İçeriğe geç

Esir

Bölüm 4 · 9 dk okuma

Esir

Bölüm 4

4.Bölüm

İyi okumalar...

Kalbim ve beynim sessizliğe gömüldü. Babamın yüzüne öylece baktım, beynim durmuş ve ben ne dediğini inatla anlamak istemiyordum.

"Ne?"

Elleriyle yüzünü kapattı.

"Kabul etmek zorunda değilsin kızım, onunla evlenmene gerek yok. Bu tuzağa düşmek benim hatamdı, hatamın sonucunu sen öde-"

Yerimden kalktım. Babam sustu, arkamı dönerek yürümeye başladığımda vücumda ki sakinlik beni korkutuyordu, olmaması gerektiği kadar sakindim. Her an kriz geçirmem ve neler olduğunu çözmeye çalışmam lazımdı ama ben hiç olmayacak kadar sakindim. Babam arkamda seslenmişti, durmadım. Odama girdiğimde kapıyı kilitleyip yatağıma doğru yürüdüm, pikeyle tüm bedenimi gizleyerek yatağıma uzandım. Ağlamak istiyordum ama ondan öncesinde o adamın sözleri ve bakışları hatrıma düştü.

Ailemi tuzağa mı düşürmüştü?

Babam akıllı bir iş adamıydı. Bir iş yapacaksa en ince ayrıntısına kadar irdelerdi ama bu sefer öyle olmamıştı. O adam bir şeyler çevirmiş ve beni istemişti? İyi de beni niye istiyordu? Cenin pozisyonuna girdim, tüm bedenim şiddetle titriyordu. Tırnaklarımı koluma geçirerek hıncımı kendimden çıkardım, evlenmek mi? Hem de o adamla? Bu imkansızdı.

"Arya lütfen aç şu kapıyı?"

Babamın ve amcamın seslerini duyduğum da kalbim küt küt atıyordu. Ayaklandım ve kapıya vardım, gözlerimden yaşlar sicim gibi dökülüyordu ve ben ne zaman ağladığımı bile anlamamıştım.

"Azra'yı istiyorum."

Sesim bir fısıltıdan farksızdı. Telefonumu nereye koyduğumu bilmediğimden onu arayamamıştım ama kapının önünde ki sesler duraksamıştı. Beni duymadıklarını düşünerek yeniden seslendim.

"Azra'yı istiyorum."

"Hemen çağırıyoruz."

Kapının arkasına çökerek dizlerimi kendime çektim. Gözyaşlarım hala akıyordu ama normalde olmayacak kadar sessizdim. Bir hafta önce hayatıma aniden dalan o adamın elinde yalnızca benim değil ailemin de hayatı vardı. Hıçkırdım ve o an arkamda ki kapı çalındı.

"Canımın içi, ben geldim."

Ayaklanıp yüzümü sildim. Kapıyı açtığımda Azra nefes nefese yüzüme bakıyordu, korkmuştu. Ağlayarak boynuna sarıldığımda derin bir nefes alarak bana sıkıca sarılmıştı.

"Ne yani onunla evlenecek misin?"

Başımı dizlerine koyarak sonunda durmuş gözyaşlarımın ardından yüzümün gerilmesi beni rahatsız ediyordu.

"Bilmiyorum Azra, babama tuzak kurmuş."

"Oruspu çocuğu!"

Küfür ettiği için başımı kaldırıp yüzüne baktım, o adam bunu hak ediyordu ama ben küfürden hiç hazetmezdim.

"Bir şeyler yapmamız lazım."

Dikkatle yüzüme baktı.

"Ne gibi şeyler?"

Ben de bilmiyorum ama bu durumu çözmesi gereken kişinin ben olduğunu biliyordum.

"Kabul etmeyeceğim."

"Mal mısın kızım, tabii ki etmeyeceksin."

Dudağımı ısırıp ayaklarımı altıma alarak bakışlarımı zemine diktim.

"Onunla konuşmam gerek."

"Nasıl konuşacaksın, onu tanımıyoruz bile."

Omuz silktim. Babamdan bulurdum. Konuşarak bize biraz zaman vermesini isteyebilirdim, hem ben hem de ailem çalışır borcu öderdik.

"Asıl nasıl ikna edeceğimi düşünmem lazım."

Dudaklarını konuşmak için araladığında aşağıdan gelen bağırışlar ile oturduğum yerden hızla ayaklandım. Azra'ya baktım, bakışları benim gibi kapıya dönmüştü.

"Neler oluyor?"

Önde ben arkamda o odamda çıktığımız da merdivenleri hızla inmiştik. Onlarca kişinin salonda ve kapı önünde durduğunu gördüğüm de kalbim tekledi, haciz memurları evimize gelmişti. Babam koltukta oturmuş bir şey yapmıyordu ama amcam gelen kişilere bir şeyler söylüyor onları engellemeye çalışıyordu. Cengiz ise ortalıkta görünmüyordu.

"Ne yaptığınızı sanıyorsunuz, çıkın evimden!"

Bağırışımla birlikte çoğu kişi bana bakmıştı. Giyinişinden avukat olduğunu anladığım kadın bana bakmaya başladı, bakışlarında anlamadığım bir ifade vardı.

"Üzgünüz Arya hanım, bu ev artık sizin değil."

Merdivenlerin ortasına durarak yutkundum, bu fazla ağır gelmişti. Atacağım adımım boşluğa düştüğünde dengemi sağlamak için geç kalmıştım.

"Arya!?"

Çığlığımla beraber aşağıya doğru düşmeye başladığım da şimdiden fazla hasar alacağımın bilincindeydim. Sonra bir şey oldu, belimi sıkı sıkı tutan kollar düşüşümü engellemişti. Bedenim hızla başka bir bedene tosladığında korkuyla önümde ki kollara sıkıca tutunmuştum. Nefes nefese bir şekilde önüme baktığımda onunla göz göze geldim, üstümü hızla süzmüş daha sonra öfkeli irislerini avukata çevirmişti. Başıyla dışarıyı işaret ettiğinde konuşmadan onlarca insanı tek bir hareketiyle evden çıkartmıştı. Elimi kollarından çekerek ondan bir adım geriye çekildiğimde belimi tutan ellerini geriye çekmişti, ardımda kalan merdivenlere kısa bir bakış attım. Azra hala aynı yerde dehşete düşmüş bir yüzle bana ve arkamda ki adama bakıyordu, oradan düşseydim eğer mutlaka birkaç kemiğim kırılırdı.

"İyi misin kızım?"

Amcama baktım ve başımı salladım.

"Seninle özel konuşabilir miyiz?"

Herkesin nefesini tuttuğunu önümde ki adamın ise bakışlarını bana çevirdiğini gördüm.

"Bizi yalnız bırakın."

Sesinde ki sertlik hiç değişmemişti. Azra gitmek istememiş olsa da ona odamı işaret ettim, salonda yalnız kaldığımız da bakışlarımı ona diktim.

"Bunu neden yapıyorsun?"

"Ne yapıyorum?"

Benimle dalga mı geçiyordu? Öfkeyle nefeslendim.

"Babama tuzak kurmuşsun, bunu neden yaptın?"

Aramızda ki bir adımı bitirdiğinde aramızda santimler kala durdu. Yüzüne bakmak için başımı kaldırmıştım ama bu boynumu acıtmıştı. Bu kadar uzun olmaya ne gerek vardı?

"Seninle evlenmek için."

Net. Tüm ifadem yerle bir olduğunda ondan uzaklaşmak için bir adım geriye doğru atmıştım.

"Neden?"

Başını yana eğerek ondan uzaklaşmamı küçümseyen bakışlarıyla izledi.

"Çünkü öyle istiyorum."

Öfkeyle soludum.

"Sen benimle dalga mı geçiyorsun!?"

Çenesini sıktı.

"O sesinin ayarına dikkat et."

Bağırarak söyleseydi eğer bu kadar çok korkutucu görünmezdi.

"Etmiyorum, bana neler çevirdiğini anlatacaksın! İsmini bile bilmiyorum senin!"

Aramıza koyduğum o mesafeyi yeniden santimlere indirdi.

"Arya bağırma."

Daha yüksek sesle bağırdım.

"Bağırırım! Kimsin sen!?"

Ne olduğunu anlayamadan beni kendisine çektiğinde ayaklarım birbirine dolandığından başımı göğsüne çarpmıştım.

"Benim de bir sabrım var!"

Pozisyonumuzun şaşkınlığına düşmeden ellerimi göğsüne koyarak onu itmeye çalıştım.

"Bırak beni!"

"Bırakmam."

Sesi garipti. Nefesimi kesecek kadar garip ve bir o kadar da korkutucu.

"Benimle neden evlenmek istiyorsun?"

Onunla arama yeniden mesafe bırakmış bunları söylemiştim. Öfkeyi şimdilik geriye atmalı ve ondan zaman istemeliydim. Yoksa işler iyice sarpa sarardı.

"Çünkü seni istiyorum."

"Mal mı istiyorsun hayvan!?"

Ben sakin olmaya çalıştıkça o beni daha çok öfkelendiriyordu. Ne demek seni istiyorum ya ne demek!?

"Arya!? Düzgün konuş!"

Burada delirecektim ama o ne dediğimden çok laflarıma dikkat ediyordu.

"Konuşmuyorum! Çık git evimden, yüzünü bile görmek istemiyorum senin!"

"Unuttun mu bu ev artık senin değil."

Durdum. Dişlerimi kıracakmış gibi birbirine bastırdım, babamların beni bu adamla nasıl yalnız bıraktığını anlayamıyordum.

"Umrumda değil, seninle evlenmeyeceğim."

İki kolumdan tutarak beni kendisine çekti, öfkesini tüm bedeninde hissediyordum.

"İki günün var. Ondan sonra benden kaçamayacaksın."

Beni bırakıp gitmeye başladığında arkasından bakmak yerine önüme bakıyordum.

"Derin Ateş Yakar, ismim ."

Göz göze geldik. İfadesizliğini bozmadan önüne dönerek gitmişti. İsmini düşündüm birkaç saniye, küfür gibi o ne öyle?

¤

İki gündür evden bir saniye olsun çıkmamıştım, odamdan da öyle. Azra o gün bizde kalmıştı ama sürekli arayıp duruyordu.

"Kaçalım mı?"

Bugün kararımı vereceğim o gündü. Azra'nın kaçıncı bilmediğim o kaçış planını dinliyordum, başımı yastığın altına gömerek derin bir nefes aldım.

"Buraya gelecek misin?"

"Tabii ki geleceğim, evden çıkıyorum birazdan."

Telefonu kapatıp sırt üstü yatağa uzandım, bakışlarım sırt çantama gidip geliyordu. Kapı çaldığında gelenin kim olduğunu umursamadan yorgunca bağırdım.

"Kimseyi görmek istemiyorum."

Kapı istediğimin aksine açıldı. Gelen kişinin ayak seslerinden kim olduğunu anlamıştım, iki saniye sürmeden baş ucumda onu gördüm.

"Rahat bırak beni Cengiz."

"Her şey hazır, biraz sonra Azra geldiğinde evin arka kapısından çıkıp sizi bekleyen arabaya binin."

Doğrularak yüzüne baktım.

"Sizi bırakamam."

Yatağıma oturup yüzümü okşadı.

"Bizi zaten bırakmayacaksın, sadece belli bir süre ortalıktan kaybolacaksın güzelim."

Gözümden bir yaş düştüğünde iki gündür kurduğu planını bugün yapacağını söylemek için geldiğini biliyordum. O adamla evlenmek istemiyordum ama ailemi yüz üstü bırakmaktan ölesiye nefret ediyordum. Kollarımı boynuna dolayarak ona sarıldığımda belimden beni kendisine çekerek daha sıkı sarıldı.

"Ya size bir şey yaparsa?"

Biliyorum, yapabilirdi. O güçlü ve dokunulmaz gibi görünüyordu. İsmini öğrendikten sonra kısa bir araştırma yapmıştım, karşıma çıkanlar korkutmuştu beni. Turkiye'nin yanı sıra dünya çapında tanınan bir adamdı, onun gibi birisiyle nasıl yapardım bilmiyorum.

"Yapamaz güzelim, sen git burayı bana bırak."

Hıçkırdım. Kapıdan Azra'nın içeriye girdiğini gördüm. Burnumu çekerek Cengiz'den ayrıldım, Cengiz ayağa kalkmış Azra'yı kollarının arasına almıştı.

"Arya'yla birbirinize sahip çıkın, ben işleri yoluna soktuğumda sizi gelip göreceğim."

Azra onu onaylamıştı. Yataktan kalkıp giyinmeye başladığımda Azra yatakta oturmuş sessizliğe bürünmüştü, ben ise Cengiz'in ardından sözlerini düşünüyordum. O adamın neler yapabileceğini düşündükçe nefesim kesiliyordu, onlara zarar verir miydi?

"Ben çok korkuyorum."

Azra ile karşılıklı durmuş korkuyla karışık birbirimize bakıyorduk. Evden kaçacağımı ne babam ne de amcam biliyordu, Cengiz öyle istediğinden bir şey söylememiştik. Haberdar olan tek kişi Azra olmuştu.

"Ben de ama buna mecburuz. Göz göre göre onun gibi biriyle evlenemezsin."

Ağlamamak için dişlerimi birbirine bastırdım.

"Ya onlara bir şey yaparsa?"

Azra başını iki yana doğru salladı.

"O kadarını yapmaz. Katil mi bu adam?"

Katilleri andıran soğuk bakışları vardı. Derin bir nefes aldım, içim rahatlamamıştı.

"Gidelim mi?"

Başıyla onayladı beni.

"Gidelim."

Saat öğleden sonraydı. Evden tamamen çıktığımız da o adamın korumalarından zar zor kurtulabilmiştik. Her yerde varlardı, her yerde. Sonunda bizi bekleyen arabaya bindiğimiz de neredeyse hava kararmaya başlamıştı. Özel uçakla yurt dışına gidecektik, bakışlarım hem arkamızda kalan evlere hem de yanımızdan geçtikçe tekleyen kalbimin eşliğinde giden arabalardaydı.

"Sakinleş artık, kurtuldun."

Hiç öyle hissetmiyordum.

"İçimde kötü bir his var Azra."

Elimi elinin içine aldı.

"Korkma."

Bir şey söylemedim. Başımı geriye yaslayıp Azra'nın elini daha sıkı tuttum. Araba bir an da durduğunda bir elim kalbimde diğer elim ise hala Azra'daydı.

"Neler oluyor?"

"Efendim, arabanın etrafını sardılar."

Gözlerimi kapatıp derin bir nefes aldım, kalbim yerinden çıkacakmış gibi hızlı atmaya devam etti.

"Aç kapıyı."

Bu sesi tanımıyordum, Azra'nın eli elimi daha çok sıktı.

"Önümüzden çekilin!"

Şoförün sözlerini kesen şeyi görmedik ama ellerini kaldırdığında ne olduğunu anlamıştık.

"Aşağıya in."

Bu ses hem eğlenceli hem de olabildiğince tehditkardı. Şoför dikiz aynasından bize baktığında ne yapacağımı bilememiştim, kapana kısılmıştık.

"Ona zarar verme."

Sözlerimin ardından göremediğim o adamın sesini duydum.

"Zarar vermeyeceğiz tabii arabadan inerse."

Şöföre inmesini işaret ettim, kararsız kalsa da indi arabadan. Onun yerine başka biri bindi, dikiz aynasında birkaç saniye göz göze geldik.

"Merhaba yenge, ben Miraç. Ateş beyin korumasıyım."

Söylediği şeye bir süre bakakaldım. 'Yenge' ne?

"Ne yaptığınızı sanıyorsunuz?"

Önüne dönüp arabayı yolun ortasında geriye doğru çevirdi, geldiğimizin aksine daha hızlı ve daha dikkatli sürüyordu.

"Ateş beyin emri efendim."

"Ateş beyinize de size de başlayacağım şimdi! Bırakın bizi çabuk!"

Umursamadı.

"Kolumu boğazına sarsam ne yapabilir ki?"

Azra'ya kısa bir bakış attım.

"Biz de ölürüz, ne olacak ki?"

Bunu düşünememiş gibi alnının ortasına elini vurdu. Komik görünmüştü. Eğer ciddi bir durumun içinde olmasak arkadaşımın bu salaklığına kahkaha atardım.

"Ben onu düşünmemiştim."

Göz devirdim.

"Şaşırmadım."

Kolumu cimcirdi. Her şeye rağmen birbirimizle uğraşıyorduk, biz cidden salaktık. Evin önüne geldiğimiz de bizi nasıl bulduklarından çok evin önünde ki araba dikkatimi çekmişti, oldukça lüks olan o araba muhtemelen ona aitti.

"Aç kapıyı!"

Açtığında içinden hızla çıkarak koşmaya başladım, evde bir şeyler olmuşsa bu benim yüzümdendi. Kapı ben çalmadan açıldığında Sema teyzenin kocaman olmuş bakışları üstümdeydi.

"Sen gitmemiş miydin?"

O da mı biliyordu? Evin içine girdiğimde arkamdan Sema teyze ve Azra gelmişti. Salonun ortasında görmek istemediğim o korkunç manzara duraksamama neden oldu. O adam Cengiz'in alnının ortasına silah dayamış öfkeyle ona bakıyordu, nefesimi tuttum.

"Arya'yı benden ayırabileceğini mi sandın!?"

Cengiz silaha biraz daha yaklaşarak öfkeyle ona bakıyordu.

"Onu senin ellerine bırakacağıma ölmesini yeğlerim."

Altımda ki zemin dönmeye başladı, Cengiz sırıttı.

"O gitti Ateş ve sen onu bir daha göremeyeceksin."

Ateş emniyeti çektiğinde yutkundum.

"Yapma."

Bütün bakışlar beni buldu.

"Evleneceğim, lütfen yapma."

🖤

Kitabımı düzenlemenin sebebi Arya'ydı. Ateşin karakteri değişmeyecek, hiçbir şey değişmemiş demeyin. Rahatsız olduğum her şeyi değiştirdim ve değiştirmeye devam edeceğim.

Bir sonra ki bölümde görüşürüz.

Sizi seviyorum...

Bölüm sonu

1 yorum