İçeriğe geç

Esir

Bölüm 2 · 9 dk okuma

Esir

Bölüm 2

2.Bölüm

Bölüm şarkısı; Gotye & Kimbra - Somebody That I Used To Know

İyi okumalar...

Dalgınca sorduğum soru ikisininde duraksamasına neden olmuştu. Kaşlarımı çattım, garip görünüyorlardı. Amcam konuşmak için dudaklarını araladığında beklentiyle ona odaklandım.

"Anlaşma yapmak istemediğim birileri var ama durum biraz karışık aslında."

Babam onun hemen sonrasında geldiğim kapıya kısa bir bakış atıp konuştu. Bu hâlleri beni endişelendirmekten başka bir şeye yaramıyordu.

"Az önce buradan çıkanları gördün mü?"

Zihnim birkaç dakika önce gördüğüm siyah irisleri karşıma çıkardığında başımı olumsuz bir şekilde salladım.

"Pek dikkat etmedim neden?"

Birbirlerine baktılar. Amcam ona bakmayı bırakıp bana döndüğünde ifadesinin üstüne perde çekerek gülümsemişti. Onları tanımıyormuşum gibi davranıyorlardı.

"Boşver bunları prensesim, pek önemli değiller. Sen anlat bakalım, okulun ilk günü nasıl geçti."

Prenses sözcüğünden haz etmesem de amcam bana hep öyle seslenirdi. Bir şeylerin döndüğünü biliyordum ama şimdilik düşünmeyerek bugün içinde yaptıklarımı anlatmaya başladım. Amcam yüzünde küçük bir gülümsemeyle beni dinlerken babam oldukça düşünceli görünüyordu. Gülmeyi bırakarak yanına ulaşıp kollarımı omuzlarından sararak sarıldım, ellerimin üzerine ellerini koydu.

"Babacım iyi misin?"

Elimi tutup dudaklarını avuçlarıma bastırdı.

"İyiyim kızım, iyiysen hep iyiyim."

Gülümsedim ve başımı salladım.

"İyi olduğuma göre iyi olmalısın."

Güldü ve amcama bakarak beni işaret etti.

"Görüyor musun kocaman olmuşta babasını teselli ediyor."

Kıkırdadım.

"Her zaman senin küçük kızın olarak kalamazdım baba."

"Hayır, sen hep benim küçük kızım olarak kalacaksın."

Gülerek dudaklarımı sakalsız yanağına bastırarak küçük bir öpücük bıraktım. Daha sonra kollarımı ondan ayırarak amcamı da öptükten sonra onlara döndüm.

"Gidiyor musun?"

Nefeslendim.

"Sizden çabuk yaşlandım, yoruldum bütün gün."

İkisi de güldü. Elimi sallayarak onları orada bıraktığımda yeniden asansöre binmiştim. Zemin kata indiğimde parka gitmiş arabama yeniden binmiştim, arabamda geçirdiğim zaman oldukça fazlaydı. Kırmızı bir audi r8'e biniyordum, babamın üniversite kazandığım için hediyesiydi. Şirketten yaklaşık iki yüz metre uzaklaşmıştım ama ardımdan hareket eden beyaz araba dikkatimden kaçmamıştı. Bir süre sonra beni takip ettiğine emin olduğumda telefonumu alarak hızlıca son arananlara girdim.

Babam aranıyor...

İçimden bir ses o adamların babamın ayarladığı adamlar olduğunu söylüyordu. Ki bence haklılık payı vardı. Babam güvenliğimden sürekli şüphe ettiğinden defalarca kez peşime koruma takmıştı. Korumalarla gezmek yeterince dikkat çekmiyorken daha çok dikkat çekmeme neden oluyordu ve bundan ölesiye nefret ediyordum.

Asıl o adamlar babamın değilse sorun çıkardı.

"Efendim meleğim?"

Bıkkın bir nefes alarak arkamda ki arabaya yeniden kısa bir bakış attım.

"Arkamda ki araba senin mi?"

Durdu ve bir süre geçti. O sürede onun bir şeyler sakladığına ve o adamların ona ait olduğuna daha çok emin olmuştum.

"Baba neler oluyor, peşime adam takacak kadar büyük bir sorun var ve benden mi saklıyorsunuz?"

Hala konuşmamıştı. Ekrana baktım ama hala aramadaydı. Bugün için fazlasıyla garipti, babam her zaman garipti bu konularda ama bugün bu gariplik farklıydı.

"Korkma seni koru-"

Göz devirip biraz daha bastım gaza.

"Kimsenin korumasına ihtiyacım yok baba, söyle onlara peşimden gelmeyi bıraksınlar."

Ve bu oldu. Babama bunları söylerken arabanın arkamda kaldığını, gözden kaybolduğuna şahit olmuştum. Dikiz aynasından göremediğimden bakışlarımı başımı geriye doğru çevirerek arabaların içinde gezdirdim. Yoktu, gitmişti.

"Baba bunları neden yapıyorsun?"

Telefonun ucunda yutkunduğunu duydum.

"İyiliğin için.."

Muhtemelen daha fazlası icin konuşacağımı bildiğinden telefonu kapatmıştı. Kararan ekrana bakarken yeniden dikiz aynasından arkama baktım, tamamen gitmişti.

"Benden daha garip."

▪︎

"Cengiz kime diyorum?"

İrkilerek omzunun üstünden bana bakan mavi irisleri bugün ki herkes gibi garipti. Bu davranışlar beni daha çok düşündürürken oturduğu yerden kalkıp yanıma ulaştı.

"Ne oldu?"

Ciddi olup olmadığını anlamaya çalıştım.

"Sizin neyiniz var böyle? Amcam da babam da bir garip, sen de öylesin. Bana da anlatsanız keşke."

Yorgun bir şekilde yanağımı okşayıp yanımdan geçip gitti.

"Yorgunum canım, uyumak istiyorum."

Dudaklarımı büzdüm.

"Ama bizi Deniz'in mekanına götürecektin."

Onsuz içkili ortamlara girmemizi istemiyordu ama buna Azra ile beraber gülüp geçiyorduk. Cengiz'in gelmesini istiyordum çünkü Deniz onun arkadaşıydı ve ben arkadaşının bana olan duygularının farkındaydım. Cengiz yanımızda olduğunda bunu saklamayı iyi beceriyordu, bu yüzden gelmesi gerekiyordu. Yorgun gözüktüğünden ona da kıyamıyordum ki.

"Canımın içi orada zaten Deniz var, ikinize de göz kulak olur."

Kuzuyu kurda emanet ettiğini bilmiyordu. Erkekler birbirlerinin ne düşündüğünü gayet iyi biliyorken arkadaşlarını bunun dışında tutup asla kötü düşünmüyorlardı.

"Neyse tamam, git uyu sen. Merak etme sarhoş olup başına kalmayız."

Dalgalı sesim yürüdüğü yolda durmasına neden oldu, bedeninin yarısını bana çevirip yüzüme ters ters baktı.

"Sarhoş olmak gibi bir hata yaparsanız, ikinizi de eve kilitlerim ve o Azra'nın telefonunu elinden alırım."

Omuz silktim. Benim için pek sorun olmayan cezalardı.

"Sizi ayrı ayrı odalara kilitlerim."

Bu benim için sorundu işte. Ayaklarımı yerde sürüyerek durumdan olan memnuyetsizliğimi göstermeye çalışıyordum, umursamadan odasına gitmişti. Derin bir nefes alıp odama girdim, benim için pek eğlenceli geçmeyecek bir gece gibi görünüyordu. Sırf Azra orayı çok sevdiğinden gitmeyi kabul ediyordum ama içimde ki o kötü his gitmememi söylese de yatağa bıraktığım elbisemi üstüme hızlıca geçirdim. Rengini fazlasıyla beğendiğim elbise birbirinden ayrı; üstü crop, altı ise mini bir etekti.



Kendime aynadan bir kez daha baktıktan sonra açık bıraktığım saçlarımı omuzlarımdan geriye doğru attım. Açıkta kalan boynuma parfümümden iki fıs sıktıktan sonra kokusunu derince içime çektim. Parfümler özel üretim olduğundan bu koku yalnızca bana aitti, bencillik gibi görünse de bana ait olmasını seviyordum. Tamamen hazır olduğuma emin olduğumda yatağın üstüne bıraktığım küçük çantayı avuçlarımın içine alarak kapıya yöneldim. Topuklu ayakkabılarımın zeminde bıraktığı sesler eşliğinde merdivenlerden inmeye başladım, ardımdan gelen ses yüzünden duraksayarak omzumun üstünden oraya baktım. Cengiz çıplak ayaklarıyla odasından çıkmış uykuyla karışık kızarık irislerini üstümde gezdirdi.

"Ben acaba gelse miydim?"

Kıkırdadım.

"Şansını kaybettin Cengizcim, bir dahakine inşAllah."

Alayımı kıstığından pek görünmeyen mavi irislerinin ardından izliyordu.

"Bekle bekle, geliyorum ben. O Azra da kesin böyle giyinmiştir."

Kocaman sırıtıp elimi ona doğru sallayıp önüme dönerek yürümeye devam ettim.

"İyi uykular Cengiz."

"Arya?"

Babam ve amcamı görmediğim için babama kısa bir mesaj atarak evden çıkmıştım. Azra beraber gitmek istediğinden arabasıyla evin önünde o an durmuştu. Mavi Porsche bir metre ilerimde durduğunda siyah film kaplı cama kısa bir bakış atmış, dikkatle diğer tarafa yürümüştüm. Eylül ayının son günleri olsa bile İstanbul hala sıcaklığını koruyordu, ona rağmen arabaya binmeden önce ürpermiştim.

"Fıstık bu ne güzellik?"

Azra'nın bugün ki kırıyo hatırlatması üzerine gülmeye başladım, o da düşlerini gösterecek şekilde gülmüştü.

"Sen de çok güzel olmuşsun, fıstık."

Gülüşlerimiz eşliğinde arabayı hareket ettirip evin bahçesinden çıkartmıştı. Azra eve gidince yaşadığı olayları anlatıyordu.

"Giyeceğim hiçbir şey yoktu Arya, bu çok kötü bir andı."

Gözlerimi belerterek yüzüne baktığımda ne demek istediğimi anlamış omuz silkmişti.

"Senin odandan daha büyük elbise odan var Azra, nasıl giyecek hiçbir şeyin yoktu."

Parmaklarıyla kırmızı ışıkta beklerken direksiyonda ritim tutturuyordu. Ela gözlerini bana doğru çevirdi.

"Bu yine de yarın alışverişe gideceğimizi değiştirmez."

Alışveriş yapmayı severdim ama Azra bunu abarttığından anında ellerimi olumsuz bir yönde salladım.

"Gece geç çıkacağız, yarın yorgun oluruz."

Dediğimi mantıklı bulduğundan başını salladı ama yine bana dönüp sırıttı.

"Ondan bir sonra ki gün gideriz."

Sırıttım.

"O zaman da başka bahane bulurum, merak etme sen."

Kahkaha attı. Arabayı durdurduğunda ikimizin de kapısı eş zamanlı açıldı. Bir bacağımı arabadan çıkarıp diğerini de yanına attıktan sonra yüzüme gelen saçlarımı kulağımın arkasına sıkıştırdım. Geldiğimiz bar İstanbulun en işlek mekanlarından biriydi, Azra'ya doğru yürüdüm. Koluma girmişti, ondan üç santim uzundum. Yani aramızda pek fark olmasa da ikimiz de topuklu ayakkabı giydiğimiz için arada ki fark kapanmıştı. Üstünde koyu yeşil mini bir elbise vardı, elbisenin kolları olsa da sırtı tamamen çıplak kalmıştı.

"Cengiz haklı."

Bizi tanıdıklarından dolayı kimlik sormayan adamların önünden geçerken Azra başını bana doğru çevirdi.

"Yine niye haklı o kuzenin?"

Güldüm. Yan yana geldiklerinde birbirleriyle sürekli uğraşıp duruyorlardı.

"Senin de benim gibi giyindiğini söylemişti ve bu yüzden gelmeye karar verdi."

Azra elini savurarak burnunu havaya dikti.

"O olmadan da kendimizi koruruz biz."

Onu gülümseyerek onayladım. Bana biraz daha yaklaşıp yaklaştıkça artan gürültünün içinde sesini bana duyurmaya çalıştı.

"Deniz için gelmek istemediğinin farkındayım ama belki de ona şans vermelisin."

Deniz de beni rahatsız eden bir şeyler vardı. Bakışlarımız kesişti.

"Hayır Azra, istemiyorum."

Ofladı.

"Kızım evlen demiyorum ki, sadece konuş. Belki de o sana onu unut-"

Sözünü kestim.

"Unutturamaz. Bu konu hakkında konuşmak istemiyorum."

Bu konudan hep kaçıyordum. O da kaçmamdan kendi içime kapanmamı sevmiyordu.

"Kaçmayı daha ne kadar sürdüreceksin?"

Gözlerimi kaçırdım. Bakışlarım başka biriyle kesişti, Deniz bizi görmüş hatta yanımıza yüzünün tamamını kaplayan gülümsemeyle gelmeye başlamıştı. Azra kolumun üstünü okşadı.

"Nasıl istiyorsan öyle yap bebeğim, ben sadece mutlu olmanı onu geride bırakmanı istiyorum."

Elinin üstüne elimi yerleştirip minnetle gülümsedim, bu halime katlanabilen ve bunca zaman yanımda kalan tek arkadaşım oydu. Azra ile çocukluk arkadaşından öte kardeşim gibiydi.

"Merhaba kızlar, hoş geldiniz."

Deniz tam önümüzde durmuş ışıldayan kahve irislerini üstümde tutmaya devam etti. Yüzümde ki gülümsemeyi bozmamaya çalıştım.

"Hoş bulduk Deniz."

Ben sessiz kalmayı tercih ederek küçük bir hareketle başımı salladım.

"Gelsenize, Cengiz yok bu sefer."

Sesinden akan o heyecanı anlamamak imkansızdı, Azra ile göz göze geldik. Bizi yönlendirdiği VIP bölümünde koltuklardan birine götürdü. Azra rahatsız olduğumu bildiğinden ortaya geçmiş, beni köşeye doğru itmişti. Deniz bu duruma memnun olmuş görünmüyordu.

"Tüm gün şirkette çalışıyor, yorulduğu için gelmedi."

Konuştuğum için dikkatini dudaklarıma vermiş, yutkunmuştu. Rahatsızca yerimden kıpırdanıp bakışlarımı barın içine çevirdim. Buraya geldiğimiz için şimdiden pişman olmuştum. İçeceklerimizi sipariş ettikten sonra sırtımı rahat koltuğa yaslayıp Deniz'in bakışları altında Azra ile sohbet etmeye çalışıyordum. VIP bölümü üst katta olduğundan aşağıda ki insanları daha net görüyordum. Burada olmama rağmen şarkıda geçen o sözcüklerin içimde gerçek olduğunu hissediyordum. Deniz'in bakışlarından farklı bakışlardı bunlar, kaşlarımı çatarak kalabalığın içinde beni rahatsız eden o bakışları görmeyi bekledim ama Deniz konuştuğunda ona doğru bakmak zorunda kaldım.

"Arya dans edelim mi?"

Ayağa kalkmış, önümde duruyordu ama bunu hiç fark etmemiştim. Gereğinden fazla yaklaşmıştı.

"Belki daha-"

Oldukça istekli görünen bakışları ve eli bana biraz daha yaklaştı.

"Lütfen."

Azra'ya baktım. İki omzunu aynı an da kaldırıp kararı bana bıraktı. Bu durumu kesmenin zamanı gelmişti, bunu kesmesini söyleyebilirdim. Elimi avucunun içine yerleştirdiğimde beni kendisine doğru çekti, göğsüne yapıştığımdan geriye çekildim. Sırıtarak buna izin vermiş, sonrasında konuşmuştu.

"Heyecanlandım."

Fazlasıyla rahatsızdım. Bu hataydı. Elini belime yerleştirip bedenimi bedenine kendisine çekti, elimi aramıza koyup bu yakınlığı biraz olsun kestim. Bakışları gözlerimden bir an olsun ayrılmıyordu, müziğe eşlik ederek hareket etmeye başladığımız da daha çok rahatsız olmuştum. Sadece onunla değil, diğerleriyle de yakın olmak bana ihanet ediyormuşum gibi geliyordu.

Aşkıma ihanet ediyordum.

"O kadar güzelsin ki sana bakmaya-"

Yutkundum ve bakışlarına karşılık verdim.

"Deniz, lütfen böyle konuşma."

Belimde ki elini biraz aşağıya indirdiğinde gözlerim şaşkınlıkla aralanmıştı.

"Nedenmiş Arya, sana olan duygularımın sen de farkındasın."

Elinin olduğu yer yanmaya başladığında bedenim bundan nefret etmişti.

"Deniz ben duygularını biliyorum ama kimseyi istemiyorum."

Elinin kalçalarıma gelmek üzere olduğunu fark ettiğimde yüzünün de haddinden fazla bana yaklaştığını aynı an da fark ettim. Büyük bir panik dalgası vücudumda yer edindiğinde ondan uzaklaşmak adına geriye doğru çekildim. Aslında sadece çekildim, çünkü hareketimi engellemiş ve tutuşunu biraz daha sıkılaştırmıştı.

"Senden hoşlanıyorum Arya, beni dinlemek zorundasın."

Omzundan ittiğimde bana biraz daha yaklaşmıştı.

"Deniz bırak beni!"

Bırakmadı. Kollarının arasında bir kez daha hareket etmeye çalıştığımda başarısız olmuştum, bana iyice yaklaşmıştı. Sonra bir şey oldu. Deniz benden ayrılıp geriye doğru büyük hızla düşmüştü. Ne olduğunu anlamaya çalışırken onunla karşılaştım.

Göğsü hızla kalkıp inerken öfkesini zifiri irislerinde görmüştüm. Tüm bedenim büyük bir şaşkınlığa uğramış, o siyahlarla yeniden karşılaştığımdan şaşkındım. Bakışları ben de değildi, yerde neler olduğunu anlamaya çalışan Denizdeydi. Eğer gözleriyle öldürmesi mümkün olsaydı bu olurdu, ona öldürecekmiş gibi bakıyordu. Hızına yetişemediğim bir çeviklikle beline elini götürüp tekrar önüne getirdiğinde yutkundum. Eli şimdi boş değildi.

Elinde siyah kabzalı bir silah vardı.

"Ona nasıl dokunabilirsin!?"

🖤

Ayayayayayayaya ayy ne oluyor ne oluyor wosmwmdmemdkmekd

Deniz'i sevdiniz mi?

Sizi seviyorum...

Bölüm sonu

1 yorum