlattı, onu normal odaya alacağız."

Az önce öfkeden dip dipe olduğum adama döndüm ve sıkıca gövdesine sarıldım. Sevinçten ne yaptığımı fark ettiğimde gözlerim kocaman açıldı ve hızla ayrılarak önüme döndüm. O anın şaşkınlığını yaşayamadan Cengiz'in odadan çıktığını gördüm. Gözlerim yanmaya başladığında baş ucuna giderek elini sıkıca tuttum.

"Arya.."

Dudaklarımı birbirine bastırdım.

"Buradayım."

Gözlerini kapattı ve uyumaya devam etti. Yanağımdan süzülen yaşı silmeden bakışlarım bana bakan siyah irisleri buldu, şaşkın görünüyordu.

"İyisin değil mi?"

Cengiz uzandığı yerden ofladı.

"İyiyim Arya, kaç kez söyleyeceğim."

Koluna vurmak için davransam da kötü olduğunu hatırlatarak kötü kötü bakmaya başladım.

"Niye dikkat etmiyorsun o zaman?"

Cengiz yarım ağız güldü ama sonrasında inledi. Telaşla çevresinde gezdim.

"İyi misin, ne oldu?"

Cengiz kapalı gözlerini açarak bana ters ters baktı.

"Ölmedim ama sen beni öldüreceksin."

Elinin üstüne vurdum.

"Bensiz ölemezsin."

Kapı hızla kapandığına dair ses çıkardığında oda da ki tek eksik kişiyi anında fark ettim. Ateş gitmişti, derin bir nefes aldım.

Gene ne oldu Ateş..?

🖤

Ne oldu Ateş'ciim?

Sizi seviyorum...

Bölüm sonu

0 yorum

Bu bölüme henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz.