İçeriğe geç

Esir

Bölüm 17 · 7 dk okuma

Esir

Bölüm 17

17.Bölüm

İyi okumalar...

Duman'a bakakaldım. Benim bu gece mutlu olmam zaten bu kadar sürerdi, bakışlarım ailemi bulduğunda sevindiğim tek durum bu olmuştu. Ateş merdivenlerden inip güçlü adımlarla yanıma doğru gelmeye başladı, kalbim hızlanırken bu lanet duruma bir kez daha lanet ettim.

Duman ise iyi bir şey yaptığını düşünüyormuş gibi hala sırıtıyordu.



Ona bakmamı engelleyen Ateş'in karşımda dikilen bedeni oldu. Gözlerini elbisemde gezdirdikten sonra yeniden irislerime baktı, ne yapacağını biliyordum. Belimden tutarak beni kollarının arasına çekti, dudaklarının baskısını tenimde hissettim. Alnımda ki dudakları baskısını birkaç saniye sürdürdü ve yavaşça geriye çekildi ama belimde ki elini geriye çekmek yerine yanımda durmaya başladı.

"Beni gördüğüne pek mutlu değil gibisin."

Gibi mi?

"Demek ki isteyince beni anlayabiliyormuşsun."

Belimde ki elini sıkılaştırdı ve bana biraz daha yaklaştı.

"Ben seni her zaman anlıyorum."

Orada ki insanların bize bakmadığını bilsem ona diyeceklerim bunlarla sınırlı olmayacaktı ama sessizce konuşmaya devam ettik. Ben o olmayan her yere bakarken o sadece bana bakıyordu.

"Anlıyorsan bırak."

Ateş bizi diğerlerinden birkaç adım uzaklaştırdı ve önümde dikilerek başını bana doğru eğdi. Hala bizi izleyenlerin olduğunu biliyordum ama ona ayak uydurmaktan başka bir şey yapmadım, arkama doğru attığım adımlarım onun sayesinde durdu.

"Bırakmayacağım Arya, bunu anlaman lazım."

O sessizlik bir an da kendisini müziğin ortasına bıraktığında bizi duymamaları için sessizce konuşmayacak olmamız iyi olmuştu.

"Seni anlamayacağım."

Yüzüme eğilmeye devam etti, biraz daha yaklaşsa dudaklarımız birbirine değecekti. Kabinde ki o anlar hatrıma düştüğünde aynı şeylerin olma ihtimali beni terletmişti.

"Herkes bildiğini yapsın."

Dişlerimi sıkarak ondan uzaklaşmak adına başımı ondan tarafa çevirdim, dudakları yanağıma değecek gibi oldu ama bu olmadı. Geriye çekilerek belimden tutmaya devam etti. Bakışlarım ondan uzaklaştığından zihnimi de oradakilere odakladım, herkes çalan müziğin eğlencesine kaptırmış dans ediyorlardı. Şarkının etkisine kapılmamak için zor tutuyordum kendimi, çünkü oldukça eğlenceli ve güzel bir şarkıydı. Ateş olmamış olsaydı dans ediyor olurdum, parmağımı müziğin ritmiyle beraber koluma vuruyordum. Azra ile Cengiz yan yanaydılar ve anladığım kadarıyla onu bir şeye ikna etmeye çalışıyordu, dans etmesi için uğraşıyordu. İkisi de bana baktığında hallerine gülüyordum, Azra aklına bir şey gelmiş gibi yanıma doğru geldi.

"Arya dans edelim mi?"

Azra'nın bana doğru uzattığı elini tutmak için davranacağım sırada Ateş belimden sıkarak bunu engelledi.

"Biz böyle iyiyiz."

Azra ona kıstığı gözlerinin altından baktı.

"Sana sormadım."

Ateş Azra'ya kısa bir bakış attıktan sonra gözlerini bana çevirmişti.

"Ne dediysem o."

Gözlerimi açıp kapattım ve Azra'nın uzattığı elini tuttuktan sonra Ateş'e baktım.

"O yüzden dans edeceğim Ateş, sen istersen izleyebilirsin."

Kolunun esaretinden kurtularak Azra'ya doğru yürüdüğüm de Ateş bakışlarını benden ayırmadı. Azra ile karşı karşıya durarak müziğin ritmiyle hareket etmeye başladığımızda siyah irislerin ağırlığı üzerimdeydi. Diğer kızlarla doldurduğumuz pistte ki şarkı hepimizin ortak noktası olmuştu, tam dans edilecek bir şarkıydı. Kollarımı yukarıya doğru kaldırıp vücudumu sallamaya başladım, bakışlarımı o siyah irislere çevirip gözlerinin içine baktım. Kalçamı sallayarak aşağıya indirdiğim kollarımla yavaşça aşağıya indim, ellerimle ayrıca elbisenin sardığı tenimin üstünde geziniyordum. Öfke gezinen gözleri karşısında gözlerimi kapatarak kocaman gülümsedim ve vücudumu bir kez daha salladım.

"Kes şunu."

Burnumun dibindeydi. Kollarımı tutarak buna engel olmak istercesine yüzüme bakıyordu. Bedenimi bedenine yaslamıştı.

"Asıl sen kes şunu, dans etmek istiyorum."

Gözlerimin içine bakmaya devam etti.

"Evlenmeye gönüllü olmadığını sanıyordum."

Etkisine kolayca kandığım müziği artık duymuyordum, boğazıma asla yutamayacağım bir yumru canımı acıtmaya başlamıştı. Bunu engellemek istercesine yutkundum ve dolan gözlerimi umursamadan başımı dikleştirdim.

"Ne o ağlamıyorum diye mutsuz mu oldun?"

Dişlerimi sıkmaktan etlerim acıyordu.

"Yaptığın hiçbir şeye boyun eğmeyeceğim Ateş ve ağlamayacağım."

Olmayan mutluluğumu boğazımda bırakmıştı, kollarının arasından çıkarak yanımıza yaklaşan bir kızın elinden içecek aldım. İçki olmasa da bir şeylerin iyi gelmesi gerekiyordu, kalbim göğsümde canımı acıtırcasına hızlı hızlı çarpıyordu. Kıza tüm olanlara rağmen gülümsedim.

"Teşekkür ederim."

"Rica ederim."

Ateş'in arkamdan gelerek yanımda durduğunu göz ucuyla gördüm. Cengiz ile göz göze geldiğimde mavilerine kocaman gülümsedim, yanımdakine baktıktan sonra o da gülümsedi. Zaman akmayı bırakmış gibi bir türlü geçmek bilmiyordu, bacaklarım ağrımaya başlamıştı ve ellerimin içinde kuruyan kına kaşındırıyordu. Elimde ki kokteylden bir yudum alarak masaya geri bıraktım, üstüme çöken onlarca ton ağırlık vardı sanki.

•>

Boynumu ovdum, doğru düzgün olmayan uykum yüzünden şimdiden uykum geliyordu. Ki saatin gece yarısını çoktan geçtiğinin farkındaydım, yan tarafımda bana bakmakta olan Ateş'i görmezden geliyordum.

"Gidelim."

Ciğerlerime küçük bir soluk çektim, bunu duymaya bu kadar ihtiyacım olduğunu daha iyi anlamıştım. Önden yürümek için davrandığımda elimi tuttu ve gitmeme mani oldu, yanımda yürümeye başlayınca ellerinin içinde ki elim yanmaya başlamıştı. Yorgunluğum dışında hiçbir şey umrumda olmadığından onunla birlikte yürümeye devam ettim. Neredeyse herkes gitmişti ve ben bu gece bu otelde kalacağımızı sonradan öğrenmiştim, yanağımdan öperek uzaklaşan Azra odasına birkaç dakika önce çıkmıştı.

"İyi akşamlar efendim."

Yanımızdan geçen adamı Ateş görmemiş gibi davranarak yürümeye devam etti. Asansöre bindiğimizde tüm ağırlığımı diğer bacağıma vererek soluklandım. Yorgunluktan bayılmama ramak kalmıştı. Asansörün durduğuna dair mekanik ses çıktığında gergin bekleyişim son bulmuştu, Ateş hala sessizdi. Önümüzde uzanan kapılarla dolu koridorda yürümeye başladığımız da yolun sonunda durmuştuk. Önünde durduğu kapıyı cebinden çıkardığı kartla açtığında gerginliğim geri geldi.

"Seninle aynı oda da uyumayacağım."

Kapıyı açan hareketleri durdu ve elimi biraz daha sıktı. Gövdesini bana doğru çevirdiğinde gözlerine bakmayı reddederek kapıya odaklandım. Elimi bıraktı ve çenemin ucunu tutarak ona bakmamı sağladı.

"Aynı yatakta, kollarımda uyanacaksın Arya."

Vücudumda tehlike çanları o yakınlaştıkça çalmaya başlamıştı, yutkundum ve geriye doğru eğildim. Belime bıraktığı eliyle bunu engelledi ama başıma engel olamadı. Biraz daha geriye gitmeye çalışırsam boynumdan olacaktım, açığa çıkan boynuma dudaklarını bastırdı. Kocaman açtığım gözlerimle onu engellemeye çalıştım ama buna fırsat vermeden geriye çekildi, bedenimi yavaşça bıraktı. Bana kartı uzattı ve konuştu.

"Alışsan iyi edersin."

•>

Odaya girdiğim de arkamdan gelecekmiş gibi sırtımı kapıya yaslayarak bir süre öylece bekledim. Karşımda ki odaya gitmişti ama söyledikleri hala benimleydi. Hızla çarpan kalbimin üstüne elimi yerleştirerek derin bir nefes aldım, bana uzattığı kartı kapının önünde ki masaya bıraktıktan sonra süit odanın içine girdim. Bedenimden yayılan yorgunluğa iyi geleceğini düşündüğüm kısa bir duş alarak çift kişilik yataklardan daha büyük olan yatağa uzanmıştım. Fazlasıyla sıcak olduğundan südyen ve pjama şortumu giymiştim. Gözlerim yavaşça kaydığında yorgunluğum karşısında daha fazla direnç sağlayamamıştım.

Tenimde hissettiğim temas ile kıpırdanmış, ardından gözlerimi hafifçe açmıştım. Çıplak belime sarılmış bir şey vardı, uyku sersemi olsam da beynim alarm vermiş gözlerimin kocaman açılmasını sağlamıştı. Tenimde çıplak, kaslı bir kol vardı. Böyle bir şey beklemediğim için çığlık atarak ondan kurtulmaya çalışmıştım. Çığlığımı kesmek için elini dudaklarımın üzerine koymuş, daha sonra hızla üstüme çıkmıştı. Nefes nefese kaldığım için göğsüm kalkıp iniyordu. Kim olduğunu karanlık yüzünden göremiyordum, diğer elinin varlığını boynumda hissettiğim de gözlerim kocaman açılmıştı tekrar. Tahmin ettiğim gibi boğazım da oluşan baskı ile debelenmeye başladım. Biri beni boğuyordu ve ben kim olduğunu bile bilmiyordum.

Bunu düşündüğümü anlamış gibi yüzünü yüzüme yaklaştırdığında gözleriyle karşı karşıya kalmıştım. Simsiyah gözleri karanlıkta bile parlıyordu, ölümüm onun elinden olacaktı.

Zorla kocam olan adam tarafından boğularak öldürülüyordum.

Çığlık çığlığa yataktan kalktığımda çevreme hızla bakındım, kabus görmüştüm ama çok gerçekçiydi. Nefes nefese kalmıştım, ciğerlerim yanıyordu. Hızlı hızlı aldığım nefesler göğsümün inip kalkmasına neden oluyordu. Etrafıma bakarken bir gürültü koptu. Korkuyla o tarafa bakarken kapının kırıldığını ve içeriye o adamın girdiğini gördüm. Sadece o da değildi, bütün korumalar ve arkalarından gelen Azra. Kapının gürültüsü ile o kadar korkmuştum ki refleksle yataktan kalkmış bana saldıracaklarmış gibi savunma pozisyonuna girmiştim. Ateşin bakışları üstümde saliselik gezindikten sonra arkasındakilere bağırmıştı.

"Dışarı!"

Sözünü ikiletmeyen tek kişi Azra olmuştu, yanından geçerek yanıma geldi ve tek ihtiyacım olan şeyi yaptı. Sıkıca sarıldı, ona sığındım anında.

"Yine mi kabus gördün?"

Başımı salladım, konuşacak takatim yoktu.

"Ne kabusundan bahsediyorsun?"

Sorduğu soruya gülmek istesem de yapamadım. Çünkü kabusumun hala gerçek olma ihtimali oldukça yüksekti.

"Her şeyi en ince detayına kadar bilen Ateş bey bunu bilmiyor mu? Ne kabusu biliyor musun?"

Azradan ayrılarak yüzüne nefretle baktım.

"Sen hayatıma girdiğin günden beri gerçek kabuslar görüyorum ve bir de uyuduğumda. Ikisinde de sen başroldesin. Hayatımı kabusa çevirmek nasıl bir duygu, söylesene."

Ateşin boynunda ki damarın attığını buradan bile görüyordum, az önce korkuyla inip kalkan göğsüm şimdi nefretimi dışa yansıtmam yüzünden bu haldeydi. Ateş hızla bana doğru geldiğinde arkamda kalan Azra önüme geçmişti.

"Ona zarar veremezsin!"

Gözlerimi birkaç saniyeliğine sakinleşmek için kapattım, Azranın kolunu sıktım ardından. Ateş belki de bana zarar vermezdi ama benim yüzümden Azraya zarar vereceğini biliyordum. Bundan çekinmezdi, sahi Ateşin çekindiği ne vardı ki?

"Önümden çekil."

Sesi kanımı dondurmuştu, Azra'nın titrediğini anlamıştım. Azra ile ikisinin arasına geçtim, birbirlerine öldürecekmiş gibi bakıyorlardı. Ateş beni kendisine çekerek üstünde ki ceketi omuzlarıma bıraktı ve ben o an sadece südyen ile durduğumu fark etmiştim. Kan yanaklarıma hücum ederken Ateş bununla da yetinmemiş kucağına almıştı beni. Şaşkınca yüzüne bakarken o Azra'ya kötü bir bakış attıktan sonra ona sırtımızı dönmemizi sağladı.

"Azra ben iyiyim."

Bunu söyleme gereği duymuştum, Ateş'e baktım hemen sonra.

"Ne yaptığını sanıyorsun?"

Odasının kapısı açıktı, ayağının ucuyla kapıya vurduktan sonra benimle beraber içeriye girmişti. Doğruca yatağa yürüdüğünde itirazlarım ve konuşmalarım onu hareketinden vazgeçirmedi. Yatağa uzanıp beni de kollarının arasına aldığında nefesimi tutmuştum, çırpınmaktan vazgeçmiştim. Gücünün yanında hiç kalıyordum ve bu sadece daha çok yorulmama neden oluyordu. Derin bir nefes alarak ondan uzaklaşmaya çalışarak gözlerimi kapattım. Ellerinin belimde ki yeri aklıma kabusumu getirmişti.

Normalde insanlar kabusunda gördüğü şeylerden kaçarlardı, ben niye kabusumla uyuyordum?

🖤

Nasıl beğendiniz mi?

Kitabımı okurken keyif alıyor musunuz?

Sizi seviyorum...

Benimle kalın, Esirle kalın...

Bölüm sonu

1 yorum

  • Şu ateşin adinı görünce bile irrite oluyorum.Allahım yeter artık diye çığlık atasım var.Ateş bu sikko sikko haraketlerden tahmini ne zaman vazgecer ??Sadece merak??Ve bu kız bunun suratına niye hala tokadı basmadı??