İyi okumalar...
Şaşkındım. Gözlerinin odağı olan Deniz'i bırakıp benim gözlerime baktığında bir adım geriye gittim. Neler olduğuna dair hiçbir fikrim yoktu, zifiri irisleri keskindi. Yutkunarak bir kez daha elinde tuttuğu silahıyla yüzleştim.
"Arya, buraya gel."
Azra kolumdan çekerek beni yanına çektiğinde zifiri irislerin varlığını bir kez daha tüm bedenimde hissettim.
"Sen kimsin, beni nereden tanıyorsun?"
Sert bir nefes alıp korkutucu bakışlarını üstümde tutmaya devam etti. Azra kolumu daha sıkı tutmuş bu korkunç manzara karşısında kalakalmıştı. Diğer herkes gibi.
"Azra ile dışarı çıkın, hemen!"
Azra'yı da tanıyordu. Bakışlarım silahın doğrultulduğu Deniz'e kaydı. Beni zorla öpeceğini gördüğü için mi böyle sinirlenmişti? Silahını çıkartacak kadar?
"Nedenmiş?"
Zifiri irisleri an be an karardı.
"Gözlerinin önünde onu öldürmemi mi istiyorsun?"
Hızla başımı iki yana doğru salladım, gözlerim dolmuştu.
"Lütfen onu öldürme."
Deniz'i pek sevmesem de birinin ölümüne hazır değildim, benim yüzümden ölecek olmasına hiç hazır değilim.
"Dışarı çıkın!"
Azra kolumdan tutup çekiştirmeye başladığında ellerim titriyordu. Onunla birlikte kalabalıktan geçmeye çalıştığımız da herkesin geriye çekildiğini, yol verdiğini gördüm. Tamamen dışarıya çıktığımız zamam ardımızda patlayan silah sesiyle çığlık attım, içeriye gitmek için hareketlensem de Azra izin vermemişti.
"Arya dur ne olur, ya sana da bir şey yaparsa?"
Gözlerimden yaşlar dökülmeye başladığında Azra'nın kolları arasına girmiştim.
"Öldürmüş müdür?"
Bir şey söylemedi ama o da korkudan titriyordu. Bağırdı.
"Arabamızı getirin hemen!"
Beklediğimiz araba yerine başka lüks siyah bir araba önümüzde durmuştu, ağlamamak için uğraşıyordum. Tam arkamda hissettiğim gölgeyle nefesim kesildi, onlarca insanın dışarıya akın ettiği o kapıdan çıkan kişinin varlığını fark etmiştim. Azra'nın bileğini tutup hızla yürümeye başladım.
"Taksiyle gidelim."
Azra bu yaptığıma anlam verememiş olsa da adımlarıma ayak uydurdu. İki adım atamadan kolumda hissettiğim el ile anında buz kesildim, elinin soğukluğu tenime işliyordu. Nefesim daha çok hızlandığında Azra neden durduğumuzu anlamaya çalışıyordu. Bakışları arkamda ki bedene gittiğinde göz bebekleri gözle görülür bir biçimde büyüdü.
"Binin şu arabaya."
Emrini tam dibimde söylemişti ama Azra da duymuştu. Elinden kurtulmak için kolumu çekiştirdiğimde parmak uçları tenimde daha çok sıkılaştı.
"Bir katille aynı arabaya binmem!"
Ardımda inatla bakmadığım yüzü enseme bakıyordu.
"Öldürmedim, sadece o elini bir daha kullanamayacak."
Dudaklarım şaşkınlıkla aralandı. Nasıl olur da bu kadar rahat konuşabiliyordu? Kendime engel olamadan ona doğru hızla döndüm.
"Bunu yapmana gerek yoktu, ben kendimi korurdum."
Ona döndüğümden irislerini daha iyi görüyordum. Simsiyah irisleri vardı, ben daha önce hiç bu renkte gözlerle karşılaşmamıştım.
"Seni öpüyordu!"
Dayanamıyormuş gibi yüzüme doğru bağırdığında bunlar değil de dikkatimden kaçan asıl şey beni durdurdu. Beni ondan kurtardığı için minnettardım ama burada bir şeyler dönüyordu.
"İsmimi nereden biliyorsun?"
Evet asıl sorulması gereken soru buydu, beni ondan kurtarmasından öte hem beni hem de Azra'yı tanıyordu. Ailelerimiz biliniyordu evet ama biz tanınmıyorduk, bu farklıydı.
"Arya-"
İsmimi üstüne bastıra bastıra söylemiş sert ifadesinden ödün vermiyordu.
"Bu arabaya binmezsen eğer içeriye döner o adamı öldürürüm."
O adama değer vermediğimin farkındaydı, farkında olduğu diğer şey ise kim olursa olsun ölümüne göz yumamayacak olmamdı. Beni tanıyordu, irislerim şaşkınlıkla aralandı.
"Beni tehdit edemezsin!"
Azra kolumdan daha sıkı tutmuş onu hatırlamamı sağlamıştı.
"Onu öldürürüm, Azra'yı da burada bırakır seni tek başına bu arabaya bindiririm. Seçim senin, bunlar tehdit değil Arya. Yapacaklarımı söylüyorum."
Çenem titredi.
"Bizi de öldürmeyeceğini nereden bilebilirim?"
Öfkeyle bağırdı.
"Bin şu arabaya!"
İrkilerek geriye doğru gittiğimden Azra'ya çarpmıştım.
"Polisi ararım, bize hiçbir şey yapamazsın."
Azra ardımdan ona doğru tehdit edercesine konuştuğunda onca olan olayların ardından hala neden polisin gelmediğini düşünüyordum. Karşımda ki adam hiçlikle Azra'ya baktı.
"Demek seçimini yaptın."
Gitmek için döndüğünde kolumu tutan parmakları çözülmüştü. Hızla kolunu tuttum, gerilen bedenini parmaklarımın altında hissettiğimde elimi geri çekmiştim.
"Geleceğiz, yapma."
Zifiri irisleri gözlerimle buluştu. Fakat kararımdan memnun muydu yoksa daha çok sinirlenmiş miydi anlamamıştım. Sanırım gidip Deniz'i öldürmeyi istiyordu.
"Arya hayır."
Azra'nın korkusunun farkındaydım ama telefonumdan acil arama yaptığım için içim biraz olsun rahattı. Cengiz'e, babama ve amcama da aynı an da bildirim gidecekti ve gelip ikimizi de bu psikopattan kurtaracaklardı.
"İstersen sen gelme Azra, bizimkileri ararsın."
Hızla reddetti beni.
"Saçmalama, seni onunla yalnız bırakmam."
Önde ben ardımdan Azra önümüzde bize gösterdiği arabaya bindiğimiz de sıkı sıkı birbirimize yapışmıştık. Adını bile bilmediğim o adam dışarıda durmaya devam etti, içeriden çıkan bir adamın ellerinden tanıdık olan çantaları almış arabaya binmişti. Arabayı çalıştırmadan önce çantaları bize vermiş dikiz aynasından bana bakmıştı.
"Kemerini bağla."
Bakışlarımı kaçırıp cama diktiğimde arabayı çalıştırmış, hızla oradan uzaklaşmıştık. Azra ile hangimize söylediğini bilmesem de kemerimizi ikimizde bağlamıştık. Nereye gideceğimizi bilmiyordum, kendimden önce peşimden sürüklediğim Azra'yı düşünüyordum. Deniz'i acımadan vurmuştu, bize de bunu yapardı.
"Bizi nereye götürüyorsun?"
Cevap vermedi, tenezzül edip yüzüme bile bakmadı. Tekrar konuşacağım sırada telefonum çalmaya başladı, ekranda Cengiz'in ismi çıkmıştı. Ne yapacağımı düşünürken elimde tuttuğum o telefon hızla çekildi. Bakışlarım ona döndü, telefonumu tek eliyle benden almış daha sonra ise şaşkınlığıma şaşkınlık katacak o hareketi yapmıştı. Telefonumu açtığı camdan aşağıya fırlatmıştı, dudaklarım 'o' şeklinde açık kaldı.
"Sen ne yaptığını sanıyorsun!?"
"Oha, güzelim telefonu attı."
Azra'nın üzüntüsü telefon içindi. Bakışlarımı telefonu görebilecekmiş gibi arkasına çevirmiş daha sonrasında bakışlarımı fark ederek omzunu 'ne var' anlamında salladı. Telefon zaafını herkesten iyi biliyordum ama bunu bu durumda da yapması öfkemi harlandırdı. Bir şey söylememek için dudaklarımı birbirine bastırdım ve arabayı kullanan adama baktım.
"Babamlar nerede olduğumuzu biliyorlar, bizi bulacaklar."
Hiçbir şey söylemedi. Az önce konuşmamış olsaydı onu dilsiz ilan ederdim.
"Bize ne yapacaksın!?"
Araba hızla durdu. Kemer takmamış olsaydım önümde ki koltuğa yapışacaktım. Azra ile nefes nefese kalmış bakışlarımızı arabadan inen o adama dikmiştik, benim olduğum yöne geldiğinde kapıyı açmıştı. Geri çekilmek için uğraşsam da o eğilerek kemerimi çözmüş, daha sonra beni arabadan çıkarmıştı. Azra'nın da arkamdan indiğini ve bağırarak beni bırakmasını söylediğini duyuyordum. Evimin önündeydik, tüm şaşkınlığım birer dağ misali üstüme yıkıldığında şaşkınlığım yüzüme de yansımıştı.
Beni kendi evime getirmişti.
"Sen evimi nereden biliyorsun?"
Beni tanıyordu, arkadaşımı tanıyordu ama evimin adresini bilmesi beni en çok şaşırtan olay olmuştu.
"..."
Bir şeyler söylemişti ama duyamamıştım. Önüne geldiğimiz kapıyı ardı ardına çalmaya başladı, babamlar evdeydi. Beni bu halde onunla gördüklerinde tepkilerinden korkuyordum, babam bana bu şekilde davrandığını görürse eğer onu öldürürdü. Kapı açıldı ve beklediğimin aksine Sema teyzeyle değil babamla karşılaşmıştım, gözleri şaşkınlıkla aralanmış bize bakıyordu.
"Ona böyle mi bakıyorsunuz siz!?"
Babam bir şey söylemediğinden şaşkınlığım iyice artmıştı. Kolumu tutmayı bırakarak beni evin içine doğru itti ama ondan beklenilmeyecek kadar hafif yapmıştı bunu. Sinirini gözlerimle gördüğümden çok daha kötüsünü yapacağını düşünmüştüm ama o beni öylece bırakıp arkasına bakmadan gitmişti. Azra ile göz göze geldiğimiz de ikimiz de bu ilanları anlamamış şaşkındık.
"Baba neler oluyor, tanıyor musun o adamı?"
Babam yüzüme baktı.
"Sana bir şey yapmadı değil mi?"
Kendimi yokladım birkaç saniye, tehdit etmesi dışında bana yaptığı bir şey yoktu. Hatta beni Deniz denen o aşağılık adamdan kurtarmıştı. Fakat öfkesi ve davranışları beni ve Azra'yı korkutmuştu.
"Kimdi o adam?"
Babam bir şey söylemedi, bakışlarını Azra'ya çevirdi.
"Arya'ya bir şey yapmadı değil mi?"
Azra cevap vermek yerine başını iki yana doğru salladı. Fakat o da karmaşık görünüyordu, neler olduğunu ikimizde bilmiyorduk.
"Odana çık, Azra sen de bu gece burada kal."
Başka bir şey söylemeden bakışlarını üstümden çekmiş evden çıkıp gitmişti. Azra ile yeniden göz göze geldik, derin bir nefes alarak dizlerimin üstüne çöktüğümde Azra beni tutmaya çalışmış başaramamıştı.
"Arya, iyi misin!?"
"Değilim, neler oluyor anlamıyorum."
Kollarını omuzlarıma dolayıp başımı göğsüne yasladığında küçük bir çocuk gibi ona sığındım.
"O adam bana çok tanıdık geliyor ama çıkaramıyorum."
Ona biraz daha yaklaştım.
"O adamın bakışları beni korkutuyor, çok farklı bakıyor."
Başımın üstünü öptü.
"Korkma aşkım, o gözlerini oyarım onun."
İstemsizce güldüm.
"Arkama saklanan kimdi acaba?"
Güldü.
"Arkanı kolluyordum kızım, ne demişler-"
Susturdum onu.
"Onu bir daha görmek istemiyorum."
Bir şey söylemedi, görmeyeceksin demesini istiyordum ama söylemedi.
¤Bir hafta sonra¤
"Yarın görüşürüz aşkım."
Evin önünde duran arabalara bakarken telefonun ucunda ki Azra'ya aynı şeyleri söyledim. Telefonumu kapatıp arabadan çıktığım da fark ettiğim diğer şey ise onlarca koruma olmuştu, evin çevresini siyah takım elbiseli adamlar sarmıştı. İçim korkuyla dolduğunda kötü bir şeylerin olduğunu düşündüğümden adımlarımı hızlandırdım. Ben onlara dikkatle bakarken o adamlardan hiçbiri bana bırak bakmayı, olduğum yöne bile göz ucuyla bakmamışlardı. Kapıyı anahtarlarımla açmak yerine hızla kapıya vurmaya başladığımda kapıyı Sema teyze açmıştı, içeriye girdim.
"Bir şey mi oldu?"
Korkuyor olsam da ondan gelecek cevabı bekliyordum. Salona gideceğim sırada buna izin vermeyip beni merdivenlere doğru götürdü.
"Bir şey olmadı kuzum, babanın misafirleri var."
Rahatlamıştım ama dışarıda ki adamları düşündükçe rahatlığım gitmişti.
"O adamlar da neyin nesi?"
Şema teyze söyleyip söylememek arasında kalmış gibi görünüyordu.
"Sabah geldiler, babanın sana açıklaması daha uygun. Yemeğini odana getireceğim, bugün en sevdiğin yemekleri yaptım."
"Neden misafirlerimizle yiyemiyorum?"
Sema teyze kısık bir nefes aldı. Evimize misafir geldiğinde herkes masaya toplanır, beraber yemek yerdik. Şüphe içimi kemirirken son zamanlarda herkesin diken üstünde ki tavırları gözüme biraz daha batmıştı. Onlarca soru sormuştum ama aldığım cevap 'iş yüzünden' olmuştu.
"İş konuşacaklar küçük hanım, sıkılırsın sen."
Haklı bir sebepti ama yine de şüphelerim beni sarıp durmaya devam etti. Bir şeyler daha sormadan odama çıkmış üstümü değiştirmiştim, okulda yorucu ve sıkıcı bir gün geçirmiştim. Pek iştahım olmasa da Sema teyzenin benim için yaptığı yemekleri yemiş daha sonra tepsiyi alarak aşağıya inmiştim. Kulağımda kablosuz kulaklıklarım olduğundan son ses açtığım müziği dinliyordum. Evde yabancı birileri olsa da beni görmeyeceklerini düşünsem de rahatsızdım. Mutfağa girdiğimde Sema teyze ortalıkta görünmüyordu, kulağımda ki şarkı başka bir şarkıya yerini bıraktığında mutfaktan çıkacağım sırada biri sıkıca kolumdan kavramış beni köşeye çekmişti. Afallayarak beni tutan kişiye döndüğümde tüm bedenimde büyük bir şok dalgası yayıldı.
En son bir hafta önce gördüğüm o zifiri irisler yine karşımdaydı. Çığlık atmamam için kocaman elini dudaklarımın üstüne bırakmıştı.
"Bu halinle evin içinde mi geziniyorsun?"
Üstüme baktım. Her zamanki gibi askılı ve şort olan pijama takımı giymiştim. Elinin altında homurdandığımda konuşabilmem için elini geriye çekti. Bir eli belimde, diğer elini ise başımın üstüne koydu.
"Ne varmış halimde?"
Bu yakınlığı ve yaptıkları yetmiyormuş gibi giyimime de laf atıyordu.
"Yok işte, olmalıydı."
Onunla olan yakınlığım beni telaşa soktuğunda göğsüne ellerimi bırakıp onu geriye ittim.
"Sana ne?"
İtmiş olmam onu bir santim bile etkilememişti. Yine de bunu tekrarlayıp benden uzaklaşması için uğraştım.
"Çekil üstümden, yoksa çığlık atarım."
Aramıza bir adım bırakarak geri çekildi, şimdi bedenini benden uzaklaştırmıştı ama iki eliyle beni hala kafes içine tutuyordu. Biraz daha rahat nefes almaya başlamıştım.
"O çığlıklarını başka zamanlarımızda kullan."
Donup kaldım. Ne ima etmeye çalıştığını anlamamak isterdim.
"Doğru konuş! Çekil önümden!"
Çekilmedi. Elini kaldırıp yüzüme doğru getirdiğinde elini izliyordum, ne yapmaya çalışıyordu?
"Sana ne öyle mi?"
Evet öyleydi.
"Bu sözlerini sana yine hatırlatacağım."
Başımı iki yana doğru salladım.
"Öyle bir şey olmayacak, çık git evimden. Seni görmek istemiyorum."
Yanağıma koyduğu baş parmağıyla küçük bir şok yaşasam da elimle elini geriye ittirdim hızla.
"Ama göreceksin, istesen de istemesen de."
Sırf rezillik çıkmasın diye bağırmamış olsam da buna pişman olmuştum. Önümden çekilip gittiğinde sözlerinden ne anlamam gerektiğini düşünüyordum, saçma sapan konuşmuştu. Sırtına bakmaya devam ettim, bu adam benden iki tane ederdi. Boyum uzun olsa da onunla konuşurken kendimi çok kısa hissetmiştim. Hızla odama çıktığım da nefes nefese kalmıştım, olanları düşünmemek için hiç olmamış gibi davranıyordum ama düşünmemeye çalışmak daha yorucuydu. Yatağıma kurulup bacaklarımı altıma aldım, yastığımı da kucağıma alarak bir süre öyle kalmaya devam ettim. Dışarıdan gelen sesleri duyduğum da ayaklanıp bakışlarımı bahçeye diktim, geçen gün bindiğimiz arabadan farklı bir arabanın önünde duruyordu.
Orada olduğumu biliyormuş gibi irisleri penceremi buldu.
Dışarıdan kimsenin beni göremediğini bildiğimden orada kalmaya devam ettim ama nefesim hızlanmıştı. Ondan korkuyordum, özellikle bakışlarından. Diğer üç arabada gittiğinde en son o çıkmıştı. Onların adamı olduğunu düşündüğüm takım elbiseli adamlar ise hiç istifini bozmadan evin çevresinde durmaya devam ediyordu, arkama dönerek odamdan çıktım. Aşağıya indiğimde salonda babam, amcam ve Cengiz vardı. Babam ve amcam birbirlerinden uzak oturmuşlardı ama Cengiz ayaktaydı ve mavi irisleri öfkeyle parlıyordu.
"Buna izin vermiyorum! Öyle bir şey olmayacak, duydunuz mu beni, olmayacak!?"
"Neler oluyor?"
Bana döndü bütün bakışlar. Cengiz ise daha fazla bakmaya dayanamıyormuş gibi yanımdan geçerek birkaç dakika sonra evden de çıkmıştı. Arkasından bakarken şaşkındım, her şeye şaşırır olmuştum ama Cengiz'in yüzüme bile bakmadan gitmesi beni şaşırtmıştı.
"Biri bana neler olduğunu anlatacak mı?"
Amcam ayağa kalktı. Yanımdan geçip gideceğini düşünsem de bunu yapmadı, beni kendisine çekip sıkıca sarıldı.
"Seni çok seviyorum kızım."
Ona sarılmama dahi fırsat vermeden Cengiz gibi geçip gitmişti yanımdan, evden gitmemiş yukarıya çıkmıştı. Düşüncelerim beni korkutuyordu, neler olduğunu duymaktan korkuyordum.
"Baba?"
"Otur kızım."
Dediğini yapıp yavaşça karşısına oturdum. Başı hala eğikti, boğazını temizleyip bakışlarını bana çevirdiğinde nefesim kesilmişti. Babamın gözleri dolmuştu.
"Ben çok kötü bir hata yaptım kızım."
Dehşet içerisinde birazdan hüngür hüngür ağlayacakmış gibi duran babam karşısında ne dediğini anlayamıyordum bile.
"Ne yaptın baba?"
Yutkundu ve bakışlarını kaçırdı.
"Seni-"
Durdu ve toparlanmak adına derin bir nefes aldı. Kalbim dudaklarımdan çıkıp gidecekmiş gibi hızlı atıyordu.
"Işlerim bozuldu."
Düşündüğüm şey boğazımda koca bir yumru bıraktı. Korka korka baktım babama.
"Bunun benimle alakası ne baba?"
"Bana sözleşme imzalattılar kızım, içinde bir madde varmış ama ben görmemiştim. İşler ters giderse eğer bütün mal varlığımızı verecektim, bunu istemedi o adam."
Duyduklarım karşısında ağzım açık kalmıştı.
"Seninle evlenmek istedi."
🖤
